2.2 C
Hamburg
Sonntag, November 29, 2020
Start Home Onlar da hissedebilen varlıklardır

Onlar da hissedebilen varlıklardır

Hayvana karşı işlenen şiddeti önleme yasasının işlevi olmadığı gibi 5199 sayılı yasa ise hayvanları korumaya yetmiyor. Hayvanları koruma dernekleri, komiteleri, aktivistler ve yurttaşlar bunun önüne geçmek için kampanyalar düzenliyor, daha fazla kişiye ulaşmaya çalışıyor. Ayrıca HAKİM’e ulaşan ve basına yansıyan veriler ise, her şeyi gözler önüne seriyor.

 

Türkiye’de hayvana şiddetin dozu her geçen gün artıyor. Öyle ki sokakta tekmelenen kediler, köpekler; evde veya boş binalarda zehirlenen kediler, sokakta sürü halinde dolaştıkları için Ankara sokaklarında zehirlenen köpekler, karşıdan karşıya geçerken araçların hızlarını yavaşlatmadığı için araçların üzerinden geçtiği köpekler, kanatları kırık olduğu için sokakta ezilen kuşlar, yuvaları bozulan güvercinler, İstanbul Eminönü’nde yemlenen kuşları ezerek geçen sürücüler ve birçok hayvana gösterilen şiddet, öldürücü darbeler, Türkiye’de büyük yankı uyandırıyor.

Hayvanları koruma kanunları göz önüne alındığında, toplumda bu kanunların pek uygulanmadığı görülüyor. Türkiye Büyük Millet Meclisi’inde 24 Haziran 2004 tarihinde kabul edilen 5199 sayılıHayvanları Koruma Kanunu’, 1. Maddesinde şu cümleler yer alıyor:

Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır.”

Maddeler olarak yer alan bu kanunda, ayrıca 4. Maddenin C fıkrası ise, “Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır,” diyor.

İstanbul Eminönü’nde gerçekleşen güvercin katliamları, Ankara’daki yaklaşık 10 köpeğin zehirlenmesi olayında sosyal medyanın tepkisi üzerine işlem başlatılmıştı. Oysaki bu olayı başlatan, hayvanlara zarar veren kişiler, serbest bırakılmıştı. Ayrıca Tekirdağ Çorlu’da arabasının garajına sığmadığı için köpeği aracın arkasına bağlayan bir yurttaş ise, hayvana gösterdiği eziyeti şu şekilde savunmuştu:

Köpeğim arabaya sığmadığı için bağladım. Asla eziyet etmedim.”

hayvan hakları foto 2

Kanun maddeleri şiddetin önüne geçemiyor

Hayvan Hakları İzleme Komitesi(HAKİM), sivil toplum kuruluşları ve yurttaşlar tarafından başlatılan kampanyalar, faaliyetler; sokak hayvanlarının sesi olma yolunda bir umut köprüsü oluşturuyor. HAKİM’in verilerinde ise, daha önce bir köpeğin kollarını ve bacaklarını kesen bir failin 2 yıl 1 ay cezasının, İnfaz yasasının çıkmadığı önceki dönemde gerçekleşen düzenleme ile 4 ay 21 gün olmuştu. Çıkarılan yeni infaz paketiyle de bu süre 30 Mart 2020 ile 15 gün olarak kayda geçmiş oldu. Cezaların yeterli olmadıklarını öngören HAKİM, hayvanların katillerinin hâlâ sokakta dolaşmaya devam edeceklerini belirtmişti.

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Ocak ayındaki raporlarında verilen bilgilere göre; en az 48 bin 348 hayvanın yaşam hakkının gasp edildiğini, 47’sine işkence edildiği, 29 bin 804 hayvanın özgürlüğünün kısıtlandığı, 4’ünün de Belediye ve Kamu Görevlileri tarafından hak ihlali olduğunu açıkladı.

Öte yandan HAKİM, hayvan endüstrisi müdahalelerinde kaç hayvanın kuyruğunun, gagasının, boynuz ve kulaklarının kesildiğinin herhangi bir bilgisi bulunmadığının altını çiziyor.

Hayvanların yaşadığı o eziyet türleri

HAKİM verilerine göre, Ocak 2020 raporunda basına yansıyan ve HAKİM’e verilen bilgiler doğrultusunda sürücülerin 4 köpek, 2 kedi, 1 türü tükenmekte olan vaşak ve 1 tilkinin ölümüne sebep oldular.

Aynı ayın raporda 1 kedi cinsel istismara uğradı, 1 kedi, 1 deve, 5 köpek uzuvları kesilip yakılarak, asıldı, 2 su samuru ise darp edilerek öldürüldü.

Belediye çalışanı veya kamu görevlisinin ise 2 köpek yaşam alanından uzaklaştırıldı, belediye çalışanı tarafından 1 köpek öldürüldü, 1 köpek sakat bırakıldı, özel harekât polisi tarafından da 1 köpek tüfekle yaralandı.

Zehirleme vakasında da 41 köpek, yaklaşık 30 kuş, 3 kedi zehirlenerek öldürüldü konuları ile ilgili istatistik verileri yer alıyor.

hayvan

Kuşların bir diğer ölüm sebebi: Havai fişek

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), havai fişeklerin ve buna benzer seslerin kuşlar ve diğer hayvanlar üzerindeki etkileri yazılmıştı.

Kendi resmî sitelerinde havai fişeklerin yanı sıra, rafta düşen kitabın da çıkardığı ses, bir hayvanı ürküttüğüne işaret ederek, konuyla ilgili şunlar yazılıydı:

Her evde olur, üst raftan atıyorum bir kitap düşer ve pat diye ses çıkar ya… O burada olduğunda bile kuşlar korkuyor, bir hopluyor.

Kuşlar sese çok duyarlı hayvanlar. Avlanma becerilerinde bile birçoğu duyma yetilerini kullanıyor. Mesela karatavuk (Turdus merula) güvercinden küçük, serçeden büyük boyutlarda bir kuş. O kadarcık hayvan toprağı dinleyip altındaki solucanı duyuyor. Ya da bir kulaklı orman baykuşu karın altında kalan avını görmeden yalnızca dinleyerek buluyor. Ya da havada uçan birçok böcekçil kuş türü böceklerin vızıltısını dinliyor. Ya da kuş öten bir hayvan. Ötmek bize hoş geliyor. Ama aslında kuşlar ve başka hayvanlar arasındaki bir iletişim metodu.

Duymanın yine önemi büyük. Havai fişek denilen olayda çıkan gürültü kirliliği tüm gecenin sessizliğinde aniden oluyor. Kuşlar hopluyor. Panikliyor. Uykularında böyle birşeyle karşılaşınca korkudan kalp krizi geçirebiliyorlar. Ölebiliyorlar. Uyku dallarından fırladıklarında zifiri karanlıkta veya araba ışıkları, parlak şehir ışıkları iyice kafa karıştıran bir boyuta geliyor ve gece görmeyen gündüz kuş türlerini o karanlıkta ölüme sürüklüyor. Sesten korkup yerinden kalkıyor ama ölüm sebebi yola düşüp ezilme olabiliyor. Ya da sert bir yere çarpma olabilir. Yani hem doğrudan hem dolaylı olarak kuşları ölüme sürükleyebiliyor.

Eğer burada kuşlar gece uyurken ben bir kitap düşürsem hayvanlar çok korkar. Kalp krizi geçirebilirler ya da yaralanabilirler. Gece uykularında çok sakin yanaşıyoruz ve sessizliğe özen gösteriyoruz. Özellikle depremi birlikte yaşadığımız kuşların uykularında herhangi bir faktör karşısında nasıl tepki verdiğini düşüneceksek, serseri mayın gibi karanlıkta çırpınırken sağa sola çarpmaya bağlı olarak uçma için en gerekli olan primer tüylerini yitiriyorlar. Ve uçamaz hale geliyorlar. 1 aydan fazla uçamaz olarak yoğun ilgiye muhtaç kalıyorlar. Doğada alan daha geniş ama yükseklik ve mesafeler fazla. Çarpma etkisi büyük olabilir. Tüy kaybı yaşanmadan da yaralanma ve ölüm gelebilir.”

TBMM’ye sunulan Havai fişek yasaklanması

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu’nun Ekim 2019 yılında Meclis Başkanlığı’na sunduğu raporda havai fişeklerin;

  • Kuşların göç yolları üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğu,
  • Hayvanların gürültüden ve rahatsız edici unsurlardan uzak durmak istedikleri,
  • Doğal yolları bozulduğu için popülâsyonlarının(varlık nüfusu) olumsuz etkilendiği,
  • Yavrular ve araçların gürültüden panik olarak kötü etkilendikleri,
  • Göçmen kuşların bu panikle yollarını kaybettikleri,
  • Panik sırasında sağa sola çarpmalarının yaralanmalara ve ölümlere yol açtığı maddeleri belirtiliyor.

Ayrıca bir diğer ek olarak da, havai fişeklerinin kullanımının ardından bazı sağlığa olumsuz etki eden maddelerin ortaya çıktığı yer aldı.

Bunlardan çeşitli metalik elementleri olan alüminyum, baryum, bakır, stronsiyum, antimon, kurşun, magnezyum ve potasyum maddelerinin etki ettiği olumsuzlukların olduğu da açıklandı.

Çevre kirliliğinin yanı sıra; “SO2, azot dioksit (NO2), nitrik oksit, PM10, toplam asılı partikül (TSP) maddesi, PM1, PM2, PM2.5, benzen, toluen, etilbenzen ve ksilen-uçucu aromatik bileşikler (BTEX), perklorat ve klorürdür” denildi.

Hayvan hakları izleme komitesi foto

Hayvanlar için bir imza daha

Doğal Hayatı Koruma Vakfı(WWF), Yaban Hayatı Kıdemli Uzmanı Ahmet Emre Kütükçü, Anadolu Ajansı röportajında yaptığı açıklamalarda hayvanların insanlaştırılmasına değinmişti ve şunları demişti: “Birçok hayvanın sahip olduğu yüz yapısını sanki mutlu ve gülüyormuş gibi algılayıp onların da mutlu olduğunu düşünebiliyoruz. Bu hayvanların başında yunuslar gelir. Yunusların normal yüz şekillerini sanki onlar gülüyormuş gibi algılıyoruz. Oysa onlar büyük acılar çekerken bile aynı yüz ifadesine sahipler. Birçok hayvan türü duygularını biz insanlar gibi mimikleriyle gösteremez. Bunun için kulak, kuyruk gibi uzuvlarını kullanır. Hayvanları insanlaştırmaya çalışma isteğimiz onları yanlış anlamamızdaki başlıca nedendir.”

Ülkelerdeki hayvanlara gösterilen ilgi notu

Bir diğer araştırma verilerinde ise, Doğruluk Payı sitesindeki verileri yer aldı. İngiltere, İsviçre, ve Avusturya’da yer alan kanunlarda hayvana verilen öneminin yüksek olması göz önüne alınıyor. Ayrıca Bu ülkelerde hayvanların “hissedebilen varlıklar” denilerek kanun içinde önemli canlılar oldukları belirtiliyor.

İngiltere’de hayvana gösterilen şiddetin cezası 20 bin pounda kadar para cezası, 6 ay hapis cezası da veriliyor.

İsviçre ise, hayvanlara gösterilen şiddeti göz önüne alarak, suçun büyüklüğüne göre veya 3 ay hapis cezası veriliyor.

Avusturya, hayvanlara gösterilen korku, acı hissettirmenin yasak olduğu, işlenen suçun büyüklüğüne göre de parasal ceza veya 1 yıla kadar da hapis cezasının verildiği yer alıyor.

Türkiye’de ise durum pek farklı. 5199 sayılı kanunun da olması, hayvana gösterilen şiddetin kanun önünde cezası yetersiz olduğu gibi, diğer ülkelerdeki kanunlarında yer alan “Hissedebilen varlıklar” olduğu kavram, Türkiye kanununda yer almıyor.

Hayvanlara gösterilen şiddetin ise, herhangi bir hapis cezası da bulunmuyor. Bu da Türkiye’deki hayvanlara gösterilen şiddetin, ölümün önüne geçilemiyor.

Son günlerde artan hayvan şiddetleri ile ilgili başlatılan kampanyalar da, bu yaşanan şiddeti, ölümleri azaltmak ve hayvanların da bu yeryüzünde insana yaşaması gerektiği ile ilgili. Change.org adresinde gerçekleştirilen birkaç kampanyada, psikolojik, bedensel saldırıların önüne geçmek ve yapılan saldırıların da önüne geçmek, kanun önünde caydırıcı cezaların olması yönünde başlatılan kampanyalar gündeme getiriliyor.

Turgay Kılıç / 26.05.2020

 

 

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

EU vereinbart engere Zusammenarbeit mit Australien

Kommissionspräsidentin Ursula von der Leyen und EU-Ratspräsident Charles Michel haben Donnerstag bei einer Videokonferenz mit dem australischen Premierminister Scott Morrison eine engere Zusammenarbeit zwischen...

29. Kalite Kongresi

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Genel Müdürü Ece Börü, salgının alışılagelmiş kriz yönetim modellerini devre dışı bıraktığını belirterek, "Ezberlerin bozulduğu ve geçmiş deneyimlerimize bakarak...

Bundesumweltministerium zeichnet zehn Kommunen für vorbildliches Klimaengagement aus

Preisverleihung auf der Kommunalen Klimakonferenz 2020 Die Parlamentarische Staatssekretärin im Bundesumweltministerium, Rita Schwarzelühr-Sutter, zeichnet heute zehn Kommunen als Sieger des bundesweiten Wettbewerbs „Klimaaktive Kommune 2020“...

DenizBank’ta, IBAN bilgisi gerektirmeden 7 gün 24 saat TL transferi dönemi başlıyor

DenizBank, Merkez Bankası’nın 18 Aralık’tan itibaren pilot uygulamasına başlayacağı FAST Sistemi (Fonların Anlık ve Sürekli Transferi) kapsamında, tanımlanacak Kolay Adres bilgileri ile 7 gün...