ALMANYALILAR

“Bu cehaleti ve anti demokratik yaklaşımı eleştirmek ve hoşnutsuzluğu ifade etmek iyi ve önemlidir.”

Söyleşi: Cansu Özdemir,

ALMANYALILAR – Hamburg’da yeni kurulan hükümette neden üst düzeyde göçmen kökenliler yok, bu da ırkçılığın diğer bir uygulaması değil mi, neden göçmenler seçim döneminde hatırlanıp hemen peşinden unutuluveriyorlar, halkının üçte birinin göçmen olduğu bir şehirde neden hak ettikleri yerde değiller ve benzeri nice benzer sorunun yanıtını bu defa bir başka politikacıdan okuyacaksınız. Sorularımızı bu defa Sol Parti (DIE LINKE) Hamburg Meclis Grubu Eş Başkanı Cansu Özdemir yanıtladı:

Almanyalılar: Hamburg’da nihayet hükümet kuruldu. Senatörlüklere kimlerin getirildiği saptandı. Bu gelişmeler bağlamında göçmenlerin yeni kurulan hükümette üst düzeyde de temsil edildiğine inanıyor musunuz? Neden?

CANSU ÖZDEMİR - Kopie

Cansu Özdemir: Senatoda çok az sayıda kadınların ve göçmen kökenli hiç kimsenin yer almaması anlaşılmaz ve büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Toplumun çeşitliliği her alanda ve her düzeyde yansıtılmalıdır. Parlamentoda göçmen kökenli vekil sayısı artmış olabilir ancak federal/ülke çapında bakanlıklar gibi önemli mevkilerde olanların neredeyse hiç birinin göçmen kökenli olmaması, kültürlerarası enstitülerden/kurumlardan ne kadar uzak olduğumuzu gösterir. Gerekçe olarak kişinin kökeninden çok yeterliliklerini savunmaları kızdırıyor. Bu, göçmen kökenli insanların beceri ve yeteneklerinin hala eşdeğer kabul edilmediğini açıkça ortaya koyuyor.

Yeni kurulan hükümetin ırkçı olup olmadıklarına dair neler dersiniz? Irkçılık sadece sokakta insanlara saldırmak olarak mı anlaşılmalıdır? Politikada sizce ırkçılık nasıl olur?

Irkçılık sorununu anlamak için için sistematik ırkçılık ve kişisel ırkçılığı birbirinden iyi ayırt etmeliyiz; sistematik ırkçılık, kurumun işleyiş mekanizmasının ırkçı olmasıdır. Yani, toplumsal kurumun yasaları, normu ve iç mantığı ile bağlantılıdır. Burada kurum içerisindeki kişilerin kurumun bu yapısı doğrultusunda davranması veya davranmamasından da bağımsızdır. Kişilerin bir toplum içerisinde dışlanması, katılım sağladıkları sosyal kurumlarda dezavantajlı olması veya konumun aza indirgenmesi gibi durumlarda, sistematik ırkçılıktan söz edebiliriz. Örneğin politik katılım sağlamak isterken kişiler bu deneyimi yaşayabiliyor. Söz ettiğimiz politik katılım buna güncel bir örnektir. Göçmen kökenli kişilerin yüksek mevkilerdeki temsilciliklerin yok kadar az olması sistematik ırkçılığa işaret ediyor. Aynı sorun konut piyasası, eğitim sistemi veya istihdam alanında da mevcut. Göçmen kökenli insanlar ırkçı zihniyete sahip kişilerin ırkçılık yaptıklarını sanıyor veya ırkçılığın toplumun sağında olduğuna inandıkları için ırkçılıktan kurtulduklarını düşünüyor.

NSU cinayetlerinin ortaya çıkmasından kısa süre sonra Hamburg Eyalet Meclisi’nde fraksiyon olarak senatonun sistematik ırkçılığı gündeme getirmesini talep ettiğimizde iç senato ve göçmen kökenli olmayan Alman vekillerin tepkisi beni şok etmişti. NSU cinayetlerinin yıllarca ortaya çıkamamasının sebebi, soruşturmaların sistematik ırkçılıktan kaynaklı olmasıydı. Soruşturmanın odağı yıllarca farklı yerlere evrildi; böylece cinayetler kent kent devam etti. Katledilenlerin aile ve yakınları kriminalize edildi, kurbanlar kriminal olmakla suçlandı. Dolayısıyla parlamentoda güvenlik makamlar içerisinde sistematik ırkçılığı gündeme taşımak istememiz, göçmen kökenli olmayanlar tarafından çok agresif bir tavırla reddedildi ve güvenlik makamlarını ırkçılıkla suçlamamız skandal gibi görüldü. Aynı tepkiyi şu anda da yaşıyoruz.

Siz parti içi çalışmalar yaparken muhakkak göçmenler için yarı politika, yerliler için böyle politika demiyorsunuz. Ama dünya çapında ırkçılığın tırmanışa geçtiği bu günlerde Alman politikacıların bile en tutucularının ırkçılığa işaret ettiği günlerde Hamburglu Yeşiller ve Sosyal Demokratların bu duyarsızlıklarını nasıl yorumlamalıyız?

Yeşiller (GRÜNE) ve Sosyal Demokratlar’ın (SPD) göçmen kökenlilerin senatoda görevlendirilmesi yönünde talepleri olduğu, ancak bunun göz ardı edildiğini düşünüyorum. Sanırım bu konuda tepkilerin sınırlı olduğundan kaynaklı. Tabii iktidarın bu konuda büyük bir rol oynadığını da biliyoruz.

Bir yandan kurumları, yasaları ve toplumsal grupların temsiliyetini belirleyen toplumun beyaz çoğunluğu var, öte yandan tüm çabalarına rağmen göçmen kökenli olduğu için emeği gölgelenen, başarı görülmeyen insanların yaşadıkları zorulukları var.

Günlük ırkçılığın yarattı güçsüzlük hissi şöyle dursun, siyasetin NSU ve Hanau katliamlarının ardından toplumsal ırkçılığa karşı mücadele etmek gerektiği belirtilen basın açıklamaları da yetersiz. Harekete geçilmeli. Almanya’daki yapılar eleştirel bir bakış açısıyla incelenmeli, sorgulanmalı. Siyasi partiler yapılarını sorgulaması gerekir. Polis şiddetindeki ırkçı motiflerin sorgulanmasına izin verilmeli. Kültürlerarası şenliklerde farklı lezzetleri tatmak ciddiye alınacak bir şey değil. Irkçılığın sadece toplumun yoksul kısmında veya AfD ile sınırlı kaldığına inanan parlamenterler de var. Irkçılık yüksek mevkilerin sadece beyaz çoğunluk toplumu tarafından erişilebilir hale getirilmesi ve göçmen kökenlilere bu kapılarının kapatılması anlamına gelir. Koalisyon görüşmelerin odağının toplumu tüm çeşitliliği ile temsil etmekte olduğuna inanmıyorum. En fazla dipnot geçilmiştir. Yetkinlikler daha çok beyaz çoğunluk toplumuna verilir.

Her seçim öncesi göçmenlere de nice vaatlerde bulunanlar daha yeni hükümeti kurarken onları unuttular. Almanya’nın en çok göçmeni bulunan şehirlerinden biri olan Hamburg’da sizi de biz yönetiriz dediler. Bundan siz şahsen ne gibi rahatsızlıklar duyuyorsunuz? Kişisel olarak bu durumu siz nasıl yorumluyorsunuz?

Hamburg Eyalet Meclisi seçimlerinde göçmen kökenli adaylara partiden çok bizzat kişiye oy verildi. Bu da, Hanau katliamından sonra anti faşizme bir işaretti. Partimiz Hamburg’da göçmen kökenli birini birinci sıra adayı olarak gösteren tek parti oldu. Böyle Sol Parti, açık bir dayanışma sinyali gönderdi ve Hamburg’un sadece beyazdan oluşmadığına işaret etti. Mevcut durumda Hamburg Eyalet Meclisi’ndeki Fraksiyon (eş)başkanları arasında göçmen kökenli olan tek kişiyim. Bu durum Hamburg’daki çeşitliliğin karşısında tuhaf değil mi? Bu oldukça cahil ve anti demokratik değil mi? Eğer Hamburg seçmeni göçmen kökenli bir adayı seçiyorsa onu önemli mevkilerde de görmek istediği anlamına gelir. Bu cehaleti ve anti demokratik yaklaşımı eleştirmek ve hoşnutsuzluğu ifade etmek iyi ve önemlidir.

Teşekkürler.

14.06.2020

Foto: Cansu  Özdemir / Facebook

Zorunlu bir açıklama: Sevgili okurlar sorular Hamburglu göçmen kökenli ve her partiden 17 politikacıya gönderilmiştir. Bazıları şart koşup, bire bir görüşmek isteyerek ancak yanıt verebileceklerini söylemekteler. Bunun teknik olarak gerçekleştirilebilmesi imkânsızdır. Bu kadar çok sayıda insanla söyleşi yapabilmeyi eminiz ulusal medyadan büyük bir yayın organı bile gerçekleştiremez. Bu yüzden yanıtlar yazılı olarak istenmiştir.

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: