30.9 C
Hamburg
Mittwoch, August 12, 2020
Start Gesundheit Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (45)

Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (45)

Bugün günlüğümde çocukları ele almak istiyorum. Yani çocuklara bu salgın günlerinde nasıl davranılması gerektiğine, onların korkularını, kaygılarını nasıl ele almamız gerektiğine. Bu saatten sonra Corona’yı, virüsü duymamış çocuk olduğuna, kaldığına inanmak zor. Zira ebeveynlerin, eğitmenlerin, öğretmenlerin, televizyonların, internetin neredeyse hemen her şeyin merkezinde salgın. Çocuk bu duymazdan görmezden gelebilir mi? Çocuk nasıl korkmaz virüsten biz yetişkinler bile bazı günler ne yapacağımızı bilememenin çaresizliğinde kıvranırken? Hijyenik kuralları onlara öğretmek, nedeni, niçini, nasılı ile ilk görev. Hatta daha da önceli virüsün nasıl ciddiye alınması gerektiği, korkuların ne derece haklı ve yerinde olduğu, buna karşı alınan tedbirlere herkesin uyması gerektiği vs.

Bu konu haftalardır çocuk psikologlarından sağlık kurumlarına, küresel çapta birçok kurum ve kuruluşu meşgul ediyor. Anaokullarından ilkokullara, yuvalardan ailelere çocuklar hemen her gün virüsü duyup işitiyorlar. En sağlıklı ve güvenilir bilgilerin ebeveynlerden ve aile bireylerinden geldiğini unutmamalı insan. Bu anlamda çocukların örnek aldığı insanların korkularını, kaygılarını, tedbirlerini, kararlılıklarını, gevşekliklerini, ciddiyetlerini, laçkalıklarını kısaca virüsle ilgili ne gibi bir yol izliyorlarsa onlara bilerek veya bilmeyerek aktardıklarını bilmek gerekir. Yani sürekli korkan ve ağlayan bir annenin çocuğunun da benzer tepkiler vermesi kaçınılmaz. O yüzden ebeveynler virüsü çocuklara onların anlayabilecekleri bir dille anlatmaları olmazsa olmaz.

Hep denir çocuklar sünger gibidir. Siz farkına dahi varmazsınız onlar kendi dünyalarında yararlı olabilecek olmayacak nice bilgiyi, lafı, ifadeyi, konuşmaları sünger gibi emerler. Sizin virüsle ilişkiniz nasılsa çocuğunuzunki de aynen öyle olacaktır. Bu anlamda boş laflar, dedikodular, yüzeysel haberler değil, uzman kurum, kuruluş ve şahısların görüşlerine ciddiyetle yaklaşmalı, önerilen tavsiyelere uyulması en doğru izlenecek yol gibi gözüküyor. Zira sizin uyguladıklarınızı, davranışlarınızı, konuşmalarınızı onların taklit edecekleri muhakkak. Nasıl hayatın her alanında onlara örnek olmak, onları hayata hazırlamak gibi bir görevimiz var ise, Corona ile yaşamak konusunda da onlara örnek olacağımızı unutmamalıyız.

Hastalık geçirmeyen çocuk yoktur. Bunu çocuklar da çok iyi bilirler. Ayrıca her hastalığın onların bünyesini güçlendirdiği bir gerçektir. Corona onlara bir tür gripmiş gibi basit bir dille anlatılabilir. Böylelikle az çok gripteki gibi görünmez virüsün vücutta yol açacağı tahribatlar anlatılabilir. Sonra bilgisayardaki virüsler gibi yayıldıkları benzerliğinden yola çıkarak alınan tedbirlerin anti-virüs programı gibi onların yayılmasını engelleyip durdurdukları anlatılabilir. Çocukların yaşlarına, olgunluklarına göre tehlikenin detayları anlatılabilir veya üzerinde kısaca durulabilir. Durduk yerde çocuklara bir şeyler anlatmak yerine onların sormalarını, konuşmalarını dinleyip ona göre konumlanmak en doğrusu. Çocukları zorlamak yerine onların bu konuda konuşup konuşmamak istemelerine ve iradelerine saygı göstermek gerekir. Küçük beyinleri detaylı bilgilerle bombalamak da anlamsız. Yarardan çok zarar getireceği ortada. Ayrıca her sohbetin sonunda güzel şeylere, onların sevip hoşlanacaklara konu ve uğraşılara dönülmesini uzmanlar tavsiye ediyorlar.

Sonra çocukların ölümle biz yetişkinlere oranla çok daha kolay ve anlaşılır bağları vardır. Zira her masalda iyiler ve kötüler vardır. Birileri bir yerlerde hep ölür, hastalanır, zindana atılır vs. Yani az çok ölümü bütün çocuklar bilirler. Virüsün öldürücü olduğunu onlar da çoktan biliyorlar, saklamak yerine kısaca virüsün akciğerlere saldırısı sonucu gerçekleştirdiği ölümcül tahribat aktarılabilir. Ölüm olgusunu onlardan saklamak, tabulaştırmak anlamsız. Yapılacak en büyük yanlış bence sürekli ölü sayısı hakkındaki rakamları tekrar edip durmaktır. Zira bu rakamlar en yetişkin insanı, hatta bu konuda uzman vazifesi bulunanları bile yer yer dehşete düşürecek boyutlarda. Hayatını yitirenlerin yaşlı insanlar oldukları ve ezici çoğunluğunun önceden ciddi bir hastalığı olduğu ama hemen hiçbir sağlıklı çocuğun hayatını yitirmediği onlara anlayabilecekleri bir dille anlatılabilir. Buna rağmen ama kendilerini nasıl korumaları gerektiği daha iyi öğretilebilir.

kid

Dede ve ninelerinin ölebilecekleri korkusunu taşıyan çocuklara ellerin yıkanması ile, kendi bağışıklık sistemlerini güçlendirmek ile virüsün onlara bulaşmasına bizzat engel olmaya çalışarak aktif katılımcı yardımları ile katkı sunabilecekleri öğretilebilir. Çocukların medya ile ilişkilerinde kısıtlama ve yasaklama onların başka kaynaklardan yanlış ve eksik bilgi edinmelerine yol açabilir. Belki böylelikle korkuları daha da artabilir. O yüzden bu konu hakkında açık ve her zaman uygun ortam yaratıp konuşmaya hazır olunmalıdır. Her izlenen, duyulan, okunan haberin her zaman doğruyu ve mutlak gerçeği yansıtmadığını onlarla konuşmak gerekir.

Çocuklarla konuşurken onları dinlemeye daha çok ağırlık verilmesi gerektiğini belirtmem zorunluluk. Açık, net ve onların anlayabilecekleri seviyede ifadelerle belki oynarken, yemek yerken, resim veya spor yaparken daha iyi ele alınabilir. Onların korkularını önemsememek, küçümsemek, yeteri kadar ciddiye almamak en büyük hata olacaktır. Onlara ciddiye alındıklarını, salgından korkmanın normal olduğunu, korkularıyla ilgilenildiğini göstermek gerekir. Onlara her zaman bizlerle virüs hakkında konuşabileceklerini, sorularına yanıtlar bulabileceğimizi hissettirebilmeliyiz. Gerçekleri onlardan saklamak yerine akıllarının alacakları düzeyde anlatmak yine en doğru davranışlardan biri. Olup bitenleri bilmek onların da hakkı. Onları tehlikelerden korumak yetişkinlerin görevi. Dünyanın halini anlatırken anlama, kavrama seviyeleri göz önünde bulundurulmalı, duyarsız ve kaba davranışlardan kaçınılmalıdır. Soruları yanıtlayamamak ayıp değil ama yalan yanlış bilgiler vermek, onları kandırma yoluna gitmek yanlış bir davranış olacaktır. Bilinmeyen konular çocukla birlikte araştırılabilir. Eminim böylesi ortak bir aksiyon onların da hoşuna gidecektir.

Salgın konusunda Dünya Sağlık Örgütü, Robert Koch Enstitüsü hatta UNICEF ne diyor, ne yayınlıyor, bu kurumların ciddi ve güvenilir bilgiler yaydıklarını onlara da öğretebilirsiniz. Ayrıca yayılan her bilginin güvenilir olmadığını, bu konuda uzmanlara güvenmenin en doğrusu olacağını da anlatabilirsiniz. Çocuklara kendilerini nasıl koruyabileceklerini gösterebiliriz. Örneğin düzenli aralıklara ellerin yıkanması gibi. Sonra öksürüp hapşırırken dirseğini nasıl kullanabileceğini, kendisini hasta hissettiğinde söylemesi gerektiğini, ateşinin olup olmadığı durumlarda, öksürüğünün olduğunda veya nefes alıp vermede sorun yaşadığında size bildirmesi gerektiğini kavratabilirsiniz.

Çocukları yatıştırmak ebeveynlerin ilk görevlerinden biri. Sürekli gözlerimize sokulan fotoğraflar, görüntüler çocuğun neyin reel neyin sanal olduğunu yitirmesine yol açabilir. Her çocuğun kendi algı yöntemi, kapasitesi, gördüklerini algıladıklarını yorumlama yeteneği farklıdır. Kendisinin tehlikede olduğu hissini ondan en güzel ve doğru ebeveynleri uzaklaştırabilir. Bunun için uygun zaman, ortam ve olanak yaratılmalıdır. Geçmişten beri sürdürülegelen ritim ve ritüeller bozulup aksatılmadan devam ettirilmelidir. Beraberce alınan tedbirlerle nice insana hastalığın bulaşmasını engelledikleri böylelikle belki de nice hayatı kurtardıklarını anlatabilirsiniz, ki bu yalan ve yanlış olmayan bir bilgidir.

Can sıkıntısı, evde kalmaya itirazlar anlayışla karşılanmalı ama çocuğa bu yöntemlerle, uyulan bu kurallarla hastalığın yayılmasının nasıl engellendiği anlatılmalıdır. Bu arada virüsün hortlattığı ırkçılık ve benzeri önyargıları da onlarla konuşmak en doğrusu. Zira küresel salgınla birlikte Asyalılara karşı nice ayrımcı söylemler ve haberler ortalıkta kol geziyor. Şahit oldukları böylesi vakaları yetişkinlerle konuşabileceklerini öğretmeliyiz. Ayrımcılık ve ırkçılık gibi konuları da onlarla konuşabilmeli, her insanın eşitliğini normal bir insan olarak anlatabilmeliyiz. Virüsün insanların rengi, dini, dili ve milliyeti ile hiçbir ilgisinin olmadığını öğretmeliyiz. Sırf bu yüzden böylesi olaylara şahit olunduğunda görmezden gelmemeleri gerektiğini uygun bir dille anlatabilmeliyiz.

İnsanlar arasındaki dayanışmanın önemini öğretmeliyiz evlatlarımıza. İnsanların birbirlerine yardım etmelerinin önemini. Salgının durdurulması için uğraşan bilim insanları, hastalarla ilgilenen doktorlar, hemşireler, hastabakıcılar, günlük hayatımızın sıradan kahramanları tezgahtarlar, itfaiyeciler, polisler, temizlik işçileri, otobüs şoförleri vs. anlatılabilir. Sonra dünya çapında nice bilim insanının canla başla aşı bulmak, ilaç bulmak için uğraştıkları anlatılabilir. Böylelikle bu örnekler nezdinde insanların birbirlerine karşı yardımseverlikleri gösterilebilir. Bunun çocukların korkularını alıp onların küçük yüreklerine umut tohumları ekeceklerini görmek gerek.

Çocuklarla sohbeti onları bu konuda aydınlatmak, korkularını almak isterken işleri daha da karmaşık hale getirmemek için yapılan konuşmanın sonuçlarını iyi gözlemlemeli. Çocuk anlattıklarınızı anladı mı, bu bilgileri kullanabilirler mi, yoksa daha da mı korktu çocuk, kafası karıştı? Onları konuşmasalar da davranışlarından, mimiklerinden, beden dillerinden anlayabilirsiniz. Karanlık noktaları yeniden konuşup aydınlığa kavuşturabilirsiniz. Bence şahsen en önemlisi kendi sağlığınız. Zira kendi sağlığınıza dikkat ettiğinizde yani siz iyi olduğunuzda çocuğunuz da iyi ve sağlıklı olacaktır. Siz depresif ve korkak bir halde, çaresizliğin ve ne yapacağınızı bilememenin kollarında kıvranırken kendinize bir yararınız olmayacağı gibi çevrenize de, çocuğunuza da hiçbir yararınız olmayacaktır. Çocuklar neyin ne kadarını sakladığınızı, yalan söyleyip söylemediğinizi çok iyi bilirler. Hepimiz insanız ve kesinlikle mükemmel değiliz. Bu konuda çevremizden, akrabalarımızdan, diğer aile üyelerinden veya bu işi bizden daha iyi yapabileceklerden yardım alabileceğimizi de unutmayın derim.

Biraz uzun oldu belki ama söylemek istediklerimi söyledim. Azı var çoğu yok.

27.04.2020

- Advertisment -

Most Popular

Turkcell Çin Kalkınma Bankası ile 500 milyon Euro tutarında kredi anlaşması imzaladı

Dünyanın ilk dijital operatörü Turkcell, altyapı yatırımlarının finansmanı amacıyla Aralık 2019’da mutabakatını duyurduğu Çin Kalkınma Bankası kredi paketini imzaladı. 500 milyon Euro tutarında ve...

„Şiirin Can babası: Can Yücel“

Eserleriyle bir döneme damga vuran ve şiirleri dilden dile aktarılan Türk edebiyatının usta ismi Can Yücel, vefatının 21. yılında anılıyor. Eski Milli Eğitim Bakanı, Köy Enstitüleri'nin...

Forscherteams erhalten weitere EU-Förderung für COVID-19-Diagnostika, Behandlungen und Impfstoffe

Die Europäische Kommission wird 23 neue Forschungsprojekte zur Bekämpfung der anhaltenden Coronavirus-Pandemie mit 128 Mio. Euro unterstützen. An 14 der 23 Projekte nehmen 39...

Rus turizm sektöründen „Türkiye bu yıl da yurt dışı tatilinde lider ülke olacak“ açıklaması

Rusya Tur Operatörleri Birliği (ATOR) Başkanı Maya Lomidze, bu yıl 4,5 ila 5 milyon arasında Rus vatandaşının yurt dışında tatil yapmasını beklediklerini belirterek, "Türkiye’ye...
%d Bloggern gefällt das: