7.5 C
Hamburg
Sonntag, September 20, 2020
Start Gesundheit Tiyatroya gönül verenlerin dik duruşu

Tiyatroya gönül verenlerin dik duruşu

Tiyatro oyuncularından Meltem Cumbul ve Şevket Çoruh ile Sanatçı Atilla Taş, muhalif bilinen Halk TV kanalında gazeteci Enver Aysever’in Ayrıntılar programının konuklarıydı. Tiyatro dönemlerinden bahseden oyunculardan Çoruh ve Cumbul’un yanı sıra; Taş da üzerine atılan iftiraları anlattı.

Konuklardan Meltem Cumbul, 90’lı dönemin tiyatro dönemlerinde set dayatmalarına karşı çıktığına değinerek, “Tabii ki geleceksizlik konusunu yaşamaktadır. Oyunculuk işçiliktir. 90’lı yıllardan beri biliyoruz ki, emek olmadan, işçilik olmadan bu meslek icra edilemez,” dedi.

Oyunculuğun meslek tanımında işçi sınıfı olarak görülüp, serbest meslek makbuzu imzalatıldığına da değinen tiyatro sanatçısı Cumbul: “Oyuncu olarak, meslek tanımımızda; işçi konumunda görülüyor. 4A’lı olmamıza rağmen, serbest meslek makbuzu imzalatılarak, patronmuş gibi bir tavırda bakıldığını ve ‘bunların paraları da vardır, keyifleri yerindedir,’ gibi meslek birliklerine baktığımızda, bir öğün çalışmaları ve bir telif hakkımız da doğmamasından kaynaklı,” dedi. Öte yandan sigortasız çalıştıkları dönemi de şöyle anlattı: “Sigortamızın da olmayışı gibi bunları da topladığımızda bu salgın döneminde en çok zarar gören mesleklerden bir tanesi oluyor. Güvencesiz çalışmak, net problemdir,” dedi.

Meltem Cumbul

Ben bu işe çalışma koşullarının kötü olduğu alanları ne kadar iyi para kazanıyor ve yüksek reytingleri olan dizileri de terk ettim. Çünkü kötü şartlarda 52 saat çalıştırılıp, sigortasızdık. Bana yönelik değil. Set ortamındaki muamele kötüydü ve karavan yoktu 90’lı dönemde. Bireysel kararlarım bütünleşti ve ekip haline gelerek, örgütlü yol alabilmek şansını, Mehmet Ali Alabora’nın oyuncular sendikasını kurma dönemine denk geldiğini düşüyorum 2011’de. 2014 -17 yılındaki sendika başkanlığı dönenimde çok fazla adımlar attık. Covid -19 için yönetmelik, oyuncular sendikası, sinema-tv sendikası ve meslek birlikleri her türlü bir arada yürüyebiliyorsak, o dönemdeki örgütlü yürümemizden kaynaklı olduğunun inancındayım.”

İmzasının taklit edilmesine değinen oyuncu Meltem Cumbul: “Var olan bazı gerçeklerin dışına çıkarak, olmayan şeyleri, varmış gibi göstermek, imzalarımın taklit edilmesi dahil olmak üzere yapılacak her türlü yanlış hareket, tek karşılık yapabileceğim çok şey var. Ve akıllarını başa alabilecek kişilerle olma isteği taşırım, mesleki açıdan. Bu kişilerle hareket etmek isterim. Bu yapımcı, menajer, kameraman ve rol arkadaşım da olabilir. Dolandırıcılığa, var olmayan şeyleri de var etmeye çalışan, bu sistemi de sanki bu biçimiyle hareket ederken gibi aleyhime kullanmaya çalışan herkese karşılık, var olmayan şeyleri, varmış gibi gösteren her kişiye karşılık söylemek istediğim çok şey var tabii ki. Bunlar bazen mahkemeyle gerçekleşiyor, dediğim gibi imzamın taklit edilmesi gibi, yaptılar bunu.

Bu sebeple de kendimi cidden aman da şunun içinde keşke ben var olsaydım, diye düşünmedim son dönemde. Çok iyi işlerde de yer aldığımdan dolayı, daha fazla eğitim, üretmeye, beni cezp edecek hikâyelerin yazılması olmasına daha fazla önem verdim,” dedi.

Şevket Çoruh
Bir diğer tiyatro oyuncusu Şevket Çoruh, yıllarca devam eden Arka Sokaklar dizisinin Komiser Mesut’u canlandırıyor. 14 yıldır devam eden dizide oynayan ve kendi tiyatrosunu kurup da ‘Baba Sahne’ adını veren Çoruh: “ Evde kal tartışmaları içerisinde dizi çekmek; ‘sağlığa önem vermiyorlar mı, bunu hiçe mi sayıyorlar diye’ cümleler söylendi. Türkiye’de 25 milyon üzerinde işçi var ve bunlar işlerine gidiyorlar. Artist kısmına özel bir tutum olmaz. Biz artistler de pandemi kurallarına göre davranıp, olabildiğince ateş ölçmeler, maske takmalar, hijyen malzemeleri ile olabildiğince sağlık içerisinde çalışmak zorundaydık. Türkiye’deki yalnızca artistlerden ibaret olmayan, yanında bir sürü teknik elemanı olan ve yüzde 80’i de geçici işçi olarak çalıştığı, çünkü biliyorsunuz dizi başlar ve biter onların da faaliyeti kalmaz,” diyerek dizinin de hâlâ devam ettiğine işaret etti.

Evde kalmanın önemine ve de gerekçelerine pencere açan Çoruh: “Evde kal söylemi çok güzel; ama sağlıklı yaşamak için beslenme, paraya ihtiyaç var. Sete çıkmak da paradoks, çıkmamak da öyledir. Biz çıktık. Ben işçi bir babanın çocuğuyum. Ben böyle yetiştim. Okullarım, beni yetiştiren tüm hocalarım ve Türkiye’nin iyi hocalarından, iyi entelektüellerinden ders aldım ve böyle yetiştim. Böyle yetişmiş bir insanın, hayatının devamında farklı bir insan olması imkânsız. Bu benim DNA’ma yerleşmiş. Başka türlü davranabilme gereğim olmadı. Doğru bildiğim şeyleri söylemekten de çekinmedim. Elbette de karşılığında azarlandık, öfke duyanlar oldu. Bunlar benim doğrularım var. Türkiye’de sanatçıyı, söyleyecek üç dört cümlemiz varsa ve vicdanımız varsa başka türlü davranabilmeyi düşünmedim. Aklıma gelmedi,” dedi.

Gelecek ilgili plan yapmayı düşünmüyorum

Bu salgın sonrasında gelecek konusunda çok bir geleceğimizin olduğunu, gelecekle ilgili çok planlar yapmayı düşünmüyorum. Özellikle Türkiye’de, özellikle bizim mesleği yapıyorsan; zaten gelecekle ilgili çok fazla bir şey düşünmüyorum,”diyen tiyatrocu Çoruh, bunun karamsarlıkla ilgisi olmadığını, yaşananların sebep olduğunu şu sözlerle anlattı: “Bu genel anlamda bir karamsarlık değil. Bu hep böyleydi. Türkiye için kültür sanat yapan herkes için böyleydi. Bütün ustaların biyografilerini okuduğunda hepsinde aynı şey vardı. 1970’lerde tiyatroda yaşadıkları zorluklar; 2020’lerde şekil değiştirip devam ediyor. Bu cendereden geçeceksiniz.

Ben halkla ve seyirciyle yan yana gelmek için varım. Bu işi var etmek için eğitildim. Bize de öyle öğretildi. Başkasının fabrikalarla ortak olması, otel açması beni hiç ilgilendirmez. Böyle öğretildi bize de.”

Atilla Taş
Ham Çökelek şarkısıyla ünlü olan ve en popüler şarkılarıyla gündeme gelen; dik duruşu ve haksız yargılamalarıyla hapse giren sanatçı Atilla Taş, acı dolu günlerini gözleri dolarak anlattı.

Terör örgütüne yardımdan dolayı yargılandığını ifade eden Atilla Taş; “Ben bu konuda çok sızlanmadım. Birçok insan bu konuda çok acı çekti. Benden terörist çıkmaz, Atatürkçü bir aileden geldim.

Baktığımızda tutuklandığımızda haberlerde hepsi yayımladı. Bakınız Yargıtay cezamı suçlamayı bozduğunda, hiçbir televizyon yayınlamadı. Kendime ait Twitter hesabım var da oradan yayımlıyorum. Benim takipçilerim, beni seven ve masum olduğuma inanan insanlardır. Maddi durumum çok iyiydi, beni sıfıra düşürdüler. Bana sahneleri kapattılar. Çalışacağım her yerde işlerimi bozdular. Doğal olarak sitemkârım,” dedi.

Bacağımda keleş mermisi taşıyorum

Ben iki tane ağırlaştırılmış müebbetle yargılandığını anlatıp, ailesinden kimsenin cezaevine ziyaretine gelmeyen Sanatçı Taş, ayrıca şehit arkadaşını 25 yıl önce sırtında dağda indirdiğini şöyle anlattı: “Önce bu troller sizi bir terörist ilan etmek için zemin hazırlıyorlar. Açık açık diyor ki, emir en büyük yerden geliyor, ben zemin hazırlıyorum diyorlar.

Bana diyorlar ki sen devlet düşmanısın.’ Sen bir devletle hükümeti bir ayır önce. Ben devletimi seviyorum. Ben 25 yıl önce Hakkâri’de bacağımdan vuruldum. Bacağımda keleş mermisi taşıyorum 25 yıldır. Beraber gittiğim arkadaşımı dağdan şehit indirmişim sırtımdan, gece gündüz bedelli askerlik için ağlayanlar, bana vatan haini diyorlar.

Birçok yerden de bana fırsat verilmedi. Çünkü bize terörist diyorlar. 700 bin terörist olur mu bir ülkede? Haksız ve hukuksuzca yargılıyorlar. Terör örgütüne FETÖ’ye yardımdan suçlanıyorum.”

Benimle fotoğraf çekilenleri ben bilemem

Suçsuz olmasına rağmen iki defa ağırlaştırılmış müebbetten bahseden ve suçsuz olduğunu da dile getiren Sanatçı Atilla Taş, kısaca şunlara değindi:

Bunu söylediğimden utanarak söylüyorum. Hâkime dedim ki, ‘çok özür diliyorum. Ben ünlüyüm biliyor musunuz?’ dedim. İlk defa birine bunu söylüyorum dedim. Hiç ünümle, şöhretimle övünmemiştim. Ben yoldan giderken bir adam veya çocuk beni çağırıyor ve ben fotoğraf çektiriyorum. Ben de o kişinin hırlı mıdır, hırsız mıdır, ben bilemem. Ben sabahtan akşama kadar yüz kişiyle fotoğraf çektiriyorum. Adam bir yere beni davet etmiş. Fotoğraf çektiriyorlar, ben de bakıp gülümsüyorum.

Adamların Fethullah Gülen’le boy boy fotoğrafları var, övgüleri var. Benim öyle bir tane fotoğraf veya bir tane övgüm olsaydı ben, şu an iki tane ağırlaştırılmış müebbet cezası yemiştim. İnsanların hayatlarıyla, kariyerleriyle, ömürleriyle oynamak bu kadar kolay olmamalı.

Beraat kararı

İtiraz ettik. Anayasa mahkemesi bana hak ihlali verdi. Psikolojimiz bozuldu. Tahliye olduk ve çıkıyoruz. Baktım bir otobüs, makineli tüfekler var. Cezaevinin kapısındayız, başka nereye gidebiliriz? Zaten cezaevindeyim ben. Makineli tüfeklerle yatırdılar bizi yere, sonra götürdüler bizi 15 gün emniyette kaldık. Dünyada ne kadar terör örgütü varsa, hepsi orada. Ben orada onların içindeyim.

Benim öz kardeşlerim, beni cezaevine görmeye gelmediler. Neden? Korkudan çünkü. Öz kardeşim, bunlarla konuşmuyorum şimdi.

İşler umurumda değil artık. Ben şerefli ve namuslu olduğumu her zaman söyledim. Ben suçsuzum, suçlu değilim. Çok mutlu, bahtiyar ve zenginim. Bu dönemde onurlu olmak, çok önemlidir. Başka hiçbir şey önemli değil.

Bir gün torunlarım bana gelecekte, ‘herkes susarken, korkarken; lafını esirgerken tek doğruyu söyledi,’ desinler. Başka hiçbir şey umurumda değil. İş de olur, para da kazanılır. Bak herkes korona derdine düşmüş. Bütün dünya bu durumda muzdarip, içlerine kapanıp, parası olmayanlar var. Benim bu dönemde kendi maddi sıkıntılarımla dertlerimle insanları meşgul etmek istemem.

Beni politize yaptılar. Biz de isterdik İsviçre’de yetişip, fokların çiftleşme mevsimini konuşalım. Onları öğrenelim. Bu ülke zorla insanı politize ediyor. Çok büyük iftiralar atıldı, eziyet edildi. Hâlâ gülebiliyorum. Çok doluyum ve son 4 yıldır çektiğimi bir ben bir Allah biliyor.”

Turgay Kılıç / 19.05.2020

 

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Parabenli kozmetikte kanser tehlikesi

Medipol Mega Üniversite Hastanesi Dermatoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Ali Balevi,"Kozmetik ve kişisel bakım ürünlerini satın alırken parabene dikkat edin" ifadelerini kullandı Medipol Mega Üniversite Hastanesi...

„Turizmin başkenti“ Antalya, 170 ülkeden 2 milyon misafiri ağırladı

Her yıl milyonlarca turiste ev sahipliği yapan Antalya, 1 Ocak-13 Eylül döneminde 170 ülkeden 2 milyon 3 bin 946 turisti ağırlarken kente en fazla...

EU-Mitgliedstaaten einigen sich auf Schwellenwert für Meeresmüll an den Küsten

Ab Freitag gibt es für Strände einen Schwellenwert von weniger als 20 Abfallteilen pro 100 Meter Küstenlinie. Darauf haben sich die Mitgliedstaaten geeinigt. Der...

Antalya’da „Pandemi Günlerinde Tiyatro Buluşmaları“ etkinliği devam ediyor

Antalya'da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) döneminde özel tiyatrolara destek ve sağlık çalışanlarına moral vermek amacıyla düzenlenen "Pandemi Günlerinde Tiyatro Buluşmaları"nda, müzikli oyun "Biraderler Cabaret"...