9 C
Hamburg
Freitag, Mai 14, 2021
StartGesundheitCorona Günlerinde Tiyatronun Krizi

Corona Günlerinde Tiyatronun Krizi

ALMANYALILAR – İnsanlar can derdinde, siz nelerle uğraşıyorsunuz diye serzenişte bulunanlar var. Küresel salgın dünyanın her yerinde insanlığı, onun kazanımlarını, yarattıklarını, günlük hayatını ve geleceğini çok boyutlu vurdu. Bu görünmez savaşta can düşman olan virüs kimleri nasıl yakaladı, hayatımızın her yanına ne gibi olumsuz etkileri oldu, bunu en iyi anlamanın yanı o insanlarla konuyu konuşmak değil de nedir? Çıkış noktamız tam da bu oldu, krizden kimler nasıl etkilendi, etkileniyor. Bu aynı zamanda yalnız olmadığımızın, hepimizin bu lanet virüsün kurbanları olduğumuzun da bir kanıtı değil mi? Ortak sorunları konuşup anlamadan nasıl bir dayanışma yaratılacağı, kimlerle neyin mücadelesini nasıl vereceğimizi bilemeyiz. Gündeme dar bakmak psikolojinizi bozmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

Sadede gelecek olursak sanatın her dalı salgından payına düşeni aldı. Aynı spor, ekonomi, politika vs. olduğu gibi. Sanat da, onun önemli dallarından tiyatro da bunlardan biri. O güldüren, soran, soruşturan, düşündüren, iyileştiren sahneler kapalı. Hamburg’da Mart ayının ortasında yürürlüğe giren kararnameler, insanların kalabalık yerlerde biraraya gelmelerini engelleyen her türden sanatsal ve kültürel etkinliği yasakladı, dahası ileri bir sürece kadar erteletip iptal ettirdi.

Virüsü kısa bir süre içerisinde yenip yeniden sahnelerin açılacağına inananlar da var, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı, o yüzden kültür ve sanatın da yeni yollar, yaratıcı çıkışlar bulmak zorunda kalacağını iddia edenler de. Sanal ortamda nice etkinliğin gerçekleştirilebileceği de şimdiden sanatçılar ve tiyatro emekçileri tarafından tartışılıp konuşuluyor.

Almanyalılar olarak konuyu Hamburg’da kültür ve sanat çevrelerinin yakından tanıdığı Mut Tiyatrosu kurucusu ve yöneticisi Mahmut Canbay’a sorduk:

Almanyalılar: Küresel salgının ilk ağır darbe vurduğu alanlardan birisinin de kültür ve sanat olduğu söyleniyor siz bu fikre katılıyor musunuz? Neden?

Mahmut Canbay: Aslında tiyatro sanatı krizlere alışıktır. Ne zaman bir ekonomik kriz çıksa önce sanattan kısıtlamalara gidilir. Bilindiği gibi diğer sanat dalları gibi tiyatro da sübvansiyonsuz yaşayamaz, Hiç bir tiyatro binası masraflarını sadece giriş parasıyla denkleştiremez. Ancak bu sefer bu kriz sanatı beklenmedik bir hızla solladı. Yani ünlü Şair Rilke’nin deyimiyle bu sefer „Panter kafese“ kapatıldı. Ya da aslında „batan gemi degil, biten deniz“ Bu anlamda tiyatro da bu darbede payına düşeni aldı ve almaya devam ediyor. Ancak geçen hafta Hamburg Kültür Senatörü Dr. Carsten Brosda ile yaptığımız telefon konferansında, mayıs ayının sonuna kadar kriz vesilesiyle ortaya çıkan parasal giderlerimizin karşılanacağını teyit etti ve kültür kurumlarının ayakta kalması icin elinden geleni yapacagını söyledi. Tabi bu bizi umutlandırdı. Akabinde ne kadar kayıp giderimiz varsa gerekli başvurumuzu kültür dairesine yaptık.

Her şeye rağmen salgına karşı verilen mücadelede kültür ve sanat insanlarının seslerinin cılız çıkmasını nasıl yorumluyorsunuz?

Tahminim bunun bir nedeni, sanatçıların çoğunun tek başına üretim yapması, kendine buyruk olması ve ekmeğini tek başına kazanmaya çalışıyor olması yatabilir. Burada „tek başına çalışma“yı yadırgamıyorum. Tabiki tek başına da sanat yapılır. Buradaki „tek kalmayı“ sanatçının üretimini eleştiriye kapalı tutması anlamında söylüyorum. Haliyle bu „kendine buyruk“ davranış tarzı bir tür pasifizmi „tek başıma ben ne yapabilirim ki“ beraberinde getirebiliyor. Avrupa demokrasilerinde büyük ya da küçük olsun sivil kurumlara ve derneklere büyük değerler verilir. En küçük bir kurumun kendine göre haklı bir isteği dikkate alınmaz ise, o kurum dikkat çekebilmesinin bir yolunu bulabilir veya bir lobi desteği alabilir. Corona krizi gösterdiki sanatçıların çoğu ne yazık ki örgütsüz, derneksiz, ve kendi başlarına. Ve sesleri haliyle az çıkıyor. Sesi gelenler ise genellikle, küçük tiyatrolara nazaran krizden daha az etkilenen büyük tiyatro sahnelerin temsilcileri. Belki bu kriz sonrasında serbest çalışan sanatçılar daha çok kurumlaşmaya önem verebilecekler ya da var olan sanat kurumlarına daha yakin olacaklar. Tabiki Corona salgınına karşı kalemi, oyunculuğu, espri, hiciv ve ironi ile ses çıkaran sanatçılarına burada yad etmek lazım. Tiyatro bir toplumun iletişim merkezi ve kültür merkezidir. Tiyatro sorumluluk alır, kavga eder, küstürür vs. Benim için tiyatro kesintisiz, küresel konuşmaların, tüm tabusuz sosyal ve politik konuların, ve yüzlerce teorik, ahlaki olan evrensel problemlerin konuşulduğu tartışıldığı bir laboratuvardır.

Sinemalar, konserler gibi tiyatrolar da hastalığın yol açtığı krizden nasibine düşeni aldı. Dünya Tiyatrolar Günü bu yıl neredeyse ağıza bile alınmadı. Genel durum hakkında okurlarımızı bilgilendirir misiniz?

Tabi absürt bir durumla karşı karşıyayız. Dünya Tiyatro Günü geldiğinde bütün tiyatrolar kapalı idi! Tiyatrolar, tiyatroda değil de ev ofisinde yönetilmeye başlandı. Oyuncular Livestream methoduna geçiş yaptılar. Tiyatro salonu ise seyircisiz ve boş. Burada tiyatro yapımcılarının kriz vesilesiyle, kismen kendi dertlerine düşmüş olmaları da bir faktör. Mesela Robert Koch Enstitüsü „iki kişinin dışında bir araya gelmeyin“ dedi. İki kişiyle muazzam oyunlar çıkarılabilinir. Bu krizin tabi ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Durumun ne zaman gevşeyeceğini öngöremiyoruz. Bir süre sonra kamusal kültürel hayata yeniden başlayabilirsek ki tahminim tiyatro da tamamen küresel bir konsepte ele alınmaya başlanacak. Ulusal tiyatrolar konsept olarak dışarıya açık değil iseler değerleri kalmayacak. Uluslararası tiyatrolar, uluslararası tiyatro değişimi programları daha da etkisini büyütecekler diye düşünüyorum. Biz Mut! Theater olarak bu nisan ayında bu sene üçüncü defa yapacagımız bir uluslararası tiyatro etkinliği çerçevesinde „Tiyatro Köprüsü Festivalini“ organize edecektik. Program oluşturuldu, Afişler basıldı tiyatro salonları ayarlandı ve oyuncular için oteller kiralandı. Bildiğiniz gibi ne yazık ki nasip olmadı ve umarım çok yakında Coronasız günler gelir ve yaz sezonunda festivalimizi gerçekleştiririz. Bu anlamda umuyorumki „Dünya Tiyatro Günü“nde her sene daha da küresel anlamını büyütecek ve bir anneler günü kadar 🙂 önemli olacaktır.

Hamburg özgülünde de kültür ve sanat alanında, tiyatro alanında da yasakçı kararlar söz konusu. Bu kararnameler sizi nasıl etkiledi? Daha farklı da olabilirdi dediğiniz noktalar var mı?

Bildigim kadarıyla kültür kurumlarına Corona krizi nedeni ile herhangi bir mali kısıtlama getirilmedi. Mut! Theater’da toplam ben de dahil 7 çalışan elemanımız var. Mut! Theater şu an kapalı olmasına rağmen, hiç birinin geçici olarak bile işten çıkarılması söz konusu değil. Ancak her kes gibi ihtiyati bütçe politikası modundayız ve gerekli olmayan harcamalardan kaçınıyoruz. Her kuruşa ihtiyacımız olacak. Kültürel sahne için finansal kesintilerin ne kadar büyük olacağını henüz tahmin edemiyoruz. Bugün kimse beş hafta içinde normal oyun oynamaya dönüp dönemeyeceğimizi bilmiyor. Bu sadece bilet satışlarından gelir eksikliği ile ilgili değil.

Bir sanatçı olarak virüs ve ona karşı verilen mücadele hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Kararlarımızı kesinlikle Robert Koch Enstitüsü’nün tavsiyelerine dayandırıyoruz. Dünyanın her yerinde şu an binlerce hasta acı yaşıyor, bazıları ölüyor. Bazıları da ekonomik yıkım yaşıyor. Bir süre sonra „Post Corona“ problemleri toplumların gündemine gelecektir. Belkide o zaman kültürden kısıtlamalara gidilecektir. Bu anlamda kültür, bu toplumun ve her birimizin ihtiyaç duyduğu bir besindir. Ondan asla vaz geçmemek lazım. Tiyatrocular diğer sanatçılar gibi toplumun kültürel altyapısını korumakla yükümlüdürler. Güvencesiz koşullarda insanları, bir gecede gelirlerini düşüren serbest sanatçılar da dahil olmak üzere dramatik bir şekilde etkiliyor. Nasıl ki 2008 mali krizinde, bankaların kurtarılması için birkaç gün içinde muazzam fonlar, trilyonlarca avro sağlandıysa bugün de demokratik bir toplumun varlığı için gerekli olan kültür ve sanat içinde fonlar oluşturulmalıdır.

Verdiğiniz değerli bilgiler için teşekkür ediyor çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

03.04.2020

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular