11.1 C
Hamburg
Sonntag, September 27, 2020
Start Gesundheit Corona Günlerinde Yazarlık

Corona Günlerinde Yazarlık

ALMANYALILAR – Corona günlerinde farklı meslekleri ele almaya devam ediyoruz. Her meslekten birer temsilci seçmek istememizi doğru görenler olduğu kadar yanlış görenler de var. El insaf demek gerek. Daha iyisini yapanlara, yapabileceklere engel olan yok. Gazetecilik, haber üretmek, insanlarla haber yapmak, okuyucuya okunacak güzel şeyler sunabilmek kimselerin tekelinde değil. Meydan boş. Sosyal medyada herkesin gazeteci olduğu bir ortamda kim kime engel olabilir ki?

Biz doğru bildiğimiz yolda devam etmeye çalışıyoruz. Farklı konuklarla farklı bakış açılarını yakalamak ihtiyacı kadar, küresel salgından kimler nasıl etkileniyor sorunsalını da gücümüz oranında çok yönlü ele almaya çalışıyoruz. Bugün sıra yazarlıkta, bir örnek ile yazarlığı ele almak istiyoruz. Yazarlar toplumun nabzı, vicdanı, sesi, soluğudurlar denir. Onların yaratıcı dünyaları bugünlerde ne yapıyor, nasıl işliyor, nelerle uğraşıyor, onlar bu krizden nasıl etkileniyorlar sormak istedik. Hamburglu Yazar Gülsen Gülbeyaz sorularımızı şöyle yanıtladı:

Almanyalılar: Krizin dokunmadığı, etkilemediği bir alan kalmadı. En çok zararı gören sektörlerin başında kültür ve sanatın geldiği söyleniyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

gb

Gülsen Gülbeyaz: Kültür ve sanat her zaman, her koşulda onu icra eden sanatçıların mücadelesiyle varlığını sürdürmektedir. En kötü zamanlarda bile insanın yaratıcılığı devam ediyor. Bu bakış açısıyla Corona pandemi krizinden en çok zarar gören sektörlerin başında kültür ve sanatın da geldiği yadsınmaz. Bu alanda çalışanların geneli maaşlı çalışanlardan farklı olarak güvencesiz kısa süreli işlerle geçinmekteler. Dünyanın her yerinde her zaman zor şartlarda üreten bu alanın yaratıcıları sanatçıların bu kriz döneminde de ekonomik olarak daha da zorlandığı ve zorlanacağı da bir gerçek.

Sanatçıların çalışmalarını sanatseverlere, halka ulaştırma yolları, olanakları zaten çok kolay değilken artık bu krizle değişime uğrayıp tiyatro, konser, sergi salonları, sinemalar, sokaklar yerine bilinmeyen bir zaman kadar dijital alanla sınırlandı.

Sanatınızı yazarak icra eden biri olarak bu salgın günlerinde ne yazıyorsunuz, nasıl yazabiliyorsunuz sormak istedik?

İkinci romanım Elsa’nın Vasiyeti 2015’te yayınlandıktan sonra dergilere yazmanın yanı sıra iki yeni çalışmayı paralel yürütüyorum. Biri öykülerden oluşan bir kitap, diğeri de yine uzun soluklu bir roman çalışması. Öyküler bitti, bu günlerde edit işleriyle meşgulüm. Yıllardır sürdürdüğüm çalışma tempom; sabahları okumak, internet, yazışmalar, telefonlaşmalar, öğlen ve sonrası ev-aile işlerini halletmek, akşama doğru başlayıp geceye kadar yazmak, devam ediyor.

Hamburglu bir yazar olarak siz Corona salgınından nasıl etkilendiniz? Günlük hayatınızda ve yazı uğraşınızda ne gibi etkileri oldu?

En son 1 Mart’ta Tiyatro Sahne Viyana’nın davetiyle bir etkinliğe katıldım, okuyucularla buluştum. Ardından karantinalı günler başladı.

Almanya bu kriz dönemini başarıyla yürüten ülkeler arasında ve Hamburg gibi zengin metropol bir şehirde yaşıyor olmak da büyük bir ayrıcalık. Fakat 15 Mart’ta Hamburg Senatosu’nun aldığı kararlar doğrultusunda başlayan karantinalarla pedagog olarak ücretli çalıştığım sosyal kurumdaki iş sözleşmem de aynı tarihten itibaren iptal edildi. Bu sadece bana uygulanan bir durum değil. Benim konumumdaki ücretlilerin genel durumu bu. Yazar olarak ekonomik bir güvencem olmadığı için bu koşullar devam ettiği sürece birçok insan gibi ben de ekonomik darlık yaşayacağım bu çok açık. Bunun çalışmalarıma etkisini ilerleyen günlerde daha net göreceğim. Kolay olmayacağı da kesin.

Bu kriz döneminde sosyal mesafeleri daha çok fiziksel mesafe olarak yaşıyorum. Kızımla, ailemle, dünyanın her yerindeki dostlarımla bağlarım telefonla, yazışmalarla devam ediyor. Buna da özen gösteriyorum.

Yazarların çoğu ekonomik sıkıntılarına rağmen zaten bir çeşit yalnızlıkla, kendi karantinalarında evlerinde üretiyorlardı. Şimdi bu biraz herkesin gerçeği oldu. İşçilerin dışında birçok insan zorunlu olarak evden çalışmaya başladı. Yazar olarak sosyal kontaklar en aza indirgendiği bu günlerde, bu zorunlu izolasyonla daha fazla çalışmaya, yazmaya, okumaya kendimi şartlandırdım. Daha üretkenim.

Virüse karşı ya da yandaş siz neler söylemek istersiniz? Nedir bu, ne olacak, nasıl yapmalıyız?

Corona pandemisi ile tüm halkların sınırlarla uzak gibi görünseler de birbiriyle kopmaz bağları olduğunu hepimiz bir kez daha anladık sanırım. Ve tarihteki diğer salgın krizlerinde olduğu gibi bu krizde de uluslararası eşitsizlikleri yeniden daha net gördük. Fakat bu tür krizlerden hepimiz eşit etkilenmiyoruz. Bu krizin en çok etkilenenleri dünyanın neresinde olursa olsun fakirler, evsizler, cezaevlerindeki mahkumlar, mülteciler… Ve ev içi şiddetin kurbanları olan kadınlar ve çocuklar.

Ne olacağına dair bildiğim tek şey; hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağıdır. Eskisi gibi olmasını da zaten istemem. Bilinçsizce kapitalist, emperyalist sisteme hizmet ederek sürdürülen toplumsal bir günlük yaşam yerine insana dairliğin ön planda olduğu, sanatla iç içe üretken, daha bilinçli, doğa dostu, dayanışmacı, paylaşımcı, bir yaşam diliyorum. Çok naif bir dilek olsa da.

Son olarak okurlarınıza ve okurlarımıza ne gibi tavsiyelerde bulunur, eksik bir şeylerin kalmaması için neleri söylemek isterdiniz?

Ayrıca bir pedagog olarak da özellikle çocuklu ailelerin bu günlerde büyük bir sınav verdiğine değinmek zorundayım. Yuva, kreş, okul, bakıcılar olmadan yirmi dört saati birlikte geçirmekteler. Veliler evden çalışmak zorundalarsa her şey daha da zorlaşıyor. İyi organize edilmiş, sabırlı, anlayışlı bir günlük hayat herkese iyi gelecektir. Çocukların sadece okul eğitimlerini desteklemek değil yanı sıra göz ardı edilmiş günlük ev, aile hayatına entegre edilmeleri, yaşlarına uygun sorumlulukları üstlenmeleri öğretilmelidir.

Kriz dönemlerinde yapılabilecek en güzel ve doğru şey bu zamanları avantaj haline getirmektir. Yetişkin bireyler olarak kendimizi yenilemek, sorgulamak, değiştirmek, dönüştürmek zorundayız. Bununla birlikte yeni kararlar alarak her türlü tüketimi aza indirgemek, daha sade; minimalist yaşamak zamanıdır. Daha güzel günler görmek ümidiyle…

Teşekkür ediyor çalışmalarınızda kolaylıklar diliyoruz.

16.04.2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Deutschlands schönste Seiten im Herbst entdecken

Reiseexperten von Dertour geben Tipps für Urlaub im eigenen Land Ein paar Tage am Meer, in den Bergen oder in einem charmanten Städtchen verbringen –...

Check-Up için sakın geç kalma erken gel!

Erken teşhis hayat kurtarır ALMANYALILAR - Özellikle kanser gibi ciddi hastalıkların erken teşhisinin hayat kurtardığı, sık sık ispat edilmekle birlikte erken teşhisin baş aktörü check-up...

Hamburg Airport schließt die Erneuerung des Hauptvorfelds erfolgreich ab

Fit für den Flugbetrieb der nächsten Jahrzehnte Es ist geschafft – nach viereinhalb Jahren Bauzeit und exakt im Zeitplan ist das Vorfeld 1 am Hamburg...

Futbol: UEFA Avrupa Ligi

Galatasaray'ın da aralarında bulunduğu 34 takım, play-off turuna yükseldi UEFA Avrupa Ligi 3. eleme turu maçları sona erdi. Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki iki numaralı organizasyonunda play-off...