13.9 C
Hamburg
Freitag, Oktober 2, 2020
Start Home Hüseyin Habip Taşkın: EMEK İLE SEVGİ ÖRENLER

Hüseyin Habip Taşkın: EMEK İLE SEVGİ ÖRENLER

Gecenin bir vaktinde uykusundan uyandı Cemal. Çişi gelmemişti ama adet yerini bulsun dercesine tuvalete girdi. O anda ne yapacağını şaşırdı. Lavaboda elini yüzünü yıkayıp, havlu ile kuruladı.

Le şeklini andıran yanları dar, uzun koridora çıktığında öylece durdu. ‘Yatağa mı yoksa mutfağa mı gitsem?’ diye düşünceye daldı. Ayakları ister istemez mutfağa gitti. Dışarıdan Sokak lambasının ışığı içeriyi sönük olsada aydınlatıyordu.

Cemal pencere kenarında bulunan masanın kapı girişindeki sandalyeye oturdu. Gözleri kapalı on beş ile yirmi dakika öylece kaldı. Sokağın ve oturduğu yerin sessizliği kendisine ninni söylercesine geliyordu.

Tül perdeyi eliyle araladı. Sokak lambasının sarı ışığı karşıdaki üç katlı binanın üçüncü balkonuna kadar uzanıyordu. Anlamsızca bakmaya devam ediyordu. Kısa zaman içinde gözleri isteksizce kapandı.

Hafiften sendelediğinde kendini toparladı. Kendine gelirken ‘düşüyor muydum?’ diye düşüncesinde oluştu. O sırada ince yapılı, uzun boylu, uzun saçları kırlaşmış eşi Nilgün içeriye girdiğinde:

Uykun mu kaçtı?”

Bilmiyorum! Kalktım ama ne istediğimi bilmez bir halim var.”

Bir yerlere mi takılı kaldın?”

Bilemiyorum?”

Nilgün yumuşak ses tonuyla:

Yarın bir Mayıs emekçilerin, işçilerin bayramdır. Alanda olacağız Cemal. Uykunu alsan iyi olur. Güvenlikçiler bizleri gazlayıp, coplama merasimi yaparsalar eğer hareketli olmamız gerekir.”

Gecenin sessizliği Cemal’in kahkahasıyla mutfakta bozuldu.

Güleceğim yoktu Nilgün. Yarın bir Mayıs emeği çalınanların, ezilenlerin bayramıdır. Az gazlanmadık, coplanmadık alanlarda. Meraklanma sen alanda uykum kaçar.”

Aralarında konuşma geçmedi. Yalnız ikisi de uyku şekerlemesi yapıyorlardı.

Arabanın “gııırrr gıııırrr” sesiyle ikisi uyandığında gökyüzü hafiften aydınlanıyordu. Birbirlerine bakıp gülümsediler. Cemal sol eliyle Nilgün’ün sağ elini tutuğunda:

Askeri darbeden sonra birkaç yıl geçmişti. Bir Mayısları kutlamak yasaklanmıştı. Ülke genelinde küçücük gruplar halinde bir Mayısı nasıl kutlarızı konuşuyorlardı sınıf bilincini taşıyanlar. Bizde kendi bölgemizde konuşuyorduk.

Arkadaşlarımla biraz heyecanlı ve mutluyduk. Çarşı Merkezinde kutlamayı uygun bulduk. Bu genel bir karardı. Herkes kendi bölgesinde korsan miting yapacaktı. Bir yanıyla askeri darbeye meydan okumadır.

Yakalanan olursa halının sopayla silkelenişine benzer olacaktı yaşayacakları.

O gün geldiğinde dolmuşa binip arkadaşlarla Çarşı Merkezine yakın yerde indiğimizde ortalık resmi ve sivil güvenlikçi kaynıyordu. Muhbirlerini saymıyorum. Biz dağınık durduk. Birbirimizi kollaya kollaya kalabalığın içine daldık. Namık çiçek satıcısından kırmızı bir karanfil aldı. Planda bu yoktu. Nedense bizde aldık. Bu sefer ortalıkta belirginleşmiştik ve ‘Gelin bizi yakalayın’ dercesine kalabalığın içinden ilerleye ilerleye asıl dükkânların giriş bölümünde dörderli sıra halinde belirli aralıklarla yedişerli resmi güvenlikçiler vardı. Geriye dönsen enselemeleri an meselesi. Dönmesen de hepten sakat. Namık başıyla önündeki resmi güvenlikçileri selamladı ardından:

İyi vazifeler; kolay gelsin.”

Dedikten sonra aynı işlemi bizlerde yapıp kontrol noktasından geçip kalabalığa, karşılıklı iki katlı, tek katlı dükkânların arasından tekrardan karıştık. Fazla uzaklaşmamıştık Namık:

Yaşasın 1Mayıs. Kahrolsun Askeri Faşist Darbe…”

Dedikten sonra sloganı bizlerde tekrarladık. Dikkat ettiğimde yol boyunca slogan atan atanaydı. Güvenlikçilerin saldırısı anında oldu. İtişmeler kakışmalarla etrafta yuvarlananlarla, üzerine çullanan güvenlikçilerle yakalanıp yakalanmama mücadelesi yaşanıyordu.

Birbirimizi Güvenlikçilerin elinden alıyorduk ama sokakta sayıca Güvenlikçiler çoğalmaya başladı. İkinci Beylere koşarak gittim. Benimle koşan sayısız insan vardı. Güvenlikçiler ve bizler birbirimize karışmış ne yapacağını bilemeyenlere dönmüştük. Eski Rum evlerine doğru koşmaya başladım. Sokaklara daldığımda insan suratına denk gelmedim. Varyantın üst kısmındaydım. Gelişi güzel gelen bir dolmuşa binip yakalanmadan kurtulmuştum.”

Nilgün bu anlatılanları çokça duymuştu arkadaşlarından ve eşinden:

Arkadaşlarına ne oldu?”

Cemal hafiften gülümseyerek gözleri doldu:

Yıllar öncesinde kaybettiğim yoldaşım, arkadaşım Namık’ı coplarla, tekmelerle çok dövmüşlerdi. Yine de ellerinden kaçmıştı. Onu evinde ziyaret ettiğimizde her yeri morarmış haldeydi. Hastaneye götürülmedi. Gözaltına alırlar diye.

Nesrin o an sev gençli rolünü Nazım ile kol kola girerek zar zor paçayı kurtarmışlardı. O gün topu topuna dört kişi bir Mayıs alanına gitmiştik.”

Nilgün ayağa kalkarak Cemal’e sarıldı. Birlikte ağladılar uzun bir süre sonra:

Cemal elimizi yüzümüzü yıkayalım. Kahvaltıyı hazırlayalım.”

Mutfakta yardımlaşmayla masanın üzerine kahvaltılıkları hazırlayıp, karşılıklı sandalyelere oturdular. Sessizce karınlarını doyururken Nilgün Cemal’e bakarak:

Beni görmek için geceleri yazılamaya çıktığında evimizin, komşularımızın duvarlarına sloganlar yazardınız arkadaşlarınızla. Senin gözün bizim tek katlı bahçeli evimizdeydi.”

Cemal hafiften gülümseyerek:

Hadi canım! Senin içinmiş… Toplumsal mücadele içerisinde gerekeni yapıyorduk.”

Nilgün Cemal’in gözlerinin içine bakarak:

İnkâr etme! Yazı yazmadığın günlerde bile eve giderken ve gelirken bizim sokağı kullanarak yolunu uzatıyordun.”

Sana öyle gelmiştir.”

Hadi canımın içi itiraf et! Hatırlıyor musun? Seninle memleket meselelerini konuşuyorduk göz göze. Bir gece soğuk dışarıda tavan yapmıştı. Beni bekliyordun. Evdekiler uykuya dalınca yanına gelecektim. Babamın uykusu tutmamıştı. Ne olduysa camı açıp bağırmaya başlamıştı:

Hırsız var. Hırsızzz…”

Hatice ablanın evinin oradan aşağıya doğru koşmaya başladın. Senin yere düşüşünü aşağıya bakan pencereden görmüştüm. Canının yandığını yüreğimde hissettim.”

Cemal gülümseyerek oturduğu yerden ayağa kalkıp:

Seni sevdim. Sınıf bilinci taşıyanlar sevemez mi? Seviyorum seni. Geçmiş geri gelse de aynı hareketleri yine yapardım.

Hazırlanalım ve alana gazlanmaya, coplanmaya gidelim.”

Birbirlerine öpücük yollarlarken gülümsüyorlardı.

Hüseyin Habip Taşkın/ 16. Mayıs 2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Startschuss für Forschungsnetzwerk Wasserstoff

Zum Start des vom Bundesministerium für Wirtschaft und Energie gegründeten Forschungsnetzwerks Wasserstoff findet heute eine digitale Auftaktveranstaltung mit mehr als 1.000 Teilnehmern statt. Damit...

Almanya’da aşırı sağcılık skandalı Anayasa Koruma Teşkilatına uzandı

Almanya'da son günlerde gündemden düşmeyen emniyet teşkilatı içindeki aşırı sağ eğilimli personel skandalının, demokratik düzeni ilgilendiren tehditler konusunda istihbarat toplama ile görevli Anayasa Koruma...

„Arbeitsmarkt stabilisiert sich langsam, aber die Krise ist noch nicht vorbei“

Bundesarbeitsminister Hubertus Heil zu den Arbeitsmarktzahlen für September 2020 „Die aktuellen Zahlen der Bundesagentur für Arbeit zeigen einen Arbeitsmarkt, der sich langsam stabilisiert. Im Monat...

Kız kardeşler broşürde gördükleri ilanla başladıkları tekvandoda milli oldu

Milli takıma seçilen Şeyma ve Zeynep Hacıoğlu kardeşler, Avrupa şampiyonalarında mücadele etmenin hayalini kuruyor Tekirdağ'da yaşayan Şeyma ve Zeynep Hacıoğlu kardeşler, gördükleri ilanla başladıkları tekvandoda...