5.9 C
Hamburg
Mittwoch, Januar 20, 2021
Start News Autoren Süleyman Deveci: Anlatma yordamı

Süleyman Deveci: Anlatma yordamı

Yazarlar dünyasında her türden anlatıcıya rastlamak mümkün. Yazdığını kendisinin dahi anlayamadığı derecede zor, karmaşık, ağır metne edebiyat diyeninden tutalım da, ilkokul çağındaki çocukların bile anlayabileceği durulukta, oldukça sade ve popülist dil kullananına. Ortayı, dengeyi tutturmak zamana, akımlara, trendlere göre değişiyor. Bu konuda ona buna ayar vermek, mutlak doğrular çizip aha bu standarttır demek çuvallamanın diğer adıdır. Edebiyat dünyasında mantık aramak ayrı bir sorun. Okur belirler doğruları, anlatının benimsenip benimsenmemesi, anlık şan ve şöhreti yakalayabilmesini veya zamanın çok çok ötesine sarkabilmesini. O ne idüğü belirsiz sözde duayenler değil. Edebiyat tam da bu anlamda ve bu yüzden en özgür, zengin ve demokratik platformdur. Daha ötesini bulabileceğini zannedenler, ikinci bir palformu bulursanız bana da söyleyin.

Akımların güncelliği, modaya kapılmak, bunun yanı sıra üslubu diğer bir yana bırakacak olursak salt kurgularından, olağanüstü zengin fantezi dünyasından yararlananlar olduğu kadar, bire bir hayattan alma, kişisel deneyimleri aktarma, otobiyografisinden yararlanma yine bir o kadar meşhur. Anlatının ortasına kendisini koyanlar artıyor. İkinci tekil şahısla anlatmak daha bir cazibeli hale geliyor. Anlatıda yenilikçiliğe nice aykırı örnek, kalıpları zorlayan yapıtlar, alışılmamış başarıları göstermek mümkün. Buna kaynağın derinliği mi dersiniz, eşsiz yaşam tercibesi mi, sözcüklere hayal çektirebilmeyi öğrenmiş olmak mı, ne ad verirseniz verin. Hepsinde göze batan ortak nokta başlı başına kendine has bir özgünlüğün ve yenilikçiliğin göze batması.

Çağa göre edebiyat anlayışı, bununla beraber bir anlatından beklenilenler arttıkça artıyor, değişiyor, farklı şekillere bürünebiliyor. Hep değişmeyen, bir anlatıyı, bir yapıtı ilginç, çekici, yaşanılır ve okunulur kılan kıstas değişmiyor. Nedir o, insan. İnsana ait olanlar, onu yansıtanlar, onun dramı, trajedisi, aşkı, ölümü, mutluluğu. Anlatının merkezinde bu olmak zorunda. Hayvan da olabilir, insan kadar çekici bir hale bürünür, büründürülebilirse. Demek ki empati kurmadan bu iş imkansız. Empati kurmaktan daha kolay ne var diyenlerin anlını karışlayabilirsiniz. Zira dünyanın en zor işidir bu. O kadar kolay olsaydı yeryüzünde savaşlar ve düşmanlıklar olmaz, insan insana kıymazdı.

Anlatma yordamında kime hitap edildiği, kimlerin okur hedef kitlesi olarak seçildiği önemlidir. Dini bir yapıtı anlatırken kalıp buna oturmak zorunda, siyasi bir kavga romanı yazarken fantastik edebiyata yönelmek işleri zorlaştırabilir. Biyografi yazıyorsak sadece övmek, yergiden uzaklaşmak dalkavukluk anlamına gelir. Hangi disiplinde eser veriliyorsa o türün sıradan kurallarına en başta uyulmak zorunda. Yine yetmez yeni, o güne kadar yazılıp söylenmiş şeylerin dışında, ötesinde, üstünde bir şeyler söylemek, söyleyebilmek gerekir. Öbür türlüsü kendini dahası mevcut olanı tekrarlamak dışında başka bir anlam taşımaz. Bu da cansıkıcıdır, zaten bilinenin tekrarını okumayı, üzerinde durmayı kimseler istemez.

Duru ve sade bir dil, lafı dolaştırmadan anlatmak, karmaşık cümlelerden uzak durmak her zaman genel geçer bir tercihtir. Bizim gibi az okunup az anlaşılan memleketlerde batının yaygın tarzı olan zor ve ağır metinlerle edebiyatın sevdirilebileceğini sanmak saçmalıktan başka bir şey değildir. Gerçi edebiyatçıya bu türden görevler yüklemek ne kadar doğrudur yine tartışılır. Ama yazarın okur üzerindeki sihirli etkisi göz önünde bulundurulursa bunun da mümkün olduğu ortada.

Anlatma yordamı her yazara göre farklılıklara bürünmek zorunda. Ama anlatı kalıbının değişmeyeceğini, şablonu oynatamayacağımızı, onunla oynayamayacağımızı görmek zorundayız. Bu anlatma olayını yani anlatılmak istenileni yazarken anlatıya uyarlamalıyız, anlatıyı yazıya uyarlamak daha da zor olacaktır. Bu arada gerçek olan ile kurgu olanın altının çizilmesi kadar yeri geldiğinde birbirinden ayırlamaması da ayrı yetenek gerektirir. İyi bir yazarın iyi bir anlatıcı olduğunu unutmamak gerekir. Ama yazarı anlatı değil asıl yazının kendisi, sözcüklere olan hakimiyeti onu usta yapar.

Süleyman Deveci / 08.01.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular