30.9 C
Hamburg
Mittwoch, August 12, 2020
Start Gesundheit “Salgının yükü yine işçi-emekçi halkın sırtına yükleniyor”

“Salgının yükü yine işçi-emekçi halkın sırtına yükleniyor”

ALMANYALILAR- Küresel salgının dünyayı yakıp kavurduğu bugünlerde siyasi partilerin yeri ve önemi ayrı bir önem taşıyor. Hamburg hâlâ salgından dolayı yeni hükümetini kuramadı. Koalisyon görüşmeleri ertelendi, bugün yarın yeniden başlanacağı biliniyor. Böylesi zor ve çetin şartlar altında muhalefet ne yapıyor, hükümetin resmi politikaları ile bire bir aynı düşünceleri mi savunuyorlar, farklı konseptleri, alternatif başka önerileri var mı, daha iyi nasıl bir yol izlenebilir, neler yapıldı, gidişat nasıl vs? Hamburg Sol Parti (DIE LINKE)’ye sorduk. Şunları anlattılar:

Almanyalılar: Corona günlerinde hayatın hemen her alanında karşılaşılan ve bugüne kadar yaşanan en büyük krizden etkilenmeyen insan kalmadı. Siyaset, ekonomi, kültür, spor ve sağlık alanlarındaki sorunlar gün geçtikçe gözle görülür bir şekilde artarak büyüyor. Fiyatlar zamlanırken gelir seviyesi düştükçe düşüyor. Sol Parti (DIE LINKE) olarak siz bu gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz, süreci farklı kılmaya dair ne gibi politikalar izliyorsunuz?

linke

Sol Parti (DIE LINKE)*: Sol Parti (DIE LINKE) olarak biz de sizin gibi süreci dikkatle izliyoruz. Üzerimizdeki sorumluluğun bilincindeyiz ve bu bilinçle hareket ediyoruz.

Tüm dünyayı etkisi altına alan bu salgının durdurulması ve daha fazla ölümlerin önüne geçilmesi için uygulanan kısıtlamaları kısmen destekliyoruz. Günlük yaşamımızın her alanını etkileyen bu kısıtlamalar çok hızlı bulaşan bu virüsün yayılma sürecini yavaşlatmak ve dolayısı ile sağlık sistemlerinin ani bir yoğunluk nedeniyle çöküşünü engellemek için uygulanıyor. Bu önlemler elbette alınmalıdır. Buna genel olarak itirazımız yok. Ancak iş işten geçtikten sonra alınan tüm önlemler ancak “zararın neresinden dönülürse kârdır” mantığının ifadesidir.

2003 yılında SARS, 2012 yılında MERS salgınları çok sayıda insanın ölümüne neden oldu. 2013 yılında Almanya’daki Robert Koch Enstitüsü (RKI) Federal Parlamento’ya bir Risk Analiz Raporu sundu. Bu raporda gelecek yıllarda Corona Virüsü adıyla bir salgının olması durumunda alınması gereken önlemler ayrıntılı olarak sıralanmıştı. Bütün bunlar bilinirken herhangi bir önlemin alınmaması, aksine sağlık alanına yapılan yatırımların ve harcamaların azaltılması, sağlık sektörünü özelleştirerek sağlık merkezleri olmaktan çıkarıp kâr merkezleri haline getirilmiş olmaları ülkelerin salgınlara karşı hazırlıksız olduklarını çıplak bir biçimde ortaya koydu. Son olarak Aralık 2019’da ortaya çıkan CoV-19 (Corona) salgın ile ilgili ülkelerin aldıkları önlemlere bakılırsa aslında önlemlerinin olmadığı, her ülkenin kendi başına bir deneme yanılma yöntemiyle hareket ettiğini, ülkeler arası dayanışmanın ve ortak çare bulma çabalarının politik çıkarlara kurban edildiği (ABD ve AB’nin Çin Halk Cumhuriyeti’ni suçlaması, Küba’ya uygulanan ambargonun devamı gibi) bir süreci yaşıyoruz. Önlemler alınsaydı ne bu kadar ölümcül vaka yaşanırdı, ne ekonomi durma noktasına gelirdi ne de yaşamımıza bu denli müdahale edilirdi. İş işten geçtikten sonra demem işte bu nedenledir.

Şimdi gelinen durumda bu salgının yükü yine işçi-emekçi halkın sırtına yükleniyor. Kısa çalışma, maaşların düşürülmesi, ücretsiz izine çıkarmalar, iflaslar nedeniyle işsiz kalmalar, küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin kapanması, iflas etmesi, serbest meslek sahiplerinin, kültür çalışanlarının vs. – yani yaşamın her alanında geçimini emeğiyle, alın teriyle kazanan insanlar – şimdi ayakta kalma, tabiri caiz ise hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Buna bağlı olarak kazanılmış demokratik haklarımızın kısıtlanması ve sürekli hale getirilmesi çabaları var. Biz, Sol Parti olarak alınan önlemleri o nedenle kısmen destekliyoruz ama aynı zamanda da kazanılmış demokratik haklarımızın daha fazla kısıtlanmamasını, salgının yükünün işçi ve emekçi halkın sırtına yüklenmemesi, vergilerini vergi cennetlerine kaçıranların bu yükün sırtlanmasına dahil edilmesini, sağlık sistemlerindeki özelleştirmelerin hemen iptal edilmesini ve bu sağlık alanına yatırımların yapılmasını talep ediyoruz. Zarar gören serbest meslek sahiplerinin, orta ve küçük işletmelerin zararları geri ödemesiz karşılanmalıdır. Kısa çalışma sürecinde maaşlar en az %90 düzeyinde ödenmeye devam edilmelidir. Farklı dillerde bilgilendirme yapılmalıdır, mülteci kamplarında azami önlem alınmalıdır. Biz, Sol Parti olarak bu ve benzeri çok sayıda talebimizi her fırsatta dile getiriyoruz ve gerekli tüm önergeleri meclise sunuyoruz.

Kısa mesai ücreti (Kurzarbeitergeld) tam olarak nedir, nasıl anlamalıyız? Bu uygulama kaç insanı etkiledi? Böylesi ödemeleri sizce geçinebilmek için yeterli mi? Ne yapılması gerekir, bu yöndeki talepleriniz neler?

die linkeKısa çalışma ve mesai ücreti yani Kurzarbeitergeld, çalışanların aldıkları ortalama net maaşın %60’ı demektir. Şayet ailede en az bir çocuk varsa o vakit bu oran %67’ye çıkarılıyor. Bu ücret en fazla 12 ay süreyle ve belirli ön koşullara bağlı olarak ödeniyor. Ağır ekonomik veya öngörülmeyen nedenlerle bir işyerinde kısa çalışma uygulanabilir. Bu durumda o işyerinde çalışanlara Kurzarbeitergeld dediğimiz kısa mesai ücreti ödenir. %60 veya %67 gibi bir oran veya tersinden bakarsak aylık %33 veya %40 oranında bir gelir eksikliği insanların yaşamlarında hesapta olmayan sorunlara neden oluyor. Krediler ödenemiyor, ev kiralarının ödenmesinde sıkıntılar yaşanıyor, alışık olduğumuz yaşam standartını sürdüremez oluyoruz vs. yani normal yaşamın sürdürülmesi zorlaşıyor. Bu miktar geçinebilmek için asla yeterli değildir.  Bahsi geçen ağır ekonomik sıkıntıların veya öngörülmeyen gelişmelerin nedeni çalışan insanlar değildir. Spekülasyonlarla, özelleştirmelerle, vergi kaçırmakla, hileli ihalelerle devletin kasasını zarar uğratanlardır. O halde yükünü neden işçi ve emekçiler çeksin? Sol Parti olarak biz Kurzarbeitergeld olarak tanımladığımız kısa mesai ücretinin oranının en az %90’a çıkarılmasını talep ediyoruz.

Serbest meslek çalışanları iflasın eşiğindeler. Evlerinde çalışmak zorunda kalanların yakınmaları ayyuka çıktı. Resmî açıklamalarda birbiri ardı sıra açıklanan yardım paketlerinin sonu bir türlü gelmek bilmiyor. Alınan tedbirleri bu anlamda gerçekçi, yerine ve hedefine ulaşır şekilde yeterli buluyor musunuz? Dahi iyi nasıl yapılabilir?

Yukarıda belirttiğim gibi bazı önlemler alındı ve bu önlemleri biz de Sol Parti olarak destekliyoruz. Yardım veya kredi olarak sunulan miktarlar şartlar yerine getirildiğinde çabuk ödeniyor. Hamburg Senatosu, oluşan zararları karşılayabilmek için 1.5 Milyar Euro ek bütçe yaratarak ödemelere başladı. Serbest meslek sahiplerine, kültür çalışanlarına, dar gelirli işlerde çalışanlara vs. bu yardımların ulaştırılmasında başlangıçta aksamalar olduysa da genelinde ödemeler hızlı yapıldı. Farklı dillerde müracaat formlarının olmayışı veya Almancayı yeterince bilmeyen insanlara müracaatlarda yardımcı olacak personelin istihdam edilmemesi kabul edilir durum değil elbette. Bunun için gerekli taleplerde bulunduk ve önergeler verdik. Yapılan yardımlar yeterli değil. Bu kısıtlamaların daha ne kadar devam edeceği belli olmadığı için öngörülen ve ödenen miktarlar kısa sürede tükenmiş olur. Özellikle de yardımların yardım olması gerekiyor, yani iade edilmeksizin mağdur olanlara ödenmesi gerekiyor. Kredi sonuç itibariyle yardım değildir. Hamburg zengin bir şehir ve her fırsatta vurguladığımız gibi bu şehirde 42500 milyoner ve bir avuç dolusu milyarder yaşıyor. Bu insanların Hamburg’un bütçesine, sağlık alanına, emeklilik ve işsizlik sigortası alanlarına katkıları yok denecek kadar. Bu durum değişmelidir. Bu salgının yükünü asıl onlar sırtlamalıdırlar.

DGB yaklaşan 1 Mayıs için virtüel protestoya çağrı yaparken İsrail’de iki bin insan sosyal mesafeyi koruyarak basbayağı protesto eylemi gerçekleştirdiler. Yine Almanya’da Pegidacılar sokaklarda protesto eylemi yapabildiler. 1 Mayıs hakkında sizce nasıl bir kutlama gerçekleştirilmelidir?

metinkayaDGB’nin miting veya yürüyüş çağrısı yerine sanal alemde bir protestoya çağırmasını, protestolara katılacak insanları tehlikeye atmamak ve Hamburg Senatosu’nun almış olduğu kararlara bağlı kalmak için yaptığını anlıyoruz. Ancak 1 Mayıs dünya işçi ve emekçilerinin mücadele ve dayanışma günüdür. Yasalar, tüm yasaklara rağmen gerekli fiziki mesafeye [sosyal mesafe kavramı anlamsız bir kavramdır] dikkat edildiği sürece toplanma ve gösteri yapma hakkını yürürlükten kaldırmıyor. Dolayısı ile Sol Parti olarak kazanılmış demokratik haklarımızın daha fazla budanmasına karşı çıkıyoruz. Toplanmak ve protestolarda bulunmak hakkımızdır. Küçük çapta bile olsa, gerekli mesafelere dikkat edildiğinde 1 Mayıs fevkalade bir gösteriyle kutlanabilir. Nitekim yapılan müracaatlarda 25-30 kişilik gruplara müsaade ediliyor. Bu çerçeveden bakıldığında DGB’nin daha cesaretli olmasını beklerdik. Biz Hamburg’un çeşitli ilçe ve semtlerinde bu mitingler için gerekli müracaatları yaptık.

Aynı durum 8 Mayıs için de geçerlidir. Biliyorsunuz, bu yıl, dünyayı kana bulayan Alman faşizminin yıkılışının, faşizmden kurtuluşun yani zaferin 75inci yıldönümü. Auschwitz Toplama Kampı’ndaki insanların kurtarılışlarının 75inci yıldönümü. Bu zaferi biz Sol Parti olarak bu zor şartlara rağmen kutlayacağız. „Nie wieder Faschismus – Nie wieder Krieg” çağrılarımızı haykıracağız.

Teşekkür eder çalışmalarınızda kolaylıklar dileriz.

 21.04.2020

Sol Parti (DIE LINKE)* olarak sorularımızı Hamburg Milletvekili Metin Kaya yanıtladı.

Fotos: DIE LINKE – HAMBURG / Metin Kaya

- Advertisment -

Most Popular

Turkcell Çin Kalkınma Bankası ile 500 milyon Euro tutarında kredi anlaşması imzaladı

Dünyanın ilk dijital operatörü Turkcell, altyapı yatırımlarının finansmanı amacıyla Aralık 2019’da mutabakatını duyurduğu Çin Kalkınma Bankası kredi paketini imzaladı. 500 milyon Euro tutarında ve...

„Şiirin Can babası: Can Yücel“

Eserleriyle bir döneme damga vuran ve şiirleri dilden dile aktarılan Türk edebiyatının usta ismi Can Yücel, vefatının 21. yılında anılıyor. Eski Milli Eğitim Bakanı, Köy Enstitüleri'nin...

Forscherteams erhalten weitere EU-Förderung für COVID-19-Diagnostika, Behandlungen und Impfstoffe

Die Europäische Kommission wird 23 neue Forschungsprojekte zur Bekämpfung der anhaltenden Coronavirus-Pandemie mit 128 Mio. Euro unterstützen. An 14 der 23 Projekte nehmen 39...

Rus turizm sektöründen „Türkiye bu yıl da yurt dışı tatilinde lider ülke olacak“ açıklaması

Rusya Tur Operatörleri Birliği (ATOR) Başkanı Maya Lomidze, bu yıl 4,5 ila 5 milyon arasında Rus vatandaşının yurt dışında tatil yapmasını beklediklerini belirterek, "Türkiye’ye...
%d Bloggern gefällt das: