6.1 C
Hamburg
Freitag, Januar 22, 2021
Start News Autoren Süleyman Deveci: Yaratıcılık nasıl geliştirilir?

Süleyman Deveci: Yaratıcılık nasıl geliştirilir?

Ruhun özgürlüğünü gerçekleştirdikçe demek bu konuda verilmiş en isabetli yanıt olacaktır. Otosansür anlayışıyla, aman ne olur ne olmaz diyerek etliye sütlüye karışmayayım mantığıyla hareket etmekle, veya tersine birilerine yaranmak amacıyla, birilerini incitmemek telaşıyla sürekli meşgul olanlar sadece ve sadece yaratıcı yanlarını kısıtlarlar, onun gelişmesine engel olurlar. Sistemle sürekli uzlaşan, hakim ve egemen, bir o kadar da yaygın anlayışta yana olanlar ve bununla hareket edenler dar düşünürler, kendilerini geliştiremezler ve bununla yaşarlar. Özgürlük bunların ruhuna egemen değildir; çıkarlar, küçük hesaplar, faydacılık artık yerleşmiş, oturmuştur bu zihinlerde. Onları kimseler oralardan, onlardan söküp alamaz, atamaz. Hiç yazar akıllı uslu olur mu? Onun görevi yazmaktır, sadece yazmak. Ama bundan illa da sürekli iktidara sataşmalıyım, sermayeyle savaşmak ana görevimdir gibi anlamlar çıkartılmasın. O iş öncelikle politikacıların vazifesidir yazarların değil.

Genel anlayış özgür temeller üzerinde atıldığında, günlük hayatta yaratıcı yanımızın gelişmesi ve büyümesinde, ilham alınan her kaynağın kendisini daha gösterip belirginleşmesinde birçok engelin ortadan kalktığını görürüz. Yaratıcı yanımız çocukluğumuzda edindiğimiz dahası her insanda var olan bir özellik. Küçük çocuklar gibi ölene kadar neden sorusunu sormayan veya soramayan, öğrenme yollarını kendi kendisine kapayan, bir halt bildiğini sanan insanların yaratıcı yanları zamanla törpülenir, körelir, tıkanır, hatta yok olur. Bu yanları yarı ölü olmasına rağmen kendilerine hâlâ yazar denilmesi ne başkalarını ne de kendisini rahatsız eder. Oysa gerçek yazarlar son nefesine kadar ellerinde kalem ve kitabı eksik etmezler.

Yaratıcı yazarlık derslerinde her kursa katılan kurs bitimi yazar olmaz. Yaratıcı da olmaz. Ama bazı teknikler öğrenebilir. Yazma ve düşünce üretme teknikleri. Elbette bunların sayısız faydasını görecektir, tabii yazma konusunda samimiyse, yazmayı seviyorsa. Çok seviyorsa tabii yol alması daha bir hızlı ve derin olacaktır. Yine de sanatçı yanınız zayıf ise eğer bunun da olumsuz yansımaları kaçınılmazdır. Aksi durumda ise fırtınalar estirebilirsiniz. Salt bir konuda uzmanlaşmak sizi, ancak konu aptalı yapar ama birden çok konuda uzmanlaşmak çok boyutlu düşünmenize eşsiz yardımcı olacaktır. Ama nihayetinde yazmanın, yaratıcı yazmanın öğrenileceği yer sadece konforlu baştan çıkartan masalar olmayacaktır. Aksine hayatın ta kendisidir öğretmenimiz.

Okumak yer yer, çekilmez işlerde çalışmak, ağır ve zor koşullar altında yaşamak, açlık, işkenceler, isyan, cezaevi, polisle problem, yer altında hayatını sürdürmek zorunda kalmak, gerekirse yasaları yer yer ihlal etmek, ezilenlerden yana olmak, düzenle uzlaşamamak, her daim direnenlerin saflarında yer almak, insanı okuyup anlamaya çalışmak, doğayı ve tanrıyı hem sorgulayıp hem de öğrenmeye çalışma, uykudan gerekirse özveride bulunup vazgeçerek yazmak, tartışmak, anlamaya çaba göstermek yaratıcılığın nasıl geliştirilebileceğine dair sayısız destek sunarlar. Bu benim uydurduğum havadan kapılmış bir manifesto değil hayatın ve yazarların doğal gerçeklerinden sadece birkaçıdır. İnanmayanlar yazarların hayatlarına bakabilirler.

Ön yargı, sabit fikir, kibir, küstahlık, saldırgan üslup, çok bilmişlik yaratıcılığın baş düşmanlarından bazılarıdırlar. Klasikleri elinden bırakanın yaratıcılığı tükenir. Güzel bir havayı, soğukta, karda, kışta, rüzgârda yakalayamayan yaratıcı değildir. İnsana yalan söyleyen, göz boyayan yaratıcı olamaz. Kendini aldatma sanatında usta olanlar başkalarını da kandırabileceklerini zannederler. Korkular, karanlıklar, umutsuzluklar; hayatın zorluklarıyla boğuşmayan, bunların varlığını korkusuzca yansıtamayan her şeyin üstesinden gelinebileceğine inanmayanlar yaratıcılıkta sürekliliği hiçbir zaman yakalayamaz.

Süleyman Deveci / 14.01.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular