2.8 C
Hamburg
Dienstag, März 9, 2021
Start Lifestyle Frauen Türkiye’de müzisyenler enstrümanlarını satıyor!

Türkiye’de müzisyenler enstrümanlarını satıyor!

„Özgür bir sanatçı olmak istiyorum“

Müzisyen Eda Toprak ile söyleşi

Almanyalılar – Hamburg’da doğup büyüyen ve Almanya’daki lise eğitiminin ardından üniversite eğitimi için gittiği Türkiye’de eğitiminin yanı sıra müzikle de yakından ilgilenen Eda Toprak (26), koronavirüs salgını döneminden etkilenen genç sanatçılar arasında. Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Uluslararası İlişkiler bölümünü Yüksek Onur Belgesi alarak tamamlayan ve eğitimini tamamladıktan sonra Türkiye’de kalarak hep mesleğini hem de sanatını bir arada sürdürmek isteyen Eda Toprak’a salgın geçit vermedi. Hamburg’a ailesinin yanına dönen genç sanatçıyla ALMANYALILAR okurları için sohbet ettik:

Almanyalılar: Seni tanıyabilir miyiz?

Eda Toprak: 1994 Hamburg doğumluyum. Liseden sonra üniversite eğitimim için Ankara’ya yerleştim ve 2019 yılında ÖDTÜ Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldum. Üniversite eğitimimin yanı sıra sanat ve müzik, hayatımın önemli bir parçası oldu hep.

Sanata, müziğe olan ilgin nasıl başladı? Bu alanda özel eğitim aldın mı?

Daha 5 yaşındayken Hamburg’da bir dans gösterisiyle sanatla tanıştım ve ardından koro, oyunculuk çalışmaları gibi faaliyetlerle devam ettim. Koroda hocalarım benim müziğe yatkınlığımı görüp müzikale başvurmam konusunda beni ikna ettiler. Böylelikle müzikal yolculuğum başladı ve tabii Hamburg’un bir müzikal şehri olması da benim şansım oldu diyebilirim. Birçok müzikalde başrol oynadım. Fakat sanat ve müzik hiçbir zaman eğitimimin önüne geçmedi. Yanı müzik için eğitimimi aksatmadım. Hamburg’da eğitimime devam ederken Müzikal Akademisi’nde iki yıl eğitim aldım.

Salgın öncesine kadar Ankara’da müzik camiasının başarılı genç sanatçıları arasında dikkat çekiyordun. Şu an müzik çalışmaları nasıl gidiyor?

Evet, mezuniyetimin ardından, 2019 yılının Ağustos ayında “Edda” ismini verdiğimiz bir müzik grubu kurduk Ankara’da. Grupla muhteşem bir uyum içinde çalıştık ve çok güzel bir sound yakaladık. Ağırlıkla Funk, Pop, Commercial ve Jazz tarzı müzikler yapıyoruz. Tabii bir de Türkçe şarkılar var. Fakat koronavirüs salgını, hepimizi olumsuz etkiledi.

Salgın Türkiye’de yaşayan ve sahne alan bir sanatçı olarak seni nasıl etkiledi?

Salgın sadece beni ve grubumu değil, tüm sanatçıları ve bu sektörde çalışanları olumsuz etkiledi. Müzisyeninden solistine, teknisyeninden mekanlarda garsonluk yapanlara kadar herkes bu olumsuzluklardan nasibini aldı. Türkiye’de birçok sanatçı mekanlarda sigortasız çalıştırılıyor ve salgında mekanlar kapatılıp sözleşmeler feshedilince hepsi çok zor durumda kaldılar. Bu nedenle enstrümanını satan müzisyenler oldu. Salgın öncesine kadar çok güzel bir otelde sahne alıyorduk. Ama salgında orası da kapatıldı ve sözleşmemiz iptal edildi. Ben de başta her şeye rağmen Ankara’da ayakta kalmaya çalıştım ama salgın süreci uzayınca Hamburg’a ailemin yanına dönmeye karar verdim. Benim yanlarına dönebileceğim bir ailem olduğu için çok şanslıyım ama birçok müzisyen arkadaşım ev kiralarını bile ödeyemeyecek durumdalar maalesef.

Bu süreçte devlet desteği almadınız mı hiç?

Salgın başlangıcında Ankara’da belediye sanatçılara 500’er TL maddi yardım yaptı. Bunun haricinde başka destek olmadı. Bir de sanatçı Haluk Levent’in kurduğu Ahbap Derneği üzerinden 200 TL’lik alışveriş çeki şeklinde bir yardım oldu. Fakat kira, elektrik-su gibi sabit giderleri olanlar için bu yeterli değil. Sürecin ne kadar devam edeceğini bilmiyoruz.

Müziğe devam ediyor musun?

Evet kısıtlı da olsa devam ediyorum ve müzikten kopmak da istemiyorum. Uzaktan projeler yaparak Hamburg’da müzik çalışmalarımı sürdürüyorum. Salgın başlangıcında “Müsaitseniz akşama sizdeyiz” başlıklı çalışmamızla internet camiasında haftada bir müzikseverlerle buluştuk. Sonra araya yaz tatili girdi ve salgın süreci uzayınca motivasyonumuz da düştü, sonra bir araya gelemedik. Şimdi kendi projemi oluşturdum ve evde, Ankara’daki müzisyen arkadaşlarımın kaydettiği şarkıları kendi tarzımda seslendirerek mixlemesini yapıyorum. Bu videoları kendi çapımda paylaşmak istiyorum. Müzikten kopmamak adına yaptığım bir çalışma bu.

Peki müziğe nasıl devam etmek istiyorsun?

Bu salgın süreci, sadece sanata ve müziğe bağlı kalarak yaşamanın ne kadar riskli olduğunu öğretti bana. Öncelikle bu nedenle ilk etapta eğitimini aldığım dalda bir iş bulup çalışmak istiyorum. Müziğe de içimden geldiği ve imkanların el verdiği gibi devam etmek istiyorum. Yani aslında özgür bir sanatçı olmak istediğimi söyleyebilirim. Zira geçimini müziğe bağladığın zaman bazen istemediğin tarzda şarkılar söylemek, mekan sahibinin istediği tarzı ön plana almak zorunda kalabiliyorsun. Tabii bu da sanatçının özgürlüğünü kısıtlıyor, motivasyonunu azaltıyor. Yani öncelikle okuduğum bölüme yönelmek zorundayım. Ayrıca Türkiye’de ne zaman deprem, şehit olayları gibi olumsuz şeyler yaşansa ilk etkilenen camia müzik camiası oluyor, önce onların sesi kısılıyor. Sanki müzik sadece eğlenceymiş gibi algılanıyor. Ama bizler sevincimizi de hüznümüzü de müzikle ifade eden bir toplumuz.

Salgından sonra yeniden Türkiye’ye dönmeyi düşünüyor musun?

Şu an bir belirsizlik içindeyim. Ne burada ne de Türkiye’de yaşadığımı söyleyebilirim. Ama evet, gönlümde mesleğimi de sanatımı da Türkiye’de sürdürmek var. Ama sadece Türkiye ile sınırlı kalmak istemiyorum tabii. Müzik konusunda ilerde kendi bestelerimi yapmak istiyorum ama bunun için daha çok emek vermem gerekiyor. Mesleğimi elime alıp geçimimi sağlayacak noktaya geldikten sonra da sanatta çizgimi bozmadan, öğrenerek ve emin adımlarla müzik çalışmalarımı özgürce sürdürmek istiyorum. Bu burada, Türkiye’de veya dünyanın herhangi bir yerinde olabilir. Ama öncelikle şu kötü günlerin bitmesini ve bir an önce o güzel, sağlıklı günlerimize dönebilmeyi ümit ediyorum.

Teşekkür ediyoruz.

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular