30.9 C
Hamburg
Freitag, August 7, 2020
Start Gesundheit Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (44)

Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (44)

Devletlerin veya orduların diyelim, birbirlerine karşı biyolojik silah kullanmalarının tarihi Hititler zamanına kadar gidiyor. Meraklıları bu türden savaşların tarihine baktığında benzer nice örnekle karşılaşacaklardır. Geçen yüzyılda bu türden silahların ölümcüllüğü anlaşılıp bir anda onbinlerce insana zarar verebileceği ispatlanmış. Akla hemen Almanlar gelse de bu işin babası Fransızlardır. I. Dünya savaşı başladığında Ağustos 1914’de Fransızlar Almanlara karşı gözyaşı (xylyl bromide) bombaları atarlar. İki ay sonra Almanlar Fransızlara karşı aynı yöntemle karşılık verip misilleme yaparlar. Her ne kadar bomba desem de gaz türündeki bu kimyasallar iperit, hardal gazı ve klor gibi öldürücü ve yaralayıcı etkisi olan cinstenler. Bu gazların yol açtıkları ölümcül olmayan yaralar ve yaydıkları korku tarihe geçti. Ama insan evladı dahası asker bir kere kanı yalamış, tadına varmıştı. Sonrasında da oturup beklemeyecekti. Gizli bir kimyagerler savaşı böylelikle başlamış oldu.

Gidişat zamanın dev güçlerini nasıl korkuttuysa, insanlık camiası gelin artık böyle bir alçaklık yapmayalım demeye, ortak bir ses ve karar olmaya ilk defa 1925 yılında karar verdi. O meşhur Cenevre Protokolü, tam adıyla Boğucu, Zehirleyici ve Benzer Gazların ve Bakteriyolojik Araçların Savaşta Kullanımının Yasaklanmasına İlişkin Protokol böylelikle ortaya çıkmış oldu. 17 Haziran 1925’de Cenevre’de imzalanan protokol 8 Şubat 1928’de yürülüğe girdi. Protokol kimyasal ve biyolojik silahların kullanılmalarını yasaklıyordu. Ama üretimlerini, depolanmalarını veya taşınmaları ile ilgili bir mevzu söz konusu bile değildi. Türkiye bu protokolü 17 Haziran 1925’te imzaladı.

bio

SSCB, ABD ve İngiltere tarafından 10 Nisan 1972 tarihinde Biyolojik Silahlar Sözleşmesi (BWC), tam adıylar Bakteriyolojik ve Toksin Silahların Geliştirilmesi, Üretilmesi ve Stoklanması Yasaklanması ve İmha Edilmesi Sözleşmesi imzaya açılır. Zamanla 22 devlet tarafından imzalanarak 26 Mart 1975 tarihinden itibaren yürürlüğe girer. Bu anlaşmada dikkat çeken biyolojik silahların üretiminin yasaklanmasının yanı sıra geliştirilmesi, depolanmasının da yasaklanması hatta yok edilmeleri çağrısıdır. Anlaşmanın ilk maddesine göre bu silahlar: „hiç bir surette elde bulundurulmayacak unsurlar; her türlü mikroplu etkenler veya diğer biyolojik elemanlar veya menşei ve üretim yöntemi ve çeşitleri ne olursa olsun toksinlerin önleyici, koruyucu ve diger barışçı gayeler için gerekli olduğunu doğrulamayan miktarları ile bu çeşit etken ve toksinlerin dostça olmayan amaçlarla veya silahlı çatısmalarda kullanılmasına yarayan silah, teçhizat ve atış araçlarıdır.“

Çin, 1984 yılında Biyolojik Silahlar Sözleşmesine katılırken biyolojik silahların kullanımı konusunda açık bir yasaklama bulunmamasını „uygun bir zamanda“ giderilmesi gereken bir hata olarak nitelendirmiş. Yine bu sözleşmeye taraf her devletin mikroplu etkenlerin veya diğer biyolojik ajanların, kökeni ve üretim yöntemi ve çeşitleri ne olursa olsun toksinlerin önleyici, koruyucu ve diğer barışçı gayeler için gerekli olduğunu doğrulamayan miktarlarda, bu çeşit ajan (valla böyle geçiyor) ve toksinlerin dostça olmayan amaçlarla veya silahlı çatışmalarda kullanılmasına yarayan silah ve teçhizat ve atış araçlarını, asla ve hiçbir surette geliştirmemeyi, yapmamayı, stoklamamayı veya başka bir şekilde ele geçirmemeyi veya elinde bulundurmamayı yükümleniyor. Ne yazık ki sözleşme tam tamına hangi maddelerin yasaklandığını, nelerin korunmasını ve bunlarla amaçlanan hedefleri tanımlamamış. Türkiye bu sözleşmeye 1974 yılından beri taraf.

Son olarak insanlık ortak hareket ederek 2 Eylül 1992’de Kimyasal Silahlar Sözleşmesi (CWC) adı verilen konvansiyonu onayladı. 13 Ocak 1993 tarihinde imzaya açılan bu sözleşme tam adından da anlaşılacağı gibi Kimyasal Silahların Gelistirilmesinin, Üretiminin, Stoklanmasının ve Kullanımının Yasaklanması ve Bunların İmhası ile İlgili Sözleşme 29 Nisan 1997 tarihinde yürürlüğe girdi. Türkiye bu anlaşmayı 14 Ocak 1993’de imzaladı ve 3 Mayıs 1997’de yürürlüğe soktu.

Bu anlaşmanın ilk beş maddesi şöyle: „1. Bu sözleşmeye taraf olan devletlerden her biri, hangi koşullar altında olursa olsun, hiçbir zaman:

(a) Kimyasal silah geliştirmemeyi, üretmemeyi, bir başka şekilde elde etmemeyi, stoklamamayı ve elde tutmamayı veya doğrudan doğruya veya dolaylı yoldan bir başkasına kimyasal silah devretmemeyi;

(b) Kimyasal silah kullanmamayı;

(c) Kimyasal silah kullanımı amacıyla herhangi bir askeri hazırlık içinde yer almamayı;

(d) Hiç kimseye, bu sözlesme çerçevesinde bir taraf devlete yasaklanmış bulunan herhangi bir faaliyetle iştigal etmekte yardımcı olmamayı, bu yönde cesaret vermemeyi veya teşvik etmemeyi taahhüt eder.

2. Taraf devletlerden her biri, sahip olduğu veya tasarrufunda bulunan veya yetki veya kontrol alanındaki herhangi bir yerde bulunan kimyasal silahları bu sözleşme hükümlerine uygun olarak imha etmeyi taahhüt eder.

3. Taraf devletlerden her biri, bir başka taraf devletin topraklarında terketmiş olduğu bütün kimyasal silahları bu sözlesme hükümlerine uygun olarak imha etmeyi taahhüt eder.

4. Taraf devletlerden her biri, sahip olduğu veya tasarrufunda bulunan veya yetki veya kontrol alanındaki herhangi bir yerde bulunan herhangi bir kimyasal silah üretim tesisini bu sözleşme hükümlerine uygun olarak imha etmeyi taahhüt eder.

5. Taraf devletlerden her biri, toplumsal olayları denetim altında tutmakta kullanılan gereçleri bir savaş yöntemi olarak kullanmamayı taahhüt eder.“

Sevindirici olan bu sözleşmelere uymayanlarla ilgili cezaların da olması. Bugün biyolojik silahlarla ilgili insanlığın ne gibi ortak kararlar aldığını ve hangilerinin yürürlükte olduklarını geçen yüzyıldaki üç örnekle ele almak istedim. Corona virüsü ile ilgili o kadar çok komplo teorisi varken bunları anlatmamdaki neden meydanın öyle sanıldığı gibi boş ve kontrolsüz olmadığını bilmenizi istemem. Yarın farklı bir konuda görüşmek üzere sağlıcakla kalın.

26.04.2020

Vorheriger ArtikelEuropa und die Corona-Pandemie
Nächster ArtikelWas guckst du?
- Advertisment -

Most Popular

Folgen der Corona-Pandemie belasten Lufthansa Ergebnis erheblich

Adjusted EBIT geht trotz deutlicher Kostensenkungen im zweiten Quartal auf minus 1,7 Milliarden Euro zurück Umfangreiches Restrukturierungsprogramm „ReNew“ soll globale Wettbewerbsfähigkeit nach der Krise sicherstellen Lufthansa...

THY’den Almanya uçuşları öncesi yolculara „PCR testi“ uyarısı

Türk Hava Yolları (THY), 8 Ağustos saat 23.59’dan itibaren 48 saat içinde alınmış negatif koronavirüs testi (PCR) ibraz etmeyen yolcuların Almanya uçuşlarına kabul edilmeyeceğini...

Schneider Electric’ten yapay zeka ile yetenek yönetimi platformu

Schneider Electric'in hayata geçirdiği platform, 100’ü aşkın ülkedeki 144 bin çalışanının gelişimi için kullanılacak Schneider Electric, yapay zeka teknolojilerinden yararlanarak kurum için bir yetenek yönetimi...

„Kinder sind kein besonderes Infektionsrisiko“

„Kinder und Jugendliche gehören offensichtlich nicht zu den Risikogruppen der Corona-Pandemie. Wir müssen aber verhindern, dass sie durch Kitaschließungen und den stark eingeschränkten Präsenzbetrieb...
%d Bloggern gefällt das: