5.5 C
Hamburg
Mittwoch, November 25, 2020
Start Home SPD Hamburg Eyalet Milletvekili Güngör Yılmaz ile Söyleşi

SPD Hamburg Eyalet Milletvekili Güngör Yılmaz ile Söyleşi

ALMANYALILAR- İkinci defa SPD’den Hamburg eyalet parlamentosuna seçilen Milletvekili Güngör Yılmaz küresel salgın döneminde başlangıcından günümüze dek uygulanan politikaları, eksiklikleri, düzenli işleyişi, alınan tedbirleri, elde edilen başarıları, kısıtlanan hak ve özgürlükler konusunu, koalisyon görüşmelerindeki son durumu ve yeni planları hakkında siz okurlarımıza şunları anlattı:

Almanyalılar: Genel olarak küresel salgın ile ilgili olarak yerel hükümetin yürüttüğü politikalar hakkında neler düşünüyorsunuz? Siyasal iktidar neleri iyi yapıyor, siz neleri eleştiriyorsunuz veya beğenmeyip şöyle yapılsaydı daha iyi olurdu dediğiniz oluyor mu?

Güngör Yılmaz: Salgın gerek insanlar, gerek siyaset için oldukça yeni ve daha önce, ya da yakın zamanda yaşanmamış bir tecrübe oldu. Virüsün çok tehlikeli olduğu Wuhan’da, İtalya’da ne denli öldürücü ve tahripkar olduğunu gördük. Tedbir alınmasına rağmen, yoğun bakım ve entübe yatak kapasitesini zorlayacak sayıda hastanın olmaması bile başlı başına bir başarı değil mi? Hayatını yitirenlere baktığımızda yine bunların bir çoğunda virüsün yol açtığı solunum yetersizliğinin neden olduğu hastalığın yanı sıra, başka ön hastalıklarının da olduğu ortaya çıktı. Gerek salgının bulaştığı hasta sayısına, gerek hayatını yitirenlere dair rakamlar, gerekse de Almanya çapındaki verilere baktığımızda izlenen politikanın etkili, olumlu sonuç alıcı olduğunu hep birlikte gördük ve yaşadık. Dünya genelindeki rakamlar da bunun somut bir ispatı.

Kozmopolit bir şehirde kamuoyunu bilgilendirme özellikle ilk haftalarda neden sadece Almanca yapıldı, başka dillerde değil? Birçok göçmen bugün bile salgının önem ve ciddiyetini anlayamamışken izlenen bu politikayı nasıl yorumluyorsunuz?

Bu konu benim de yer yer ilgilendiğim, bana da rahatsızlık veren bir konu. NDR ile temaslarım olduğunda da dile getirmiştim. Pek sempatik bakılmadığına şahit oldum. Hep gerekçe olarak, işte kaç ulustan insanlar ve dilleri var, hangi birine ne kadar ve nasıl yer ayıralım denildi. Almanya’da yaşıyoruz, dilimiz ortak. Ama bazen bu gibi durumlarda bilgilendirme o dilde de olmak zorunda. Genel bir eksiklikten bahsedebiliriz, zor ve karmaşık da olsa ele alınması zorunlu. Aslında salgının başlangıcından itibaren bilgilendirme yapıldı, yapılmadı değil. Ama senatonun resmi sayfalarına göçmenlerin kaçı giriyor? Belki siz de ancak araştırdığınızda o bilgileri o sayfalarda bulabildiniz. Bunun yanı sıra gerek NDR, gerekse SPIEGEL yazılı ve görsel Türkçe dilinde bilgilendiren haberler yaptılar. Yeterliler miydi, tartışılır. Kişisel olarak ama ben de göçmenlerin kendi ana dillerinde veya iki dilli yayınları görmeyi arzuluyorum.

Maske takma zorunluluğuna ihtiyaç vardı da neden en başta kamuoyu bu yönde bilgilendirilmedi, her kesimden insanın genel eleştirisi. Bizde soralım istedik. Neden ilk başlarda buna ihtiyaç duyulmamışken şimdi var, dahası zorunluluk getirildi?

Bunda birkaç faktör önemli rol oynadı. Uzmanların bu konuda net bir ortak görüşleri yok. Hemen her gün biri diğeri ile çelişen açıklamalarda bulunup bilgilendirme yaptılar. Sonra böyle bir karar çıkartılsa yeterli sayıda maske var mı yok mu, üretimin devamlılığı sağlanabilinir mi gibi sorular ve konular vardı. İhtiyaç oldukça talep de artacaktı. Eldeki mevcut depolanmış maskeler herkese yetecek miktarda mıydılar, işte ilk acil öncelikli alanlara yetebilecekler mi gibi sorunlar varı. Zamanla ortam netleşti, kesintisiz tedarikler sağlandı. Kısa bir dönem biraz tedirginlik yaşandı, gevşemeler başlayınca da kalabalıkların yoğun olduğu yerlerde takılması zorunluluğu getirildi ki, doğrusu da buydu. Ben bu izlenen politikada da yanlış bir şey görmüyorum.

Evsizler ve uyuşturucu bağımlıları için somut neler yapıldı bu salgın sürecinde? Her gün işe gidip gelirken onlarca dilenen insanla trenlerde karşılaşıyoruz. Hemen hiçbirinde maske yok. Sonra rehabilitasyonda olanların gittikleri yerler de yığılmalar var. Sosyal mesafe sıfır. Unutuldular mı yine, ne oldu?

Buna ben katılmıyorum. İlk günden itibaren gündemimizdeydi. Sadece bu konu değil, bir çok alanda günlük düzenli bilgi akışı gerçekleşti. Örneğin, kreşlerin, okulların, ulaşım araçlarının genel durumları tek tek ele alınıp konuşuldu, incelendi. Bu gelen bilgiler değerlendirildikten sonra da bunlara en uygun politikalar başarılı bir şekilde üretilip gerçekleştirildi. Danışma hizmetleri sunuldu örneğin, sonra evsiz barksızlar otellere yerleştirildi. Duş almaları ile ilgili bir sorun vardı, o çözüldü.

Gevşeme, tedbirleri biraz yumuşatma hem hasta sayısını, hem de ölüm vakalarını arttırdı. Bu konuda neler düşünüyorsunuz? Erken mi geldi gevşeme, biraz daha beklenemez miydi?

Ben bu ifadelere katılmıyorum. Elimde bizzat kendimin hazırlamış olduğu istatistikler var. Günden güne artan veya azalan sayılar ve tarihleri. Artan günlerde ne olmuş,mesela veya hangi günler azalma var gibi. Mart ayında örneğin vaka rakamları hızlı yükseldi. Bunun üzerine karar alındı topluca bir araya gelmeler yasaklandı. Rakamlarla doğru orantılı olarak üzerinde gerçekten de hassasiyetle düşünülerek, güne güne, bu gelişmelere en uygun kararlar alınıp uygulamaya koyuldu. Yani öyle tepeden inme, gereksiz ve anlamsız alınan bir karar yoktu. Her gelişme, alınması gereken önlem kararını da beraberinde getirdi diyebiliriz. Üstelik bir de bunlar gözlenip takip edildi, verim alınıyor mu, doğru mu, yanlış mı diye. Ki bu en doğrusu ve yerinde olan yöntem idi. Salgın boyunca günlük rakamları ve alınan kararları incelediğimizde ortaya çıkan tablo hiçte öyle iddia edildiği gibi olumsuz değil. Vaka sayılarının böyle gelişmesi, böyle bir yol, böyle bir politika izlenmesine müsaade verdi. Ölüm sayılarında belki haklısınız, ölümler durmadı. Ama Almanya geneline baktığınızda belki biraz farklılıklar var. Yine burada da diğer ülkelere kıyasla oldukça başarılı politikaların üretildiğine şahit olduk.

Alınan tedbirler yüzünden ister istemez birçok hak ve özgürlüklerde kısıtlamalar oldu. Bugünlerde itiraz edenlerin, kısıtlamaları protesto edenlerin sesleri artmaya başladı. Bu konuda neler diyebilirsiniz? Protestolar konusunda insanlar çok mu haksız?

Anlamadığım hangi haklar ve özgürlükler kısıtlandı? Toplumun sağlığı elbette hep ön planda olmak zorundaydı. İnsanlar istedikleri zaman sokağa çıkabildiler. Ne sıkıyönetim geldi, ne sokağa çıkma yasağı vardı. Şimdi kalkıp aşırı uçlardaki yapılanmalarla aynı anlayışta gelip buluşmanın neresi savunulabilir? Alınan tedbirlerin ve kararnamelerin hepsi koruyucu, kollayıcı, salgının daha fazla insana bulaşmasını engelleyici yöndeki uygulamalardı. Despotik anlayışta olan çevreler işte bu fırsat der, elindeki imkanları bu yönde kullanıp yasakları, kısıtlamaları devam ettirirdi. Yok bizde böyle bir durum. Aksine normale bir an önce geçilmesi yolundaki çabaları görüyorsunuz. Kendisine politik malzeme arayanların üstüne atladığı bir şey gibi. Böylesi iddiaların ciddiye alınacak bir yanı yok. Hak ve özgürlükleri kısıtlayan bir idare yok, olmadı da.

Olası yeni dalga konusunda yedek planlar, her an uygulamaya konulabilecek ve artık olmazsa olmaz dedirten özellikle SPD’nin kendi pandemi planı var mı? Varsa içerisinde neler var, yoksa neden yok?

Salt parti içi bir organı kastediyorsanız öyle bir şey yok. Parlamento oturumları için var ve uygulanıyor. Parti genelinde ilk salgının başladığı günlerden beri sürekli sanal ortamda bilgi akışı oldu. Hemen her türlü gelişmeler parti içinde dijital ortamda paylaşılıp konuşuldu. Bakanlarla daha sık ve kolay görüşmeler gerçekleşti. Ben şahsen bu yöntemi oldukça beğeniyorum. Daha az zaman harcıyorsunuz, yollarda daha az vakit kaybediyorsunuz. Bilgi anında önünüzde ve hazır. Bunun verimliliği artırdığını da söylemek gerekir. Hızlı gelişmelerde acil toplantı ayarlamak, toplantı salonu bulmak bile o kadar kolay olmuyor. Bazen hiç mümkün olmuyor. Şimdi ise önceden belirlenen konu, tarihi ve zamanı verilerek muhataplarına iletiliyor. Benim hoşuma gidiyor açıkçası.

Koalisyon hükümeti henüz kurulmadığından çoğu komisyonlar da henüz kurulmadı ve biz milletvekilleri de henüz tam çalışmalarımıza başlayamadık.

Hamburg’da kültür ve sanata, özellikle medyaya bu salgın sürecinde somut ne gibi yardımlar yapıldı? Örnek verebilir misiniz? Önümüzdeki süreçte bu çevrelere ne gibi destekler sunulacak?

Bu alandaki yapılanmalar da kurumsal olarak ekonomik işletmeler olarak değerlendirildiği için ayrıca ele alınmadılar. Sektörde uğraşan herkes diğer normal işletmelerin yararlandığı olanaklardan yararlanabilir. Yani diğer firmalar, iş yerleri, her türden ticari işletmeler gibi sunulan ekonomik destek paketinden yararlanma hakları var. Bireysel ihtiyacı olup başvuruda bulunanlarla ilgili de imkanlar sağlandı. Kısa dönemli geçici yardım, daha önce özellikle inşaat alanında yaygın olan kısa çalışma programından herkes şartları yerine getirdikçe halen de yararlanabiliyor. Kurumsal olarak da bunlar ekonomik işletmeler olduğundan sağlanan imkanlar dahilinde faydalandılar. Herkese bu maddi yardımlar konusunda eşit davranıldığını söylemeliyim.

Koalisyon konusunda anlaşılan konulara değinebilir misiniz? Henüz resmi anlaşma kayıt altına alınmamış olmasına rağmen sizce eksik kalan konular neler?

Koalisyon görüşmelerinde uzlaşmaya ulaşıldı. Gelecek hafta kamuoyuna bu konu ile ilgili detaylı ve kesin bilgilendirme zaten yapılacak. En son bana gelen bilgiler mevcut yapının korunacağı yönünde. Zor ve çetin bir süreçten geçmemize rağmen geçici hükümet oldukça başarılı politikaları gerçekleştirdi. Koalisyon görüşmelerine ben katılmadım. Parti yönetimi düzenli olarak her gelişmeden düzenli olarak bizleri haberdar ettiler. Sorumlu bakanlıklar ve yeni kurulan daireler hepsi önümüzdeki hafta tek tek açıklanacak. Kısaca bu kadarını söyleyebilirim. Ama bir çok bakanlığın olduğu gibi kalacağını şimdiden söyleyebilirim.

Son olarak eklemek istediğiniz …

Benim düzenli olarak yayınladığım „Parlamentodan Notlar“ bültenine değinmek isterim. Halkımızı parlamentoda ele alınan konuların halka ulaştırılması olayı çok tuttu. Türkiye’de bile ilgiyle izleyip takip edenler oluyor. Amaç insanlarımızı bilgilendirmek. Buna devam edeceğiz. Pazartesi akşamı bir video konferansımız var. Konu çocukların korunması ile ilgili. Bu dönem aileler için oldukça zor bir dönemdi. Daracık yerlerde haftalarca kısıtlı ortamlarda hep birlikte yaşadılar. Bir yandan aile içi şiddetin arttığı söz konusu. Diğer yandan anneler ve çocuklar bu zorlu süreçte neler yaşadılar, bu konuyu önümüzdeki dönemde ele alacağız.

Teşekkürler

30.05.2020

Süleyman Deveci

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

İstanbul Modern Sinema’nın „Almanya’dan Yepyeni Filmler“ seçkisi 26 Kasım’da başlayacak

İstanbul Modern Sinema ve Goethe-Institut Istanbul iş birliğiyle düzenlenen "Almanya'dan Yepyeni Filmler" seçkisi, sinemaseverlerle buluşuyor. Alman sinemasının öne çıkan yapımlarının yer alacağı program, yeni tip...

Mehr Spielerschutz beim Glücksspiel: Rot-Grün beantragt Spielersperren

Die Hamburgische Bürgerschaft berät am kommenden Mittwoch einen Antrag von SPD und Grünen, in dem der Senat ersucht wird, sich frühzeitig für die Einrichtung...

Lale Müldür, „Milat“ sergisini anlattı

Şair, yazar ve ressam Lale Müldür, eylül ayında sanatseverlerle buluşan "Milat" sergisine ilişkin çevrim içi bir söyleşi gerçekleştirdi. Yapı Kredi Kültür Sanat'ın YouTube kanalında yayınlanan...

Parlamentsbeteiligung bei Corona-Maßnahmen und Grundrechtseingriffen sicherstellen

Die CDU-Fraktion fordert die Beteiligung der Hamburgischen Bürgerschaft bei Corona-Maßnahmen, insbesondere wenn diese langanhaltende, erhebliche Grundrechtseingriffe erfordern, und legt dafür einen entsprechenden Gesetzesentwurf für...