4.2 C
Hamburg
Freitag, Januar 22, 2021
Start Home 29. Kalite Kongresi

29. Kalite Kongresi

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Genel Müdürü Ece Börü, salgının alışılagelmiş kriz yönetim modellerini devre dışı bıraktığını belirterek, „Ezberlerin bozulduğu ve geçmiş deneyimlerimize bakarak çözüm üretemediğimiz bir dönemdeyiz. Salgın özellikle bazı sektörleri ekonomik anlamda çok fazla zora sokarken, şirket liderlerini de önemli bir sınavla karşı karşıya getirdi.“ şeklinde konuştu.

Börü, Türkiye Kalite Derneği (KalDer) tarafından bu yıl online olarak düzenlenen 29. Kalite Kongresi’nin ikinci gününde „Pandemi ve kriz zamanlarında sorumlu liderlik“ başlıklı panelde bir konuşma yaptı.

Kriz dönemlerinin hızlı ve yıkıcı bir değişimi beraberinde getirdiğine işaret eden Börü, „Pandemi de çok hızlı bir değişim ve dönüşüm sürecine neden oldu. Ezberlerin bozulduğu ve geçmiş deneyimlerimize bakarak çözüm üretemediğimiz bir dönemdeyiz. Salgın özellikle bazı sektörleri ekonomik anlamda çok fazla zora sokarken, şirket liderlerini de önemli bir sınavla karşı karşıya getirdi.“ ifadelerini kullandı.

Bankacılık sektöründe, salgın krizinin içindeyken hem bankaların hem de şirketler ve bireysel müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamanın oldukça zorlaştığını belirten Börü, şunları söyledi:

„Bu sınav, tüm liderler için 2 aşamalı bir test olarak gerçekleşti. Krizin ilk aşamasında öne çıkan liderlik vasfı, bir yandan hızla gelen değişim dalgasına akut döneme aynı hızla reaksiyon gösterebilmekti. Hızlı ve pratik çözüm üretebilmek yani çeviklik. Diğer yandan krizi ancak birlikte hareket ederek aşabileceğimiz ekip arkadaşlarımızla ve tüm paydaşlarımızla faaliyetlerimizi sürdürebilirken güven ortamı tesis edebilmek. İnsan odaklılık ve empati olarak da bunu ifade edebiliriz. Çeviklik gittikçe daha çok gündeme gelen bir kavram. Önceleri teknik ekiplerde veya proje yönetimlerinde kullanırken bu artık bir yönetim yaklaşımı oldu. Kriz bizi bu noktaya getirirken bunun gerekliliğini de göstermiş oldu. Çünkü 21. yüzyılda hayat çok hızlı ilerlerken krizler de aynı hıza paralel geliyor. Geleneksel hiyerarşik yaklaşımlar ve çözüm yöntemleri yetersiz kalıyor.“

Çevik yaklaşım içerisinde krizle etkili mücadele edilebildiğini aktaran Börü, „Bu yaklaşım, krizi fırsata çevirme avantajını da sağlıyor. İnsan odaklılık da bu dönemde çalışanların sağlığı tehdit altında olduğu için moral ve motivasyonu ayakta tutabilmek içi önemli. Güven ortamını tesis edebilen, çalışma ortamlarını yeni düzene adapte edebilen ve iş gücünü korumaya yönelik çözümleri hızla devreye alabilen liderler bu testi geçebildi.“ diye konuştu.

Börü, pandeminin ilk testlerinin atlatıldığını söyleyerek, „Fakat işimiz daha bitmedi. Bu krizden çıkış için henüz öngörüye sahip değiliz. Kurumlar için böyle bir ortama uzun süre maruz kalmak, faaliyetlerini sürdürebilmek için zorlu bir sınav. Bu sınavı iyi verebilecek olan kurumların DNA’larına sürdürülebilirliği yerleştirmiş, değer yaratma modelini, çevresel, sosyal ve yönetişim konularını odağına almış olanların olacağını görebiliyoruz. Liderlerin bu yüzyıldaki en önemli vasıflarından biri de sürdürülebilirliği odaklarına almış olmaları olacak.“ ifadelerini kullandı.

„Risk farkındalığının artması gerekli“

Allianz Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Tolga Gürkan da kendi sektörlerinde işlerinin temelde risk yönetmek olduğunu belirterek, „Kurumlar nasıl daha dirençli olabilir diye düşünüldüğünde akla gelen ilk şeylerden biri irili ufaklı tüm kurumların risk farkındalıklarının artması oluyor. Bununla ilgili önlemlerin daha çok alınmasıyla kurumlar krizlere dayanıklı olabiliyor, her kurum ve sektör kendi özelinde farklı bir yapıya sahip ama risk algısı eksik olduğunda kurumlar için geri dönülemez sorunların oluştuğunu görebiliyoruz.“ dedi.

Gürkan, deprem gibi doğal afetlerin de ülkemizin bir gerçeği olduğunu anımsatarak, „Kovid-19 da global olarak hepimizi etkiledi. Firma olarak hiç beklenmedik bir anda bir günde 2 bin 500 kişi evden çalışmaya başladık. İnanılmaz bir tecrübeydi. Aslında bunlar görünen bazı riskler ama risk faktörleri her tarafta ve çok fazla var. Hem bireysel hem kurumsal olarak risk farkındalığı ülkemizde henüz daha gelişme aşamasında.“ diye konuştu.

Türkiye’de toplum olarak risk farkındalığının daha ileriye taşınması gerektiğine dikkati çeken Gürkan, „Her sene bir risk barometresi çalışması yapıyoruz. Bu sene en çok siber riskler öne çıktı. İş kesintisi, mevzuat değişiklikleri ve doğal afetler de öne çıkan riskler oldu. Risklerin gerçekleşmesi senaryolarına karşı, modellerin düşünülüp nerede nasıl etkilenileceği planlanarak olabildiğince önlem alınması gerekiyor ki kriz anlarında en az şokla süreçten avantajlı çıkılabilsin.“ ifadelerini kullandı.

Riskler karşısında senaryo analizinin önemine değinen Gürkan, „Tehditler çok fazla. Makro ekonomi, rekabet, lojistik, teknolojik gelişim ve jeopolitik gibi. Bunların hepsini düşündüğümüzde karşımıza çok ilginç riskler çıkabiliyor. Bunlar için önlem alınabilecek yatırım planları yapılmalı. Gelir çeşitlliliği, operasyonel çeşitlilik, finansal güç, verimlilik, müşteri odaklılığı ve çalışan memnuniyeti gibi konuların her zaman önceliğe alınması gerekiyor.“ şeklinde konuştu.

„Liderlik artık farklı gereklilikler getiriyor“

Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı Ahmet Cemal Dördüncü ise 2020 yılının herkesi daha önce yaşanılmamış bir durumla karşı karşıya bırakarak ciddi testlere tabi tuttuğunu belirterek, „Türkiye için pandeminin ağırlık taşıdığı bir sene yaşıyoruz ama bunun yanında da birçok istenmeyen durum yaşandı. Böyle dönemde insanların sorumluluklarını alan yöneticiler olarak bizler birçok meydan okumayla karşı karşıya kaldık. Bu dönemlerde liderlik etmek zor olabiliyor.“ dedi.

Her alanda bir dönüşümün yaşandığını ve liderliğin de bundan etkilendiğini aktaran Dördüncü, „Şirketler ve kurumlar için liderlik artık farklı gereklilikler getiriyor. Eski usüldeki karizmatik her dediği olan ve dedikleri çok fazla sorgulanmayan lider profili günümüzde daha farklı algılanıyor. Bugün sadece şirketlerin değil ülke liderlerinin de insanı odağa aldığında daha başarılı yönettiğini görebiliyoruz.“ ifadelerini kullandı.

Dördüncü, salgınla birlikte birçok alanda derin sorunlarla karşılaşıldığını vurgulayarak, „Eşitsizlikler gittikçe derinleşiyor, kırılganlıklar adeta fay hattına dönüşüyor. Kronik sorunlara yeni boyutlar ekleniyor. Eğitime erişmenin dijitalleşmesi gibi hiç deneyimlenmemiş sorunlarla karşı karşıyayız. Bir yandan da aşı bulunacak diye seviniyoruz. Bu dönemde liderlik perspektiflerinde yaşanan bazı değişikliklerin kalıcı olup olmayacağını da göreceğiz.“ diye konuştu.

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular