3.5 C
Hamburg
Freitag, November 27, 2020
Start Gesundheit İyi Parti’li Ağıralioğlu: “Devlet çeteyle yönetilmez”

İyi Parti’li Ağıralioğlu: “Devlet çeteyle yönetilmez”

İyi Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, düzenlenen basın toplantısında bir dizi açıklamalarda bulundu. Toplantı esnasında emniyet teşkilatı, Türkiye’nin ekonomik yapısı, esnafların çektikleri zorluklarının yanı sıra, Ayasofya Müzesi için de önemli konulara değinirken, “ Devlet çeteyle yönetilmez” dedi.

 

İyi Parti Sözcüsü Ağıralioğlu, kolluk kuvvetlerine ilişkin açıklama yaparken, ortalama 1 milyonluk kolluk kuvvetinin olduğunu ve Türkiye’de yaklaşık 85 kişiye bir güvenlik elemanı düştüğünü, Avrupa’da ise yaklaşık 400 kişiye bir güvenlik elemanın düştüğünü belirtirken şunları söyledi: “Emniyet teşkilatının içerisinde farklı bir üniformanı uzun vadede taşınamaz bir yük haline geleceğini düşüyoruz. İyi Parti olarak hassasiyetimizin merkezinde şöyle bir gerekçe var. 300 binin üzerinde polisimiz var. 200 bin jandarma, terör bölgelerinde korucularımız var. 90-100 bin oldukları tahmin ediliyor. 350 bin civarında da özel güvenlik sayımız var. Aşağı yukarı 1 milyona yakın güvenlik ihtiyacımızı karşılamak için insan istihdam edilmiş durumda. Bu 1 milyon insan, 83-85 kişiye 1 güvenlik demektir. Avrupa’da bu oran 300-400 kişiye bir güvenlik elemanı demektir. Teklifimizi iyi parti olarak şuydu. Güvenlik ihtiyacımızın nitelikli güvenlik elemanlarıyla karşılanması, güvenlik gücümüzün iyi donanım hale getirilmesi, iyi yetiştirilmesi, bu anlamda devletin daha etkin, daha hızlı, daha esnek, çalışmaya imkân sağlayacaktır. Bu kadar güvenlik personeliyle sağlayamadığımız işi, bir de ekstradan 40 bin 50 binlik bekçiyle karşılanmaya teşebbüs edilmesi; istihdam politikasıysa bunu başka türlü konuşmak lazım. Ama güvenlik ihtiyacı, yardımcı hizmetler üzerinden konuşulacaksa İyi Parti olarak emniyet teşkilatı üzerinden birimi yerelleşme avantajında kullanılarak çözüm bulunabilirdi. Yani emniyet teşkilatı altında, ayı renk üniformayla polislerden bu işi görecek bir birim ve ihtisas taşıma yapılabilirdi. Bunun beraberinde getirilen avantajlar kullanılabilirdi. İlerleyen günlerde özlük hakları da dâhil, üst aramayla ilgili, silah kullanımları ile ilgili, geçtikleri eğitimle ilgili tecrübesizliğinin sebep olacağı bir takım şikâyetlerin önceden hatırlamasıdır, bu benim söylemeye çalıştığım işler. Çünkü bir takım makul şüphe vardır. İyi eğitim verilmeyince, keyfi bir takım uygulamalara istinat haline geliyor. Bu yerelleşmede güvenlik hizmetlerinin de avantajları vardır. Bir mahallenin eşrafı kimdir, o mahalleden ve güvenlik endişeleriyle ilgili, kimin ne tür, kimlerle irtibatları vardır, kimler suça meyillidir gibi. Bütün bunları bilinebilmesi anlamında yerelleşme, çok kıymetlidir.

Bekçilerle ilgili, ekstradan plansız, programsız, eğitimleri detaylandırılmamış bir uygulamanın uzun vadede yeniden düzenlemek için bir takım kanunlarla geleceğini düşünüyoruz.”

İyi Partili Ağıralioğlu, Türkiye hükümetinin ekonomiyi canlandırmak adına yurttaşlara kredi verme teşvikinden bahsederken, 665 milyonluk kredinin olduğunu da belirtti. Bu kredilerden yüzde 45’i tüketici kredisi, yüzde 16’sının da kredi kartlarından kaynaklandığını açıkladı. Ayrıca 2000’li yılları da anlatan Sözcü Ağırlioğlu, şunları ekledi:

“Pandemi sürecinde piyasanın bozulan dengesini tekrar toparlamak, insanların ihtiyaçlarını görmek, yeniden piyasaya para pompalamak ve piyasadaki bozulan ticari aktiviteyi artırmak için devlet, kredi musluklarını açmaya teşvik etti. Şimdi orada esas kamuoyunun tek tek talebini dinlendirirken görmekten mahrum olduğu bir şey arz etmemiz lazım. 665 milyon civarında kredi var. Kredinin yüzde 45’i tüketici, yüzde 16’sı kredi kartları. Bu yüzde 60’ı demek, acil zorunlu ihtiyaçları için kullanılan ödemelerdir. Bu ciddi bir orandır ve kötü sinyaldir. 2000’li yıllardaki krizde Kemal Derviş’in banka sistemimizle ilgili aslında düzeltme olsun diye, o hükümetin yapmış olduğu bankaların finansal yapısını kuvvetlendiren, sonra da AKP hükümetinin çok ciddiyetle 2008-2009 yıllarına kadar çok uyguladıkları bir modeldi. Bu kredi rakamlarındaki analiz, tüketici ve kredi kartları ile ilgili yığılma ve talebi, bankaların yapısını bozabilecek bir sinyaldir.

Eskiden yüksek oranda kredi kullandığı için bugün kullandırılan kredilerin yapılandırılması için talepler var. Bu da aslında ne kadar insanların ödeme zorluğu çektiğinin en ciddi sorunlar yaşadığının göstergesidir. Bununla ilgili yapılacak düzenlemenin merkezinde, kredi kullandırılırken piyasayı hareket ettirme, yeniden canlandırma iradesidir bu. Ama görünmesini istediğimiz şey şudur, ev kredileri, taşıt kredileriyle ilgili stok etmekte çalışıyor olabilirsiniz. Bu yaptığınız iş, elinde stok birikmiş olan müteahhidi kurtarma organizasyonuna dönmek üzeredir. Elinde kâfi miktarda, üretimden çok daha fazlası birikmiş olan müteahhitlere vatandaş ev alsın diye kredi verip, vatandaşı uzun vadede borçlandırmak işine, ticari performans denmez, siyasi maharet denmez. Olsa olsa günü kurtarmak için devlet kaynaklarını elinde çok ciddi miktarda stok biriktirmiş olan müteahhitleri devletin hazinesi üzerinden vatandaşı borçlandırarak kurtarma organizasyonudur. Aslında anlık ve kısmi bir çözümdür. Uzun vadeli, Türkiye’yi ayağa kaldıracak, istihdam oluşturacak, kullandırılan kredilerin işsizliğe derman olacak nitelikte planlanması gerekirken, yine geçici, borçlandırarak, borcu borçla çevirip Türkiye ekonomisinin disiplinini bozacak, yeni bir taktik hata olduğunu düşünüyoruz.”

Basın toplantısında işçinin kıdem tazminatının fona devredilmesi hususunda da açıklama yapan Ağıralioğlu:

“Kıdem tazminatı da var bu vesileyle gündeme geldi. Henüz detayları hususunda vakıf değiliz; ama konuşulanlardan anladığımız kadarıyla, devletin fon ve para bulmaktaki zorluğunu, işçinin alın terine göz dikerek, onun daha geç ödenmesini sağlayıp, o fonu, piyasayı daha da rahatlatarak, kendine özel alanlarda istediği gibi kullanabilmek imkânını taşıyabilmek için, yine bir tertipte karşı karşıya olduğumuzu düşünüyoruz. Çünkü nihayetinde işçinin aş garantisidir, evinin garantisidir, birikmiş borçlarını ödeme garantisidir, evlenecek veya evlendirecek çocuklarının garantisidir kıdem tazminatı. İşçinin can simididir, kıdem tazminatı. Devletin bu şekilde müdahale etmesi, 16 milyon insanın, çocuklarını da sayarsak, hatırı sayılır kitlenin bundan etkilenmesidir,” dedi.

122

YouTube’da yayınlanan konser kayıtları için çıkan sanatlara 30 milyon lira ve kurulan sahne, kayıtlar, ışık, teknik ekip çalışmaları için de 1,5 milyon lira harcandığına dair de açıklama yapan İyi Partili Ağıralioğlu, İletişim Daire Başkanı Fahrettin Altun’u attığı twiti de eleştirdi ve eksikleri şöyle sıraladı:

“Cumhurbaşkanı iletilim daire başkanı, cevap verdi galiba, haklı tepkiler gelince. Bu yoksulluğun içerisinde insanların geçim zorluğu, darlığı yaşanmışken, Youtube’dan bir konserler serisine dair abartılı bir para verildiğine dair uğultu var. Herkes bu yokluğun içerisinde, bu kadar abartılı para verilmesine tepki verdi. Biliyorsunuz 30 milyon zikredildi. Bu zamanda en olmaması gereken bir iş oldu ki, Fahrettin Altun cevap verdi. Verdiği cevap içerisinde de her şey var, millet yok, her şey var, vicdan yok, her şey var, rakam yok. O kadar para vermedik, şu kadar para verdik diye de bir açıklama bekliyoruz. Bu üçü hariç her şey var. “

İşsizlik rakamları, Türkiye’deki gençlerin ülkeye olan ümitlerini yitirdiğini ve küçük ve orta esnafın da birtakım ekonomik zorluklarına değinen İyi Parti Sözcüsü Yavuz Ağıralioğlu, açılan esnafların kiralarıyla, borçlarıyla, vergi ve SSK borçlarının da belini büktüğünü ifade etti. Çözüm olarak da en az bir yıl ötelemenin olabilmesini ifade ederken, kredi için de sıfır faizle ihtiyaçların karşılanmasında kolaylık sağlanmasının altını çizdi. Son olarak da Ayasofya Müzesi’nin cami olarak Müslüman kitle için açılmasına dair gerekçe verildiğini ve AKP’nin reddettiğine değinirken şunları ekledi sözlerine:

“Önergemizi verdik geçen hafta. Bunca işin arasında konuşulur, konuşulmaz diye tartışma olmasın; memleketin önünde bir mesele olarak gördüğünüz ne varsa, siyaset bu meseleleri siyaset olmaktan çıkartsın. Siyasetin vazifesi budur. Ayasofya meseleyse, hemen çözülüp gündemden düşürülsün. Türk Devletinin yönetim mahareti, problemleri çözebilmek kabiliyetiyle görünsün. Bir meseleyi 30-50 yıl sürdürmek, Türk devletinin tenezzül edebileceği bir şey olmasın. Hükümetlerin tenezzül edeceği bir şey olmasın. Bu sebeple sadece Ayasofya meselesi olarak değil, suiistimal etmeye kalktıkları her meselede, çözüm iradesini ortaya koysunlar biz de yardımcı olalım. Biz de önerge verdik, dedik ki açın. Hem tarihe, hem ceddinize, hem İstanbul’u fethetmiş şanlı bir kumandana ve onun şerefli ordusuna vazifenizdir. Önerge daha birkaç adım öndeyiz, biz sizin teklifinizden birkaç adım öndeyiz gibi bir gerekçeyle, reddedildi. Reddedilmesine takılmadık. Memleketin gündeminde mesele olarak kalanların, mesele olarak kalması üzerinden siyasetin kendine pozisyon almasına takıldık. Çözelim, gündemden düşürelim.”

Turgay Kılıç / 13.06.2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Afyonkarahisar´da „Puruşhanda“ kentine ait olduğu değerlendirilen tarihi yapı bulundu

Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesinde yeni başlanan Üçhöyük kurtarma kazısındaki ilk verilerde "Puruşhanda" kenti olduğu değerlendirilen M.Ö. 1400 ila 2350'li yıllara kadar giden bir yapı bulundu. Afyonkarahisar...

Ailesinde akciğer kanseri olanlar 2,4 kat daha fazla risk taşıyor

Bayındır İçerenköy Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Muharrem Tokmak, "Ailesinde akciğer kanseri bulunan kişilerin bu hastalığa yakalanma riski 2,4 kat arttığı için daha dikkatli...

Ein Jahr seit der Entscheidung: Die BAFA-Außenstelle in Weißwasser brummt

Nach der Entscheidung im November 2019 arbeiten heute bereits über 100 neue Mitarbeiterinnen und Mitarbeiter in der neuen Außenstelle des Bundesamtes für Wirtschaft und...

Trafik kontrolünde sürücünün cebinde silah bulundu

ALMANYALILAR - Hamburg'un Wandsbek semtinde trafik polisleri yaptıkları kontrolde 21 yaşında bir sürücünün cebinde silah buldular. Önceki gün akşam saat 19.45 sularında Rüterstrasse'de VW Golf...