5.7 C
Hamburg
Samstag, Mai 8, 2021
StartNewsAutorenAh şu ön yargılarımız olmasa …

Ah şu ön yargılarımız olmasa …

Uzmanları ön yargıyı, “bir kimseyle ya da şeyle ilgili olarak, belirli bir olaya, duruma ya da görmeye dayanan, önceden edinilmiş olumlu ya da olumsuz yargı, kanı anlamına gelir” biçiminde tanımlıyorlar (Türk Dil Kurumu). Bu benim değil koskoca Türk Dil Kurumu’nun açıklaması. Ne demek bu, ne anlama geliyor, nasıl anlamalıyız, bu konuyu ele almak, bu yazımla biraz değinmek istiyorum.

Bir kimseyle kısmı ile başlayayım: Bir insanı tanımadan hakkında olumlu veya olumsuz düşünmek hemen hepimizin yaptığı sıradan bir davranış biçimi değil midir? Kimse inkar etmesin bu hastalık hepimizde var. Kiminde çok, kimimizde az. Bence önemli olan bunun farkına varmak ve bu zararlı alışkanlıktan, insanı yanılgıya sürükleyen, hatalı davranmamıza yol açan bu tarzı fark eder etmez dozunu azaltmak, kısaca mümkün olduğu kadar bundan uzak durmak. Zira tersinde inat etmek insani ilişkilerimizi zedeler ve zarar verir, haksız kararlar almamıza yol açabilir. Hayat kalitemizi daraltıp küçültebilir.

Bir şeyle ilgili olarak, olay, durum, kanı bölümü de aslında farklı değil. Peşin hüküm vermek, önceden yargıda bulunmak burada kastedilen. Ee bunun adı haksızlık değil de nedir. O insanı tanımadan hakkında bir hüküm verip belli bir kalıba oturtmuşsunuz. Yanlış olduğunu bilmiyor veya kabullenmiyorsunuz. Bilmediğiniz bir olay, fikriniz olmayan bir konuda peşin hüküm veren verene, ne demeli böylesi insanlara, böylesi davranış biçimlerine?

Hadi ideolojik olarak kullanıldığı yerlerde az veya çok kabullenilebilir. Yani örnek verecek olursam siyasi bir partinin veya ideolojinin taraftarısınız. Ama gerçek anlamda ne demek olduğunu dahi bilmiyorsunuz. Aileniz, yakınlarınız, tanıdıklarınız hep o partiyi tutmuş. Ama günü gelir bilinciniz olgunlaşmış, olayları olguları farklı algılayıp yorumlamaya başlamışsınızdır. Birden gözünüzdeki perde kalkar ve aslında tuttuğunuz partinin o kadar da ahım şahım şeyleri savunmadığınızı görüverirsiniz.

Bu örnek başka konularda, olaylarda, gelişmelerde, konu ve insanlarda da böyledir. Tanımadığımız insanlar hakkındaki ön yargılı fikirlerimiz onlarla edilen küçük birkaç sohbetle nasıl da değişiverirler. Hem Almanları suçlarız bize karşı ön yargılılar diye. Sanki biz çok ön yargısız bir toplummuşuz gibi. Bizdeki Almanlara karşı beslenilen ön yargılara nedense kimse değinmek istemez.

Okumadan, sormadan, anlamadan, kavramadan ön yargılarından insan kurtulamaz. Bizim gibi geri kalmış toplumlarda birey kendisi araştırıp sormaz, sorgulamaz. Güdü mantığı ile hareket ederiz. O yüzden linç kültürü bizde hep diri ve canlıdır. Biri kuyuya bir taş atar, arkası gelir. Gelişmiş toplumların bireyleri sorar, eleştirir, inceler, konuyu farklı yönleriyle düşünür, değişik boyutlarından bakar.

Ön yargılar dostlukları yıkar, akraba ilişkilerini zedeler, dar ve küçük çevremizi daha da daraltıp küçültür. Özgür bireyler olmamızı engeller, kendi irademizle kararlar alma ve uygulama yönlerimizi zayıflatıp öldürür. Toplumsal ilişkilerimizde nice engelleri karşımıza çıkartır. Hem bireyin zamanla da o toplumun çürümesine, dışlanmasına, küçümsenip horlanmasına yol açar.

Ne kadar kendi kendimizi kesinlikle ön yargılarla hareket etmeyeceğimiz yönünde telkin edip, teselli edersek eminim o kadar da ön yargılardan uzak düşünmeye ve yaşamaya başlayacağız demektir. Büyüklerimiz ne güzel söylemişler, bu dünyada misafiriz, ona buna kalmayacak; hayatın zorluklarına ek olarak yeni zorluklar mı eklemek daha sağlıklı, yoksa onu rahat, çekilir ve daha güzel kılmak uğraşısı mı?

Esma Arslan / 30.03.2021

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular