3.1 C
Hamburg
Sonntag, November 29, 2020
Start News Interview “Bu şehre ve bizlere büyük ayıp ettiler”

“Bu şehre ve bizlere büyük ayıp ettiler”

ALMANYALILAR – Bazıları amma da uzattınız diyorlar. Bunlar mevzuyu daha anlamamış olanlardır. Göçmenlerin dışlanarak yeni bir koalisyon hükümetinin Hamburg gibi bir kentte kurulması şehrin tarihindeki en büyük ayrımcılıklardan biridir. Biz gazetecilik görevimizi yapmaya devam edeceğiz.

Bu defa söz Hamburglu bir kadın şair, sosyal pedagog ve öğretmende. Edebiyat emekçisi Sevim Tarhan sorularımızı şöyle yanıtladı:

Almanyalılar: Hamburg’da nihayet hükümet kuruldu. Senatörlüklere kimlerin getirildiği saptandı. Bu gelişmeler bağlamında göçmenlerin yeni kurulan hükümette üst düzeyde de temsil edildiğine inanıyor musunuz? Neden?

Sevim Tarhan: Öncelikle vurgulamak isterim ırkçılığa karşı, ırkçılık yaparak, küfür ederek, şiddetle mücadele edilmez. Şiddet şiddeti doğurur. Bu duruma göçmen kökenli insanlar olarak hep birlikte, kafa kafaya verip düşünceler üreterek, dayanışma ve beraberlikle kalıcı çözümler bulmalıyız. Ben şahsen seçtiğimiz göçmen kökenli milletvekillerimizin öncelikle bu duruma karşı çıkmalarını, seslerini yükseltmelerini bekliyorum. Sonuçta onları biz o meclise bizi temsil edip sorunlarımıza çözüm arasınlar, biz yabancı kökenli vatandaşların haklarını arayıp savunsunlar, diye seçtik. Bu duyarsızlık onlara da yapılmış büyük saygısızlık, büyük ayıptır bence. Ben üzüldüm ve biraz da şaşırdım açıkçası.

Ben şahsen yeni kurulan hükümette üst düzeyde göçmenlerin temsil edilmediğini üzülerek gördüm. Avrupa ülkelerinde, yaşadığım Almanya’da göçmen kökenli siyasetle uğraşan kişilerin doğrudan temsilcileri mutlaka olmalıdır. Biz göçmenlerin mutlaka duyarlı, dürüst, insanlarla iyi ilişkiler kurabilen, göçmenlerin haklarını savunan, gözeten, kollayan, sorunlarına acil çözümler getiren temsilcilere, politikacılara ihtiyacımız var. Mutlaka var. Bizi en iyi göçmen politacılar anlar, anlamalılar diye düşünüyorum.

Almanyada ırkçılığın olduğu apaçık ortada. Dünya’nın her yerinde yine ve ne yazık ki yeniden özellikle günümüzde “yabancılar, mülteciler” diye adlandırılan halklara, dillere, dinlere ve şahsen insanların kendilerine yönelik ırkçı saldırılara sıkça, ne yazık ki sıkça rastlıyoruz. Almanya’da, özellikle Hamburg’da bir milyona yakın göçmen yaşıyor ve bu verilerden 80 bin göçmenin Türkiye kökenli olduğu biliniyor. Buna rağmen bu insanların yeni kurulan hükümette Bakanları, bizleri temsil eden Senatörleri yok. Seçilmediler.

Yeni kurulan hükümetin ırkçı olup olmadıklarına dair neler dersiniz? Irkçılık sadece sokakta insanlara saldırmak olarak mı anlaşılmalıdır? Politikada sizce ırkçılık nasıl olur?

Irkçılık sadece sokakta veya evlere saldırmakla sınırlı değil ne yazık ki! Irkçılık kavramı yeni kurulan koalisyon hükümetinde göçmen senatörlere üst düzeyde yer vermeyen, söz hakkı tanımayan, atamayan Yeşiller Partisinin ve sözümona sosyal demokrat diye geçinen SPD’lilerin, devletin şimdiye kadar gizlenmeye çalışılan gerçek yüzlerini ırkçı tutumunlarında bizlere sahiden görterdiler. Ben bu kadarını beklemiyordum. Birçok kişi hayal kırıklığına uğradığını söylüyor.

Irkçılık dediğim gibi yeni kurulan koalisyon hükümeti kadrosunda göçmen politikacılara üst düzeyde ver vermeyerek net ve açık bir şekilde ayrım yaptıklarını göstermiştir. Bence tüm dünyada, göçmenlerin yaşadığı her ülkede, Almanya’da ırkçılık bilerek, isteyerek bilinçli bir şekilde körükleniyor. Yeni kurulan hükümetin altmış yıldır buralı göçmenlere yabancı muamelesi yaparak göçmen politikacıları dışlayarak gizlice ayrımcılığı resmen körüklüyor. Bu anlamda ırkçılık bir devlet politikası haline büründü. Bunun adı benden olmayan yaşamasın, yaşama hakkı, refahı elinden alınsın, yok edilsin politikasıdır. Bu uygulamalar ve örnekler insanlığın büyük ayıbı ve utancıdır. Irkçılık politikada böyle işliyor ne yazık ki.

Dünya çapında ırkçılığın tırmanışa geçtiği bu günlerde Alman politikacıların bile en tutucularının ırkçılığa işaret ettiği günlerde Hamburglu Yeşiller ve Sosyal Demokratların bu duyarsızlıklarını nasıl yorumlamalıyız?

Ne yazık ki dünya genelinde ırkçılık üst düzeyde. Geçtiğimiz günlerde Amerika´da bilerek, isteyerek kendi dilinden, ırkından, dininden olmayanı vicdansızca, utanmadan, kimseden çekinmeden sokak ortasında insanı boğarak insanlar öldürebiliyorlar. Bu korkunç bir insanlık katliamıdır. Hiçbir vicdana sığmaz. İnsan olarak ister sanatçı, şair, yazar, müzisyen, siyaset adamı kim olursak olalım şiddetle ırkçılığa karşı çıkalım. Bunlar birgün hepimizin kapısını çalabilir bunu asla unutmayalım.

Hamburg’da Yeşiller ve Sosyal Demokratlar, koalisyon hükümetini ne yazık ki göçmen kökenli politikacılar olmadan kurdular. Her ne kadar kendilerine biz demokratız, insan ayrımı yapmadan eşit haklar için mücadele ediyoruz, çevre dostu, insan dostu, toplum için, tüm halklar ve hakları için mücadele ediyoruz deseler de içlerinde, bir yerlerde ırkçılığı taşıyorlar. Bunu yaptıkları bu davranışlarıyla iktidara geldikten sonra bizleri, göçmen kökenli politikacıları nasıl ayırdıklarını, onların gerçek yüzlerini görmüş olduk.

Her seçim öncesi göçmenlere de nice vaatlerde bulunanlar daha yeni hükümeti kurarken onları unuttular. Almanya’nın en çok göçmeni bulunan şehirlerinden biri olan Hamburg’da sizi de biz yönetiriz dediler. Bundan siz şahsen ne gibi rahatsızlıklar duyuyorsunuz? Kişisel olarak bu durumu siz nasıl yorumluyorsunuz?

Hamburg şehri bağrında 80 binden fazla göçmeni barındıran Almanya’nın en güzel şehridir. Bu şehre ve bizlere büyük ayıp ettiler. Demokrat geçinen yeni kurulan bu hükümet, yabancı kökenli, göçmen politikacıları aralarına almayarak, onları, bizleri hafife almış, değer vermemiş, umursamayıp insan yerine koymamış oldular. Bu durumda bizler aşağılanmış olduk. Açıkça siz kimsiniz ! Sizleri ancak biz yönetiriz. Siz kimsiniz ki sizlere söz hakkı verelim… demektedirler. Açıkça Hey! Yabancılar kendinize gelin demektir. Meydan okumaktır. Bu ırkçılığın ta kendisidir. Bu ülkeyi 60-70 yıldır kalkındırdık ve hala bu güzel şehre emek veriyoruz.

Biz göçmenler bu saygısızlığı hak etmedik. Ben şahsen çok üzüldüm, kötü etkilendim. 42 yıl oldu burada yaşıyorum. Bu ülkeye iyi insanlar yetiştirmeye çalıştım, emek verdim. Bizler bunu hak etmedik. Bu haksızlığı her an gündeme taşımalı, kınamalı, eleştirmeli, her yerde duyurmalıyız. Amerika’dan sonra Fransa ve Almanya’da, tüm dünyada ırkçılığı, ayrımcılığı körükleyip, destekleyenleri şiddetle kınıyorum. Göçmen işçilerin haklarının savunulmasında sanatçı, şair, yazar, tiyatroya emek vermiş duyarlı insanların ve özellikle dernek ve sosyal kuruluşların en önemli görevlerinden biri olmalıdır. Özellikle seçtiğimiz değerli milletvekillerimizin hem bizlere, hem de kendilerine yapılan bu haksızlığa karşı çıkıp, demokratik mücadele vermeleri gerekir! Susmak bu durumu kabul etmektir!

Teşekkürler

28.06.2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

„Es geht auch ohne die Plastiktüte“

Bundestag beschließt Verbot von Kunststoff-Tragetaschen Ab dem 1. Januar 2022 soll der Verkauf von Plastiktüten in Deutschland verboten werden. Der Bundestag hat heute einer entsprechenden...

Akut lösemide kemoterapisiz iyileşme dönemi başlıyor

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömür Gökmen Sevindik, 'Kemoterapinin yan etkilerinden hastalarımızı kurtaracak kemoterapisiz iyileşme sağlayan hedefe yönelik tedavi Tirozin Kinaz...

Hamburg’da Cum-Ex Meclis Araştırma Komisyonu

ALMANYALILAR – Hamburglular ilk defa Cum-Ex Skandalı’nın varlığından bu yılın başlarındaki seçim döneminde FDP’nin Başbakan ve Belediye Başkanı adayı Milletvekili Anna von Treuenfels-Frowein sayesinde...

Anna Karenina – allerdings mit anderem Text und auch anderer Melodie

Anna Karenina – allerdings mit anderem Text und auch anderer Melodie von Clemens Sienknecht und Barbara Bürk nach Lew Tolstoi am Sonntag, 29. November um 20.00...