1.3 C
Hamburg
Samstag, Januar 16, 2021
Start Home Oya Pervin Pelit: DEĞERSİZLEŞTİRMEK Mİ? MERAKLANDIRMAK MI?

Oya Pervin Pelit: DEĞERSİZLEŞTİRMEK Mİ? MERAKLANDIRMAK MI?

Bir filme doğrudan “kötü film“, “seyretmeye dayanamadım, sonunu getiremeden kapattım“, “oyunculara da yazık olmuş“ , “yönetmen ne yapmış böyle“ demekle bilirkişiliğe soyunanları anlamaya çalışıyor ama hiç anlayamıyorum. Beğeni görecelidir, izleyen ister beğenir ister beğenmez lakin hep bir ağızdan, aynı sözler tekrarlanıyorsa, bunda bir iş vardır, ya filmin önünü kesmek isteyen bir topluluk var demektir ya da reklamın iyisi kötüsü olmaz mantığı ile merak uyandırıp, daha çok izlenmesini sağlamak adına özellikle yapılıyor demektir. Her iki şekilde de filmin değersizleştirilmesi söz konusu olur. Gişe bazında tehlikedir, izlenme oranını illa etkiler.

Son günlerde Netflix platformunda belli bir topluluğa hitaben, sinemadan önce görücüye çıkmış olan 9 Kere Leyla adlı filmden söz ediyorum. Filmi sonuna kadar izleyemeyenlerin aksine ben, bu filmi bayılarak izledim. Hatta izlemeye doyamadım, bir kez daha izledim.
Bence 9 Kere Leyla, ince ve yüksek zekanın ürünü, kıvrak bir dili, karakterlerin içini dışını açıkça iletebilen bir yönetmenlik ve üstün performanslı oyuncu kadrosu ve tam olarak modern Ezop (Ezel Akay)’dan gerçek bir masalı, film olarak izlemek bana keyif verdi. İzleyenlerin de haksızlık etmeyip mutlaka izlemesini özellikle öneririm.

Kaldı ki, nice hatalı, absürd, saçma, yapımların ısıtılıp ısıtılıp önünüze komedi diye sunulduğu onca filmin arasından , 9 Kere Leylayı ötekileştirmek büyük haksızlık olur. “Sezar’ın hakkı Sezar’a“ .. Kurgu dinamiği ve çekimin ustalığı da filmi izlemek için ayrı bir neden. Roller cuk diye yerine oturmuş, oyuncular rollerinin hakkını vermiş, daha ne istenir. Sinemaya girmeden Netfilx’e satılmış olması bazılarının karnını ağrıtmış olabilir.. İşte buna dikkat! Bütünen karalama sözlerinin ardında olan gerçek bence budur. Yani fısıltı timi iş başına geçmiş ve gerçek izleyen görüşüymüş gibi filmi değersizleştirmek için “kötü film“, “seyretmeye dayanamadım, sonun getiremeden kapattım“ gibi söylemlerde bulunan bu timin tuzağına düşmeyin, sinemaya çıkınca sinemada ya da Netflix üyesiyseniz Netflixs’te lütfen izleyin. Benim gibi sizler de keyif alacaksınız, eminim.

Filme verilen emek konusuna hiç değinmedim, kaliteden asla ödün verilmemiş olan filme verilen emeğin büyüklüğü ilk sahneden son sahneye kadar göz önüne serilmiş halde, bunu anlamayana sözüm yok.
Zaten tüm filmler bir emek ürünüdür, kiminin bütçesi kısıtlıdır, yine de harikalar yaratabilir.
Bir tek ilmeğini dahi atmadığınız, tuğlasını koymadığınız, setinin kahrını çekmediğiniz bir ürün, için kötü film demek bir had aşmasından başka bir şey değildir. Bir biletle tüm filmi satın almış olmazsınız ki ben bu filmi beğenmedim, geri verin bilet paramı diyemezsiniz. Hoş ben diyemezsiniz desem de bunu yapmış olan ve gücünü de ünlülüklerinden şımaran izleyiciler de yok değil hani… Bu da bir çeşit kültür farkı. Belki de benim anlamadığım bir çeşit hak aramaca ama hoyratca ve acıtıcı.
Sözüm, 9 Kere Leyla‚ya gelince gerçekten, her anlamda iyi film. Tatlı bir vodvil, onu izlerken düşünecek, kahkahalarınıza ince esprilerle karışırken, içinize yolculuk etmeye can atacaksınız.

Umarım, korona kısıtlamalarının ardından Almanya’da da sinema salonlarında 9 Kere Leyla‚yı izleyebiliriz. İzleyeni çok, gişesi bol olsun. Yerli Ezop yani Ezel Akay bize yeni masallar aktarmaya devam etsin.

Sevgi ve saygılarımla,

Oya Pervin Pelit

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular