HDP’li Başaran: ‘Hiçbir güç bu yürüyüşü durduramayacak’

0
2

Halkların Demokratik Partisi (HDP), milletvekillikleri düşürülen Leyla Güven ve Musa Farisoğulları için Türkiye’nin iki ucunda bulunan Edirne ve Hakkâri’den ‘Demokrasi Yürüyüşü’ başlattı. İstanbul’daki Abbasağa Parkı’nda konaklayan ve finali yapan HDP, basına konuştu. Açıklamayı yapan HDP’li Acar: “Sosyal ve demokratik bir cumhuriyet için yola çıktık,” dedi.

image0

HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran: “ 15 Haziran’da uzun bir süredir Türkiye’de karanlığı örgütleyenlere, savaşı, kadına yönelik şiddeti, ayrımcılığı örgütleyenlere karşı, HDP’yi yok sayanlara karşı, halkı yok sayanlara karşı biz buradayız demek, halk burada demek için yürüyüş yaptık. İstanbul ayağının finalini hep beraber coşkuyla, umutla, büyük bir motivasyonla gerçekleştirmek için buradayız,” diye açıklama yaptı.

HDP, yürüyüşün finalini 18 Haziran akşamı İstanbul Abbasağa Parkı’nda son basın açıklamasıyla sonlandırdı. HDP’nin siyasetçilerinin haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklandığına değinen Acar Başaran, şunları ekledi:

5 yıldır yürütülen savaş siyaseti, kırım siyaseti maalesef Türkiye’de toplumu baskılandırma, yok sayma siyaseti, her gün kendini daha fazla örgütleyerek, kurumsallaştırarak, faşizmi en tepeden toplumun bütün hücrelerine yaymak istiyorlar.

2014’te kapalı kapılar ardından Milli Güvenlik Kurulu(MGK) kararıyla alınan çökertme eylem planından bu güne şehirler yakılıp, yıkılırken, binlerce insan cezaevlerinde ölüme terk edilirken, halkın iradesi, Türkiye halklarının iradesini yok sayan, Türkiye’de Kürt halkına; ‘siz seçemezsiniz, siz seçilemezsiniz; siz seçilirseniz, seçerseniz biz kayyum atarız. Sömürge valileriyle sizi yönetiriz” dediler ve 5 yıldır binlerce arkadaşımız haksız, hukukuz şekilde cezaevinde tutuldu. Binlerce arkadaşımız içlerinde eş genel başkanlarımızdan Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, DBP Eş Başkanı Sabahat Tuncel, Diyarbakır Büyükşehir Başkanı Aysel Tuğluk ve isimlerini sayamadığımız binlerce arkadaşlarımıza, “mücadele ederseniz, sizi rehin alırız, tutsak ederiz” siyaseti yürüttüler. Bu 5 yılda HDP, halk geri adım atar diye düşündüler. 5 yıldır aralıksız sistematik bir biçimde saldırıları yürütüyorlar. Saldırdıkça biz büyüdük, saldırdıkça yürüyüşümüz kararlı oldu, daha çok genişledik, bunun karşısında bu faşist rejimi yıkma irademiz daha da yükseldi. Bu günde son birkaç gündür yürüyüşümüzle bu siyasetin karşısında umudun var olduğu, ortak paydada bulabileceğimiz, bizi kendilerine muhtaç etme siyasetine karşı hep beraber bu faşist rejimi yıkabileceğimizi gösterme yürüyüşüdür. “

Demokratik bir Anayasa’nın oluşması için yola çıktıklarını da belirten HDP’li Kadın Meclisi Sözcüsü Başaran:

Bizler 9 taleple bu yola çıktık. Hak, hukuk, adalet için, demokratik bir anayasa, darbenin kırıntısı olan, ama bu darbe rejimini daha da derinleştiren bir Anayasa’ya karşı demokratik bir anayasayı oluşturmak için bu yola çıktık. Sosyal ve demokratik bir cumhuriyet için yola çıktık. Bizler yok sayılan, ama her defasında güvenlikçi politikalarla, asimilasyon politikasıyla ve kırım siyasetiyle yürütülmek istenen Kürt sorunun demokratik yollarla çözümü için bu oyla çıktık.

Bizler, savaşları durdurmak için yola çıktık. Barışın sesini yükseltelim diye yola çıkarken; savaş üzerinde kendini var eden bu iktidar, aynı anda biz savaş kararlılığında devam ediyoruz diyerek, saldırı gerçekleştirdi mahmur kampına ve birçok yere. Ama biz, kararlı bir şekilde bu ülkede barışı korumak için, barış ortamını tesis etmek için, saldırıları da göze alarak, engellemeleri göze alarak, bizi tecrit halinde bırakmayı göze alarak bu yola çıktık bundan da bir adım geri atmayacağız. Bizler, bu pandemi sürecinde iktidarın yürüttüğü ekonomi politikasının bağlı olduğu savaş siyasetinin, bütçenin tümünü savaş bütçesi olarak kullanmasının sonunu hep beraber gördük.”

Diese Diashow benötigt JavaScript.

İşçileri pandemi kriziyle baş başa bıraktılar’

Bu pandemiyi kendine fırsata çeviren iktidar, pandemiden işçiler, emekçiler etkilenmiyormuş gibi, işçi ve emekçileri bu pandemi kriziyle, hastalıkla ve açlıkla yüz yüze bıraktı. İşte biz, iş ve aş için yola çıkıyoruz dedik. Bütçenin, ekonominin savaşa değil, toplumun ihtiyacının karşılanması için yola çıktık. Bu talepte ısrarcıyız. Bizler kadınlar için yola çıktık, dedik; çünkü Türkiye’de (Adalet ve Kalkınma Partisi)AKP’nin yürüttüğü siyaset, kadın düşmanı bir siyasettir. Bir taraftan kendisi, bir taraftan da toplumda örgütlediği erkekler eliyle her geçen gün kadınlara yönelik şiddeti, cinsiyet eşitsizliğini derinleştirerek kadınları toplumsal alandan itip, nesneleştiren bir siyaset güdüyor.

Biz, gençler için yola çıkıyoruz. Gençlere ölmekten ve öldürmekten başka hiçbir vaadi olmayan, gençlere yaşam alanı tanımayan, gençleri oluşturduğu sistem içinde eritmeye çalışan, gençleri geleceğimizdir deyip, bu günü korumasında yer almasını sağlamayan siyasete karşı, gençler için yürüyoruz dedik.

Kaz Dağları’ndan Hasan Keyf’e, doğayı talan eden siyasete karşı, doğayı sermayeye peşkeş çeken siyasete karşı, bu siyasetin sonucunu bize getirdiği pandemi gibi krizlerle karşılaşmamak için, doğa dostu bir yaşam inşa etmek için yola çıktık. Biz, yola çıktığımızda da binlerdik, ama aslında bize engellemeler sonucu ulaşabilen arkadaşlarımızdı. Biliyoruz ki HDP fikriyatı, kesilmek istenen, duyulmazdan gelen bu talepler, Türkiye halkının tümünün talepleridir. Kürdistan ve Türkiye’nin bütün bölgelerinden şu anda Ankara’ya doğru yürüyoruz. Ana akım medya bizi duymazdan gelebilir. Biz halkla beraber, halk için, geleceğimiz için ve ortak paydada buluşmak için yürüyüşe devam edeceğiz. Hiçbir güç bu yürüyüşü durduramadı, önümüzdeki süreçte de durduramayacak. “

HDP’nin ana akım medyada yeri olmadığına da işaret eden Kadın Sözcüsü Acar, HDP’yi fabrikadaki işçiye, Cizre’deki annelere, Kaz Dağları’nı korumaya çalışan kadınlara sorulması gerektiğini belirtirken sözlerini şu şekilde tamamladı:

Ne yapıyorlar, HDP’nin ne dediğini duymak istiyorlar. HDP’nin ne dediğini; oturanlar, farikadaki işçiler, şiddete uğrayan ve bunun için direnen kadınlar, Kaz Dağlarındaki kadınlar, Cizre’deki anneler anlatsınlar. Biz, halkın sesi olmaya ve Türkiye’deki sorunları çözmeye adayız. Bu ülkede gerçek anlamda demokratik bir sistemi oturtmaya adayız. Biz ne bize dayatılan savaş siyasetine ne de bugünü nasıl geçireceğim, nasıl sonuçlandıracağım siyasetine muhtaç değiliz. Güçlüyüz, gücümüzü hep beraber daha önce gördük. Edirne’den ve Hakkâri’den başladığımızda bizi yürütmeyeceklerini zannedenler, nasıl büyük bir gaflet içinde olduklarını, bu yürüyüşün coşkunu izledikçe görüyorlar. Bunu gördükçe saldırıyorlar. Güçlü olduğumuz için, halkı olduğumuz için saldırıyorlar, hakkı ve hakikati savunduğumuz için saldıranlar, tarihteki örneklerine baksınlar. Darbeleri yönetim biçimi haline getirenler, tarihte şu anda kara sayfalarındadır.”

Turgay Kılıç / 19.06.2020

Werbeanzeigen

Kommentar verfassen