22.6 C
Hamburg
Montag, September 21, 2020
Start Wirtschaft Firmen Dünün misafir işçileri bugünün başarılı girişimcileri

Dünün misafir işçileri bugünün başarılı girişimcileri

Arslan Metalbau Şirketi Kurucusu ve Sahibi Tekin Alp Arslan ile Söyleşi:

ALMANYALILAR – 1961 yılından itibaren işgücü olarak Almanya’ya gelen Türkiye kökenli göçmenlerin entegrasyon süreci, farklı hikayeler ve başarı öykülerini de içinde barındırıyor. Biraz para biriktirip ülkesine geri dönme hayaliyle Almanya’ya “misafir işçi” olarak gelen ilk nesil, Türkiye’de kalan ailelerini yanlarına getirtip Almanya’da yerleşik olmaya karar verince onlardan sonra gelen nesiller de kendi hikayelerini ve başarı öykülerini yazmaya başladılar. Dünün misafir işçileri, onların çocukları veya torunları bugün farklı sektörlerdeki başarılarıyla dikkat çekiyorlar. 100 binden fazla Türkiye kökenli iş insanı, yarım milyondan fazla çalışanı ve 55 milyar avroluk cirosuyla Almanya’nın ekonomik gelişimine ve refahına önemli katkılar sunuyor. Öte yandan Türkiye kökenlilerin kimliğini ve kültürünü devam ettirme düzeyleri ise kuşaklar arasında farklılıklar gösteriyor. Çocuk yaşta işçi ailesi olarak Hamburg’a gelen Arslan Metalbau şirketi kurucusu ve sahibi Yozgat doğumlu Tekin Alp Arslan’la yaşadığı zorluklar, tecrübeleri, kimliği ve kültürünü devam ettirme çabaları konusunda ALMANYALILAR okuyucuları için sohbet ettik:

• Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

Tekin Alp Arslan: 1962 Yozgat doğumluyum. 1973 yılında, 11 yaşındayken işçi ailesi olarak Hamburg’a geldim. 8 çocuklu bir ailenin üçüncü çocuğuyum. Halen Hamburg yakınlarındaki Reinbek kasabasında kendi işyerimi işletiyorum.

• Çocuklukla ergenlik arasındaki bir dönemde, 11 yaşında Almanya’ya gelmişsiniz. Geldiğinizde en çok zorlandığınız şeyler neler oldu, hatırlıyor musunuz?

Tekin Alp Arslan: En zoru, arkadaşlarımı arkamda bırakmak oldu sanırım. İnsanın çocukluğunda edindiği arkadaşlık en çıkarsız ve korkunun hiçbir durumda hakim olmadığı arkadaşlık türü. Bunun özlemini hala çekiyorum. Fakat henüz çocuk olduğum için yeni ortamıma uyum sağlamakta çok da zorlanmadım. Özümü yitirmeden buraya ait olmaya çalıştım. Daha o yaşta bile insanın öz kimliğinin değerini, önemini bilecek kapasitedeydim. Her ne kadar buraya alışma sürecime pozitif baksam da değişik kültürden gelen biri olarak farklı bir kültüre alışmakta biraz zorlandım tabii. Hatta o dönemlerde sık sık geri dönmeyi istediğimi ve bunun için ailemi ikna etmeye çalıştığımı hatırlıyorum. Hatta bir ara ikna da ettim ama araya 80 darbesi girince dönemedim. Buraya alıştım, kabullendim ama Türkiye’de yaşayamadığım için içimde hep bir şeyler eksik kaldı. Eminim benim gibi hisseden binlerce insan vardır.

• Buraya ait olma sürecinde Türkiye ile bağlarınızı ne ölçüde ve hangi imkanlarla koruyup güçlendirebildiniz?

Tekin Alp Arslan: Ailem yemek, içmek, barınmak ve okula göndermek gibi temel ihtiyaçlarımızı karşılıyordu. Sevgi ve şefkatlerini de bizden hiç eksik etmediler ama bunlar Türkiye ile bağlarımızın korunması yönünde çok da yardımcı olmadı. O yönüm başta zayıf kaldı. Fakat 80 darbesinin ardından darbeden kaçarak Almanya’ya sığınanların buraya getirdikleri kültür, edebiyat ve sanat akımı hayatımızda yeni bir sayfa açtı. Gelenlerin çoğu, işgücü olarak gelenlerin aksine akademisyen, sanatçı, yazar ve düşünürdü. Bundan ötürü buradaki Türkiye kültürü de zenginleşmeye başladı.

• İçinde büyüdüğünüz kültürden farklı bir kültüre girmek zorunda kaldığınızda yaşadıklarınızı, hissettiklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Tekin Alp Arslan: Daha 14-15 yaşlarındayken her kültürde farklı farklı karakterlerde insanlar olduğunu tecrübelerimle öğrendim. Mesela babam bahçıvandı ve onun patronu benim de babamın yanında çalışmamı istiyordu. Bize köle muamelesi yaptığı için ben babamın patronunun yanında çalışmayı reddettim ve onun verdiği maaşın iki katını veren başka bir işyeri buldum. Üstelik bana insanca davranıyorlardı, hatta yemeklerimi onlar getiriyordu. Şu an yaptığım Metalbau mesleğini öğrendiğim yeri bile onlar buldu. Yani bir kültürde farklı insan karakterleri olduğunu gördüm. Her şeyi temelinden öğrendim ve yoktan var oldum diyebilirim. Yoktan var olan insanlar daha uzun ayakta kalıyor.

• Bugün alanınızda başarılı bir iş insanısınız. Bugünlere nasıl geldiniz?

Tekin Alp Arslan: Meslek eğitimimi tamamladıktan sonra 3 yıl kalfa olarak çalışıp tecrübe biriktirdim. Kendimi yeterince olgun hissettikten sonra ise kendi işimi kurdum. 1984 yılında kendi işimi kurduğumda girişimci göçmen kökenli sayısı fazla değildi. 90’lı yılların sonuna doğru işlerimi daha da büyüttüm ve Kuzey Almanya’nın hatırı sayılır 5 şirketinden biri oldum. Uzun vadede ayakta kalabilmenin yolunun dürüstlük ve çalışkanlıktan geçtiğinin bilinciyle hareket ettim hep. Genç ve tecrübesiz olduğum için mutlaka hatalarım da oldu. “Dediğim dedik”, “Her şeyin en iyisini ben bilirim” şeklinde düşünüp kaybettiğim zamanlarım oldu ama o hatalarımdan tecrübe kazanarak ticari tecrübelerimi sağlamlaştırdım. Yani o dönemleri asla bir kayıp olarak görmüyorum.

• Çocuk yaşta geldiğin Almanya’da Alman toplumunun Türkiye kökenlilere yönelik bakış açılarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tekin Alp Arslan: Misafir işçi olarak geldiğimiz Almanya’da bugün en çok gurur duyduğum şey, özellikle gençlerimizin hayatın her alanında gösterdikleri başarılar. Bu, eskiden bizim için hayaldi ama bugün akademisyen gençlerimiz, başarılı iş insanlarımız Almanya’ya çok önemli katkılar sunuyorlar. Fakat maalesef Alman basınında hemen her gün, özellikle Türkleri kötülemeye yönelik kasıtlı karalama haberleri yayınlanıyor, önyargılar körüklenmeye çalışılıyor. Fakat güneş balçıkla sıvanmaz. Onlar ne kadar görmezden gelseler de bu başarıların üstünü kapatamazlar. Gençlerimizin başarıları onlara verilen en güzel cevaptır.

• Gelecek için planlarınızdan biraz bahseder misiniz?

Tekin Alp Arslan: Evliyim ve iki çocuğum var. Çocuklarım eğitimini tamamlayıp kendi hayatlarını kurdular ve ben de artık rahata ermekten başka bir plan yapmıyorum. Artık ‘Şu kadar kazanayım’ duygum yok. Bunun yerine ‘Bana ne kadar boş zaman kalıyor’ sorusunun cevabı benim için daha önemli. Bu nedenle bir partner şirketle çalışıyorum ve ben de kendime daha fazla zaman ayırabiliyorum. Hayatımda yapamadıklarımın pişmanlığını yaşamak istemiyorum. Yüzmeyi çok seviyorum ve 20 yıldır işimin yanı sıra Bäderland Hamburg’da cankurtaran olarak çalışıyorum. Bu beni adeta dinlendiriyor. Ayıca boş zamanlarımda yamaç paraşütü yapıyorum. Hayalim ise, dünyadaki Türk devletlerini gezerek 2-3’er hafta kalıp onların kültürünü, diyaloglarını keşfetmek, onları daha yakından tanımak.

  • Teşekkürler


    10.09.2020

  • Anzeigen

    -Advertisment -

    Most Popular

    „Funktionierender und zukunftsfähiger Binnenmarkt essentiell für Europas wirtschaftliche Basis“

    Die für Binnenmarkt und Industrie zuständigen Ministerinnen und Minister der EU-Mitgliedstaaten tauschten sich heute im Rahmen einer Videokonferenz unter Vorsitz von Bundesminister für Wirtschaft...

    PUA zu Cum-Ex: „Wir sehen einem Untersuchungsausschuss gelassen entgegen“

    Nachdem der Finanzsenator sowie die Steuerverwaltung gestern in einer umfangreichen Sondersitzung des Haushaltsausschusses ausführlich über interne Abläufe und Prozesse informiert und dabei erneut deutlich...

    2020 CEV 18 Yaş Altı Plaj Voleybolu Avrupa Şampiyonası’nda kızlarda kazanan belli oldu

    Plaj voleybolunda İzmir'de düzenlenen 2020 CEV 18 Yaş Altı Avrupa Şampiyonası'nda kızlarda birinciliği Ukraynalı Anhelina Khmil-Tetianan Lazarenko ikilisi kazandı. Selçuk'un Pamucak Plajı'ndaki organizasyonda bugünkü yarı...

    Horozunu yiyen tilkiyi film sahnesinden esinlenerek kurduğu kafesle yakaladı

    Antalya'nın Muratpaşa ilçesinde emekli polis memuru, hobi amaçlı kurduğu kümesindeki bir horozunu yiyen tilkiyi, "Battal Gazi" filminden esinlenerek yaptığı kafesli tuzakla yakaladı. Güzeloluk Mahallesi'nde yaşayan...