3.7 C
Hamburg
Samstag, Februar 27, 2021
Start News Autoren Süleyman Deveci: Aşk yazıları

Süleyman Deveci: Aşk yazıları

Aşk yazıları denilince akla nedense hemen öncelikle aşk mektupları gelir, sonra şiirler, sevgiliye yazılmış kişisel notlar. Aşkın yazarı olmak zordur. Yine de beğenelim beğenmeyelim ustası da çoktur bu yazıların, şarlatan soytarısı da. Yeni dönemde dini camiada hemen her kitabın adında aşk olması göze batar, çok sattıran ve iyi kazandıran bir pazarlama taktiği olsa gerek. Okuyunca ne yazarının dindarlığını ispatlayan, ne de okuyanı Tanrı’ya yaklaştıran. İlahi aşktır aslında burada anlatılmak istenen. Dürüst ve samimilere sevgi ve saygı ama bunu da kullananlara lanet diyerek devama çalışalım. Yazının bahsettiği iki kişi arasındaki malum aşka dair yazılanlar.

Aşk yazıları yazmak, hangi türden olursa olsun duygu dolu olmak zorundadır. Okuyunca insanı oradan oraya sürüklemeli, aşk acısıyla, sevgisiyle, neşesiyle, sevinç ya da hüznüyle uçurmalı veya kıvrandırmalıdır. Mem u Zin’i, Romeo ile Julliet’i veya Genç Warter’in Acıları’nı okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır. Bu üç yapıtın ortak yanları umutsuz aşkları, mutsuz sonları değil, aşk uğruna çektikleri acıları biz okurken hissedebilmemizdir bu yapıtları ölümsüz kılan. O yüzden yazılmaları zordurlar, her yazarın işi değildir dramalarla dolu sahneleri dayanıp döşenmek. Kendi kendine ne gelin güvey oluyorsun, hiç sıkıcı aşk romanı mı olur diye soranları duyar gibiyim. Demek ki yeteri kadar aşk romanı okumamış derim.

Aşk yazılarını yazabilmek için aşık olmak gerekir. Bu benim tezim. Aşıkken insan hislerini o boyutta daha derinlikli, bütün yönleriyle, değişik ruh halleriyle birebir verebilir. Bazıları ama dozajı tutturamayıp her şeyi, ama her şeyini anlatmaya kalkarlar Mario Levi gibi. Yetmezmiş gibi bir de okuyucuyla anlatının arasına girerek, şimdi şu olacak bu olacak derler. Bazı yazarlar ise aşık bile değilken aşkı anlatmaya yeltenir, dışarıdan gazel okumaya kalkarlar. Elbette çuvallamaları kaçınılmazdır. Anlatılarının kuruluğu, esneten satırlar, can sıkan cümleler okuyana hiçbir aşk bu denli kuru, bayat ve can sıkıcı olmaz dedirtir.

Unutmadan belirtmeliyim ben bir aşk romanı yazarı veya ustası değilim. Ama iyi bir okur olduğuma inanıyorum. Binden fazla yayınlanmış yayınlanmamış kitap değerlendirmelerimden yola çıkarak bu yorumları yazma hakkını kendimde görüyorum. Akıl vermek, ukalalık yapmak değil farklı bakış açıları, düşünme biçimleri sunmaya çalışmak. Aşk yazıları zor yazılardır dedik. Tek başına, iki kişilik yaşama bencil aşkların sonu, durağı yoktur. İki tarafta böylesi aşklarda birbirlerini kısa sürede yer bitirirler. O yüzdendir ki en güzel aşk yazıları, romanları içinde, arkasında, yakınında büyük toplumsal çalkantıların olduğu yazılardır. Nihayetinde insan siyasal hayvandır diye boşuna denilmemiş.

Zordur böylesi yazılar yazmak, yazabilmek, ayrı ve özel bir ustalık gerektirir. Ama yine de insanın ruhunun ne denli kompleks ve karmaşık, anlaması o kadar da kolay olmayan, kabul edilemeyecek ama onunla yaşamak zorunda olduğumuzu anlatan yazılardır bunlar. Her şeyi ama her şeyi yazabilenler bile konu aşk olunca o biçim çuvallayabilirler, inanmayanlar edebiyat tarihinin çöplüğüne bakabilirler. Nice örneklerle karşılaşacaklarını hemen söyleyebilirim. Popüler edebiyatın polisiye ile birlikte en çok okunanı ve kısa süre içerisinde unutulanıdırlar. Yüksek edebiyatta kalıplarını zorlayıp kalıcılaşabilmiş, en unutulmazlar listesine girebilen çok nadirdir.

Çok satar böylesi yazıların dolu olduğu kitaplar. Çok okunurlar dedim yukarıda. Ama balık hafızalı okur kısa bir süre sonra unutur okuduklarını. O yüzden yeniden tekrarlanırlar. Yeniden okunur, bir daha okunur, bir daha yazılırlar. Her aşık yazar tekerleği ilk defa kendisinin bulduğunu zanneder. En yazılmaması gereken, en özel olması gereken anlar olmasına rağmen en çok yazılır, teşhir edilir, her detayın, kişisel kayıtların böbürlene böbürlene aktarıldığı, yazıldığı yazılardır bunlar. Aşk bitince geriye bir şey kalmaz.

Süleyman Deveci / 15.01.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular