13.2 C
Hamburg
Freitag, September 25, 2020
Start Gesundheit Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (35)

Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (35)

Dünyanın çivisi çıktı mı desem, vidaları gevşedi mi desem bilemedim şimdi. Romancılar ve ressamlar, hele hele şairler bu sıralar kesinlikle haber okumamalı, gazetelere göz atmamalılar. Kendi ruh sağlıklarını korumak için. Zira en kırılganlarımız onlar, depresyona en meyilliler, antenleri en geniş, açık ve sünger gibi olanlar yine onlar. Okuyacaklarının yan, alt, üst etkilerini varın siz tahmin edin. Mevcut haber cangılında hangisi kirli, hangisi temiz ayırt edebilene aşk olsun. Doğru söylesen, eleştirsen, dile getirsen bir dert, sussan başka bir dert.

Corona günlerinde bugüne kadar dişe dokunur tek bir veya birkaç haber, uyarı, ortak açıklama yapmamışlar, okurlarını ortak bir metinle uyarmamışlar, memlekette 90 bin adi suçlu, hırsız, katil, tecavüzcü, mafya, puşt, pezevenk varsa bırakılmış, muhalifler ve meslektaşları gazeteciler hâlâ dört duvar arasında hayatta kalmaya çalışırken bizim Hamburglu “Türk Basın Birliği” Deniz Yücel’i, “Tasmalı Köpek” haberi için kınadı iyi mi? Kendi kendime basın birliği AKP’nin mi, İçişleri Bakanlığı’nın mı, yoksa başka lobi faaliyetleri sürdürenlerin elinde mi diye sormadan edemedim. Memlekette o kadar hak ihlali yaşanırken sen üç maymunları oyna, sonra buradaki gazeteciye akıl vermeye çalış. Avrupa Postası’ndan Hakan Arslan güzel sormuş, neden bugüne kadar meslektaşlarınızla dayanışmayıp da tartışılır bir bakana sahip çıkıyorsunuz diye. Deniz’e yazıp sorduk bakalım ne tepki verecek, tepki verecek mi muhatap alıp, bilinmez.

Ortam gevşedikçe sokakta maske taşıyanların arttığına tanık oluyoruz. Korku mu, tedirginlik mi, tedbir mi, en doğrusu mu, yoksa hepsinden biraz mı? Keşke maskeler sanıldığı gibi etkili olsalar da kimse bir zarar ziyan görmese. Onca başarının arkasında salt bu korkular, insanların bencilce kendilerini koruma güdüsü ve buna bağlı davranışları olduğunu söyleyenlere diyecek bir şey bulamıyorum. Sosyal mesafeyi umursamayan, çok yakınımıza gelenlere kızmamız veya öfkeli bakışlar atmamız boşuna değil. Yüzdük kuyruğuna geldik, bu saatten sonra gevşemek ve gevşetmek olmaz, olmamalı.

Almanya’da gizli bir bayram havası alttan alta eserken Çin’den gelen yeni haberler gözleri yeniden virüsün ilk ortaya çıktığı bölgeye yöneltti. Alman Bild gazetesi ile Berlin’deki Çin Başkonsolosluğu’nun  kavgalarını okunmaya değer buluyorum. Başından beri Çin’i yalnız bırakanların şimdi Çin’i suçlamalarını anlamaya çalışıyorum. Hele bir de meydana gelen zararların ödenmesi konusunda onları ödeme yapmaya davet edenlere şaşırıyorum. Ey Bild yahu bir gün de şu alttakilerin sesi ol da de, sayın devlet büyüklerimiz hep zenginlere özel yasalar ve kolaylıklar çıkartıyorsunuz, bu kriz günlerinde bir de zenginlere özel bir vergi çıkartın da devletin kasası dolsun diye ama nerede. Çin’in izlediği politikalar, virüs karşısında gösterdiği başarılar kapsamlı bir inceleme yazısı. Hani bizim sayfalara da gider değil mi?

virüs

Virüs Hamburg’a Şubat’ın son günlerinde geldi. Ocak ayı ortalarında birkaç fikirdaşıma Çin’i bütün dünyanın yalnız bıraktığını, yakında hastalığın Batı’ya sıçrayacağını söylediğimde nasıl da dalga geçiyorlardı. 13 Mart’ta hem terapim hem de raporum sona erdi. Bu günlükleri yazmaya 14 Mart’ta başladım. Türkiye’de ilk virüs vakasına 11 Mart’ta rastlansa da sağlık bakanı 16 Mart’ta açıklama yapıp 18 kişide daha hastalığın tespit edildiğini açıkladı. Bazı okurlar kendimi hem yazılarımın hem de hastalığın merkezine koyduğumu iddia ediyorlar. Nasıl da saçma sapan düşünen insanlar var, neden mi? Yahu adı üstünde bu benim günlüklerim, kimi koyacaktım yazılarımın merkezine, benmerkezci olmayacakta nasıl olacaktı anlatımlar? Valla benim günlükten anladıklarım bunlar, başka bir şeyin  günlüğü değil virüs günlüğü bu, adından belli. Hem sonra daha iyisini biliyorsanız buyurun yapın. Kimse kimseye engel değil.

Zor ve sıkıntılı günler atlattık, atlatıyoruz. Sürece farklı bir tanıklık bizimkisi. Benzerinin olmaması normal, tarihsel olarak da çok önemli günler bugünler. Yenersek nasıl yendiğimizle övüneceğiz. Yenilirsek de en azından kendi cephemizden kalemiyle çarpışa çarpışa gitti diyecekler. Ha seyirci olup trene bakar gibi bakanlarımız da var. Yahu bir maske de sen tak, insanlarla toplu halde olduğun ortamlarda cep telefonunla bağıra çağıra tükürüklerini veya damlacıklarını saçarak konuşma. Kime ne söylüyorsun?

Bizim ilerici tayfa alttan alta sevinir gibi. Virüs kapitalizmin orasına mıh çaktı çakıyor babında. Ne kadar doğru ilerleyen haftalarda kendisini çok belirgin şekilde gösterecek. Ama şu işe yaramaz fuzuli takım hiç mi zarar görmez anlamadım gitti. Her koşula ayak uyduranlar, hangi değişiklik olursa olsun fark ettirmeden dört ayak üstüne düşenler hep onlar. Virüsle çoktan dost oldular haberiniz yok.

17.04.2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Der neue Actros F und die Edition 2: Mercedes-Benz Trucks erschließt sich mit den zwei Modellen neue Zielgruppen

Um die unterschiedlichsten Kundenanforderungen noch besser bedienen zu können, erweitert Mercedes-Benz Trucks seine Actros-Baureihe um zwei Modelle: den neuen Actros F und die Edition...

Antalya „güvenli tatil“ ile yabancı rakiplerini geride bıraktı

Türkiye'nin turizmdeki amiral gemisi Antalya, 1-22 Eylül döneminde rakipleri Mayorka, Girit, Rodos'a gelen turistlerin toplamı kadar misafir ağırladı ANTALYA (AA) - HATİCE ÖZDEMİR TOSUN -...

Europäische HausParlamente von Pulse of Europe

Seit Samstag ist die Anmeldung für die dritte Runde der „Europäischen HausParlamente“ geöffnet. EU-Kommissionspräsidentin Ursula von der Leyen wendet sich zum Start mit einem...

Almanya’da 96,2 milyar avro yeni borç öngören 2021 bütçe tasarısına onay

Almanya Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı Olaf Scholz: "2021 bütçesi ile yola hep birlikte gideceğimizi açıkça ortaya koyuyoruz. Çok paraya mal olsa bile kararlı...