7.1 C
Hamburg
Freitag, März 5, 2021
Start Home "Yeşilçam'ın tonton karakteri: Nubar Terziyan"

„Yeşilçam’ın tonton karakteri: Nubar Terziyan“

Yeşilçam’da rol aldığı filmlerde canlandırdığı iyi kalpli karakterler ve gülümseyen yüzüyle hafızalara kazınan usta oyuncu Nubar Terziyan, vefatının üzerinden 27. yıl geçti. Asıl ismi Nubar Alyanakziya olan Ermeni asıllı sanatçı, 16 Mart 1909’da İstanbul’da dünyaya geldi. Aslen Kumkapılı olan Terziyan, hayatının büyük bir kısmını Büyükdere’de geçirdi. İlk ve orta öğretimini Kumkapı’da tamamlayan sanatçı, henüz 10 yaşındayken annesini kaybedince, babasıyla Bakırköy’e yerleşti.

Ardından Bakırköy Bezezyan Lisesi’nde eğitimine devam eden Terziyan, okuldayken gerçekleştirilen temsillerin aranılan ismi haline geldi. Terziyan, hayalini kurduğu Darülbedayi’ye çeşitli nedenlerle giremese de arkadaşlarıyla kurduğu Gençler Temaşa Heyeti’nde yarı amatör olarak oyunculuk kariyerine başladı. Usta oyuncu, kurucuları arasında yer aldığı Temaşa Heyeti’nin çalışmalarında, tiyatronun her alanında emek verdi. Oyunculuğun yanı sıra kimi zaman dekor ve kostümleri hazırladı kimi zaman da gişede bilet satışı yaptı.

Sanatçı, bir yandan tiyatro yaparken, babasının manifaturacı dükkanına da yardımcı oluyordu.20’li yaşlara geldiğinde sivil polis olmayı hayal eden usta sanatçı, çocukluğundan itibaren denize tutkuluydu ve yaz, kış demeden yüzmeye gidiyordu.

Beyaz perdeye Agop karakteriyle adım attı

Nubar Terziyan, ilk gençlik yıllarında „Hamlet“, „Otello“, „Samson Dalila“, „Çarşılı Artin Ağa“, „Suzan İmber“ ve „Namus İçin“ adlı oyunlarda rol aldı. Katerin Hanım ile 1936’da hayatını birleştiren sanatçının, 33 yıl süren evliliğinden Berç Alyanakziya adlı oğlu dünyaya geldi.

Oyunculuğu hayatının hiçbir döneminde geri plana atmayan sanatçı, 1948’de Atlas Film’den oyunculuk teklifi aldı ve Türk edebiyatının usta kalemlerinden Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın „Efsuncu Baba“ romanından uyarlanan aynı adlı filmde „Agop“ karakterini canlandırarak beyaz perdeyle tanıştı.

„Sütçü dede“, „tonton baba“ ve „vicdanlı doktor“ karakterleriyle de hatırlanan usta sanatçı, sinemaya adım attıktan sonra „Terziyan“ soyadını kullanmaya başladı. Bu değişikliğin sebeplerinden biri bazı kaynaklara göre, dönemin meşhur oyuncularından İhsan Alyanak ile karıştırılmamak içinse de diğer bir neden, oğlu Berç Alyanakziya’nın ifadesine göre, dönemin önemli yönetmenlerinden Arşavir Alyanak idi.

Hayatı boyunca Ermeni olduğunu saklamayan ve sinemada kendi ismini kullanan nadir Yeşilçam oyuncularından biri olan Terziyan, yaptığı bir açıklamada, „Ben bu topraklarda Türk bayrağı altında doğdum. Yine bu topraklar üzerinde öleceğim…“ ifadelerini kullanmıştı.

Yardımcı rollerin aranılan ismi olan sanatçı, „Rol ufak da olsa seyircinin gözünde büyütürüm ben.“ sözleriyle her rolün hakkını vereceğini dile getirmiş, „Doğduğum memlekette kendimi sizlere sevdirdim. Paradan ziyade sempatinizi kazandım.“ ifadeleriyle de mütevazi bir karaktere sahip olduğunu göstermişti.

Unutulmayan sanatçı Terziyan, oyunculuğa ilişkin verdiği bir söyleşide şunları dile getirmişti:

„Seyirciye kendimi sevdirmek için rolleri ben seçerdim. Zaten simam tatlıdır diye bana hep tatlı rolleri verirlerdi. Siz beni dışarıda görürseniz, ‚Bu adam hırsızlık yapar, birisine kötülük yapar.‘ diye düşünür müsünüz? 64 senedir çalışıyorum filmlerde. Herkes bana ‚iyi adam‘, ‚tatlı adam‘ diyor. Hiç kötüyü oynamadım, seyircimin beni filmlerde kötü adam olarak görmesini, öyle hatırlamasını istemedim.“

Ayhan Işık, Terziyan’a „baba“ diyordu

Birçok filmde birlikte rol aldığı Ayhan Işık ve Yılmaz Güney’i oğlu gibi seven sanatçıya, diğer birçok oyuncu gibi, Işık da „baba“ diye hitap ediyordu.

Usta oyuncu, bir röportajında, hayatı boyunca en sevdiği rolün, Önder Somer, Nedret Güvenç ve Yeşim Salkım’ın babası Dursun Salkım ile 1972’de rol aldığı „Denizden Gelen Kız“ filmindeki „balıkçı reisi“ karakteri olduğunu belirtmişti.

Sinemada geçirdiği 46 yılda, aralarında „Çalıkuşu“, „Ankara Ekspresi“, „Düşman Yolları Kesti“, „Kanun Namına“ ve „Bodrum Hakimi“nin de bulunduğu 500 kadar filmde rol alan sanatçı, oyunculuk eğitimi almamasına rağmen çoğu zaman rol aldığı filmlerde ve oyunlarda doğaçlama tekniğini kullandı.

Yeşilçam emektarı Terziyan, Agatha Christie’nin yazdığı „Doğu Ekspresinde Cinayet“ romanından 1974’te aynı adla sinemaya uyarlanan filmde de figüran olarak yer aldı.

En son Yavuz Turgul’un yönettiği, Şener Şen’in başrolde oynadığı 1990 yapımı „Aşk Filmlerinin Unutulmaz Yönetmeni“ filminde rol alan sanatçı, 1993’te düzenlenen 5. Ankara Film Festivali’nde „Emek Ödülü“ne değer görüldü.

Terziyan, öldükten sonra vefasızlığa uğrayan sanatçılara ilişkin bir yazısında şunları aktarmıştı:

„Aziz okuyucularım, mesleğimiz nankör meslektir. Hayattayken bizleri alkışlarsınız ama öldükten sonra bizleri unutup mezarımızın yanından geçerken bir dua, bir Fatiha okumazsınız. Bunları yazmaktaki maksadım şu, kabristana her gidişimde, bizden evvel orada yerleşen arkadaşların otlarla kaplanmış, kime ait olduğu belli olmayan mezarları görünce içim burkuluyor. Bugün gidiş sırası biz yaşlılarınsa, yarın öbür gün sıra hepimizin. Zira bu dünya fanidir.“

İstanbul’da 14 Ocak 1994’te 85 yaşındayen hayatını kaybeden sanatçının cenazesi Kumkapı’da bulunan Meryem Ana Kilisesi’nden kaldırılarak Balıklı Ermeni Mezarlığı’ndaki aile kabristanına defnedildi.

Anıları „Ne İdim, Ne Oldum“ adlı kitapta toplandı

Sanatçının oğlu Berç Alyanakziya, verdiği bir röportajda, babasıyla ilgili şunları kaydetmişti:

„O kısacık boyu ile büyük işler yapmayı ve herkesin yardımına koşmayı seven bir insandı. Yanakları kırmızıydı. Bazıları takılır yanaklarının kırmızı olduğuna inanmazdı. Kırmızı gözüksün diye boya sürüyor der, ıslak mendillerle yanaklarını boya sanıp silmeye uğraşırlardı. Bakarlar ki hakikaten çıkmıyor, ‚Yahu Nubar abi, senin yanakların gerçek al yanakmış‘ derlerdi. Babam da takılırdı ‚Ne sandınız ya, bu yanakları hanımlarda bile bulamazsınız‘ derdi. Babam insanlarla iç içe yaşamayı seven biriydi. Yürümeyi sevdiği için bizi de yürütürdü. Yürü de ayakların açılsın derdi. Otobüsleri çok severdi babam. ‚Neden arabaya değil de otobüse biniyorsun‘ dediğimde ‚Beni insanlar yüceltti, onlarsız olamam artık evlat‘ derdi.

Sinemaya geçiş dönemi de aslında tam bir tesadüf. Babam Şehzadebaşı’nda bulunan küçücük tuhafiye dükkanında çalışırdı. Karşısında yüzlerce filme imza atan dönemin ünlü görüntü yönetmeni Mike Rafaelyan’ı buldu. Rafaelyan babama bir filmde rol almasını teklif etti ve babamı yönetmen Aydın Arakon’la tanıştırdı. Arakon ‚Efsuncu Baba‘ isimli filmde babamın rol almasını istemiş. Babam böylelikle 1940’lı yılların ortalarında sinemaya adımını attı. Kim ne kadar inanır bilmem ama o kimsenin kalbini kırmak istemeyen, kardeşliğe dostluğa önem veren, seven ve sevilen biriydi. ‚Burada biriz evlat, niye birbirimizi sevmeyelim‘ diyen bir insandı benim babam.“

Usta oyuncunun, 1985’te Jamanak gazetesi için kaleme aldığı anılar, vefatının ardından İletişim Yayınları tarafından basılan „Ne İdim, Ne Oldum“ adlı kitapta bir araya getirildi.

Terziyan’ın rol aldığı filmlerden bazıları şöyle:

„Aşkım Günahımdır“, „Ayrılık Saati“, „Bekar Odası“, „Cici Gelin“, „Çifte Tabancalı Damat“, „Hırçın Kadın“, „Kara Duvaklı Gelin“, „Kardeş Kavgası“, „Kelepçeli Melek“, „Ölümsüz Kadın“, „Sefiller“, „Sinekli Bakkal“, „Yarın Çok Gec Olacak“, „Zehirli Çiçek“, „Babam Katil Değildi“, „Vur Emri“, „Efkarlıyım Abiler“, „Affet Sevgilim“, „Akşam Güneşi“, „Avare Kız“ ve „Ayrılık Şarkısı“

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular