ALMANYALILAR

Erkek şiddeti artıyor devletin bir kriz planı yok

Kadınlar hem virüs salgını hem de ev içinde artan şiddet tehdidiyle yüz yüze. Mor Çatı’dan Temizarabacı, devletin bu konuda herhangi bir kriz planının olmadığına dikkat çekiyor

kadin

MERAL DANYILDIZ

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs sebebiyle birçok ülke çeşitli yöntemlerle sokağa çıkmayı sınırlandırırken, yurttaşlara ‘evden çıkmayın’ çağrısında bulunuluyor. Hem tanıklıklar hem de bazı ülkelerde yapılan araştırmalar, bu durumun ev içi şiddet vakalarını artırdığına işaret ediyor. Kendisine şiddet uygulayan erkeklerle daha uzun süre bir arada bulunmak zorunda kalan kadınlar ve çocukların korunması için devletlerin acilen önlem alması gerekiyor. Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı’ndan Yasemin Temizarabacı ile Türkiye’deki durumu, ev içi şiddete maruz bırakılan kadın ve çocuklar için devletin alması gereken önlemleri ve artan şiddete karşı kadınların kendilerini nasıl koruyabileceğini konuştuk.

SIĞINAKLARA KABULLERDE SORUN YAŞANIYOR

Türkiye’de Haziran 2019 itibariyle Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı 110 sığınak, belediyelere bağlı 32 sığınak ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’ne bağlı 1 sığınak bulunuyor. Kadın sığınma evlerine de değinen Yasemin Temizarabacı, koronavirüs sürecinde kendilerine ulaşan kadınların deneyimlerinden edindikleri bilgiye göre sığınaklara kabullerde sorunlar yaşandığını kaydetti. Sığınaklara kabul edilmek için kadınlardan darp raporu talep edildiğini ve bunun yasaya aykırı olduğunun altını çizen Temizarabacı, “Hatta kolluk kuvvetleri kadınlara sığınaklara gidemeyecekleri şeklinde yanıltıcı bilgi veriyor ya da kadınlar saatlerce karakollarda bekletilebiliyorlar’’ dedi.

Salgınla ilgili önlem olarak koronavirüs testinin yapılması ve sonucunun alınmasının zorunlu hale geldiğini söyleyen Temizarabacı, şöyle konuştu: ‘’Bazı sığınaklarda kabulden sonra kadınlara 14 gün karantina uygulaması yapıldığını, bazılarında da önlem olarak kadınların dışarı çıkmalarına izin verilmediğini biliyoruz. Yaptığımız görüşmelerde sığınakların dezenfekte edildiği bilgisi aldık ancak yapılıp yapılmadığını deneyimleme imkânımız yok ne yazık ki. Genel olarak yaptığımız görüşmelerde sağlık, hijyen koşullarıyla ilgili ve genel uygulamalarla ilgili net yanıtlar almamız çok mümkün olmadı. Ne yazık ki şeffaf bir süreç yürütülmüyor. ŞÖNİM’le yaptığımız görüşmelerde, sadece telefonla yönlendirme ve sığınak kabulü gibi sınırlı destek verildiğini, kadınların genel olarak polise yönlendirildiğini gördük.’’

►Salgından korunmak isteyen kadınların bir de artan şiddetle baş etmeye çalıştığı bir dönemdeyiz. Kadınlar neler yaşıyor, gözlemleriniz neler?

Şu anda salgından korunmak için evlere kapandığımız bir dönemdeyiz. Fakat dediğiniz gibi, kadınlar ve çocuklar için başka bir tehlike de söz konusu olabiliyor böyle dönemlerde. Bu dönemde erkeklerin kadınlara uyguladığı fiziksel, psikolojik, cinsel ve diğer şiddet türleri artıyor. Ev işleri artıyor, okul çağındaki çocuklar evde olduğu için onların dersleri ve bakımları, yaşlı bakımı gibi kadınlar üzerindeki sorumluluklar artıyor. Bir yandan da şiddet uygulayanla aynı evde oldukları için desteğe ulaşmaları da kısıtlanmış oluyor. Aynı evde olduğunuz zaman destek istemek için bir yeri telefonla aramanız ya da dışarı çıkıp başvuru yapmanız mümkün olamayabiliyor.

Kurumlar evden çalışmaya geçiyor, yüz yüze destek alma imkânı azalıyor. Devletin buna dair herhangi bir kriz planının olmadığını da görüyoruz. Zaten hâlihazırda uygulamalara dair devam eden birçok sorun varken bu durumda sorunlar daha da artıyor.

DEVLET İMKÂNLARI GELİŞTİRMELİ

►Ne yapılmalı peki? Devletten talepleriniz neler?

Bu dönemde telefonla destek istemek zor olsa da devletin buna dair imkânları genişletmesi gerekiyor. Alo 183 Sosyal Destek Hattı’nı arayabilir kadınlar. Böyle bir dönemde acil yardım hattı olarak çalışmasını ve kapasitesinin artmasını talep ediyoruz. Çünkü kadın, bu şartlarda belki de yalnızca bir kez arama imkânı bulabilecektir, bu durumda hatta ulaşması ve ihtiyacı olan desteği alabilmesi önemli. Yüz yüze desteklerin azaldığı bir dönemde sosyal, psikolojik ve hukuki anlamda online destek verilmesi gerekiyor. Kadınlar şiddete maruz kaldığında ilk aradıkları yerlerden biri polis oluyor. Kolluk kuvvetleri örneğin 6284 Sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma kararı verebilir.

Öncesinde şiddetin gerçekleştiği evlerin takibi de bu anlamda daha titiz bir şekilde yapılabilir. Bu dönemde bu kararların uygulanacağının devlet tarafından kamuoyuna bildirilmesi gerekiyor. Alınan kararlara uyulup uyulmadığını da takip etmek gerekiyor. Fakat ne yazık ki böyle bir dönemde titizlik göremiyoruz. Tedbir, koruma, uzaklaştırma kararlarının var olduğunun kamuoyuna gösterilmesi şart.

Bir de Kadın Destek Uygulaması (KADES) var. Bunu da kullanabilir kadınlar. Eksikleri olsa da her ilde kullanılabiliyor. Kadınlar kendisine şiddet uygulayan erkeklerle her an ev içinde beraber olduklarında telefon etme fırsatı bulamayabilirler. Bu uygulamayla özellikle polisi arayabilecek durumda olmadığımızda tek tuşla polis çağırabiliyoruz.

►Bu süreçte kadınların desteklenmesi için başka ne gibi önlemler alınmalı?

Kadınlara verilecek sosyal desteklerin ve maddi yardımların bu dönemde artırılması çok önemli. Maddi ihtiyaçların arttığı, gündelik işlerde çalışan kadınların gelirinin çok büyük ölçüde azaldığı bir dönem. Bu yardımların ulaştırılması için de sosyal hizmet kriz masalarının oluşturulması çok önemli.

Bu dönemde ev içinde cinsel şiddet, tecavüz, doğum kontrol yöntemlerine erişimini önleme gibi şiddet biçimlerinin de artış gösterebileceğini düşünüyoruz. Bu nedenle hem kadınların bu durumu rahatça şikâyet edebilmesi hem de istenmeyen gebelikleri önleyebilmesi için gerekli tedbirlerin alınması gerekir. Salgın hastalıktan kaçmanın bedelini biz ev içerisinde şiddete maruz kalarak ödemek zorunda değiliz.

HÜKÜMET ISRARLA CİNSEL SALDIRIDA AF İSTİYOR

AKP’nin koronavirüs salgını üzerine cezaevlerini boşaltmak gerekçesiyle yeniden gündeme getirdiği, infazla ilgili düzenlemeler içeren yasa teklifi gündemde. Teklifi değerlendiren Mor Çatı Vakfı’nın gönüllü avukatlarından Ceren Akkaya, hükümetin birkaç yıldır ısrarlı bir biçimde cinsel saldırı ve özellikle çocukların cinsel istismarı suçlarında af ve indirim düzenlemesi yapmak için girişimlerde bulunduğuna dikkat çekiyor. Devletin şiddete maruz kalan kadınlara ve özellikle çocuklara “Size yapılanı affediyorum, hoş görüyorum, faillere ödül veriyorum” mesajı vermemesi gerektiğini vurgulayan Akkaya, şöyle devam ediyor:

“Devlet ısrarla kadınlara ve çocuklara uygulanan cinsel şiddeti ‘affetme’ ve ‘hoş görme’ iradesi gösteriyor ya da bu eğilimini ortaya koyuyor. Fiziksel veya cinsel şiddet faili birçok erkek infaz paketinin kabul edilmesi ile beraber dışarı çıkacak ve kadınların çocukların hayatında koronavirüsten çok daha büyük bir tehlike yaratacaktır. Mağduru kadın ve çocuk olan cinsel şiddet dahil tüm şiddet suçlarında hiçbir indirim/af yapılmamalıdır. Cinsel suçlarda indirim veya af olmaz.”

BirGün

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: