1 C
Hamburg
Donnerstag, Januar 28, 2021
Start News Autoren Süleyman Deveci: Yazıda yoğunlaşma

Süleyman Deveci: Yazıda yoğunlaşma

Kimi yazıda yoğunlaşmayı daha çok yazmak olarak algılarken, bazıları anlaşılmaz cümleler yığınını ortaya çıkartmak diye yorumlar. Yazıda yoğunlaşmayı yazarın kendisinin değilde, sayfalara karaladıkları satırların yaptığını, yapması gerektiğine inananlar da var. Neyi var neyi yok ortaya koyup besbelli içindeki her şeyi ortaya koyarak, dökerek anlatan da yoğunlaştığını iddia edebilir. Böyleleri kendi kendilerini yazabildiklerine inandırmış bile olabilirler. Ama ne demek doğru ve mantıklı anlamda yazıda yoğunlaşmak, yazarken yoğunlaşmak? Bir yazar için bu ne anlam ifade eder, nasıl anlaşılması gerekir?

Yine her yazarın kendi doğruları ve haklı mantığı varsayımdan yola çıkarsak eğer farklı yanıtlara hazır olmak şaşırtmamalı. Şahsen ben buna bu hayatı, bu boyutu, bu dünyayı terk etmek diyorum. Ne demek bu, nasıl olacak, ne anlama gelir? Yazı boyunca yapılan yolculukta bambaşka bir aleme dalmak demektir. Bunu onlarca insanla cezaevinde yatarken yapandan tutalım, kalabalık ev halkı arasında yapan bile mevcut. Kimi özellikle çoğu batılı yazarın yaptığı gibi ormanlık, sessiz sakin bir alana, eve çekilenden tutalım, özellikle yazarlar için hazırlanmış yazarlar evinde, otelinde olmadan, kalmadan yazamayana kadar yelpaze büyük. Yazarın yazm alışkanlığı da yazarlar kadar çeşitli, biri diğerinden farklı. Ama hepsi gerçekten de yazaıda mı yoğunlaşıyorlar, yazarken mi yoğunlaşıyorlar iyi bakılmalı. Nereye olacak sahibinin satırlarına. Cümleleri, satırları, ifadeleri okuyabilene sahipleri hakkında çok şey söylerler.

Her yazar her yerde ve her şart altında yazar, yazabilir diye bir şey yok. Kendisini verebileceği uygun atmosfer arar. Bazı yazarlar yazmadan kafasında hazırlamıştır yazacaklarını. Sadece oturup yazmak kalmıştır geriye. Bazıları yazarken yazar, her yazılan cümle yeni bir cümleyi doğurur. Cümleler paragrafları, onlar sayfaları yaratır. Kısa mesajlarla kitap yazıp şöhreti ve nice ödülü yakalamışlar da mevcut. Kimi güneşsiz yazamaz, kimi kar ve soğuk olmadan, alkolsüz kalemi eline almayanlar var, oturarak yazandan yatakta yazanana dahi rastlamak mümkün. O kadar çok ve çeşitliler demek yetmeli.

Sözcüklerin sihirli dünyasına kendini vermek aslolan ve bu başlı başına sanıldığından da zor bir sanat. Onlara yani sözcüklerin kendisine inanmadan, onlara güvenmeden, onlarla dost olmadan bir şeyler anlatabileceğini sananlar saf yazarlardır. Kendine hayran yazarlardır. İyi bir yazar kendine değil sözcüklerin sihirine inanır. Onun yarattığı rüyalar aleminin, fantezi dünyasının uç bucak tanımadığını, sınırsız özgürlüğü yaratmayıp zaten var olan o diyara yazarı davet ettiğini görmek gerekir. O yolculuğa çıkabildiği sürece yazar yazıda yoğunlaşıyor demektir. O seyahatten ama taş gibi unutulmaz bir başyapıt mı çıkar, abuk subuk seçmelerden saçmalar mı çıkar o da yazarın alt yapısıyla, kültürel donanımıyla, edebiyat çapıyla doğru orantılıdır. Bir kitapta da sarhoş olup başdönmesine yakalanabilir yazarlar, bin eser yazmışken dahi pek bir şey yapmadığına inanacak kadar ürettikleri üzerinde durmayabilir.

Yazıda yoğunlaşma kısaca demem o ki ne lafla, ne de gevezelikle değil, aksine ortaya ürün çıkartmayla, sürekliliği garanti altına alınmış, devamlı bir üretkenlikle ancak kendisini gerçekleştirebilir. Çalışmak bu anlamda olağan bir uğraşıdır. Günde 10-20 sayfa yazmadan, yazamadan yazıda yoğunlaşmanın adından dahi bahsedilemez. O dünyada ne aranıyorsa bulmak mümkün, yazmadan oraya gitmek olanaksız. Bu da öyle ne kadar kolay ve basit görünse de ulaşılması pek o kadar kolay olmayan alışkanlıklar, sonu gelmek bilmez ritüellere bulaşmak demektir, nice özveride bulunmak, kendine, belki ailene ve sevdiklerine envai kısıtlamalarda bulunmak, onlara verilmesi gereken zamanı çalıp sözcüklere hediye etmek demektir.

Süleyman Deveci / 09.01.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular