11.1 C
Hamburg
Sonntag, September 27, 2020
Start Gesundheit Hüseyin Habip Taşkın: TORUNUM YAKACAKSIN HEPİMİZİ

Hüseyin Habip Taşkın: TORUNUM YAKACAKSIN HEPİMİZİ

torun

Salih dede gecenin bir vaktinde gökyüzünde tek tük gözüken, göz kırpan yıldızlara, ilerleyen açık ve koyu mavi renkteki ufacık, büyükçe olan bulutçuklara bakıyordu. Bir yandan elindeki çay bardağından şarabını içiyordu. Dudaklarını birleştirip, açıp diliyle yalıyordu.

Salih dede ayakta durmaktan yorulmuş, masanın yanındaki sandalyeye oturur oturmaz:

“Bıktım be… Dünyanın kahrından bıktım. Çocukluktan beri çalışıyorum. Aynı yer, yerin üzerindeki toprakta bir baştan diğer başa git gel yaptım. Babamın babası ve onun babası aynı yer üzerinde git gel yapmışlardı. Sonuç elde var kocaman bir sıfır.

Dünyadan ayrılanları da köyün dışında dereye yakın yere gömmüşler. Benide oraya gömecekler. Padişah, kral değilim ki fiyakalı cenaze töreni yapsınlar.”

Bardağı boşalınca masanın üzerindeki şarap şişesini alıp, gelişi güzel çay bardağını doldurdu. Başladı yüksek perdeden konuşmaya:

“Torunlar tarlaya sahip çıkmıyorlar. Neymiş okuyup masa başında memur olacaklarmış. Haksızda değiller hani. Yerli tohum kalmadı. Böyyük Yöneticilerimiz. “Dışarıdan sipariş verdik. Daha ucuza geliyor.” Diye sırıtıyorlar. Mazot pahalı. Ya diğer giderlerimiz. Batmışız, batmış halimiz Böyyük Yöneticilerimizin umurunda değildir.”

Salih dede bardağı ağzına bir dikişte lakur lukur şarabı midesine indirdi. Kafası hafiften çakır olunca:

“ Ulan dünkü çocuk Halil, büyüdünde bana bilgiçlik mi taslıyorsun! Liseyi okumaya başlayınca uysallığı kalmadı. Böyyük Yöneticilerimize laf sokuşturuyor. Öyle böyle değil, harbiden sokuşturuyor.

Konuşmalarımızın birinde “onlarda asgari ücret almalılar. Dokunulmazlıkları kalkmalı, diğer insanlar gibi eşit olmalı.” Demez mi! Ağzım açık kaldı. “Lan torunum. Beynine başka oksijen mi gidiyor” dedim.”

Arka arkaya boşalan bardağı doldurup içti. İçe içe şişenin dibine gelindiğinde Salih dede ayağa kalkıp, etrafına öylece bakındı. Düşüncesi darmadağın olmuş, toparlanacak durumda değildi. Ağır hareket etmeye başladı. Birkaç adım öteye gitti. Etrafına bakınırken pantolonun düğmesini çözüp, fermuarı aşağıya indirdi. Donunu aşağıya indirip, elinin yardımıyla pipisini dışarıya çıkarır çıkarmaz işemeye başladı. Rahatlamıştı.

“Torunum Halil’e oğlum öyle konuşma dedim. Dost var düşman var. Akraba var. Akrabacık var dedim. Beni dinlemedi bile. “Dede savaşlar neden çıkar biliyor musun? Zenginlerin silah fabrikaları var ya! Silahı kime satacak? Beyinlerini boşalttıklarına, uyuşturduklarına.

Her bir savaş özel mülkiyetten, paradan, ganimetten çıkıyor…” Beynim çatlayacakmışçasına sıcaklık bir fırlıyor, iniyor. Bağırdım gayri. “Ulan eşek sıpası! Kendin yanacaksın, beni de yanına kodese mi aldırmak istiyorsun? Demez mi? “Dede amma da korkakmışsın.” Dili çok uzun.”

Salih dede ağır ağır gelip yerine oturdu. Gözleri ha kapandı kapanacak derken sandalye üzerinde uyuklamaya başladı. Mavi bulutlar yerini başka başka bulutlara bırakarak sabaha el sallıyorlardı.

Bir ara sendelediğinde gözünü açtı. Üşümüştü. Ayağa kalkıp yürümeye başladığında, ellerini vücudunda dolaştırıyordu.

Gökyüzü hafiften aydınlanıyordu ama güneşin doğmasına daha vardı. Salih dedenin sesi sessizliği bozdu:

“ Halil kime çekti acep? Benim tarafta olanların hepsi uysaldır. Karımın tarafında olabilir mi? Yoksa oğlumun karısında..? Yok yav! Hepimiz akrabayız.

Televizyonda haberleri izliyordum. Torunum Halil bahçede kitap okuyordu. Spiker koronavirüsten söz edince, dışarıdan:

“ İnanmayın ey ahali! İlaç şirketleri bu virüs illetini çıkartıyor. Bizim gibi ülkelere ilaçlarını satacaklar. ” Öylece kalakaldım. “Haksız savaşlar, sömürüler, talanlar” derken ben patladım. “Sus oğlum sus! Kendimden vaz geçtim. Bir gün çıra gibi yanacaksın.” “Dede hepimiz yanmıyor muyuz? Sen demiyor musun? “Tarımı bitirdiler. İnsanlar bundan sonra beton yiyecekler” diye. Sen söyleyince yanmıyorsunda, ben söyleyince mi yanıyorum?”

Salih dede tarlasına üzgün üzgün baktı. “Torunum Halil haklıdır. Hepimiz birlikte yanıyoruz. Amacım kendisini korumaktır. Ne kadar onu engellesem de susmayacağını biliyorum. Muhalefet eden kodesi boyluyor. Susmamak cesaret ister. O da bende yok! Sahi Halil kime çekmiş olabilir?

26.03.2020

Hüseyin Habip Taşkın

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Deutschlands schönste Seiten im Herbst entdecken

Reiseexperten von Dertour geben Tipps für Urlaub im eigenen Land Ein paar Tage am Meer, in den Bergen oder in einem charmanten Städtchen verbringen –...

Check-Up için sakın geç kalma erken gel!

Erken teşhis hayat kurtarır ALMANYALILAR - Özellikle kanser gibi ciddi hastalıkların erken teşhisinin hayat kurtardığı, sık sık ispat edilmekle birlikte erken teşhisin baş aktörü check-up...

Hamburg Airport schließt die Erneuerung des Hauptvorfelds erfolgreich ab

Fit für den Flugbetrieb der nächsten Jahrzehnte Es ist geschafft – nach viereinhalb Jahren Bauzeit und exakt im Zeitplan ist das Vorfeld 1 am Hamburg...

Futbol: UEFA Avrupa Ligi

Galatasaray'ın da aralarında bulunduğu 34 takım, play-off turuna yükseldi UEFA Avrupa Ligi 3. eleme turu maçları sona erdi. Avrupa futbolunun kulüp düzeyindeki iki numaralı organizasyonunda play-off...