0.1 C
Hamburg
Montag, Januar 25, 2021
Start Lifestyle Frauen Kadına yönelik şiddet hapiste biter!

Kadına yönelik şiddet hapiste biter!

Kadına yönelik şiddet konusunda Avukat Gülşen Kurt ile söyleşi

ALMANYALILAR – En yoksul ülkelerden en gelişmişine kadar dünyanın birçok ülkesinde en fazla kadınlar, fiziksel, cinsel, sosyal, ekonomik, psikolojik şiddetin ve cinsiyetçi uygulamaların mağduru oluyorlar. Federal Aile Bakanı Franziska Giffey, Kasım ayında Federal Emniyet Dairesinin (BKA) raporuna dayanarak 2019 yılında Almanya’da kadına yönelik şiddet vakalarında artış kaydedildiğini açıkladı. 2019 yılında 141 bin 792 vakanın kayıtlara geçtiği ve mağdurların yüzde 81’inin kadın olduğu Almanya’da, şiddete uğrayan kadınların yarısının, şiddeti uygulayan kişi ile aynı çatı altında yaşadığı gerçeğini ortaya koydu. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü vesilesiyle Hamburglu Avukat Gülşen Kurt’la, kadına yönelik şiddetin sebepleri ve şiddetle mücadelede yasal haklar konusunda Almanyalılar okuyucuları için sohbet ettik:

Almanyalılar: Kadına yönelik şiddet nedir? Dünyada ve yaşadığımız Almanya’da kadına yönelik şiddetin boyutları hakkında bilgi verir misiniz?

Avukat Gülşen Kurt: Genel anlamda şiddet sadece fiziksel olarak algılanıyor. Fakat şiddetin psikolojik, ekonomik, cinsel ve sosyal boyutu da var ki bunlar bazen daha zararlı olabiliyor. Dünyadaki araştırmalar, kadınların daha çok şiddete maruz kaldığını gösteriyor ve maalesef bu değişmeyen bir gerçek. İşin acı yanı ise, kadına yönelik şiddetin genellikle aile içinden gelmesi. Yani kadın, aynı çatı altında yaşadığı eşi, abisi, babası ve hatta oğlu tarafından şiddete uğruyor. Bence araştırmalara yansıyan sayılar gerçeği yansıtmıyor. Şöyle ki; kadın bazen şiddeti sadece fiziksel şiddet olarak algıladığı için şiddet mağduru olduğunun farkına bile varmıyor. Veya korktuğu için, ne yapacağını bilemediği için şiddeti sineye çekiyor. Araştırmalara baktığımızda şiddete uğrayan kadınların farklı hikayeleri olduğunu görüyoruz. Yani sadece eğitimsiz veya ekonomik açıdan zayıf kadın şiddet mağduru olmuyor. Eğitimli, ekonomik özgürlüğü olan kadınlar da farklı boyutlarda şiddete maruz kalıyorlar. Edindiğim izlenimlere göre Almanya’da kadına yönelik şiddet vakalarında pandemi nedeniyle ciddi bir artış yaşanıyor.

Pandeminin kadına yönelik şiddetin artışına ne gibi etkisi oldu sizce?

Öncelikle şiddetin temelinde psikolojik rahatsızlıkların yattığının altını çizmek istiyorum. Fakat şiddeti tetikleyen bu psikolojik rahatsızlıklar yeterince ciddiye alınmıyor. Veya yanlış uygulamalar söz konusu. Eskiden psikolojik rahatsızlıklar daha etkin tedavi ediliyordu. Şimdi, uygulanan kısa bir ilaç tedavisinin ardından hasta ‘ben iyileştim’ dediğinde, sağlık kasası hastanelere fazla ödeme yapmadığı için eve gönderiliyor. Bu yetersiz tedaviler, şiddetin artışına sebep oluyor. Pandemi sürecinde işe gidemeyen, işten çıkarılan, evden dışarı çıkamayan, sosyal ilişkileri sekteye uğrayan, ekonomisi kısıtlanan insanların psikolojisi olumsuz etkilendi. Doğal olarak daha fazla zaman geçiren aile bireyleri arasında paylaşımlarla birlikte sürtüşmeler, tartışmalar ve kavgalar da arttı. Pandemi başlangıcında bu durum dışarı fazla yansımadı. Çünkü şiddete uğrayan kadın salgın korkusu ve nereye gideceğini bilemediği için bunu sineye çekti. Fakat şiddet artık dayanılmaz hale geldiği için dışarı yansımaya başladı. Bunu kadın sığınma evlerine, polise yapılan başvurularda görebiliyoruz.

Şiddete uğrayan bir kadınım. Nereye başvurayım?

Gönül ister ki evlilikler, birliktelikler saygı-sevgi çerçevesinde bir ömür boyu sürsün. İnsanlar bu umutlarla bir araya geliyor, birlikte bir hayat kuruyor. Fakat bireylerin yetiştirilme kültürü, geldikleri ortam, psikolojisi veya dış etkenler, farklı beklentiler nedeniyle aile içi şiddet doğabiliyor ve bu, birlikteliği derinden sarsabiliyor. Şiddet mağduru kadar şiddeti uygulayan kişi de durumdan çok büyük zarar görüyor. Öncelikle şiddetin asla bir ‘ev’ hali olmadığını, normal kabul edilemeyeceğini, üstünün kapatılamayacağını ve mazur görülemeyeceğini kabul edelim. Şiddetin gerekçesi, maruzatı olamaz. Fakat şiddet mağdurlarının devlet tarafından korunabilmesi için öncelikle mağdurun bunu istemesi çok önemli. Hiç kimse sizin adınıza karar veremez. Siz bunu istemeli ve ilk adımı atmalısınız. Ancak o zaman uzmanlar size yardım elini uzatabilir. Şiddet mağduru kadınların en büyük sorunu bilgisizlik ve bundan kaynaklanan korku. Haklarını, nereye başvuracaklarını bilmiyorlar. Halbuki Almanya’da yasalar, kadını her türlü güvence altına alıyor. Yani ‘halim ne olacak’ diye düşünmelerine gerek yok. Onun yerine ‘Ben böyle yaşamak istiyor muyum?’ sorusunun cevabını bulsunlar. Buna karar verdikten sonraki süreç onlar için daha kolay olacaktır. Şiddete uğrayan kadınların yaptıkları bir yanlış da yıllar boyunca fazla bir şey yapmadan karşısındaki insanın değişmesini beklemeleri. Siz çaba göstermediğiniz sürece sizi rahatsız eden durumlar konusunda bir değişiklik olmaz. Enerji sarf etmek, çaba göstermek gerek. Bazen ayrılmak için bana gelen eşler, birbirleriyle yeterince diyalog kuramadıkları için anlaşamadıklarını fark ediyorlar. Birbirinizi tanıyabilmek için konuşun. Ama ortada şiddet varsa bunu normal görüp kabuğunuza çekilmeyin veya çocuğunuz için katlanmayın. Şiddet ortamında yetişen çocuğunuza daha fazla zarar verirsiniz. Şiddet, giderek büyüyen bir kartopu gididir ve çığa dönüştüğünde yakıp yıkar.

Şiddet gören kadını korumak mümkün mü? Almanya’da bu yöndeki yasaları yeterli görüyor musunuz?

Gerçek anlamda uygulandığı zaman Almanya’da aile içi şiddet konusunda oldukça etkin yasalar mevcut. Şiddet uygulayan kişi evi terk etmek zorunda. Yasa ayrıca şiddete uğrayan kişinin güvenliği için de bir dizi tedbirler öngörüyor. Örneğin şiddet uygulayan kişiye, mağdura yaklaşma ya da irtibata geçme yasağı verilebiliyor. Şiddet mağdurunun profesyonel destek almasını tavsiye ediyorum. Bu psikolog, avukat, polis olabilir. Mağdur haklarını öğrendiğinde daha güçlenecektir. Bazen kadınlar Türkiye’ye geri gönderilecekleri, çocuklarının elinden alınacağı veya evden atılacakları korkusu yaşıyorlar. Kimse şiddete uğrayan kişiyi oturumunu iptal edip Türkiye’ye geri gönderemez. Annenin elinden çocuğu sadece çok ender vakalarda, çocuğa zarar verme ihtimali olduğu durumlarda alınır ve şiddet vakalarında evden uzaklaşması gereken kişi genelde şiddeti uygulayan kişidir.

Genelde aile davalarına bakan bir kadın avukat olarak kendiniz de hiç şiddet mağduru oldunuz mu?

Şiddet uygulamaya meyilli kişiler zaten önce karşısındakini tartıyor, ‘bu kişiye neyi ne kadar yapabilirim?’ diye. Ben bu konuda uzman olduğum ve özgüvenim yüksek olduğu için korkularım yok ve bunu karşımdakine yansıtıyorum. Korktuğunu görürlerse bunu kullanmak isteyenler olabiliyor. Buna fırsat vermemek gerekiyor. Sözlü şiddete maruz kaldığım zamanlar oldu ama ben net bir duruş sergilediğim için cesaretleri kırıldı.

Teşekkür ediyoruz

Almanya’da kadına yönelik şiddet yardım hattı:

Almanya’da şiddet mağduru kadınların, yılın 365 günü 7/24 ücretsiz arayabilecekleri bir yardım hattı mevcut. 08000 116 016 numaralı telefon hattı, aile içi şiddet, cinsel şiddet, zorla evlendirme, insan ticareti veya kadın sünneti gibi şiddet vakalarında anonim, gizli ve çok dilli danışmanlık hizmeti sunuyor. Buralardaki danışmalar mağdurları, bulundukları yerlerdeki destek kuruluşlarına yönlendiriyorlar. Deneyimli ve uzman danışmaların hizmet verdiği yardım hattı, yardım arayan kişilerin sosyal ve etnik kökeninden, dininden yanı sıra cinsel eğiliminden ve kimliğinden bağımsız çalışıyor.

25.11.2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular