9.9 C
Hamburg
Donnerstag, April 15, 2021
Start Home Dünya Tiyatro Günü'ne Bir Tutam Söz

Dünya Tiyatro Günü’ne Bir Tutam Söz

Her 27 Mart benim içn ne kadar önemlidir bilemezsiniz.Beni tiyatro sahnesine taşıyan eğitmenim Madalet Tibet’ti. Üzerimde emeği çoktur. Tiyatro tutkusunu içime düşüren dauyenim odur. Bana en güzel rolleri veren, diğer tiyatrolarla ve tiyatrocularla tanıştıran da odur, aramızdan ayrıldığında bana miras olarak tiyatro aşkını bırakan da odur. Madalet Tibet’ten sonra tiyatro benim için çok kıymetli bir mücevher gibidir tabii tiyatrocular da.. İşte o mirası korumak uğruna tiyatro yapmaya, yaptırmaya gayret ediyorum. Varını yoğunu tiyatroya yatırmış olan Madelet Tibet kadar olmasa da
bir ucundan tutmaya çabalamaktayım..

En özverili tiyatroculardandı Madelet Tİbet, kostümlerimizi bizzat diker, oyun sonu ücretlerimizin yanında mutlaka küçük hediyelerle tüm ekibi sevindirirdi. Evinde provaları yaptırır tüm ekibi yedirir içirir, prova saatlerine geç gelenleri hiç hoş karşılamaz, ikazını yapar, sevimlice gönülleri de alırdı. Oyun için gereken hiç bir fedakarlıktan kaçınmazdı. Çalışmaların yazı kışı, yağmuru karı yoktu, oyuna hazırlanılacaksa hiç bir şey engel olamazdı. Yoğun bel ağrılarına rağmen sahnedeki görevini hakkıyla yerine getirir hiç hayıflanmazdı. Ne devlet desteği ne sponsor marifeti, Madelet Tibet Tiyatrosu kendi becerisiyle tiyatro yapmaya gayret etti, yıllarca…

Saygıyla anıyor ve onu çok özlüyorum. Bana klasik müziği sevdiren, dans etmeyi, ezber yapmayı öğreten kıymetli tiyatro eğitmenim ruhun şad olsun.

Nice sahne insanı geldi geçti, hep iz bırakarak ve unutulmaz olduklarına inanıp unutularak yıldızlara karışıp kalplerde kaldılar. Zaman zaman kırıldılar ama seyircilerine hiç küsmediler, yeri geldi tiyatroyu bırakmaya karar verdiler ama hiç bırakamadılar, o kara bir sevdaydı, onlar sahne için yaratılmışlardı ve bu sahneden, o görkemli ışıklardan vazgeçmek ölümden beterdi. Onların şahsi ışıkları hala parlak, tiyatro sahneleri ise loş ışıklarıyla perdenin açılmasını bekliyor. Alkışlarla açılacak o perde, alkışlarla hep alkışlarla…

Tomris Oğuzalp Sahnede

O gün sahne tozunu ciğerlerime çektiğim ilk ve sonsuz gündür. Tıpkı geleneksel bayramlar, özel günler gibi, beni sahneye yetiştirmiş olan ya da sahneye emek veren tiyatro duayenlerini tek tek arar, sorar ellerinden, yanaklarından öperdim. 27 Mart ritüeli yapardım kendimce…

Tomris Oğuzalp ile ProMedya Stüdyoları 2002

O,son telefon konuşmalarımdan birini ise Tomris Oğuzalp’le yapmıştım. Onu aramama o kadar duygulanmıştı ki, hala ;- beni ne güzel bir günde aradın, diyen güzel sesi kulaklarımdadır. Devlet tiyatroları’nda müdürlük dahi yapmış olan güzide sanatçımızın oyun gücü, filmleri, dizileri, tiyatro sahnesindeki devliği tartışılmaz. Lakin yaşamının son döneminde yaşadıkları tartışılabilinir, gerçi tartışılsa da artık bir önemi yok. Bir daha bir Tomris Oğuzalp gelemez ki bu dünyaya… Onu yine bir 27 Mart’la anmak benim için sevgimin sadece minik bir parçası, derin sevgimle kendisini yad ediyorum. Var ol Tomi, seni gerçekten senin tiyatronun mihenk taşlarından olduğunu bilen bir dostun olarak saygıyla 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nü kutluyorum.

27 Mart’ta tüm İstanbul tiyatroları kapılarını izleyiciye bedava olarak açardı, çünkü tiyatro izleyenle var olur, yılda bir gün ücretsiz açılan perdeler, izleyicisine jesti ile diğer günlerden ayrıcalıklı bir gün olduğunu vurgulardı. Tiyatro büyük emek gerektirir, her türüne verilecek emek bir nevi zamanla yarıştır.

Sınava hazırlanılır gibi çalışılır, metin ezberlenir, okuma provaları, sahne provaları, kostüm seçimi, dekoru, terzisi, kuaförü, makyajı, efekti, müziği, ışığı, sahnesi, yönetmeni, asistanı, teknik ekibi derken kocaman bir topluluk sahnede ve sahne arkasındaki yerleriyle izleyicinin karşısına çıkar, alkış ile gönüller perçinlenir, yeni oyunlara eskisinden daha heyacanla çalışılır. Her bir oyun, doğurulan yeni bir bebek gibidir. Titizlikle doğuma hazırlanılır ve artık perdede, ak ve kara herneyse izleyici önünde sergilenir.

Tiyatro toplumun sesidir, kendisidir. Gelişim ve uyarı yoludur. Küçük bir köyden en modern şehirlere her yerin tiyatroya ihtiyacı vardır hem de her çağda. Kapanan sahneler, tiyatrolar, kıymeti bilinmeyen tiyatro insanları gibi sözleri aslında hiç dile getirmek istemiyorum bugün. Çünkü tiyatro madem ki çok önemli bütünüyle önemlidir. Toplumun aynası tiyatrodur ya, her şeyinin de kıymeti bilİnir, korunur, kollanır değil mi? Bu kıymeti vermek atla deve değildir, toplumun yetkilileri aciz değildir. Tiyatro emekçisini korumasından daha doğal ne olabilir ki değil mi? Hem dünya ülkelerin kültür güzelliği tiyatrolarıyla ölçülür ya, en çok tiyatronun bulunduğu ülke, en ileride olandır ya işte tiyatro hep vardır, var olacaktır ya bir gün değil her gün tiyatro önemlidir ya… Yine de meslek olarak zaman zaman dalga geçilir, içten içe de kıskanılır o sahnede herkes olmak ister ve illa da okul müsamerelerinde temsile çıkıp minik bir sahne tozu solunur ama hepsi o kadarla kalınır. Gelir getirmediği düşüncesiyle uzaklaşır izleyici olarak kalınır. Sahnede ise hep bir oyun, hep bir oyuncu ve sonsuz alkışlar hep olacaktır. Hem de her türlü engele, yasağa rağmen.. Çünkü tiyatro durmaz, beklemez sadece akar. Akışta görevi olan her türlü haliyle sahnede veya sahne ardında bulunur. Anneniz vefat etmiş olsa bile önce sahneye çıkar sonra cenazenize gidersiniz. Tiyatro disiplindir, özveridir. Bu yüzden de önemlidir. Seyirci izler, alacağını alır, eğlenir, güler ve perde kapanır…

Ardında koca bir hayat vardır. O perdeyi hep açık tutmaya çabalayanlara saygıyla…
Nice 27 Mart’lara hep tiyatroyla…

Sevgiyle kalınız,

Oya Pervin Pelit / 27.03.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular