5.9 C
Hamburg
Montag, April 19, 2021
Start Home Arabesk müziğin Müslüm Babası: Müslüm Gürses

Arabesk müziğin Müslüm Babası: Müslüm Gürses

Büyük acılarla dolu 60 yıllık yaşamına, 78 albüm ve 38 film sığdıran unutulmaz sanatçı, vefatının 8. yılında yad ediliyor

İSTANBUL (AA) – HİLAL UŞTUK – Yorumladığı, „Hangimiz Sevmedik“, „Senden Vazgeçmem“, „İtirazım Var“, „Tanrı İstemezse“ ve „Mutlu Ol Yeter“ adlı şarkıların da aralarında bulunduğu çok sayıda eseri unutulmazlar arasına giren, arabesk müziğin efsane isimlerinden, Müslüm Gürses’in vefatının ardından 8 yıl geçti.

Asıl adı Müslüm Akbaş olan sanatçı, 7 Mayıs 1953’te Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinin Fıstıközü köyünde, tarım işçileri Mehmet ve Emine Akbaş çiftinin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi.

Zeyno ve Ahmet adında iki kardeşi olan Gürses’in ailesi, ekonomik sıkıntılar nedeniyle kendisi 3 yaşındayken Adana’ya göç etti.

Müslüm Gürses, ilkokuldan sonra eğitime devam edemeyerek, bir süre ayakkabı tamircisi ve terzi olarak çalıştı.

Usta sanatçı, katıldığı bir televizyon programında, o günleri şu sözlerle anlatmıştı:

„Adana’ya geldik. Küçük bir evde oturuyorduk. O zaman Adana tabii ki çok sıcaktı. Herkes damda yatıyordu. Biz de tabii damda yatıyoruz, sıcak olması münasebetiyle. Kendimizce (şarkı) okuyorduk. Komşular, „Sesin güzel. Bir tane daha, bir tane daha oku.“ derdi. O sıralar, Mustafa diye bir kunduracı arkadaşımız vardı. Halk eğitim merkezine gidiyordu, bağlama çalıyordu. Halk eğitim merkezinin güzelliğinden bahsetti. ‚Ben de gidebilir miyim?‘ dedim. Gelebilirsin dedi. Gittim, orada gayet güzel, müzik adına, insanları eğitiyorlar. 4 ya da 5. sınıftaydım. Bir müddet gittik. Orada piştik. Neyin ne olduğunu gördük. Değerli hocalarımız vardı.“

Babasının engellemesine rağmen, annesinin desteğiyle 1967’de henüz 14 yaşındayken Adana’da bir çay bahçesinde düzenlenen ses yarışmasına katılan sanatçı, birinci olarak dikkati çekti.

Sanatçı, yarışmadan sonra „Gürses“ soyadını kullanırken, bir yandan da halk eğitim merkezinde müzik dersleri almaya başladı.

Kendisine yapılan teklifle kısa bir süre çay bahçesinde türkü söyleyen sanatçı, işlerin iyi gitmemesi sebebiyle terziliğe geri dönmek zorunda kaldı.

İlk plağını 1968’de çıkardı

Adana’daki bir gazinoda assolist olarak sahne alan Sadık Altınmeşe’nin rahatsızlanmasının ardından onun yerine sahneye çıkan sanatçı, büyük ilgi gördü ve mikrofonu bir daha elinden bırakmadı.

Müslüm Gürses, bir yandan Adana’da çeşitli mekanlarda konserler verirken, 1967’den itibaren her cumartesi TRT – Çukurova Radyosunda, canlı olarak türküler söyledi.

İlk plağı „Emmioğlu/Ovada Taşa Basma“ adlı 45’liği 1968’de çıkaran sanatçı, kariyer basamaklarında hızla yükselmeye başladı.

Sanatçı, 29 Mayıs 1969’da babası, annesini öldürünce büyük bir sarsıntı yaşadı. Bir iddiaya göre, aynı gün Gürses’in kız kardeşi Zeyno Akbaş’ı da öldüren babası, cezaevine girdi. Yaşadığı acı olayla ilgili hiçbir zaman konuşmak istemeyen ünlü sanatçı, annesinin vefatının ardından geldiği İstanbul’da, „Giyin Kuşan Selvi Boylum/Hayatımı Sen Mahvettin“ ve „Gitme Gel Gel/Haram Aşk“ adlı iki 45’lik plak doldurdu.

Gürses, bestesi kendisine ait „Sevda Yüklü Kervanlar“ adlı şarkısıyla geniş kitlelere ulaşmayı başarırken, „Sevda Yüklü Kervanlar/Vurma Güzel Vurma“ isimli 45’liği 300 bin basılarak dönemin rekorunu kırdı.

Askerliğini Mamak’ta yapan sanatçı, vatani görevini tamamladıktan sonra Burhan Bayar’ın bestelerine yer verdiği çok sayıda plağı hayranlarıyla buluşturdu.

1978’de trafik kazası geçirdi, öldü sanılarak morga konuldu

Müslüm Gürses, 1978’de Anadolu turnesi dolayısıyla bulunduğu Tarsus’tan Adana’ya dönerken trafik kazası geçirdi. Kaza sonrası, öldü sanılarak morga kaldırılan Gürses’in yaşadığı son anda fark edildi ve ameliyata alındı. Kazada, alnı ciddi biçimde zedelenen sanatçının başına, beynini koruyacak plaka takıldı. Kazadan dolayı koku alma duyusunu yitiren sanatçı, işitme duyusu da ciddi biçimde zarar gördüğü için yavaş konuşmaya başladı.

Usta sanatçı, 1990’lı yılların başında „Özür Diliyorum Senden“, „İsyankar“ ve „Ben İnsan Değil miyim?“ adlı albümleriyle müzik dünyasında ikinci büyük çıkışını yakaladı.

Müslüm Gürses, „Gönül Teknem“ adlı albümünün yanı sıra yazar Murathan Mungan’la ortak projesi „Aşk Tesadüfleri Sever“ adlı albümü 2006’da çıkararak müzikseverlerin beğenisine sundu.

David Bowie, Bjork, Bob Dylan ve Leonard Cohen’in de aralarında olduğu birçok yabancı müzisyenin bestelerine Mungan’ın yazdığı sözleri yorumlayan sanatçı, albümde Haris Alexiou şarkısını Sezen Aksu ile birlikte seslendirdi.

Unutulmaz isim, yaşamının son yıllarında bazı pop ve rock tarzındaki şarkıları da repertuvarına katarak, Bülent Ortaçgil’in „Sensiz Olmaz“, Nilüfer’in „Olmadı Yar“, Teoman’ın „Paramparça“, Tarkan’ın „İkimizin Yerine“, Şebnem Ferah’ın „Sigara“ ve Kenan Doğulu’nun „Tutamıyorum Zamanı“ adlı çalışmalarını da seslendirerek, 2009’da „Sandık“, 2010’da ise „Yalan Dünya“ albümlerine imza attı.

Yaşadığı acılarla sanatını yoğuran Gürses, şarkılarında, kendisini umutsuz, çaresiz hissedenlerin hislerine tercüman olmaya çalıştı.

Onlarca albüm ve plak yaptı

Gürses’in 1975-1978 yıllarında dört farklı „Müslüm Gürses“ adlı albümü yayımlanırken, 1976’da „Öldürdüğün Yetmedi mi“, 1979’da „Gazla Şoför“, „Bağrıyanık“, 1980’de „Umutsuz Hayat“, „Esrarlı Gözler“, 1981’de „Mutlu Ol Yeter“, 1982’de „Müzik Ziyafeti“, „Tanrı İstemezse“, 1983’te „Anlatamadım“, „Dertliler Meyhanesi“, 1984’te „Yaranamadım“, 1985’te „Güldür Yüzümü“, „Gitme“, 1986’da „Sevda Yolu“, „Yıkıla Yıkıla“, „Küskünüm“, „İlk Aşkım Son Sevgilim“, „Hayatımı Sen Mahvettin“, 1987’de „Farketmez“, „Talihsizler“, 1988’de „Aldatılanlar“, „Dertler İnsanı“, „Vefasız Alem“, „Maziden Bir Demet“, 1989’da „Arabeskin Devleri“, „Bir Fırtına Kopacak“, „Bir Kadeh Daha Ver“, „Mahsun Kul“, „Müslüm Gürses Konser albümü“, 1990’da „Meyhaneci / Kırık Sazım“, „Hüzünlü Günler“, „Arkadaş Kurbanıyım“, „Güle Güle Git“, 1991’de „Bir Bilebilsen / Zalim“, „Sen Nerdesin Ben Nerdeyim“, „Yüreğimden Vurdun Beni“, „Bir de Benden Dinleyin“, „Her Şey Yalan“, „Yaşamalısın“, 1992’de „Müslümce 92“, 1993’de „Ah Gülüm“, „Dağlarda Kar Olsaydım“, „Kralların Müzik Şöleni“, 1994’te „Senden Vazgeçmem“, „İnsaf – Kahire Resitali“, 1995’te „Benim Meselem“, „Bir Avuç Gözyaşı“, 1996’da „Topraktan Bedene“, „Şiirlerim Şarkılarım“, 1997’de „Sultanım“, „Usta – Ne Yazar“, „Nerelerdesin“, 1998’de „Müslüm Gürses Klasikleri“ albümleri yayımlandı.

„Arkadaşım“, „Garipler“ ve „Vay Canım“ albümleri 1999’da müzikseverlerle buluşan sanatçının ayrıca 2000’de „Biz Babadan Böyle Gördük“, „Zavallım“, 2001’de „Müslümce Türküler“, „Sadece“, „Yanlış Yaptım“, „Dünya Yalan“, 2002’de Açık Hava Konser albümleri- 1, 2, 3, „Müslüm Baba ile Yolculuk“, „Paramparça“, 2003’te „Yanarım“, „İkimizin Yerine“, 2004’te „Uyanma Zamanı“, 2005’te „Ayrılık Acı Bir Şey“, 2005’te „Bakma“, 2006’ta „Gönül Teknem“, „Aşk Tesadüfleri Sever“, 2009 „Sandık“, 2010’da „Yalan Dünya“, 2013’te „Veda – Ervah-ı Ezelde“, 2013 ve 2014’te „Baba Şarkılar 1-2“ basıldı.

Yeşilçam’da 38 filmde oynadı

Müslüm Gürses, arabesk furyasının yükseldiği dönemde Yeşilçam’a da adım attı. Çoğu şarkılı, türkülü olmak üzere 38 filmde rol alan Gürses, ilk kez 1979’da çekilen “İsyankar“ filmiyle kamera karşısına geçti.

Genellikle suça sürüklenen, alkolizmin batağına saplanmış gençlerin, acı dolu hayat hikayelerinin işlendiği filmlerde rol alan sanatçı, kariyerinin son döneminde de komedi filmlerinde yardımcı oyuncu olarak göründü.

Sanatçı, 1980’de „Bağrı Yanık“, „İtirazım Var“, „Hasret“, „Kul Sevdası „Zeytin Gözlüm“, 1981’de „Mutlu Ol Yeter“, 1983’te „Anlatamadım“, 1984’te „Ağlattı Kader“, „Bir Yıldız Doğuyor“, „Çare Sende Allah’ım“, „Garibanlar“, „Sev Yeter“, 1985’te „Güldür Yüzümü“, „İkizler“, „Kul Kuldan Beter“, „Yaranamadım“, 1986’da „Beleşçiler“, „Çığlık“, „Seher Vakti“, „Töre“, „Yıkıla Yıkıla“, „Kader Rüzgarı“, „Kısmetin En Güzeli“, „Küskünüm“, 1987’de „Oğlum“, „Talihsizler“, 1988’de „Yalnızlık Korkusu“, 1990’da „Dertler İnsanı“,“Dünya Boştur“, 2000’de „Sevmemeli“, 2002’de „Bir Akıllı Bir Deli“, „Muhabbet Kuşları“, „Ömerçip“, 2005’te „Balans ve Manevra“, 2006’da „Amerikalılar Karadeniz’de 2“, 2008’de „Esrarlı Gözler“, 2011’de „Şov Bizinıs“ filmlerinde oynadı.

Muhterem Nur, Müslüm Gürses’in en büyük destekçisi oldu

Sinema oyuncusu Muhterem Nur ile 1982’de Malatya turnesinde ilk kez karşılaşan ve „Sahneye ilk kim çıkacak“ kavgası eden sanatçı, bu olaydan sonra Nur’dan ayrılmadı.

Çocukluğunda hiçbir filmini kaçırmadığı ve büyük bir hayranlık duyduğu Muhterem Nur ile 1986’da hayatını birleştiren Gürses’in, “Esrarlı gözler“ isimli şarkısını Muhterem Nur için bestelediği söylendi. O dönem Türk sinemasında oldukça popüler bir konumda olan Nur, eşinin isteğiyle sanat yaşamını sonlandırırken, Gürses’in yaşamındaki en büyük destekçisi oldu.

Müslüm Gürses, eşiyle ilgili yaptığı bir açıklamada, „Her insana bel bağlamam ama Muhterem Hanım, bu dünyanın insanı değil. Ben bugün bir yerlere gelmişsem bunda yüzde 90 Muhterem Hanım’ın payı vardır.“ ifadelerini kullanırken, Muhterem Nur ise „Ondan önce yaşamıyordum. Mutlu olmayı, huzuru anladım. Eğer bir gün gözlerim görmez, ayaklarım tutmaz, kollarım da yukarıya kalkıp ona yardım etmezse, o zaman Müslüm’ü yalnız bırakırım.“ açıklamasında bulunmuştu.

44 yıllık kariyerinde 78 albüme imza attı

Yaklaşık 44 yıllık kariyerinin büyük bölümünde, hemen her yıl birkaç albüme imza atan ve toplam 78 albüm çıkaran Gürses, yaşamı boyunca „kenar mahalle“ ya da „varoş“ müziği yaptığı yönünde eleştirilere maruz kalsa da her türden müzisyenin ve müzikseverin saygısını kazanmayı başardı.

Arabesk müziğinin ünlü isimlerinden Orhan Gencebay, Gürses ile ilgili verdiği bir röportajda, „Müslüm Baba kendine has biriydi. Bu çalışmaya arabesk dediler. Aslında arabesk bilimsel olarak bir kategori değerlendirmesi değildir. Ama her şeye rağmen bir tanımdır. Müslüm Baba, arabesk diye adlandırılan bütünlüğün içerisinde kendine has icrasıyla fevkalade sevildi. Ben de kendisinin bu icrasını severdim.“ ifadelerini kullanmıştı.

Müslüm Gürses’in arkadaşı olan sanatçı Selami Şahin ise bir söyleşide şunları anlatmıştı:

„Unkapanı Plakçılar çarşısı o dönem tarlaydı. Daha inşa edilmemişti. O zaman plakçılık Sirkeci Doğu Bank İş Hanı’nın zemin katındaydı. Çocukluk yıllarımdan beri arkadaşımdır Müslüm Gürses. Gerçekten kalbi çocuk gibiydi. Kimseye bir yanlışı asla olmamıştır. Başka bir ruha sahiptir. Onunla espri yapar, oturur sohbet ederdik. Çok buluştuk. 25 yaşlarındaydık o zaman.“

Usta sanatçı, 15 Kasım 2012’de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra akciğer ve kalp yetmezliği nedeniyle yoğun bakıma kaldırıldı. Dört ay yoğun bakımda kalan sanatçıya solunum cihazı bağlandı. Müslüm Gürses, 3 Mart 2013’te, tedavi gördüğü İstanbul Memorial Hastanesinde hayatını kaybederek Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Mütevazı karakteriyle bilinen Gürses’in yaşamını beyaz perdeye aktaran „Müslüm“ filmi, sanatçının Şanlıurfa’daki çocukluğundan başlayıp Adana’da keşfedilmesine ve İstanbul’da yıldızlaşmasına kadar pek çok bilinmeyen yönünü 2018’de sinemaseverlere sunmuştu.

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular