-0.5 C
Hamburg
Dienstag, März 2, 2021
Start News Autoren Süleyman Deveci: Kablolar

Süleyman Deveci: Kablolar

Hayatımızda ne kadar kablonun olduğunu hiç düşündünüz mü? Şimdi desem ki günlük hayatımızın her anında veya köşesinde onlarla birlikte yaşıyoruz belki de bana inanmayacaksınız. Ama gelin birlikte bir göz atalım: Lambasına enerji taşıyan kablodan başlamak en doğrusu. Karanlıksa uzanıp önce yaktığımız lambadan yani. Işıksız karanlıkta kalacağımız malum. Sabahtan başlarsak eğer duş aldık, saçlar kurulanacak, saç kurutma makinesinin kablosuzu daha icat edilmedi. Bir yudum kahve, var mı kablosuz kahve makinesi? Birkaç dilim tost iyi gider. Başka türlü kahvaltı etmek isteyenler buzdolabına yöneleceklerdir. Var mı buzdolabının kablosuzu? Henüz yok, bir gün insan evladı onu da bulacaktır kesin.

Çay içmek isteyenin sıcak suya ihtiyacı olacaktır. Su ısıtıcısının kablosunu görmezden gelemeyiz. Yok illa da semaver de olsun veya fırında, ocakta kaynasın diyenler de yine kablolu aletlerde suyunu kaynatır, çayını yapar, böreğini ısıtır, yiyeceğini hazırlar. Hazır mutfaktayken mikseri unutmamalı. Sonra şimdilerde hamuru yoğuran yok, onun da makinesi var. Lahmacun, ekmek, fritöz, mikrowelle, meyve sıkacağı, bulaşık makinesi, bazılarının çamaşır makinesi de orada olabilir; bunlardan hangisi kablosuz sorarım. Bu ev aletlerini pazarlarlarken bile sloganları, reklam söylemleri aynıdır, cinsiyetçidir: “Ev kadınlarının hayatını kolaylaştırmak için!”

Banyodaki diş fırçasının dahi elektrikli olanı var. İsteyen istediği kadar itiraz edebilir. Elle temizleyenin kaç bin defa daha hızlısı. Aküyle çalışsa bile bitince dolması için kablolu yuvasına yerleştirmek zorundasınız. Elektrikli traş makinesi yine aynı. Saç, sakal mı traş edeceksiniz? Onlar da yine aynı şekilde dolan aletler.

Duşta, banyoda elektrikli ev aleti her zaman tehlike arz eder. Ama kablosuz eşya yine azdır. Oturma odasında en azından bir radyo, televizyon, bilgisayar mutlaka vardır. Yine irili ufaklı lambalar, modem belki tarihe karıştı ama doldurmadan hangi cep telefonu uzun zaman çalışabilir? Yazıcının, tarayıcının, farenin, klavyenin bu sıralar kablosuz olmaları yanıltmasın. Saatler süren güçlü akülü etkileriyle tabletler, diz üstü bilgisayarlar da yanıltmasınlar. Bitince onlar da kablo sayesinde elektrikle doluyorlar. I-phonlar, i-padler, mobil telefonlar, fakslar, internet kablosuz tasavvur edilebilirler mi?

Nereye baksanız, elektrikle, elektronikle öyle veya böyle bir ilişkisi olan her şeyin kablosu mevcut.
Kablo olmadan haberleri nereye kadar izleyebilir veya takip edebilirsiniz. Gerek sesli sözlü medya olsun, gerekse basılı medya, gazeteler, dergiler bile matbaalarda kablolu aletlerin sayesinde gerçekleşmiyor mu? Aynı soru yeni medya için de geçerli. Eskisi veya yenisi olsun bu özgürlük alanı, sermeyenin kendince özgürce dolaştığı her yerde kablo olmazsa olmaz. Bilginin her türlüsüne ulaşım ancak onlar sayesinde günümüzde mümkün.

Sonunda ne yapıp edip kitaba bile bulaştırdılar kablo bağımlılığı illetini. Şaşıranın kendi suçu. Tam gün değil bir hafta aralıksız okusanız dahi aletin ışığı söndüğünde yine kablosunu takmak zorundasınız. En çok kablo kimde ise güçlü olan o mu? Okyanusların derinliklerinde hızlı bilgisayar ağının gerçekleştirildiği kabloların kaç bin ton olduğunu tam olarak bilen var mı? Onlarsız bugünkü sahip olduğumuz hızın gerçekleşemeyeceğini söylediklerin hepimiz sessiz sedasız kabul etmedik mi? İçinde zayıf veya güçlü, iyi veya kötü niyetle kullanılan, isteyerek veya zoraki kullanmak zorunda olduğumuz, kaldığımız kabloları bu saatten sonra çevre kirliliği adına günlük hayatımızdan çıkartmak mümkün değil. Ama kablosuz atalarımız nasıl yapardı, sormadan edemiyor insan.

Süleyman Deveci / 21.01.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular