1.3 C
Hamburg
Montag, Januar 25, 2021
Start News Autoren Süleyman Deveci: Görmek, görebilmek için yazmak

Süleyman Deveci: Görmek, görebilmek için yazmak

Yazmayı bir mikroskop gibi gibi kullanmak, kalın mercekler sayesinde görülmeyeni, zor görüleni yakalamak başlı başına bir muhabbet. Zor, çetin ve çetrefilli diyerek umutları başlarken kırmak da yanlış. Başlıkta adı geçen meşgaleyi, bu ifadeleri salt soyut kavramlara, içi boş ve cılız birkaç sözcüğe indirgemeye çalışmak nafile. Okur burada söz konusu olamaz, yazarın kendisidir görmek isteyen, anlamaya, kavramaya çalışan. Okur ancak yazarın gördüklerini, anlattığını, göstermek istediği kadarını görebilir. Yazarak görmek de ne demek, görebilmek için yazmak demek de ne demek, diyenlere yazıyı bir de gözlük yaparak, öyle kullanarak bakın demek gerek. Nasıl olacak bu, ne demek, ne anlama gelir bunlar?

Yazmak bir anlamda derin tehlikelere, tetkiklere bulaşmak demek. Özellikle bizim gibi geri kalmış veya az gelişmiş ülkelerde bunun sayısız örneğine denk gelmek mümkün. Gerek siyasal tarih, gerekse de edebiyat tarihi bu konuda nice örneklerle dolu. Edebiyatçısını, gazetecisini katleden bir devlet geleneğinin varlığı biliniyor. Ama konu bu değil görmek, görebilmek için yazmak. Analitik ve sistematik düşünme, yoğun irdeleme, parçalara ayırma, neden-sonuç ilişkisini saptama başlı başına yazıda yetkinleşmeyi gerektirir. Kendisinin, yazarın dahi anlamadığı zor metinler değil burada kastedilen, iyi edebiyatla bunun zaten zerre kadar da ilgisi yok, yazarı aydınlatan, yazarken gözlerini açtıran, kafasında bir lambanın yanmasına, karanlık içindeki bir takım köşelerin aydınlanmasına yol açan yöntem kastedilen.

Görmek için, anlamak, yakalamak için her şeyden önce dogmatiklikten uzak olmak şart. Her türlü yeniliğe açık olmak, kendi düşüncemizin en doğrusu, tek doğru olmadığını bilmek, görmek mutlaka benimsenmeli ve uygulanmalı. Yazmak, yazarak aydınlanmaktan bahsediyoruz. Kısaca görmeden önce görebilmek için hazırlıklı olunmalı, korkular, kalıplaşmış şablon düşünceler, çekinceler, tedirginlikler bir yana bırakılmalı, görmeyi istemek ana ilkelerden biri olmalı. Her türlü önyargıları kendimizden uzaklaştırmak gerekir. Bunların o kadar kolay ve basit şeylermiş gibi anlaşılması büyük yanılgı olacaktır. Başlı başına bence bir sanat bunları anlamak, kavramak, bunlara uygun yaşayabilmek. Zira çoğu insanın doğasıyla bire bir çelişmesinden başka bir şey değil bunlar. Ya da içinde doğup büyüdüğümüz ortamın bize verdiği mirasın doğal yansımaları. Hepsini birden terk ve reddetmek hiçte sanıldığı kadar kolay ve basit değil.

İnsanın içine, kendi dünyasına yapacağı yolculukta görüp şahit olduklarını yazması, yazarak anlatması, bunları yazıp anlatırken ufkunu açması, ihya olması güzel bir şans değil ayrıca bir uygulama, yöntem ve belki de mutluluğun kapısını açabilecek önemli bir anahtar. Ulaşılabilecek hedef zirve olmadan da, kendiliğinden de yazıda samimiyeti ve derinleşmeyi ana ilkeler haline getirerek de görmek gerçekleştirilebilir. Salt görmek için yazanlar da var, görebilmeyi yakalayabilmek için. Böylelikle yazmanın, yazarken görmeye çalışmanın bir biçimiyle kendisine has kuralları olan bir yaşam tarzı olduğundan bahsetmek mümkün. Kim kendisini bu tarza uzak veya yakın hisseder herkesin kendi özgür iradesi ile seçebileceği gönüllü girilen bir yol bu.

Kesintisiz ve korkusuz yazan, ahkam keserek değil aksine sürekli öğrenmeyi, anlamak istemeyi ana eksenine, yazının ortasına yerleştirenler, çalışmalarının asıl temelini oluşturanların daha az zorlanacakları ortada. Zira böylelerinin yazıya olan saygıları, uğraşılarını ciddiye almaları, kılı kırk yararak sözcüklerini seçmeleri, arayıp bulma uğraşıları satırlarında da kendisini gösterir. Bu anlamda gerçek anlamda görmek yazarın en mutlu anlarından biridir, kimselerin görmediğini anladığında yakalanılan mutluluk tanımlanamaz. Bunu adeta hayatın gizemlerinden birini kendimizin keşfetmesi, bulması gibi karmaşık hisler ve sevinçler veridiğini söylemek mümkün. Ama bir süre sonra sadece kendisinin gördüğünü sandığı şeyi kendisinden öncekilerin de gördüğünü anladığında geri başa döner. İşte yazarlık tam da budur. Sisifus’u çağrıştıran bir uğraşı işte.

Süleyman Deveci / 07.01.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular