7 C
Hamburg
Dienstag, Januar 19, 2021
Start News Autoren Süleyman Deveci: Esin kaynağı

Süleyman Deveci: Esin kaynağı

Esin kaynağı, bir edebiyatçının en sık karşılaştığı sorundur denilebilir. En ustalarının dahi sıkça öylesi sorunlarla haşır neşir olduğu, tıkandığı, kendisini tekrarladığı veya can sıkıcı anlatılara büründüğü gözlemlenir. Sıkça sorulur okur tarafından, bu işin erbapları da dahil olmak üzere. Bir edebiyatçının esin kaynağı sokağın ta kendisidir, çocukluğudur, düşleri, geleceğe dair hayalleri, özlem ve ihtiyaçları, fantazileri, şahit olup gözlemledikleri, gözünü açınca gördükleridir. İlham alınması veya gelmesi belki şairlerde çok daha farklıdır ama esin kaynağı tabiri bence anlatmak istediklerime denk düşen doğru bir ibare.

Sözcüklere bakarak, beyaz sayfalara bakarak bir şeyler yazabilene henüz rastlanılmadı. Yani yazabilmek için gerekli olan dinamikler insanın içindeki cevherle doğru orantılıdır gibi saçmalıklara kanmayın. Öbür türlü boş sayfalarda boşu boşuna bakarak zaman harcarsınız. Bazı yazarlar kafasında hazırlarlar her şeyi planlar, kurgularlar. Hatta kahramanları, olayları, mekanları hepsi hazır ve nazırdır. Esin kaynakları o kadar güçlüdür ki anlatıyı mükemmel ebatlarda süsleyebilecek haldedir. Geriye bir tek anlatmak yani yazıya aktarmak kalmıştır. Onu da bir oturuşta hallediverir. Günlerce, haftalarca, bence inanılmalı aylarca sadece yazabilen yazarlar böyle türdendirler.

Büyük bir aşkı yaşamamış, hicran yarasını tatmamış biri aşkı her boyutu ile anlatabilir mi? Açlık, yoksulluk, sefalet çekmemiş biri ezileni, horlananı anlatabilir mi? Yaratıcı yan eksikliklerle ortaya çıkar. Rahat ve refah toplumunun yazarı ile yoksul bir ülkenin yazarının yazdıklarını kıyaslayın. Malzeme ortak ve sadece insan dahi olsa aradaki nüans farklılıkları, konuyu ele alış ve yansıtma biçimleri, yaratılan figürler arasında benzerlik ve değişiklikler nasıl da göze batar. İnsan bohem bir hayat sürerken hayattan algıladıklaır farklıdır, geçim derdinden kıvranırken daha bir farklı.

Yine bu konuda da yani esin kaynağının kökenlerinin saptama konusunda da, belirli kalıplara oturtup bu iş mutlaka böyle olur demek güzel olurdu. Yazıda yoğunlaştıkça, yazmada belirli bir hız ve tempo yakalandığında yazılacak ne kadar çok şeyin var olduğunu göreceksinizdir. Yaza yaza ne hayat, ne insan, ne de yazar ve okur tükenir. Genel hatlarıyla ama bire bir hayatın kendisidir bir yazar için esin kaynağı denilebilir . Rüyalarıdır, alış verişte gördükleridir, işiye gücüyle uğraşanlardır, arkadaşları, akrabaları, çocuklarıdır. Gidilen bir konser, bir toplantı, sanatsal, siyasal bir etkinliktir esin kaynağı. Nereye hangi istikamete bakılsa nice malzeme görmek mümkün. Elbette bakayı bilmek şart.

Bir bebeğin gülüşü, sevimli bir kedinin veya köpeğin sakarlıkları, yaşlı birinin yaptığı şaka, bir başkasına yardım eden birinin suratında görünen memnuniyet ifadesi, güzel kokan bir çiçeğin renklerine denk gelmek, yağan kar lapaları, kaliteli bir sinema filmi, güzel bir roman, içimizde kıpırtılara neden olan bir gazete haberi, sevinçli bir olay, mis gibi kokan hamur mayası, bizi daldığımız rüyadan uyandıran bir arabadan gelen müzik veya klakson sesi, güzel bir kadınnın bize gülümsemesi, tuttuğumuz takımın yine maçı kazanması, sevdiklerimizden aldığımız sevindirici bir haber ve daha nice eş benzer ani değişiklikler, hesapta kitapta olmayan gelişmeler, sıra dışı karşılaştığımız irili ufaklı benzer olaylar.

Yazarlar başka yazarlardan, gazetecilerden, kültür ve sanat insanlarından da etkilenebilirler. Kısaca antenleri ne kadar duyarlıysa, önyargılardan bir yazar ne kadar uzaksa, kapıları ne kadar açıksa o kadar çok konu, anlatılacak o kadar fazla hikaye yakalaması mümkündür. Tabii yazar var tek bir konuda koca dünyayı anlatabilen, yazar var bin bir konuyla değil dünyanın yarısını neredeyse hemen hiçbir şey anlatamayan. Esin kaynağı mı asıl sorun, tek bir konuda hepsini, her şeyi anlatabilmek mi, ayrı yazıların konusu.

Süleyman Deveci / 10.01.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular