3.9 C
Hamburg
Samstag, Januar 23, 2021
Start News Autoren Esma Arslan: Salgın ve biz insanlar

Esma Arslan: Salgın ve biz insanlar

Koronadan çok koronaya yakalanmaktan korkmak artık tıbbi bir hastalık oldu ve literatüre girdi. Hastalık hastası derler ya onun gibi. Adam veya kadın henüz korona değil ama koronaya yakalanma korkusu yüzünden o kadar çığırından çıkıp kendisinden geçmiş ki, saldırganlıktan tutun, her türlü itici davranış, tepki, sıradan olmayan asosyal hareketi utanıp sıkılmadan sergileyebiliyor. İnsanı ürperten yanı her geçen gün böylesi tiplemelerin daha da çoğalıp göze batar biçimde arttıkça artmaları.

Kimi içinde bulunduğumuz durumu 3. Dünya Savaşı olarak adlandırıyor, kimileri de o istikamete doğru çılgınca ve kollektif bir şekilde koşuşturduğumuzu. Somut verilere göre önümüzde ki dönemde büyük gıda sorunu yaşayacakmışız. Şimdi bunu duyan okuyan yarı çılgın haldeki hastalık hastaları yerinde rahatça oturabilir mi? Almanya’da savaşı yaşamış, görüp geçirmiş, aç kalmış, yoksulluk çekmiş kuşak salgınla başka türlü başederken bunların çocukları veya torunları yani tamamıyla refah içereisinde doğmuş ve yetişmiş, rahatına düşkün kesim, tam bir felaket tellallığı yapan kesim. Her şeyden şikayet edenler de bunlar. Toplumun hemen her katmanında benzerlerine rastlamak mümkün. Bizimkilerde en yaygın hastalık ise ya hala maskesiz sokağa çıkmak, ya da ağız ve burunu değil de çeneyi koruyup kollamak. Hastalık damlacıkla bulaşmıyor da başka yerden geliyormuş gibi hala anlamamakta inat ediyorlar.

Haftanın iki veya üç günü mağazalar mı kapalı? Sanki kapıda kıyamet günü, o biçim bir alışveriş çılgınlığı, ipini koparanın kendisini sokağa vurduğu bir kargaşada ve istenmeyen sahnelere şahit olmak zorunda kalmak artık acı veriyor, alışmak da bu duruma o kadar kolay değil. Böylesi sahnelere gözleri kapatmak da artık imkansız, zira her yerde, her köşede, hemen her dükkanda karşınıza bir veya birkaçı yırtık dondan çıkar gibi çıkıveriyor.

Aşı bulundu derdimiz bitti diye maganda takılanlar ancak gelecek yılın sonunda sıranın kendilerine geleceğini acaba bilmiyorlar, o yüzden mi böyle tedbirsiz davranıyorlar diye kendime sormadan edemiyorum. Kabalaşıp saldırganlaştıkça yoksa korkularıyla daha mı iyi başediyor, daha da saldırganlaşıp üste çıktıkça hastalık bana bir şey yapamaz mı takılmak istiyorlar. Böylelerinin akciğerlerine hava gitse ne olur, gitmese ne?

İnsanlar evlerine kapandı kaldı. Almanya Almanya olalı değil, dünya dünya olalı yakın zaman böyle bir yıl yaşamadı. İşi abartıp çılgınlığa vurmak, ne kadar içimizde birikmiş pislik varsa utanıp sıkılmadan dışa mı vurmak en doğrusu, yoksa her zaman her yerde ve herkesin başına gelebilir diyerek bu olağanüstü günleri anlamaya çalışıp en verimli şekilde yeni koşullara ayak uydurmak mı? Kıyamet günü değil içinde bulunduğumuz günler. Daha da kötüye gidebilir evet. Ama insan bu saatten sonra tekerleği veya ateşi yeniden icat edecek değil. Ne mutlu insanlığa ki daha yılı bitmeden bu illetin aşısını bile buldular. Bu kendini bırakmışlık neden?

Elbette hepimiz bilim insanı değiliz, akademisyen, çok geniş görüşlü falan filan ama artık sosyal medya çağında yaşıyoruz. İnsan bu konuda hiç bir şey bilmese bile hergün normal cep telefonuna gelen haberlerle bile o biçim bilinçlenip bu küresel salgın ile ilgili yüzeyselden, kabacadan öte yığınla bilgi alıp depolayabilir. Salgın biz insanları can evinden vurdu,maalesef kimi isteyerek davet gönderdi, yeteri kadar ciddiye almadı. Kimileri de kurunun yanında yaş gider misali trajik biçimde aramızdan ayrıldılar. Hastalıktan hayatını yitirenlere ben de üzülüyorum. O kadar can alıcı ve tehlikeli olmasına rağmen, bunun bilinmesine rağmen her türlü tedbiri elden bırakıp ortalıkta caka satmak, mikroplaşıp salgının daha çok insana bulaşması için çabalamak bilmiyorum kimin ne işine yarar. Bu saptamaları sadece erkeklerde değil maalesef kadınlarda da gözlemledim. Genel zihniyet benden sonrası tufan, milletin ne hali varsa görsün, bana ne yönünde. Yoksa biz insanlar her zaman böyleydik de küresel salgın mı bizi bize bir kez daha gösterip gerçek yüzümüzü hatırlattı?

Esma Arslan / 29.12.2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular