18.7 C
Hamburg
Donnerstag, September 24, 2020
Start Home Türkiye’den Gurbetçilere Karşı Yeni Bir Hamle Daha

Türkiye’den Gurbetçilere Karşı Yeni Bir Hamle Daha

ALMANYALILAR – Gurbetçinin tarihi 60 yılı aştı ama hangi hükümet iktidara gelirsen ona bir darbe daha vurmaktan vazgeçmedi. AKP’de iktidara gelmeden önce ve sonrasında nice vaatlerde bulunup yerine getirmeyenler kervanına katıldığı gibi gerek Almanya’nın, gerekse de AB’nin kendisinden bu konuda istediği her türlü dayatmacı politikayı kabul ederek gurbetçileri hayal kırıklığına uğrattı. Çifte vatandaşlık ihbarları olayı daha unutulmadı. Bu konuda eleştirel habercilik yapanların provokatör, vatan haini, terörist diye damgalanması bu yüzden şaşırtıcı değil. Şimdi de gariban gurbetçi ile nice vergi kaçakçısı, kara para aklayıcısı aynı kefeye konuluyor. Nedir bu olayın aslı gelin kabaca bir göz atalım:

Birkaç gün önce 31 Aralık 2020’den itibaren yürürlüğe girecek kısa adı OBD olan otomatik bilgi değişimi haberleri yayınlandı. Resmî açıklamalar bunun 2017 yılında imzalanıp Norveç ve Letonya ile başladığını Almanya’yla paylaşılacak olmanın yeni bir şey olmadığını belirterek hafifletmeye çalışsalar da, Türkiye’nin herhangi bir şerh veya çekince koymadan imzaladığı bu son kararın gurbetçileri hayal kırıklığına uğrattığı ortada.

12 Eylül rejiminin 40 yılında birkaç gün önce sayısız haber okuduk. İşkenceler, cezaevleri, nice insan hakları ihlalleri vs. Ama olayın ekonomik boyutunu elen alan hemen hiç olmadı. Oysa hayali ihracat salgını ilk defa 1973 yılında zamanın Başbakanı Süleyman Demirel’in yeğeni Yahya Demirel ile ilk defa kayıtlara geçmiş, 12 Eylül’ün yarattığı ortamda ve Turgut Özal’ın liberal politikaları ile yerleşik kurumlaşmaya geçmişti. Yani para ve vergi kaçırmak, kara parayla kirli ve karanlık ilişkilerin kurumlaşmasına izin vermek o dönemin mirası. O zamanlardan beri değişen bir mantık yok. Gurbetçinin payına düşen hep bol bol vaatler, pohpohlamalar, aslı astarı olmayan vaatler oldu, olmaya da devam ediyor.

Günümüzde Türkiye ile dış ülkelerdeki para akışı, vergi kaçırma olayları, kara para aklama mevzusu milyarlarca dolarlık hacmi olan, astronomik rakamları kapsayan büyüklükte. Bir tek Türkiye ile değil, özellikle birbirleriyle yakın ekonomik ilişkilerde şüphe uyandıran, şaibeli ve potansiyel tehlike arz eden ülkelerle de benzer anlaşmaların yapılabileceğine hangi sağlıklı düşünen kafa itiraz edebilir. Ama işin içine gurbetçileri de toptan katmak ne mantık? Türkiye gücünü ve ağırlığı koyarak istese bazı şartlar koyamaz mıydı? Bu ne mantık, her fırsatta vurun gurbetçiye mantığı ne zaman sona erecek?

Para kimde var, uyuşturucu veya silah tacirliği yapan kaçakçılarda mı, paralarını yurtdışına kaçıran ve her türlü kirli ve şaibeli işlerin dünyasında cirit atanlarda mı, büyük ve şişkin banka hesapları olanlarda mı, dünyanın adını sanını kimselerin bilmediği ülkelerinde nice off-shore hesapları olanlar da mı? Yoksa yarım asırdan fazladır nasıl yapmışsa kapağı buralara atmış, yıkılmayıp ayakta kalmış, kıyısından köşesinden hayatı yakalayıp ancak tutunabilmiş gurbetçilerde mi?

Emeklilik maaşı, kira, herhangi bir gelire sahip olmak, içinde yaşadığı ülkeden saklı para biriktirmiş gurbetçilerin bilgilerini Almanya’ya vermek ne demek? Hani senin egemenliğin, bağımsızlığın, devlet olma geleneğin? Verdikleri akla bakın, ya kendiniz ihbar edin ya da verilecek cezaya razı olun. Kendinizi ihbar ederseniz, vergi dairesine maliyeye yani geriye dönük olarak beş yıllık ceza ödersiniz. Yani kendini ihbar et, az ceza al. Yoksa? Yoksa on yıl geriye dönük hesap ve cezalandırma yapılacakmış. Gizli tehdit de var, ola ki hesaplar akrabalarınıza aktarılır, çözüm değil, mevzuya yakınlar da dahil edilmiş vaziyette. Taşınmak yani ikamet değişikliği de tavsiye edilmiyor, sizi bulurlar kaçış yok demeye getiriliyor.

Adı var kendi yok, gurbetçinin aklını bulandırmak için icat edilmiş güya gurbetçiden sorumlu kurumlar ise gaz almak için var olduklarını ispatlarcasına savunmaya geçtiler bile. Bu yıl için Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve Avusturya’nın bilgi paylaşılacak ülkeler arasında bulunmadığını, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) ve G20’nin dayatmaları sonucunda Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 136 ülkenin 2011 yılında “Vergi Konularında İdari Yardımlaşma Sözleşmesi”ni kabul ederek anlaşmaya vardığını, bir tek Türkiye’nin değil 112 ülkenin kara listeye girmemek için OECD nezdinde otomatik bilgi değişimi yapmayı taahhüt ettiğini, otomatik bilgi değişimi yapmayan ülkelere karşı da hem OECD hem de Avrupa Birliği tarafında birtakım yaptırımlar uygulanması kararı alındığını, 100’den fazla ülkenin “Finansal Hesap Bilgilerinin Otomatik Değişimine İlişkin Çok Taraflı Yetkili Makam Anlaşması”nı da imzalayarak otomatik değişim kurallarını kabul etmiş olduklarını, Türkiye’nin bu anlaşmayı 21 Nisan 2017 tarihinde imzalamış olup 31 Aralık 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Kararıyla onayladığını, anlaşma çerçevesinde kişilerin, ikamet eğittiği ülke dışındaki finansal hesap bilgilerinin yerleşik olunan ülkeye her yıl vergi idarelerince otomatik olarak gönderildiğini, Türkiye’nin de ilk otomatik bilgi değişimini, 2018 yılında Norveç ve Letonya ile başladığını, 2020 itibarıyla anlaşma kapsamında bilgi gönderilmesi söz konusu olan toplam 54 ülkenin bulunduğunu, Almanya’nın 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren ülkede yaşayan Türklerin ve tüzel kişilerin Türkiye’deki her türlü kazanç bilgilerini yıl sonundan itibaren Türkiye’den alacağını büyük bir marifetmiş gibi pişkin pişkin açıkladı.

İyi güzel de bundan burada yaşayan gurbetçinin payına düşen, Türkiye’deki banka hesapları, bu hesaplara gelen her türlü banka hareketi, borsa veya diğer finansal yatırım gelirleri, finans kurumlarındaki sigorta ya da sermaye gelirleri, hesap sahibinin kimlik ve adres bilgileri, hesap özetleri, faiz- kar payı ve satış kazançları, emeklilik gelirleri, kira gelirlerinin Türkiye tarafından Alman Maliye Bakanlığı’na bildirilmesi. Yahu kimi kandırıyorsunuz siz?

Almanya maliyesi kendilerinde kaydı olmayan 10 milyon hesaba ulaşmışmış. Bu yolla 10 milyar euroluk gelir beklentisi içindeymiş. Bunun günlük hayata resmen çevirisi al sana gurbetçiler, istediğinin ücüğüne cücüğüne istediğin gibi bak demektir. Türkiye’nin biz gurbetçilere yaptığı bu yeni aşağılama ve hakaretin adını varın siz verin.

16.09.2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Tarifeinigung für Postbeschäftigte bis zum 31.12.2022

Die Einigung sieht vor, dass die Löhne und Gehälter zum 1. Januar 2021 um 3,0 Prozent und am 1. Januar 2022 noch einmal um...

Almanya’da dışişleri bakanından sonra ekonomi bakanı da karantinada

Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier, 21 Eylül’de Berlin’de yapılan AB Ticaret Bakanları toplantısına katılan bir AB bakanının çalışanının yeni tip koronavirüs (Kovid-19)...

Killing Fields – Ölüm Tarlaları

Yine bir gazetecilik film klasiği ile karşı karşıyayız. Gazeteciliğin dışında güçlü dostluklara da bence güzel bir örnek teşkil edebilecek nice özelliklerle dolu. Önyargılı düşünüp...

Verkehrskommissarin Vălean pocht auf Reform des europäischen Luftraums

Weniger Kosten, weniger Emissionen und weniger Verspätungen: Das sind die Ziele, die die Europäische Kommission seit 2004 mit ihren Vorstößen für einen Einheitlichen Europäischen...