8.9 C
Hamburg
Samstag, September 26, 2020
Start Gesundheit Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (29)

Süleyman Deveci: Corona Günlüğü (29)

virüs

Corona’nın sözcük anlamı taç demek imiş. Virüse taçlı virüs denilmesinin nedeni yüzeylerinde çubuğu andıran çıkıntıların, uzantıların olması. İşte virüse adını veren bu çıkıntı veya uzantılara Latince corona yani taç denilmiş. Coronavirüs’e taçlı virüs denilmesi buradan kaynaklanıyor. Konunun uzmanları milyonlarca virüsün varlığından bahsederler. Boşuna viroloji diye bir bilim dalı ortaya çıkmamış. Mikrobiyolojinin alt bir uzmanlık dalı olduğu kabul edilen bu bilim dalının ana görevi bu görünmez yaratıkları incelemek. Türkiye’de de en azından bir üniversitede denk geldim böyle bir bölüm var.

Konuyu dağıtmadan meraklıları sağlık bakanlığının sayfalarından gündemdeki virüs ile ilgili teorik bilgilere, daha bilimsel detaylarına bakabilirler: Coronavirüslerin tek zincirli, pozitif yönelimli, zarflı RNA (ribonucleic acid) virüsleridir. RNA virüsünü de uzmanlar genetik materyali ribonükleik asit olan virüse diyorlar. RNA’nın DNA’ya çok benzer gibi gözükse de birtakım yapısal ayrıntılarında farklılıkları olduğu biliniyor. Hücre içinde RNA genelde tek zincirli, DNA ise genelde çift zincirlidir. Bilmemiz gereken bu RNA virüslerinin insanlarda hastalıklara yol açması. Ebola virüsünü en azından Outbreak (1995) filminden sonra duymayanımız kalmadı. Yine SARS virüsü, hatta nezle, grip, Hepati-C, Batı Nil Virüsü, Çocuk Felci, Kızamık hepsi RNA türü virüsler.

Yine Corona’ya dönecek olursak başlı başına bu adlandırma bir virüs sülalesinin adı, yani yaygın tanıdığımız bugünkü virüs Coronaviridae ailesi içinde yer alıyor. Zarflı ve tek sarmallı bu RNA virüsleri başlıca dört türde sınıflandırılıyorlar: Alfa-, Beta-, Gama- ve Delta Coronavirüsler. İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedirler. Coronavirus’ların insanlarda dolaşımda olan alt tipleri (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV) çoğunlukla soğuk algınlığına sebep olan virüslerdir.

Yani bugün dünyayı küresel olarak sarmış salgın bu ailenin bireylerinden sadece bir tanesinin marifeti. Bu en sonuncusunun malum adı ile SARS-CoV-2 yani Covid-19’un. Hemen bir parantez açmak istiyorum: Dünyamız Kasım 2002 ve Temmuz 2003 tarihleri arasında Hong Kong’da başlayan SARS salgını ile tanıştı. Ama küresel salgın yani pandemi olmasına çok az kala dünya çapında 8422 vakaya ve 916 ölüm olayına neden olmuştu. Hastalığın bilimsel adı SARS-CoV, tam anlayabileceğimiz adıyla şiddetli akut solunum yolu sendromu (Severe Acute Respiratory Syndrome – SARS). Yine 2012 yılında Suudi Arabistan’da ve akabinde Ürdün’de ortaya çıkan MERS-CoV (Middle East Respiratory Syndrome Coronavirus) salgını da Corona ailesindendi. Covid-19 virüsü, SARS-CoV ve MERS-CoV’unda içine bulunduğu beta-coronavirus ailesi içinde yer alıyor.

Tam bu noktada biraz durup Almanya bu virüsü on yıl öncesinden biliyormuş meselesine gelmek istiyorum, Robert Koch Enstitüsü Alman hükümetine rapor bile hazırlamış diyerek komplo teorisine sarılmaya çalışanlar tam anlamıyla birer gerzekler. Birincisi bahsi geçen rapordaki virüsler ile bugünkü virüs tam olarak aynı değiller, o raporu ben de okudum, tam da bu yukarıda adı geçen iki virüsten, gelecekte bunların yolaçabileceği salgın yüzünden karşılaşılabilecek çok daha vahim durumlardan bahsedip öngörüde bulunuyorlar. Ama bugün o bahsedilen virüslerden bambaşka bir virüs ile karşı karşıyayız, yani adamların öngörüsü gerçekleşiyor, ikincisi Almanya Türkiye gibi bir çete tarafından yönetilmiyor, iki dünya savaşı atlatmış ciddi bir dünya ülkesi. Elbette halkını, vatandaşını düşünüp kaç yıl sonrasına dair poltikalar üretiyor. Bizim çete tarafından yönetilmediğimizi iddia edenler dün gece aniden ilan edilen sokağa çıkma yasağı ve akabinde karşılaşılan manzaraya baksınlar yeter. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir devlet vatandaşlarına böyle davranmaz.

Gelelim ana konuya, Corona virüsünün hayvanlar arasında artık yaygın olduğu biliniyor. Yukarıda saydığımız hastalıklardan olan SARS’ın Misk kedileri ya da yarasa ile temas sonucu başladığı tespit edilmiş. MERS hastalığı çiğ deve sütü içilmesi veya deveden çıkan maddelerle temas sonucu gibi, Ebola’da yaralardan, ölü veya hasta hayvanlarla temas veya yenilmeleri yoluyla bulaştığı artık biliniyor.

Unutulmamalı ki dünyanın birçok yerinde farklı yemek kültürleri ve anlayışları mevcut. Bunun yanı sıra egzotik hayvanlarla temasların artması, bunların ticaretlerinin belli bir sektör oluşturması, yemek olarak tüketilmesi yukarıda adı geçen birçok hastalığın artmasını ortaya çıkartmış. Bizim burada anlamamız gereken Corona hayvanlardan insanlara, insanlardan da insanlara ve hayvanlara bulaşabiliyor. Doğanın ironisi olsa gerek virüsün saptandığı hayvanlar insandan çok daha farklı tepkiler gösteriyorlar ve bizdeki gibi sonları ölümcül olmuyor. Onlarda iyileşme oranı çok daha yüksek.

Sonlarken hayvanlarda bu bilinenlerden başka Corona tipi virüslerin olduğuna inanılıyor. Adeta doğa bize gariban hayvanlardan kirli ellerinizi çekin demek istiyor.

11.04.2020

Anzeigen

-Advertisment -

Most Popular

Commerzbank macht Klimarisiken im Portfolio transparent und vergleichbar – wichtiger Schritt auf dem Weg zu einer nachhaltigeren Bank

Die Commerzbank gehört seit Anfang September 2020 zu den offiziellen Unterstützern der Task Force on Climate-related Financial Disclosures (TCFD). „Wir machen die Risiken und...

„Saraydan Kız Kaçırma“ operası festivalde sahnelenecek

Koreografisine balet Tan Sağtürk'ün imza attığı eser, İstanbul Arkeoloji Müzeleri bahçesinde izlenebilecek Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü bünyesinde düzenlenen...

Umweltinnovationsprogramm: Weniger Papierverbrauch durch leichtes Verpackungsmaterial aus Altpapier

Bundesumweltministerium fördert Papierfabrik Palm aus Aalen mit rund 6,1 Millionen Euro Das Bundesumweltministerium unterstützt die Papierfabrik Palm GmbH bei der Investition in eine neue umweltfreundliche...

Koç Holding CEO’su Çakıroğlu, „CEO Eylem Grubu“nda Türkiye’yi temsil ediyor

Dünya Ekonomik Forumu, Avrupa Komisyonu’yla yakın çalışmak üzere “Yeşil Mutabakat” kapsamında küresel 30 şirketin üye olduğu bir CEO Eylem Grubu oluşturdu. Koç Holding CEO'su...