2.2 C
Hamburg
Sonntag, November 29, 2020
Start Home Alman Polisinde Neler Oluyor?

Alman Polisinde Neler Oluyor?

ALMANYALILAR – Polis şiddeti ile ilgili ölümcül haber yılın ortalarında ABD’den geldiğinde, kameralar önünde ırkçı polislerin George Floyd’u güle eğlene katletmeleri dünya çapında polise karşı olan kin ve nefreti arttırmakla kalmayıp görevini ve elindeki gücü bu yönde kullanan kolluk güçlerinin sorgulanmasını da gündeme getirdi. Almanya belki de tarihinde ilk defa polis kuvvetlerinin içerisindeki ırkçı yapılanmaların varlığını tartışmaya başladı. Alman İçişleri Bakanı Seehofer, SPD Eşbaşkanı’nın polisteki ırkçılığı ve şiddeti araştırma konusundaki fikirlerine karşı çıkarak buna ihtiyaç olmadığını söyleyerek polisi savunmuştu.

Biraz hatırlatmakta fayda var. Almanya’daki göçmen sivil toplum örgütleri ise polisin NSU cinayetlerinin üzerini ustalıkla örttüğüne değinerek bu örgüte ait sayısız belgenin güvenlik güçlerince imha edildiğine değinmişlerdi. Polisin resmi görüşü ise hep istisnai vakalar sınıfına dahil edilmeleri gerekir yönündeydi. Polisin kendi içerisinde ırkçılığı ne kadar tartıştığı, üst düzeyde resmi makamların idari anlamda ne gibi tedbirleri yürürlüğe koydukları bilinmiyor. Her yıl iki binin üzerinde iç soruşturmanın yapıldığı biliniyor ama bunların kaçında polis ceza alıyor, bu cezaların ne gibi caydırıcı etkisi var, bilen yok. Eldeki verilere göre polis şiddetine ait kayıtlar, resmi rakamların beş katı olduğu yönünde. Yani on bin vakadan fazla söz konusu olan.

Alman polisi kendi otoritesine karşı gelen herkesi düşman olarak görüyor. Yetiştirilmesi, eğitilip göreve hazırlanması ve uygulaması bu yönde. Düşman veya karşıt olarak nitelendirilebilecek bu insanların uzun yıllar boyunca solcular ve komünistler olduğu biliniyor. Sonrasında uyuşturucu tacirleri, organize suç çetesi üyeleri, çocuk istismarcıları gibi potansiyel suçluların izliyor. Peki göçmenler yani yabancıları polis nasıl görüyor? Yani tam olarak düşman veya karşıt diye görmese de bunların içerisindeki belli grupları böyle gördüğü ortada. Ama hepsini aynı kaba koyup toptan Alman polisini ırkçılıkla suçlamak zor. Akademiden yeni mezun olmuş bir polisin davranışları ile tecrübeli birinin davranışları elbette farklı olacaktır. O an ki ruh hali, psikolojik ortam, memurun keyfiyeti, şüphelinin davranışları, bulunulan ortam hepsine birden bakmak en doğrusu.

Bu arada bu ve benzeri tartışmaların gündemde olduğu dönemde ECRI adlı “Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu” adlı kuruluş polisin ırk temelinde kimlik kontrolü yapmasının, azınlıklar açısında aşağılayıcı, damgalayıcı ve ön yargılara neden olduğu için tüm Avrupa ülkelerinde yasaklanmasını talep etmişti. Aynı kuruluşun Alman polisine tavsiyelerine Alman İçişleri Bakanı kendisi görevde olduğu müddetçe böyle bir araştırmanın yapılmayacağını söylemiş, Adalet Bakanı ise bu tür bir araştırmanın yapılmasını savunmuştu. Resmi olarak Almanya’da ırk temelli profilleme, yani ortada somut bir şüphe olmaksızın birisini sadece saç rengi, derisi ya da dış görünüşünden dolayı kontrol etmek bir süredir yasak. Polislerin eğitiminde ırkçılığa karşı, toplumdaki çok kültürlülüğün kabulüne yönelik ne gibi mesleki eğitim veriliyor sormak gerekir.

Tam da bu konulardaki belirsizlikler sürerken son bir haftada peş peşe yaşanan olaylar görmezden gelinecek gibi değil. Önce ilk haber Kuzey Ren Vestfalya (NRW) eyaletinin Mülheim an der Ruhr kentinden geldi. İyi ki sosyal medya var, polisin orantısız güç kullanmasını dünya alem seyretti. Bizim basın olayı ne kadar magazinleştirse de özü olarak yaşananlar, polis şiddetinin tavan yapmasından başka bir şey değildi. Kızına ziyarete gelen bir kadın arabasını hatalı park edince polis çağrılır. Sonrasında 17 yaşındaki genç, kardeşini korumaya çalışan ağabeyiyle birlikte baba da darp edilirler. Rapor alıp polisten davacı olacakları haberlerini okuruz. Polis neden o gence saldırma ihtiyacı duyar, ağabeyi ve babayı döver tam olarak bilmiyoruz. Aileye göre polis, baba olayı hallederken gençleri sözlü taciz eder, hakaret edip provoke eder. Gençler de kendileriyle böyle konuşulup davranılmasına itiraz ederler. Sonrasını sayısız sosyal medya sayfasına düşen videodan izleyebilirsiniz.

Daha bu haber hazmedilip sindirilmemişken bir başka polis şiddeti ile ilgili haber Düsseldorf’tan geldi. Polis yetişkin olmayan Türkiyeli bir genci boynuna bastırarak gözaltına almaya çalıştı. Şehir merkezinde meydana gelen olayda, restoranın birinde çıkan olay için çağrılan polisler, olayla bir ilgisi bulunmayan genci çalışmalarını aksattığı için gözaltına almak istedi. Polisin yere yatırılan kişinin boynuna dizi ile bastırdı. Çevredekilerin tepki göstermesi bir şeyi değiştirmedi. Konuyla ilgili açıklama yapan polis olayla ilgili soruşturma başlatıldığını açıkladı. Gözaltına alınan genç daha sonra ailesine teslim edildi.

Üçüncü benzer bir olay bu defa Hamburg’da yaşandı. Yerel medyanın geniş yer verdiği olayda 15 yaşındaki bir çocuğun, ne kadar polislerden iri görünse de; korkuları ve davranışları, yaşadığı şok videodan izlenebilir, kendisinden kimlik isteyen polislere direnmesi yetti. Yaşadıkları yine aşağıdaki videodan izlenebilir. Hamburg polisinin yaptığı resmî açıklamada mağdur olduğunu iddia etmesi çok komik. 8 polisin 15 yaşındaki bir çocuğu dakikalarca kamera önünde her türlü imkânı kullanarak döverek gözaltına alması bunlar nasıl polis sorusunu çağrıştırdı. Polislerin çocuğu sıkıştırıp şiddet uyguladığı duvardaki, ABD’de polis şiddetine kurban giden George Floyd’un ölmeden önceki sözleri, “Nefes alamıyorum” yazısı düşündürdü.

Olup bitenleri kameraya çeken kadın insanlık görevini yapıp yaşanan resmi şiddeti kayıt altına aldı. Sosyal medyaya düşen videonun ardından Hamburg polisine yönelik haklı eleştiriler çığ gibi büyüdü. Bakalım bir düzineden fazla göçmen milletvekillerimiz olayla ne kadar ilgilenecekler, kaçı hangi önergeyi parlamentoda sunacak, polisin ırkçılık ve şiddete karşı ne gibi eğitimden geçirildiklerini sorgulayacaklar. Elbette polis görevini yapacak, çocuklar da gençler de, biz yetişkinler de onlara saygıda kusur etmeyecek, taleplerini birer vatandaş olarak yerine getireceğiz. Ama böylesine orantısız güç kullanmayı ve şiddet gösterisini kabullenmek imkânsız. O çocuk azılı bir suçlu olsa dahi ona öyle davranılması hiçbir polis yasasında yer alamaz. Hele polisin kendisini mağdur gösterme çabası ve yapılanların doğrudur diye savunulması utanç verici. Hemen ciddi ve kapsamlı bir soruşturma başlatılmalıdır. Bugün başkasının çocuğuna böyle davranan polis yarın sizin çocuğunuza da aynısını yapacaktır. Bu anlamda Kadir isimli çocuk ve ailesi bu konuda yalnız bırakılmamalı, dayanışmada bulunulmalıdır.

Daha bu olayın şokunu tam olarak atlatamamışken yeni bir haberin Frankfurt’tan gelmesi akıllara Alman polisinde neler oluyor, sorusunu getirdi. Yine sosyal medyaya düşen görüntülere göre polis yerde etkisiz hale getirilmiş halde yatan birisine yumruk ve tekmelerle saldırıp defalarca darbeledi. Yapılan resmi açıklamaya göre sokaktaki kalabalığın dağılmasını isteyen polis, kendilerine tüküren ve hakaret edenleri etkisiz hale getirdi. Saptanan görüntülere göre yerde yatan şahıslardan birine atılan tekmeler büyük tepki uyandırdı. İtiraz ederek tepkilerini göstermeye çalışanlara biber gazı sıkıldı. Hessen polisi Hamburg polisinden farklı davranıp tekme atan polis hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Bu kadar olayın son birkaç hafta içinde yaşanması tesadüf mü, yoksa gerçekten de Alman polisinde bir şeyler mi oluyor, ciddi anlamda birileri bir yerlerden düğmeye mi bastı sorusunu akıllara getirmiyor değil.

19.08.2020

Foto: MichaelGaida / Pixabay

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Hamburg’da Cum-Ex Meclis Araştırma Komisyonu

ALMANYALILAR – Hamburglular ilk defa Cum-Ex Skandalı’nın varlığından bu yılın başlarındaki seçim döneminde FDP’nin Başbakan ve Belediye Başkanı adayı Milletvekili Anna von Treuenfels-Frowein sayesinde...

Anna Karenina – allerdings mit anderem Text und auch anderer Melodie

Anna Karenina – allerdings mit anderem Text und auch anderer Melodie von Clemens Sienknecht und Barbara Bürk nach Lew Tolstoi am Sonntag, 29. November um 20.00...

Perşembe Yaylası’nın cazibesi balon turizmiyle artırılacak

Ordu'nun doğa harikası Perşembe Yaylası'nın, sıcak hava balon uçuşlarıyla turizm cazibesinin artırılması hedefleniyor. Aybastı ilçesindeki 1500 rakımlı Perşembe Yaylası, her mevsim farklı doğal güzellikleriyle...

EU vereinbart engere Zusammenarbeit mit Australien

Kommissionspräsidentin Ursula von der Leyen und EU-Ratspräsident Charles Michel haben Donnerstag bei einer Videokonferenz mit dem australischen Premierminister Scott Morrison eine engere Zusammenarbeit zwischen...