4.8 C
Hamburg
Dienstag, Januar 19, 2021
Start News Autoren Süleyman Deveci: Edebiyat ne demek?

Süleyman Deveci: Edebiyat ne demek?

Sıkça sorulan bu soruya her ilerleyen yaş evresinde aynı yanıtları verebilmek oldukça zor. Yaş ilerledikçe, hayatı anladıkça, Hanya’yı Kandiye’yi gördükçe, kavradıkça durum gittikçe farklılaşıyor. Sanıyorum bu sorunun yanıtını koşulların farklılığı belirliyor. Rahat, huzur ve mutluluk içinde yüzen bir yazar için bu sorunun yanıtı; insanları eğlendirmek, keyifli satırlarla özel yeteneklerini sergilemek, kendisinin dahi anlayamayacağı satırlarla olağanüstü bir yazar olmaya çalışmak olabilir. Ama açlık sınırlarında yaşayan, günde üç öğün yiyemeyen yazarlar için edebiyat ekmektir işte, aştır, sudur, tatlıdır. Hayatın parçası, varsa belki tek güzelliğidir. Düşünme biçimimizi, bakış açımızı, olayları ve olguları anlayıp yorumlamızı içinde bulunduğumu koşullar ve çevre baskın bir şekilde belirliyor. Çemberin dışına çıkabilmek o kadar kolay değil.

Çevresine ve ihtiyacı olana umut vermeli, yaymalıdır edebiyat. Aç birine bir gün doyabileceğini söylemek yetmez ikna edebilmektir, mahpustakine dışarıdaki özgürlüğü gösterebilmektir, ezik ve yenik insana zaferin çok yakın, başarının kapıda olduğunu inandırıcı şekilde anlatabilmektir. Hastaya ilaç, yaraya merhem, zalime karşı duruş, mazluma yandaşlık etmektir. Edebiyat hayatı güzelleştirmektir, ayakta durmaktır, direnmektir, mücadele etmektir. Yeri gelince susmak, yeri gelince haykırmaktır. Bilgelik, alçakgönüllülük, belden aşağı vurmamak demektir. Kutsal anlatılar zincirinin ki bu evrenseldir, sıradan bir halkası olmak demektir. Onu tek bir kalıba sokmak istemek nafile bir yanıt ve çabadır. İnsan hayatı kadar renkli ve karmaşıktır, tek boyutluluğa uzak ve yabancıdır.

Edebiyat kuru bir siyaset yapmak demek değildir, hurafelerle dopdolu saçma saman bir inanç veya din de değildir. Küfür, aşk, ölüm de. Bir bütün olarak hayatın tam kendisidir. Zıtların birliği, dün ile geleceğin bileşimi, günün aynasıdır edebiyat. Ruhu parçalara ayrılmış binbir halinin sergilenmesi, anlatılması, anlaşılmaya çalışmasıdır. Hayatın gizemlerle dolu sırlarını kavrama çabasıdır. Hiçbir şey bilmediğimizin, doğanın o denli karmaşık, insanın o denli zengin yanlarının olduğunun ispatıdır. Onu düz bir çizgiymiş gibi anlayanlar, yorumlayanlar ve anlatanlar kendi kısırlıklarını dışa vurmaya çalışan, nafile çabalar içerisinde bocalarlar. Zira ona herhangi bir elbiseyi, bilenen bilinmeyen bir gömleği giydirmek imkansızdır.

Ayrılıkların acısını dindirendir edebiyat, aşıkların sancılarına merhemdir, yetim ve öksüzlerin ana-babasıdır, ezilenlerin sesi, yoksulların nefesidir. Öğrencinin umududur, işsizin yarını, ötekinin ta kendisidir. Konuşmayanın dilidir, konuşulmayanın, tabunun bir numaralı düşmanıdır. An gelir sevinç veren bir balon, karın doyuran bir simit, güzellikler saçan bir bebeğin gülüşü, tatsız tuzsuz bir yemeğin karabiberi, hüzünlü ve kahırlı bir anın rakı kadehidir. Tek bir boyutla onu anlatmaya çabalamak çuvallamanın diğer adıdır. Şahsi görüşüm onu anlatabilmek için her şeyden önce onu anlamak, bilmek, kavramış olmak önemli. İnsan bilmediği bir şeyi nasıl anlatsın. Mümkün mü bu? Bu anlamda edebiyat anlatırken dahi öğrenme, anlama döngüsü içerisinde ha bire döne dolana semaha durmuş gibi öğrenmek, anlamak, kavramak ateşiyle yanmak demektir.

Edebiyat ne demek sorusuna her yazar durduğu yerden farklı yanıtlar verecektir. Yine her yazar hayatının farklı evrelerinde aynı soruya yine farklı yanıtlar verecektir. Bu yanıtlara bakarak onların gelişim seyirleri hakkında da aşağı yukarı bilgi sahibi olabiliriz. Yazarın koşulları değişse de doğası, mayası aynıdır. Hangi sınıftan, renkden, din, dil ve ırktan olması fark etmez, o bir yazar olarak, bir tek gerçeğe karşı sorumludur. Konuşulmayanı, anlatılmayanı, gerçeğe sadık kalarak anlatmak zorundadır. Edebiyat yaptığını zanneden istediği kadar tarihle oynamaya kalkışsın onun kendi yasaları vardır, yanlışı, ihaneti affetmez.

Süleyman Deveci / 03.01.2021

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular