ALMANYALILAR

Corona Günlerinde Mizah Krizi

ALMANYALILAR – Küresel salgın hayatımızı altüst etmeye devam ediyor. Bu zor ve çetin koşullar altında hemen her sektörün şikayetlerine tanık oluyoruz. Krizden etkilen önemli sektörlerden biri de kimsenin aklına gelmeyecek, mizah sektörü. Seyircisi ile buluşamayan şakalar, sosyal medyada hak ettiği ilgiyi yeteri kadar gördüğü gibi gelecek vaat eden yeni komedyenlere de fırsat eşitliği tanıyor.

Herkes kimilerinin iddia ettiği gibi sürekli sokakta, parkta, alışverişte değil. Evlerine kapananlar da var bu günlerde. İşte stres, psikolojik rahatsızlık, kısır döngüden çıkamama insanları doğal olarak gülmeye, gülmeceye, güldürmeceye itiyor. Salgını ciddiye almasa insanlar zaten evde kalmazlar. Evde kalmanın yan etkilerine karşı en etkili ilaç ise uzmanların da bu konuda hem fikir oldukları mizah.

Günlerimizin korku, tedirginlik, ya şu olur, ya bu olur döngüsünden anlık da olsa çıkılmasına vesile olsun diye Hamburglu Mizahsen Bülent Taş’a kuzu kuzu sorduk, o da paşa paşa yanıtladı:

Almanyalılar – Uzmanlar sosyal medyada mizah krizi (!) yaşandığını söylüyorlar. Siz bu konuda neler diyebilirsiniz? Neden buna insanlar ihtiyaç duyuyorlar, neden komiklik yapmak veya gülmek, güldürmek istiyorlar? Bunu nasıl yorumlarsınız?

2

Bülent Taş: Tarihin her döneminde insanlar karşılaştıkları zorlukları alt edebilmek için mizahı kullanırlar.

Özellikle savaş ve baskı dönemlerinde mizaha daha çok ihtiyaç duyulur. Bunun psikolojiyle ilgili yönü vardır, bir de karşılaşılan baskıları alt edebilmeyle ilgili yönü vardır.

Şöyle ki; kimi dönemlerde çaresizlik hakimdir ve mizahçı bu kara bulutları ince zeka ve ironi ile dağıtmaya çalışır, sanatın birçok alanında olduğu gibi. Fakat mizahçının işi zordur; çünkü fincancı katırlarını ürkütmekte marifetlidir. Mizahçı risk alır. Cadı kazanları ile tehdit edilir. Mizahçının zeka oyunları, zeka yap bozları müthiştir. Örneğin İngiltere’nin baskıcı dönemlerinde William Shakspeare Hamlet’i yazarken hikayenin geçtiği ülkeyi İngiltere olarak değil Danimarka olarak yazar.

İspanya iç savaşında Guernica, Naziler tarafından bombalanır. Ve  sonrasında bombardımandan arta kalan bu hazin tabloyu Picasso çizer. Günün birinde Alman komutan Picasso’ya „Bu tabloyu siz mi çizdiniz? diye sorar,

Picasso’nun cevabı; „Bu tablo sizin eseriniz“, olur.

Mizah zekası diyoruz buna.

Yine Samuel Beckett“in bir oyunundaa, idam sehpasındaki mahkumun kemerinin çözülüp pantolonunun aşagıya düşme sahnesi de kara mizah zekasıdır.

Yine Şarlo’nun ’sessiz ‚ zekası…

Gelelim Corona virüsüne. Elbette ki bu dönemde sanatçılara büyük iş düşüyor. Umutsuzluğun, hastalığın, imkansızlıkların, işsizliklerin, bencilliklerin olabileceği bu dönemde mizahçı da antivirüsünü kuşanmalı, tarihten, emekten ve sevgiden güçlenen antikorlarıyla hedefe kilitlenmelidir.

Usta mizahçıların espri bulamama gibi problemleri varmış. Aslı var mı? Yoksa siz bu trajik durumdan nasıl bir vazife çıkartıyorsunuz?

Mizahçı, sadece iyi dönemin insanı olmamalı. Zira iyi günde ve kötü günde, iyi düzende ve kötü düzende zekasını, moralini, bakış açısını güncellemeli, proteinlerini, vitaminlerini ihmal etmemeli, zekasıyla yel değirmenlerine saldırmalıdır. Bir mizahçının espri bulamaması komik olur. Mizahçı gülüşünü taştan çıkarır; bu taş dikta olur, bu taş savaş olur, bu taş Corona olur…taşın suyunu çıkarır; çünkü olayların matematiğini fiziğini biyolojisini bilmek, hissetmek ve kendi süzgecinden geçirip bir damla gülüş olmak zorundadır.

Varsayalım devletin başına hakaret davanız düştü, hatta sizi özel bir çağrı ile yurda davet ettiler. Bu şartlar altında gider miydiniz, gitmez miydiniz? Neden?

Mizahtan dolayı yargılanmak tabi çok trajik. Bir dava açılırsa ne yaparım diyorsunuz. Devletine bağlı; uzak mı yakın mı? Yeni Zelanda da olabilir Danimarka da olabilir. Masraf fazla mı, bilet bulabilir miyim….

Ya da kurbanlık koyun muyum?:)))

Belki de nacizane kendilerini arar ve sorarım , mümkünse siz gelin benim yanıma:)) masrafı neyse veririrm:))

Okurlarımıza ne gibi mizahi tavsiyelerde bulunurdunuz?

Okurlara nacizane tavsiyem; alışkın değilim tavsiye vermeye ama fikirlerim olabilir;

bir virüs nasıl ki hızlı yayılıyorsa günümüzde bilgi de hızlı yayılıyor. Bu hızı yanlış kullanan insanlar gittikçe artıyor. Yani bilgi , mizah , sanat hırsızlığı hunharca devam ediyor.

Ben bir şey yazdıktan 30 saniye sonra benim yazdığımı başka arkadaşım yayınlıyor. Sade ve huzurlu kişilikler gidiyor yerine fast food tipi yazarlar türüyor. Hızlı tüketeceğim diyerek kendine zarar veriyor ve bağımlı oluyor yeni bir şey çalmaya..

Bu gördüğüm en büyük tehlike.

Lütfen, akıllı, zengin , selfi boylu olmak zorunda degiliz…sıradan ve sahici olalím yeter

deli olalım ama biyo deli olsun,

Üç beş espri lütfen…

DSCN3312SEN DE Mİ VİRÜTÜS

KRAL 19. COVİD

Bugün doğan kız çocuğu Covid’an

KARANTİNA: İnstagramdaki parıltılı hayattan sonra eve kapanmak çok sıkıcı.

Balkondan kuşlara tweet atayım bari.

KARANTİNA: Oturma odasındayım (karantinadayım).

Hanım, dayanamıyor yan odadan yine yazıyor.

Konum at, nerdesin?

Gelirken ekmek,domates ve margarin al.

EVDE KAL: Yav, bizim Ayşe’yi aradım

„dışarı çıkma kendine dikkat et“ dedim.

– Ben zaten evde kalmışım, diyor.

Hepinize sağlık dolu günler diliyorum.

Teşekkür ediyor çalışmalarınızda başarılar diliyoruz.

01.04.2020

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: