6.4 C
Hamburg
Donnerstag, November 26, 2020
Start Kultur "Yazdıklarıyla yaşayan usta kalem: Kemalettin Tuğcu"

„Yazdıklarıyla yaşayan usta kalem: Kemalettin Tuğcu“

Edebiyata 400’ün üzerinde eser kazandıran ve çocuk edebiyatında akla ilk gelen yazarlardan olan Kemalettin Tuğcu, vefatının 24. yılında anılıyor.

Kemalettin Tuğcu, Çengelköy’de 1902’de dünyaya geldi fakat ayakları doğuştan içe dönük olduğu için okula devam edemedi.

Babası Çanakkale ve Sarıkamış savaşlarında yaralanmış Binbaşı Ali Galip Bey, annesi aynı zamanda çok iyi keman çalan ev hanımı Şaziment Hanım olan Tuğcu, kendisinden 16 ay büyük ağabeyi Nurettin’e babası tarafından ders verilirken okuma yazmayı öğrendi.

Çocukluk ve gençlik yıllarını içine kapanık şekilde, Çengelköy’de, büyük bahçeli bir köşkte şiir ve roman yazarak geçiren Tuğcu, bir söyleşisinde o günleri şu sözlerle aktarmıştı:

„Yirmi altı yaşıma kadar münzevi bir hayat yaşadım. Ne mektebe gittim ne de gençlik hayatı yaşadım. Yalnızlığın bana verdiği can sıkıntısıyla yazmaya başladım. On üç yaşımdan beri yalnız yazı yazdım. Beni bu yazılar avuttu. Yazdıklarımla yaşadım.“

Usta edebiyatçı, babasının kitaplığındaki kitapları okuyarak kendisini yetiştirirken, dayısından öğrendiği Fransızcayı çeviri yapabilecek kadar ilerletti ve „Araba ile Dünya Gezisi“, „Çırak Uçman“, „İzci Korkut“ ve „İzciler Kralı“ adlı eserlerin de aralarında bulunduğu çeşitli kitapları Türkçeye kazandırdı.

İlk romanını 13 yaşında yazdı

İlk romanını 1915’te, 13 yaşındayken yazan Tuğcu, romanı yayımlamadan havuzda yaktı ve daha sonra yazdığı, „Fazilet Tacı“ isimli romanını, yayınlatmak amacıyla Cumhuriyet gazetesine götürdü.

Tuğcu, ikinci kitabını yayınlatmaktan da vazgeçtiği o günleri şöyle ifade etmişti:

„Akrabalarımızdan bir Münevver Hanım vardı. Gelir, elimde yazdığım defteri alır, okurdu. Kaldığım yerden sonrasını, ‚Sonra ne olacak?‘ diye merakla sorardı. Ardından da ‚Ama, söyleme söyleme!‘ der, defteri bırakırdı. Ertesi gün yine gelirdi. Bir gün ısrar etti, ‚Niye bir gazeteye vermiyorsun?‘ diye. Adını ‚Fazilet Tacı‘ koyduğum bir romanımı defter halinde götürdüm, Cumhuriyet gazetesine. Gittiğimde orada oturan beyler, ‚Ne istiyorsun?‘ dedi. Ben de, ‚Yazı yazıyorum. Bir defa bakın, münasip görürseniz neşredin.‘ dedim. Verir vermez, dilenen bir adam gibi bir his geldi bana. Mahcup oldum. Ertesi gün bir mektup yazdım, ‚Rica ederim. Ben iyi düşünmeden size bir defter getirdim. Onu yırtın, kağıt sepetine atın. Cüretimi mazur görün.‘ dedim.“

İlk yazıları „Yavrutürk“ dergisinde yayımlanan Tuğcu, 20 yaşındayken Kasımpaşa Deniz Hastanesinde, bir ayağı için ameliyat oldu. Başarılı yazar, narkozun etkisi geçtiğinde çok şiddetli acılara dayanmak zorunda kalınca, düzelme ihtimali olan diğer ayağının iyileşmesi için bu acıları göze alamadı ve ameliyat sonrasında baston kullanmaya başladı.

Vezneciler’deki Şamlı Selim’in yerinde gramofon tamirciliği de yapan Tuğcu 21 yaşındayken Cumhuriyet ilan edildi.

İsminin yanı sıra „Mehmet Yaman“ ve „Feriha Demiray“ müstearlarını kullandı

Kemalettin Tuğcu, 1928’de girdiği Devlet Demiryolları’nda, Ankara yakınlarındaki Irmak-Çankırı Demiryolu yapımında ambar memuru olarak görev yaptı. Görevi sırasında, köylü, işçi, binlerce kişiyle tanışan yazar, sıtmaya yakalanınca İstanbul’a döndü ve iyileştikten sonra Berlitz mektebine giderek daktilo öğrendi.

Başarılı edebiyatçı, 1 Kasım 1928’de gerçekleşen Harf Devrimi sonrasında Çengelköy’de bir fırında esnafa yeni harfleri öğretti.

Tuğcu, 1932’de Tahsin Demiray’ın matbaasında çalışmaya başladı. Sonradan Türkiye Yayınevi adını alan matbaada iki yıl çalışan Tuğcu, 1934’te idarecilik görevini üstlendi ve Demiray’la birlikte Yavrutürk Mecmuası’nı çıkarmaya başladı.

Yazarlığı süresince, „Mehmet Yaman“ ve „Feriha Demiray“ müstearlarını kullanan edebiyatçı, 1937’de „Kocanızı Nasıl Muhafaza Edebilirsiniz?“ kitabını okuyucuyla buluşturdu. Kaleme aldığı yazılarla genç kızları ve kadınları aydınlatmayı ve hayat hakkında bilgilendirmeyi hedefleyen Tuğcu’nun, fabl türündeki uzun hikayesi „Çiftlikten Kaçanlar“ aynı yıl „Yavrutürk“te yayınlandı.

Usta kalemin, 1939’da Türkiye Yayınevi tarafından yayımlanan „Ev-İş Kadın“ adlı aylık dergide yönetici olarak görev almasının ardından, dergi yüksek tirajlara ulaştı.

İkinci Dünya Savaşı’nın ilk yıllarında, üst üste romanlar yayınlamaya başlayan Tuğcu’nun 1939’da, „Büyükler İçin Evin Romanları“ dizisinden beş kitabı çıktı. Yetişkinler için yayımlanan kitaplar arasında „Hissiz Adam“, „Uçurum“, „Taş Yürek“, „Saadet Borcu“ ve „Küçük Sevgili“ yer aldı.

Çeviri kitaplara da imza attı

Yayın dünyasında olmanın verdiği avantajla yazdıklarını yayınlatma imkanı bulan yazar, gençlere hitap eden „1001 Roman“ isimli haftalık yayın için hikaye ve tefrikalar kaleme aldı.

Yazarlığının yanında Doğan Kardeş Mecmuası’nda 1955’te yönetici olarak da çalışmaya başlayan edebiyatçı, „Hayat“ dergisinde sekreterlik, arşiv şefliği, idare ve yayın müdürlüğü gibi çeşitli görevlerde bulundu.

Doğan Kardeş Matbaasından 1974’te emekli olan Tuğcu, hayatı boyunca, engellilerin vergi indiriminden yararlanmamasını, „Ben evimden çıkıp, 56 numaralı otobüse binmek için yürüyerek, durağa kadar gidebiliyor, çalışıyor ve para kazanıyorum. Sakatlığım yaşamama, para kazanmama engel olmadığına göre, böyle bir indirimden yararlanmam da gereksiz.“ sözleriyle anlatmıştı.

Tuğcu, Türk edebiyatının en üretken ve çalışkan isimlerinden biri olurken, „Bir Köy Uyanıyor“ isimli senaryosuyla 1958’de Yapı Kredi Bankası senaryo yarışmasından birincilik, Çocuk Vakfı’ndan 1991’de „Çocuk Edebiyatı Ödülü“, 1992’de ise „Son 40 Yılda Çocuk Dünyasına Hizmet“ ödülüne layık görüldü.

Şiir yazma hevesi çok küçük yaşlarda başlayan Kemalettin Tuğcu’nun, vefatından önce yayımlanan son eseri „Gelişigüzel“ (1995) isimli şiir kitabı oldu.

Romanlarında duygu ve sevgi ağırlıklı temalar işleyen Tuğcu, 18 Ekim 1996’da Çengelköy’de vefat etti.

400’den fazla kitap

Yayımlanmayanlar dahil 400’den fazla kitap kaleme alan yazar, romanlarında sevgi, dostluk, merhamet, yardımlaşma, dürüstlük gibi insani değer ve temaları işledi. Tuğcu, romanlarında eğitime büyük önem verdi ve 1980’e kadar pek çok kuşağa okuma alışkanlığı kazandırdı.

„Hazreti Muhammed’in Hayatı“ adlı bir incelemesi de bulunan yazar, anlatım formu bakımından sunduğu çeşitlilikle okuyucuların dikkatini çekti.

Çocuk edebiyatında akla ilk gelen yazarlardan olan Tuğcu’nun „Üç Aylıklar“ kitabı uzun yıllar çalıştığı Türkiye Yayınevinin sahibi Tahsin Demiray’da kaldı ve basılmadı.

Tuğcu, bir söyleşide yazdıklarının hep mutlu sonla bitmesine değinerek „Yazdıklarım hep güzel biter, umut verir. Yazdıklarımda hiç kimseyi öldürmemişimdir. Çocuklar cinayetten hoşlanmazlar.“ ifadelerini kullandı.

Eserleri sinemaya ve dizilere uyarlandı

Tuğcu’nun eserleri, konuları bakımından sürekli tartışma konusu oldu ve yaşamı, yeğeni Nemika Tuğcu tarafından „Sırça Köşkün Masalcısı“ adlı kitapta anlatıldı.

„Ayşecik“, „Kolsuz Bebek“, „Yüz Karası“ ile „Üvey Baba“ gibi birçok eseri sinemaya ve televizyon dizilerine uyarlanan yazar, 1995 Tüyap Kitap Fuarı’nda çocuk edebiyatı alanında ödül kazandı.

Tuğcu için 2 yıl önce Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından „Anma ve Armağan Kitapları Dizisi“ kapsamında „Kemalettin Tuğcu – Çocuklara Okumayı Sevdiren Yazar“ kitabı yayımlandı.

Mustafa Ruhi Şirin tarafından hazırlanan kitapta, Tuğcu Ailesi ve Çocuk Vakfı arşivinden fotoğraf örneklerine yer verilirken, Tuğcu’nun tamamı daha önce hiçbir yerde yayımlanmayan „Yazarak Yaşadım“ eseri, detaylı biyografisi, yazarlık hayatı, eser incelemeleri, portreleri ve eserlerinden seçmeler yer aldı.

Yazarın öne çıkan bazı eserleri şunlar:

„Üvey Baba, Küçük Hanım, Sokak Çocuğu, Yetim Ali, Ahretlik, Korkunç Yıllar, Hırsızın Oğlu, Yetim Malı, Ayşecik, Unutulan Çocuk, Yolunu Şaşıran Adam, Kimsesiz Çocuklar, Anasının Kuzusu, Yer Altında Bir Şehir, Ah Bu Çocuklar, Eskici Baba, Maymunlar Adası, Serseri Çocuklar, Babasının Oğlu, Köyden Gelen Yabancı, Pasifikte Bir Türk Genci, Balıkçı Güzeli, Çocuklar Adası, Öksüz Oğlan, Adını Değiştiren Çocuk, Altın Bilezik, İncili Terlik, Düşkün Çocuk, Sokak Çocuğu, Köyünü Unutan Adam, Yuvadan Uzak, Zavallı Büyük Baba, Küçük Serseri, Dağdaki Yabancı, Şeytan Çocuk, Annelerin Çilesi, Cambazın Kızı, Yılanlı Bağ, Yetim Ali, Annesizler, Köyden Gelen Kız, Zavallı Çocuk, Aferin Yaşar, Sokak Köpeği, Bir Ocak Söndü, Süt Kardeşler, Baba Evi, Kuklacı, Bir Garip Kızcağız, Babam ve Ben, Kuyulu Bahçe, Benim Annem, Bu Çocuk Kimin, Toprak Adamları, Babasızlar, Balıkçının Kızı, Ana Hakkı.“

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Cum-Ex’e Başlarken

ALMANYALILAR - 20 Mart 2018 tarihinde Alman vergi müfettişleri MM Warburg & CO adlı özel bir bankanın yöneticilerinden Christian Olearius’un evinde arama yaptılar. Ortada...

„Naturstadt – Kommunen schaffen Vielfalt“

Bundesumweltministerin Svenja Schulze und Robert Spreter, Geschäftsführer des Bündnisses „Kommunen für biologische Vielfalt“, haben heute 40 Kommunen im Rahmen des Wettbewerbs „Naturstadt – Kommunen...

Çocuklarınız sizin aynanızdır, kendinizi görürsünüz!

Hamburg Eğitim Ataşe Vekili Lütfi Dede ile söyleşi ALMANYALILAR - Çocukların aldıkları eğitim, yetiştikleri ortam, aldıkları kültürel davranışlar ve büyüklerin davranış biçimlerinin çocukların hayatına şekil...

Kabinett schafft die Voraussetzungen für Entschädigung nach Schiffshavarien

HNS-Übereinkommen kann nun ratifiziert werden Das Bundeskabinett hat heute die Gesetzentwürfe zur Ausführung des HNS-Übereinkommens und zu dem Protokoll von 2010 über die Haftung...