2.4 C
Hamburg
Mittwoch, Dezember 2, 2020
Start Home Pazar edebiyatı: Basına vurulan zincir

Pazar edebiyatı: Basına vurulan zincir

Güne yine öğleden bir saat önce başladım. Hava sıcak, odamın dört duvarından ikisi pencereli ve güneş iki taraftan da içeri girebiliyor. Yola bakan tarafı ince tül ve güneş perdesi ile kapatıp, yatağımı da perdenin dibine yerleştirmişti. Çünkü iki köşenin açık kalması, kitaplığıma, kütüphaneme yer vermeyecekti. İki tarafı da kapatmak, beni rahatsız edecekti. Dört duvardan küp şeklini andıran odamın iki duvarını dolaplarla çevreledim, diğer pencereli duvarı perdeyle kapatıp, yatağımı dibe yerleştirdim ve diğer pencereli kısmı Papatya’ya (daktilom) verdim, dibine de koltuk koydum.

Güneşin sürekli sabahın erken saatlerinde içeri girmesiyle, sıcaklık ve aydınlık öğlen saatlerine biraz yakın veya öğlene dek uyuyanlar için rahatsız edici. Lâkin sabah erken kalkacaklar için, bir mucize gibi. Güneş ışınlarıyla uyanmak gibisi yoktur. Ağustos’un ilk günü, o sıcak ayda doğduğumdan beri güneşi, sıcak renkleri, aydınlığı ve nemli esintisi severim. Ve Tanrı, beni Türkiye’nin en soğuk bölgede bulunan Ağrı’da dünyaya getirtti. Çok tezat dolu bir dünya yolculuğum, bu şekilde başlamış oldu zaten.

İlk iş, bugün Pazar olduğu için gazetemi ve ‘Pazar’ ekini almak oldu. Çünkü hafta sonu gündem yoğunluğunu azaltınca, ben de daha fazla kitap okuyarak, gazete ve sanatsal ekini de okuyarak geçiriyorum günümü. Büfeye doğru yol aldım, gazetemi aldım ve eve dönerken; aklım medyanın yaşadıklarıyla kurcalandı.

Türkiye, Dünya; 21’inci yüzyılında hâlâ demokratik ve uzlaşmacı olamıyor. Hâlâ gazeteciler tutuklanıyor, gazeteler kapatılıyor, radyo, dergiler da baskı altına alınıyor. Türkiye, eğer İstanbul’da yaşanan Gezi Parkı olaylarında ve yine 17/25 Aralık’taki baskılara boyun eğmeseydi; medya o an güçlü durabilseydi, Türkiye’deki tüm medya organları, direnebilseydi; ne bu iktidar ne de bu baskılar olabilirdi. İlmik ilmik işledi her şey…

Eve doğru yürürken hatırladığım medya baskısını, özgür gazete ve dergileri okuyarak, satın alarak destek olmaya çalışıyoruz, kimimiz. Siyasi tarafın beceriksizliğine de hiç girmesem daha iyi. Çünkü bu baskı ve rejimin büyümesindeki çoğunluk, muhalif tarafın beceriksizliğinden de kaynaklanıyor.

Kahvaltı sonra odamda gazetemi okurken, hem köşe yazılarındaki bilgiler hem de haberlerdeki olaylar; beni ürkütüyor. Gelecek nesiller için böylesi bir dünya bırakmak içimizi acıtıyor. Neden, niçin, nasıl olur da bu kadar sessiz, umursamaz olabiliyor bu insanlar? Çoğu bürokrat şantaj, tehdit ve buna benzer karşılaşmalar sebebiyle iktidarın eline yağ sürüyor; ülkedeki yurttaşların çoğu da, maalesef açlık, sefillik, yorgunluk ve geçim derdi düşünceleriyle bir başına bu meselelerle uğraşamıyor ve sessiz kalıyor.

IMG_E6065

Odamda şöyle pencere dibine çekiliyorum ara ara… Haber yazarken, araştırma yaparken; çayım da sürekli yanımdadır. Teyzemin hediye ettiği termosu annem yıkarken kırınca, bana yeni bir termos aldılar. Çünkü ben çalışırken 4 bardak çayı yaklaşık 5 saatte içiyorum. Bazen yoğun çalışmaktan doldurduğum ince belli bardaktaki çayım, saatlere duruyor, unutuyorum onu.

Şu an da gazete arasında termosa çay koyup getirmişti annem, yaklaşık 3 saat oldu ve üçüncü çayımı bitirmedim henüz. Sürekli odamda çalışırken, termosta çayım mutlaka yanımda olur. İşte o an bardağı elime alır, pencere dibine geçer uzakları izlerim, düşünürüm. Haber konusu, ne yazacağımı, nasıl yazacağımı veyahut ‘ne olacak bu ülkenin hali? Nasıl tam demokratik ve sosyal bir ülke olacağız?’ sorularının sıralandığı anlara dalıyorum.

Darwin’in bir teorisini yazmıştım, yıllar önce… Onu da ilerleyen zamanlarda geniş bir şekilde yine buradan yazacağım. Türkiye, tam Darwin teorisiyle yönetiliyor. Bir gazeteci, memleket meselesi düşünmeden, bu meselelere kafa yormadan, haksızlığa, hukuksuzluğa baş göstermeden, ezilenleri sesi, mağdurların nefesi olmadan; gazeteci olamaz. Şimdiki plazalarda ballı maaşlarla gazetecilik yapmaya çalışanlar; ceplerindeki jeton, demir para, yeşil para, ihaleler girişli kalemleriyle gazetecilik yaptıklarını sanıyorlar…

Son olarak, Mustafa Kemal’in şu sözüyle bitirmek istiyorum: “Basın, halkın müşterek sesidir.”

Turgay Kılıç / 21.06.2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

ING Basketbol Süper Ligi

Aliağa Petkimspor: 67 - Empera Halı Gaziantep Basketbol: 66 Salon: ENKA Hakemler: Özlem Yalman, Kerem Baki, Kaan Büyükçil Aliağa Petkimspor: Yiğitcan Turna 3, Ray 15, Wimbush 13,...

Deutsche Post DHL Group setzt Ausbildungsengagement in der Corona-Pandemie uneingeschränkt fort

Auch in 2021 bietet Deutsche Post DHL Group eine breite Auswahl an Ausbildungsberufen an. In der Corona-Pandemie zeigt sich Deutsche Post DHL Group als...

İsveç’te oğlunu 28 yıldır kilitli tuttuğu iddia edilen yaşlı kadına soruşturma açıldı

İsveç'te oğlunu 28 yıl boyunca bir apartman dairesinde kilitli tuttuğundan şüphelenilen 70'li yaşlardaki kadına soruşturma açıldı. Soruşturmayı yürüten savcı Emma Olsson, akrabalarından birinin yaşlı kadının...

„KI – Made in Germany“ etablieren

Normungsroadmap KI veröffentlicht: Handlungsempfehlungen für Standardisierung rund um Künstliche Intelligenz Das Deutsche Institut für Normung e.V. (DIN), die Deutsche Kommission Elektrotechnik Elektronik Informationstechnik in...