5.9 C
Hamburg
Montag, April 19, 2021
Start Wirtschaft Branchen Günde 60 bin kişi Çelik Döner ürünleriyle doyuyor

Günde 60 bin kişi Çelik Döner ürünleriyle doyuyor

Çelik Döner şirketinin sahibi Ertan Çelik ile söyleşi

Hamburg’da döner üretiminde çalışan elemanlarına yönelik, resmi kurum ve meslek odalarıyla ortaklaşa, et işleme, hijyen gibi konuları içeren meslek eğitimi sunarak kalifiye kazandırmasından ötürü, “Hamburg’da Döner Üniversitesi kuruldu” gibi sıra dışı haber başlıklarıyla ismini dünyaya duyuran Çelik Döner şirketinin sahibi Ertan Çelik, “Sadece ekonomik büyümeyle değil, toplumsal sorunlara ve eğitime de duyarlı davranarak bugünlere geldik” diyor. Her meslekte olduğu gibi dönercilik mesleğinde de eğitimin önemli olduğunu söyleyen Ertan Çelik ile şirketin kuruluşu, döner üretimi, sektör çalışanları, eğitimin önemi ve gelecekteki hedefleri konularında ALMANYALILAR okurları için sohbet ettik.

Almanyalılar: Ertan Çelik kimdir? Kendinizden biraz bahseder misiniz?

Ertan Çelik: 10 Aralık 1980 yılında, çocuk yaşta Hamburg’daki ailemin yanına geldim. Liseyi bitirdikten sonra üniversitede ekonomi bilimleri okumak istiyordum ama ani bir şekilde ticarete atılınca hayalimi gerçekleştiremedim. Abim Schanze semtinde Bol Kepçe restoranı 1990’da devraldı ve ben de orada çalışmaya başladım. Hem iş hem de üniversite devam edeyim derken yıllar sonra geriye dönüp baktığımda hayallerimin ne kadar uzakta kaldığımı gördüm. O dönemlerde döner üretimi çok yoktu ve imbislerden çok talep vardı. Bu nedenle aynı semtte küçük bir döner imalathanesi açtık. Talep artınca da et halinde (Fleischgrossmarkt) daha büyük bir imalathane kurduk. 2012 yılında Schnackenburgeralle 28 adresindeki modern imalathanemize taşındık. Çalışmalarımız burada devam ederken yeni projeler üzerinde de çalışmalarımız sürüyor.

Yeni imalathanenizin özelliklerinden biraz bahseder misiniz?

8 bin 500 metrekarelik kullanım alanında 4 bin metrekare üretim alanımız var. Günde 60 bin kişi, ürettiğimiz dönerleri yiyor. 60’ın üstünde çalışanımız var ve bünyemizde meslek eğitimi de veriyoruz. İmalathanemiz yenilikçi, çevreci, sürdürülebilir, hijyenik ve teknolojinin üst düzeyde kullanıldığı bir üretim merkezi. Sağlıklı bir üretim yaparken çevremizi korumayı da dikkate alıyoruz.

Bir dönem, dönercilik meslek eğitimi sunduğunuz için toplumun ve basının ilgi odağı haline geldiniz. Nedir bu dönercilik meslek eğitimi?

Sektörde çalışanların çoğu diplomasız ve kalifiyesiz sizin de bildiğiniz gibi. Öte yandan gıda sektöründe çalışmak ve üretmek büyük bir sorumluluk. Günde 60 bin insan bizim ürettiğimiz döneri yiyor. Bu sorumluluğun bilinciyle çalışanlarımızı meslekleri ve sektör konusunda eğiterek sektöre kalite, çalışanlara kalifiye kazandırmak istedik. Hamburg Esnaf ve Zanaatkarlar Odası, Kasaplar Birliği ve kasaplık okuluyla başlattığımız proje büyük ilgi gördü. Özellikle dünya basını “Hamburg’da Döner Üniversitesi kuruldu” tarzı başlıklar atarak döneri dünya gündemine taşıdı. Başlık abartılı olsa da dönerin isminin duyulması ve sektörde eğitimin öneminin yeniden dile getirilmesi açısından güzel oldu. Sanırım dünya genelinde dönercilik meslek eğitimi veren ilk kurum biziz.

Konuşmalarınızda, açıklamalarınızda her iki cümlenizden biri “eğitim”. Eğitim sizce neden önemli?

Eğitim hem hayatın tüm safhalarında hem de her meslekte çok önemli. Hangi iş olursa olsun yaptığımız işi bilinçli yapmalıyız. Gıda sektöründe çalıştığımız için bizim işimizde eğitim ayrı bir önem taşıyor. Günde 60 bin insanın dönerimizle beslenmesi ayrı bir sorumluluk. Çalışanlarımızın hijyen konusunda bilinçli olması çok önemli mesela. Tüketicinin sağlığı söz konusu çünkü. Bu nedenle elemanlarımızı belirli aralıklarla eğitiyoruz. Pandemi sürecinde biraz aksamalar oldu ama devam edeceğiz. Bir insana ‘yapma’ demek yetmez. Niçin yapmaması gerektiğini öğretmek şart. Mesela neden hijyen kurallarına dikkat etmesi gerektiği, niçin ellerini yıkaması gerektiği, bunlara uyulmadığı zaman ne gibi risklerin oluştuğunu öğretmek daha kalıcı ve etkili olacaktır.

Göçmen kökenli bir işveren olarak karşına çıkan zorluklar neler?

Şahsi olarak büyük zorluklar yaşadığımı söyleyemem ama Avrupa’da yaşayan göçmen kökenliler olarak hepimizin az-çok yaşadığı zorluklar var tabii. Ben de bunları yaşadım. Bazı sorunları aşabilmek, çoğulcu toplumla eşit olabilmek, bu şansın sana verilmesi için bir yerlere gelmemiz gerekiyor. İşte o varmamız gereken yere çoğulcu toplumdan iki kat daha fazla çaba göstererek varabiliyoruz ancak. Bu da göçmenliğin getirdiği dezavantaj ama göçmenliğin avantajlarını da göz ardı etmemek gerekiyor. Çok kültürlülük, çok dillilik, daha geniş bakış açısı, farklı tecrübeler bize önemli avantajlar da kazandırıyor. Kurban olmayı seçmeyip avantajlarımızı değerlendirerek güzel şeyler başarabiliriz. Biz de sonuçta Almanya’ya ait olmayan ‘döner’ kültürünü değerlendirerek bugünlere geldik.

Başarınızın sırrı?

Öncelikle biz başarıyı büyüme, pazar payı veya kazançla ölçmüyoruz. Bizim için başarı, sosyal sorumluluk ve çok renkli toplumumuza katkı sağlayarak olumlu yönde değiştirme imkanına sahip olmaktır. Bu nedenle Çelik Döner olarak sadece ticarette değil, aynı zamanda kültür, eğitim, sosyal ve spor alanlarında da yer alıyor, destekler sunuyoruz. Ayrıca işletmeci olarak kültürel çok yönlülüğü şans olarak görmek bize çok şey kattı ve farklı kültürlerden oluşan ekibimizle gurur duyuyoruz. Başarı bence ne kazandığın değil ne kazandırdığınla ölçülmeli. Büyümek ve başarı tabii ki bizim için önemli ama toplumsal sorumluluk da aynı derecede önemli.

Gençlere tavsiyeleriniz var mı?

Biz işverenler genelde gençlere “çok başarılı olun”, “yükselin” mesajları veriyoruz ama en önemli şeyi, yani “Öncelikle kendinizle barışık olun, mutlu olacağınız işi yapın, pozitif olun” demeyi unutuyoruz. Tabii ki insanın ulaşmak istediği hedefleri ve bu hedefler için çabaları olmalı. Ama öncelikle insanı, doğayı, hayvanı seven, komşusuna duyarlı insan mutlu olur, bunu unutmayalım. Sırf zengin olmak için çaba gösteren gençler yerine duyarlı gençler yetiştirmek hedefimiz olsun. Bunu bazen kendimiz ve bazen de toplum için yapmalıyız. Kızıma, gençlerin bu yönünü keşfetmeme ve bu durumu değerlendirmeme vesile olduğu için ona teşekkür ediyorum.

Bir daha dünyaya gelseniz?

Bugünkü aklım olsaydı kesinlikle bu işe girmez, bu mesleği seçmezdim. İnsan sevdiği işi yaptığı zaman mutlu oluyor, genç kalıyor. Ticaretle, sermayeyle uğraşmanın sonu yok. O dünyada sonsuz bir rekabet var seni içine çeken. ‘Daha çok kazanayım’ derken hayatın diğer güzelliklerini kaçırıyorsun. Geriye kalan ise ‘ne kazandım?’ değil, ‘ne yaşadım?” sorusu.

Hayalinizdeki meslek neydi?

Gazetecilik gençlik yıllarımdan beri hayalimdeki meslek oldu. Bugün imkanım olsa bugün bile yapmak isterim. Toplumun duyulmayan sesi olmak, yaşanan sıkıntıları sağır topluma duyurmak, yeni olaylar duymak, yeni bilgiler edinmek çok özel bir duygu.

Korona aşısı yaptıracak mısınız?

Sıra bana gelirse yaptırırım. Her ne kadar aşı tartışmaları gündemden düşmese, iyisiyle kötüsüyle tartışılsa da ben iyi yönlerinin daha fazla olduğuna inanmak istiyorum. Bir an önce sağlıklı günlerimize dönebilmek sanırım ancak aşıyla mümkün olacak.

Pandemi döneminden etkilendiniz mi?

Evet ilk başta işlerimiz tamamen durdu, daha sonra da çalışma saatlerini azaltarak devam ettik. Sektörde genelde cirolar yüzde 30 ila 50 oranında düştü. Bizi de etkiledi ama bazı sektörler pandemi nedeniyle dibe vurdu. Devletin kısa çalışma ödeneği bizim gibi şirketler için iyi oldu, o sayede stabil kalabildik. Pandemiden en çok etkilenen kesim küçük işletmeler ve düşük maaşlarla çalışanlar oldu maalesef. Devlet ‘aman batmasın’ diye daha çok büyük şirketleri kurtarmaya çalışırken İş saatleri ve dolayısıyla maaşı düşen emekçileri unuttu.

Hamburg’da döner üretiminin ardından „Soulkebap” restoran ve imbis zinciriyle dikkatleri üzerinize çektiniz. Solulkebap projenizi kısaca anlatır mısınız?

‘Soul’ kelimesinin İngilizce karşılığı ‘ruh’. İyi döner üretebilirsin ama sunum da bir o kadar önemli. Biz de insanlar sadece döner yemesin, sunumu ruha da hitap etsin düşüncesiyle Soulkebap zincirini devreye soktuk. Dönerinden ekmeğine, salatasından sosuna ve sunumuna kadar hem göze hem mideye hitap edecek bir sistem kurduk. Şu an Barmbek, Lurup, Bergedorf, Feldstr ve Hauptbahnhof ZOB bölgelerinde şubelerimiz var. Mart ayının sonunda da Lattenkamp’taki şubemizi açmaya hazırlanıyoruz. Umarız pandemi bize imkân verir.

Gelecekle ilgili planlarınız var mı?

Evet pandemi yüzünden ötelemek zorunda kaldığımız 3 güzel projemiz var. Yukarıda belirttiğim gibi 8 bin 500 metrekarelik şirket arazimizin üzerindeki boş alanları değerlendirmek istiyoruz. Burada perakende satış yapan bir kasap açmak ve yine aynı arazi üzerinde “kendin pişir-kendin ye” konseptiyle bir restoranı hizmete sokmak. Bu Hamburg’da bir ilk olacak. İnsanlar kasaptan istedikleri eti seçecek ve restoranda masalarında bunları kendileri pişirebilecek. 50 kişilik bir pansiyon projemizin de dahil olduğu projelerimizi 2021 sonuna kadar tamamlamayı planlıyoruz.

Teşekkürler.

18.03.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular