7.1 C
Hamburg
Freitag, März 5, 2021
Start Wirtschaft Branchen Salgın İstanbul’un nostaljik dokusunu yok ediyor!

Salgın İstanbul’un nostaljik dokusunu yok ediyor!

İstiklal Caddesi’nin ara sokağından Zade Restoran sahibi Emine Uzelli ile söyleşi

Sevdiğiniz mekanlara salgında sahip çıkın!

ALMANYALILAR – Tüm dünyayı etkisi altına alan küresel yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgını, aynı zamanda evrensel çapta işletme sahiplerinin belini de büktü. Kısıtlamalar ve yasaklar eşliğinde varlıklarını sürdürmeye çalışan esnaf ve işletmeler adeta kan ağlıyor. Türkiye’nin en kalabalık, ekonomik, tarihi ve sosyo-kültürel açıdan önde gelen kenti İstanbul ise, 16 milyonluk nüfusuyla salgından en çok etkilenen kentlerin başında yer alıyor. İğne atsan düşmeyecek ünlü İstiklal Caddesi, kısıtlamalar nedeniyle hafta için sadece akşam 20.00’ye kadar hizmet verebilirken caddede hafta sonları turistlerin haricinde adeta in-cin top oynuyor. Bu durumdan en çok etkilenen sektörlerden biri ise gastronomi sektörü. Zira restoran ve kafelerde oturmak yasak olduğu için sadece gel-al ve evlere servis imkanlarıyla restoran sahipleri ayakta durmaya çalışıyor. 2003 yılından beri İstanbul’un kalbi İstiklal Caddesi’nin ara sokağında Zade Restoran adlı mekânın sahibi ve işletmecisi Emine Uzelli de salgının mağduru işletmecilerden. Kendisiyle ALMANYALILAR okuyucuları için salgın süreciyle ilgili sohbet ettik:

Almanyalılar: Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

Emine Uzelli: 21 yıldır gastronomi sektöründe hizmet veriyorum ve 2003 yılından beri de Çukurlu Çeşme sokağındaki kafe-restoranı işletiyorum. İstanbul’un en işlek caddesi olan İstiklal Caddesinin ara sokağında ve Taksim Meydanı’na çok yakın olduğumuz için farklı milletlerden müşterileri ağırlıyoruz ve buna göre de dünya mutfağından yemekler sunuyoruz konuklarımıza. Yerli ya da yabancı olsun, müşterilerimizin çoğuyla artık bir aile olduk sayılır. Yani gelmediklerinde merak edip nerede kaldılar diye arayacak kadar içli-dışlı olduk diyebilirim. Böylesine bir güzelliğin ardından şu anki durumumuzu siz az-çok tahmin edersiniz artık.

Korona yasakları ve kısıtlamaların gölgesinde çalışmalarınız nasıl gidiyor? Hayatınızdan memnun musunuz?

Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bizler de küçük işletmeler olarak çok zor günler geçiriyoruz. Restoranda misafir-müşteri ağırlayamadığımız için hafta içi her gün saat 10.00 ila 20.00 arası dışarıya servis ve gel-al hizmeti verebiliyoruz. İsteyen Yemek sepeti uygulamasından bizden sipariş verebiliyorlar. Bir de kapının önüne kurduğumuz stantta çay, kahve, içecek, pasta ve börek gibi ayaküstü yenebilecek ikramların hizmetini verebiliyoruz. Bu da gelirimizin yaklaşık üçte ikisinin azalması anlamına geliyor. Kira, personel gideri, faturalar gibi giderlerimiz sabit kaldı ama gelir bu kadar düşünce hayatımızdan memnun olduğumuzu söylemek biraz zor olur sanırım. Tüm esnaf bu durumda ve daha ne kadar dayanabileceğimizi bilmiyorum. Böyle giderse çoğu işletme kepenk indirmek zorunda kalacak. Zaten birçoğu iflas etti.

„Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi bizler de küçük işletmeler olarak çok zor günler geçiriyoruz. Restoranda misafir-müşteri ağırlayamadığımız için hafta içi her gün saat 10.00 ila 20.00 arası dışarıya servis ve gel-al hizmeti verebiliyoruz.“

Salgın döneminde yaşadığınız en büyük sıkıntı nedir?

Tabii ki öncelikle maddi sıkıntılar en büyük sorunumuz. Ödemeleri vaktinde yapamıyor, aldığımız kredileri ödeyemiyoruz. Personel giderleri ve kira keza. Fakat bu zor günlerimizde bazı daimi müşterilerimizin bize sahip çıkması, gel-al veya dışarıya servis hizmetimizden yararlanarak bizlere destek vermesi az da olsa rahat nefes almamızı sağladı. Onlara bu zor günlerimizde yanımızda oldukları için buradan çok teşekkür ediyorum. Özellikle küçük işletmelerin bu dönemde bu tür desteklere çok ihtiyacı var. Salgın bittiğinde sevdiğiniz mekanları bıraktığınız yerde bulmak istiyorsanız onların ayakta kalmalarına siparişlerinizle destek olabilirsiniz.

Devletten herhangi bir destek aldınız mı, alıyor musunuz?

Devletten şu ana kadar en ufak bir destek alamadık. Uzun zamandan beri İstanbul’daki işletmeler için ufak da olsa bir destek sözü verildi ama henüz biz göremedik. Devletin 3 aylık bir dönem için 2 bin 250 TL kira yardımı yapacağı söylendi ama ortada bir şey yok, bekliyoruz bakalım. Bu bölgedeki işletmelerin kiralarını göz önüne aldığımızda bu yardım bile bizim derdimize derman olmayacak ama hiç olmamasından iyidir dedik. Sonuçta mülk sahipleri kiralarını eksiksiz ve gününde istiyorlar.

Hafta içi saat 21.00-05.00 arası ve tüm hafta sonu sokağa çıkma yasakları var. Sizi nasıl etkiledi?

İşlerimizi aksatmasının dışında bir de psikolojik olarak da çok olumsuz etkileniyoruz tabii. Arkadaşlarımızı, aynı evde oturmadığımız ailelerimizi çok kısıtlı görebiliyoruz. Belirli saatlerde herkes evinde olmak zorunda zira. Ama sağlığımız öncelikli tabii. Eğer bu kısıtlamalarla salgını yenebileceksek, insanları koruyabileceksek hepimiz bu kurallara azami uymalıyız.

İğne atsan düşmeyecek ünlü İstiklal Caddesi, kısıtlamalar nedeniyle hafta için sadece akşam 20.00’ye kadar hizmet verebilirken caddede hafta sonları turistlerin haricinde adeta in-cin top oynuyor.

Sizce bu önlem ve kısıtlamalar salgınla başa çıkma konusunda etkili oluyor mu?

Bence Türkiye’de alınan önlemler şu an gayet iyi gidiyor ve herkesin bunu ciddiye alıp uygulaması sevindirici. İnsanlarımız bu konuda oldukça duyarlı. Cezaların caydırıcılığı olsa bile insanlar tehlikenin bilincinde ve bir an önce bu durumdan kurtulmak için dikkatli davranıyorlar.

Devletten ve belediyeden beklentileriniz, istekleriniz neler?

Devletten beklentim, işletmelere, esnafa bu zor günlerde sahip çıkmaları, onların sorunlarını görüp ‘yanınızdayız’ duygusunu vermeleriydi ama maalesef salgında küçük işletmeler olarak yalnız bırakıldık. Burada uzun yıllardan beri hizmet veren küçük işletmeler, Beyoğlu’nun eski dokusunu kaybetmemesi açısından çok önemli. İstiklal Caddesi ve Beyoğlu İstanbul’un kalbi. Buradaki küçük kafe, restoran, sanat atölyeleri ve butik oteller gibi buraya ayrı bir hava, ayrı bir nostaljik doku katan işletmeler yok olursa Beyoğlu en önemli özelliğini kaybeder. İnsanlar sadece her yerde olan büyük alışveriş merkezleri ve restoran-kafeterya zincirlerine mahkûm olursa eski İstanbul’dan geriye hiçbir şey kalmaz. Bunun için çok geç olmadan küçük işletmelere sahip çıkılmalı.

Bu zor günlerde güzel bir mesaj vermek ister misiniz?

Öncelikle salgının bir an önce bitip eski güzel günlerimize kavuşabilmeyi gönülden diliyorum. İnsanlardan ricam; kurallara ve yasaklara azami uymaları. Kendilerinin bağışıklık sistemi güçlü olabilir ama çevrelerindeki hasta, yaşlı veya bağışıklık sistemi zayıf insanlar için hijyen ve korunma önlemlerine dikkat etsinler lütfen. Bunun için şimdiden tüm duyarlı insanlara teşekkür ediyorum. Hepimize sağlıklı günler diliyorum.

Teşekkürler

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular