Werbeanzeigen
13.1 C
Hamburg
Dienstag, August 4, 2020
Start Gesundheit Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (43)

Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (43)

Günlüğümün kırkı çıkalı birkaç gün oldu. Bugün biraz günlük hakkında yani günlük tutmak hakkında yazmak istiyorum. Corona günlüğü edebi bir günlük mü, yoksa tıbbi bir günlük mü bence buna okur kendisi karar versin. Nihayetinde türü ve içeriği ne olursa olsun anlatıyı, tek bir günde yaşanılan veya anlatılmak istenilen tanıklıkları, düşünceleri, duyguları yansıtıyor. Ona farklı anlamlar yüklemek isteyenler varsın yapsınlar, bence bir sakıncası yok. Maksat biraz bana iyi gelsin, biraz da okur bilgilensin ve ilgilensin. Giden gider, kalan kalır, okuyan sağlar bizimdir diyerek devam edelim.

Günlüklerin tanımlamasında onların genelde yayımlanmak için yazılmadıkları yazılıdır. Ki bu doğru değildir. En meşhur günlükler bile bir gün yayınlanmak için yazılmadılar mı? Ne kadar kişiye özel desek de bir gün birilerinin okumasını her günlükçü bilerek ve isteyerek döşenir satırlara. Bendeniz bu vakada tam tersini yaptım. Elbette ilk amacım insanları bilgilendirmek idi. Nasıl bir gidişatın bizi izlediğini bilmemenin verdiği, kolektif bir süreci birlikte izleyelim, yaşayalım, tadalım, acısına ortak olalım mantığıyla yola çıktım. Her insana böylesi tarihi süreçlerde yakın tanık olmak nasip olmaz. Bugün koca dünya hepsi hemen hemen aynı eşbenzer şeyleri yaşıyoruz. Ama hissedilenler, karşılaşılanlar, tanıklıklar çok farklı.

Virüs karşısında bir tek ben değil koca insanlık çaresiz. En uzmanların uzmanları bile aylardır çözüm ve çıkış yolları arıyorlar. Hangi ilaç, hangi aşı nesıl yener diye kafa patlatıp duruyorlar. Elbette öküzün trene baktığı gibi bakmak da bir seçenek. Ben bir iz bırakmak, bir yerlere bir şeyler karalamayı kendime daha çok yakıştırdım. Kökende öyle kendime pay çıkartmak gibi garip bir davranıştan öte insanlara yalnız olmadıklarını, hepimizin aynı gemide olduğumuzu hatırlatmak istedim. Sevdiklerime, sevenlerime, okurlarıma bugünlerde moral vermek, en zor, en kirli, en çekilmez anlarda ve günlerde bile hayatı güzelleştirebileceğimizi hatırlatmak istedim.

enerji

Ayrıca bu sayede sevenime de, sevmeyenime de az biraz da olsa beni tanıması fırsatını sunduğumu görüyorum. İşte tam da burada bu fırsat sayesinde virüse karşı verilen genel kavgaya, kendimce verdiğim bir mücadeleyle okurumu daha duyarlı ve bilgili hale getirerek destek verdiğime inanıyorum. Zamanın tanıklığına belge niteliğinde anlatılar bırakmaktan daha sevimli ne olabilir? Koşullar olsa uzun öyküler, hatta en azından bir romanı bu konuyla ilgili keşke yazabilseydim. Ama yakınmak yerine işe koyulmak daha verimli geldi, geliyor. Tanıyanlar bilirler, içim de, etrafım da paramparça da olsa, her daim hep iyiye, umuda ve kavgayı kazanacağımıza inananlar kadar pozitif düşünen biriyim. Bunun yaratıcı özellik aşısı olduğunu yine hatırlatırım.

Üslup konusu var. Günlüklerin dilinin herkesin okuduğunu anlayabilecek şekilde olması olmazsa olmaz. Yazar yetiştirmiş, yaratıcı yazarlık kursları vermiş biri olarak sadece benim anlayacağım tarzda, bana beni anlatan ifadeler bu dönemde galiba hem ayıplanır, hem de mevdut düşman sayımı birkaç kata katlardı. Yanicesi sıradan günlüğün diline adapte olmaya hep gayret ettim. Açık, anlaşılır, sade ve konuşma diline yakın. Her ne kadar kamuoyu ile paylaşsam da burada anlatılanların, sergilenen şahitliklerin, kişisel hislerin hepsinin benim özelim olduğu unutulmamalıdır. Bana aittirler, benimdirler. (Bir an kendimi Gollom gibi hissettim)

Günlüklerin en güzel ve cazibeli yanı onun sınırlarının olmayışıdır. Diğer türler kadar özgürdür yani. Dünyayı ona sığdırabilir, kainatı anlatabilirsiniz. Ana konumuz tabii ki Corona virüsü, bu virüs özgülünde ama onunla birlikte ben size hayatın, hayatımızın, kendi hayatımın orasından burasından kesitler de veriyorum. Bu anlamda yukarıdaki başlık, böylesi bir adlandırma doğru ve yerindedir. Üzerinde düşünülmemiş, kazayla bulunmuş, konulmuş bir adlandırma ve yakıştırma değildir. Günlüklerin en az benim kadar başkalarına da ilham olmasını, kültürel anlamda daha da zenginleşelim babında ben de isterim. Bu yüzden onda kendimizi, kendimi olabildiğince yalın, doğru ve çıplak yani saklanmaksızın vermeyi uygun görüyorum.

Her ne kadar günlükler benim öznel, subjektif görüşlerimi yansıtsa da arada bir kullandığım istatistikler, aktardığım paylaşımlar, resmi kurumların aktardıkları doğru ve objektif bilgilendirmelerdir. Bu anlamda bir nevi harmanlamadan bahsedebiliriz. Ama sanıyorum yola çıkarken veya arada bir böyle okurla sohbet ederken buna da yeteri kadar değindim zannediyorum. Yanicesi hem içe hem de dışa dönük günlükler kategorisinde bir çalışma benimkisi.

Sonlara gelirken günlüklerin tarihinin Romalılar kadar eski olduğunu uzmanları yazarlar. Bizdeki ruznamelerin de, vakanivüsçülüğün tarihçesi de bunlara dayanır. Kişisel olarak ben yazıyı bulan millet olan Sümerlere kadar gittiğine inananlardanım. İnsanlık günlüklere çok şey borçludur. Tabii burada yazılanlar 100 yıl sonra birilerinin ne işine yarar bilinmez ama bugünlerde hergün beşyüzden fazla okuru ilgendirdiğini ben çok iyi biliyorum. Kim demiş günlük yazmak boş bir meşgale diye. Usta edebiyatçıların günlükleriyle karşılaştırmak hem absürd, hem de haksızlık diye düşünüyorum. Onların yola çıkış amaçları ile benimkisi arasında dağlar kadar fark olduğu görülmeli.

25.04.2020

Werbeanzeigen

- Advertisment -

Most Popular

Deutlicher Anstieg der Sorgerechtsübertragungen

Im Jahr 2019 haben die Familiengerichte in Hamburg für 624 Kinder und Jugendliche die voll­ständige oder teilweise Übertragung der elterlichen Sorge angeordnet. Im Vergleich zum Vor­jahr...

Yeniden açılan halı sahalar için „kalp krizi“ uyarısı

"Halı sahalarda egzersiz yapmadan ani efora ve zorlamaya bağlı kalp krizlerini çok fazla görebiliyoruz. Dolayısıyla halı sahaların kapalı olduğu pandemi döneminde hareketsiz kalan vatandaşların,...

„Junge Künstler und kleinere Galerien profitieren“

Kulturstaatsministerin Monika Grütters hat den diesjährigen Ankaufetat der Sammlung zeitgenössischer Kunst der Bundesrepublik Deutschland im Rahmen des Zukunftsprogramms NEUSTART KULTUR um 2,5 Millionen Euro...

Kuyumculuk mesleğinde usta-çırak ilişkisi devam ediyor

İstanbul Kuyumcular Odası'nın hazırladığı "Kuyumculuk Sektöründe İşletmelerin Pazar Odaklı Stratejilere Yönelik Tutumları" kitabına göre, kuyumculuk mesleği halen babadan oğula geçiyor ve meslekte usta-çırak ilişkisi...
%d Bloggern gefällt das: