9 C
Hamburg
Freitag, Mai 14, 2021
StartGesundheitSağlık sektöründeki şirketlere de motivasyon şart

Sağlık sektöründeki şirketlere de motivasyon şart

AKA Bakım Şirketi 22 yaşında

Hamburglu başarılı iş kadını Esma Arslan, 1 Nisan 1998 tarihinde 5 kişilik ekibiyle kurduğu AKA Hasta ve Yaşlı Bakım Hizmetleri şirketini bugün 25 kişilik uzman ekibiyle, Hamburg’un en başarılı yaşlı ve bakım şirketleri arasına sokmayı başardı. Sağlık Sigortası Tıbbi Hizmetler Birimi (MDK) sınavında en iyi not olan 1.0 değerlendirme notu alan AKA Hasta ve Yaşlı Bakım Hizmetleri şirketinin 22. kuruluş yıldönümü kutlamasını korona virüsünden kaynaklanan kısıtlamalar nedeniyle ertelemek zorunda kalan Esma Arslan ile, geçen 22 yılın muhasebesini yaptık:

  • Sağlık ve bakım sektörüne nasıl girdiniz?

E. Arslan: Meslek eğitimini sosyal pedagog olarak yaptıktan sonra sağlık sektöründe çalışmaya başladım. Çalıştığım dönemde sektördeki açığı ve ihtiyacı gördüm ve bir arkadaşımın da tavsiyesi üzerine kendi işimi kurmaya karar verdim. 5 kişilik bir ekiple yola çıktım ve 10 yıl boyunca ben de çalışanlarımla birlikte bakıma gittim. Hastalarımla birlikte eleman sayısı artınca bakım işlerimi azaltarak idareye ağırlık vermeye başladım. En önemlisi de, ilk günkü heyecanımı ve motivasyonumu hiçbir zaman kaybetmedim, hep aynı şevkle, aynı zevkle her gün işyerine gittim.

aka-röportaj (2)

  • 22 yıl öncesinden bugüne kadar bakım sektöründe iyi ya da kötü, neler değişti?

E. Arslan: Bugün yaşadıklarımıza bakınca o zamanları, sektörde çalışanlara verilen değeri özlüyorum. O zamanlar sektörde daha farklı bir kalite vardı. Hemşirenin, yardımcının, bakıcının farklılığı ve değerleri vardı. Şimdiki zamanla kıyaslandığında arada dağlar kadar fark var. Şimdi hemşire, bakıcı veya yardımcı arasında herhangi bir fark kalmadı. Eskiden belirli sayıda hemşire çalıştırmak zorundaydık ve sadece hemşireler belirli işleri yapabiliyordu. Bu da sektöre ayrı bir ciddiyet ve kalite katıyordu. Bugün bu tedavileri artık 1,5 yıl eğitim almış sağlık ve bakım asistanları (GPA) yapıyor ve çoğu zaman hemşirelerle eşit tutuluyorlar farklı eğitim alsalar da. Bu da 3 yıl eğitim alan hemşirelere karşı büyük haksızlık. Ayrıca bu düzenleme bakım şirketlerinin artmasına, kalitenin düşmesine sebep oldu. Şimdi bakım sektörüne çok basit, evi süpürüp silen bir meslek olarak bakılıyor. Hemşireler büyüsünü ve değerini kaybetti. Eskiden bakım yöneticisinin hemşire olması gerekiyordu ve ek bir eğitim alması gerekiyordu. Bugün ise bakım sektöründe çalışan herkes kısa bir ek eğitimle bakım yöneticiliği yapabiliyor, iş yeri açabiliyor. Kısacası eğitim seviyesi adeta yerlerde sürünüyor.

  • Sizde durumlar nasıl peki?

E. Arslan: ben ilk günkü kaliteyi korumaya çalışıyorum. Her ne kadar o zamanın sağlık ve bakım kasalarıyla yapılan sözleşme şartları daha ağır olsa da, kaliteyi korumak için o sözleşmelere sadık kalıyorum. Yani işyerimde ağırlıkla hemşirelerle çalışıyorum. Bu da işimin kalitesine yansıyor ve tercih sebebi oluyor. MDK sınavlarından sık sık en iyi değerlendirme notu almamız da tabii ki tesadüf değil. Yani biz kaliteyi tesadüfe bırakmıyoruz ve sektörde en iyi hizmeti verebilmek için en iyi eğitimi almış elemanlarla çalışmaya gayret ediyoruz.

  • Sağlık ve bakım sektöründe Almanya’daki kalifiye eleman açığı herkesin malumu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

E. Arslan: Ben genelde kendi elemanlarımı kendim yetiştirdiğim ve çalışanlarıma en adil şartlarda iş ortamı sunarak, haklarını vererek motive ettiğim için eleman sıkıntısı yaşamıyorum. Onları eleman olarak değil, aile ferdi olarak görüyorum ve bu da işimin kalitesine yansıyor. Bu, her iki taraf için de verimli oluyor. Fakat genel olarak sektörde kalifiye eleman sıkıntısı var. Bu açığı kapatmak için çeşitli çalışmalar yapılıyor. Geç kalınmış da olsa gerekli bir girişim ama sağlık ve bakım sektörünün daha ciddi şekilde ele alınarak gerekli yatırımların yapılması şarttır.

aka-röportaj (3)

  • Küresel korona salgını nedeniyle sağlık ve bakım sektöründe çalışanların yaşadıkları zorluklar son zamanlarda sık gündem oldu. Bu süreçte sizler neler yaşadınız?

E. Arslan: Sağlık sektöründe çalıştığımız için zaten hijyene özel dikkat gösteriyoruz ve Robert Koch Enstitüsü’nün (RKI) sistemiyle çalışıyoruz. salgın nedeniyle evlerine kapanırken biz her zamankinden daha fazla ve daha risk altında çalıştık. Süreci başarıyla götürürken kendimizi ‘kahraman’ gibi hissetmek de zor süreçteki motivasyonumuz oldu. Çalışanlarımızı bu başarılarından dolayı takdir ediyorum ama bu yeterli değil. Devletin de hem sektörde çalışanları hem de hizmet veren şirketleri maddi-manevi ödüllendirmesi gerek. Bu emeğin görünür hale getirilmesi de devletin işidir. Virüsün tırmanışa geçtiği sürede hem mevcut hastalarımızı, çalışanlarımızı ve hem de kendi ailelerimizi koruyabilmek için yüksek hassasiyet gösterdik. Çalışma planlarını sürekli değiştirmek zorunda kaldık. Hastalarımız arasında korkup bu süreçte hizmet istemeyenler oldu, biz mecburen yeni hasta kabul edememek durumunda kaldık. İşyerlerini kaybetmesinler diye bazen çalışanların saatlerini azaltmak, ekonomik tedbirler almak zorunda kaldık ve bu, ister istemez aylık gelirlerimizde önemli düşüşlere neden oldu. Ben de çalışanlarımın hepsini özel bir teşvik fonuyla ödüllendirebilmeyi isterdim. Ama değil destek verecek, desteğe ihtiyacımız olduğu bir duruma geldik. Devlet hemen her sektöre kısa süre içerisinde cömertçe her türlü yardımda bulundu. Güzel ve sevindiriciydi bu. Ama bizim suçumuz neydi? İnsanları bu zor şartlar altında koruyup kollamak mı, olağanüstü koşullarda her gün düzenli olarak bir yandan kararlaştırdığımız hizmeti sunmak, diğer yandan onları virüse karşı kollamak mı? Bizim zararlarımızı kim karşılayacak, neden bu konuda bürokrasi diğer sektörlerdeki kadar cömert ve hızlı değil?

  • Bu süreç size neler öğretti?

E. Arslan: Bu süreç bize çok büyük bir tecrübe kazandırdı ve yıllardır düzenli olarak aldığımız eğitim ve seminerlerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösterdi. Bu eğitimlerin çok faydasını gördük bu zor süreçte. Bu arada Almanya’nın hijyen konusunda ilk sırada olduğu tecrübesini de sabitlemiş oldum.

  • Şirketinizde verdiğiniz hizmetlere kısaca değinir misiniz?

E. Arslan: Öncelikle gençlere meslek eğitimi yeri sunmayı çok önemsiyorum ve bünyemizde sektöre özel farklı alanlarda eğitim verdiğimizi hatırlatmak istiyorum. Hasta ve yaşlılara A’dan Z’ye her türlü sağlık ve bakım hizmeti veriyoruz. Hemşirelerimiz diyabet, kanser, felç geçirmiş hastaların ilaç, tedavi, temel vücut bakımı, ev işleri ve alışveriş desteği, resmi evrak ve danışmanlık konularında bireysel destek gibi hizmetler sunuyorlar. Ayrıca evinde hastasına bakan, ama tatile gitmek isteyen ailelere de kısa süreli bakım hizmeti veriyoruz. Her hastanın yılda 6 hafta kısa bakım hakkı vardır ve bu konuda bağlı bulundukları bakım kasalarından gerekli bilgiyi alabilirler.

aka-röportaj (4)

  • Bakım sektörü uzmanı olarak okurlarımıza tavsiyeleriniz veya mesajınız var mı?

E. Arslan: Evde hasta veya yaşlı aile bireyine bakan ailelere tavsiyem, bakım sektöründeki hakları konusunda iyi araştırma yapıp bilgi edinmeleridir. Birçok insanımız haklarını bilmedikleri için bu haklardan faydalanamıyorlar. Bu araştırmayı yaparken hastanıza evde kendiniz bakmanız mı yoksa uzman bir bakım şirketinin bakması mı daha faydalı olur diye de araştırmayı ihmal etmeyin. Bu noktada maddiyat önceliğiniz olmasın, hastanız için en iyisi neyse onu tercih edin. Hepimiz belki bir gün yaşlanacağız ya da hastalanıp bakıma muhtaç hale geleceğiz. Onlara şefkatli davranabilmek ve boş zamanları güzel şeylerle değerlendirebilmek için sizin de kendinize ayıracak zamanınız olmalı. Tüm gün bakım işlerini yüklenip yorulunca şefkat ve sabır göstermek zorlaşabiliyor ve bu da zaten hassas olan hasta ve yaşlıları istemeseniz de üzebiliyor. Bu nedenle devletin sunduğu imkanları kullanarak güzel anların size kalmasını sağlayabilirsiniz.

Röportaj: Nebahat Uzun

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular