15.5 C
Hamburg
Montag, Juni 21, 2021
StartHomeLolita

Lolita

Geçenlerde yeni yetme köşe yazarı birinin hem roman, hem de film hakkında yazdıkları küfürleri okuyunca ne kadar da aşağılık dahası ilkel biriyle karşı karşıya olduğumuzu anladım. Ülkesinde daha geçen yıl bine yakın genç kızın anne olduğu bir toplumun üyesi ol, bu uygulamalara sesini çıkartma, kalk köşende ahlak bekçiliği yap. Kilise çocuklara tecavüze ses çıkartmıyor diye dinsel ayrımcılık yap ama Kuran kursları veya dini vakıflarda tecavüze uğrayan erkek çocuklarını görmezden gel. Çürüyen toplum değil, internet ve sosyal medya aracılığıyla her geçen gün biraz daha saydamlaşan hayatımız. Öyle eskisi gibi gizli saklımızın olmaması. Yeri geldiğinde siyasi tercihlerimiz gibi cinsel tercihlerimizin de görünür olması. Herşeyden önce “Lolita” edebi bir roman. Cia’dan para alan Rus yazarı Nobakov’un belki de en önemli yapıtı. Bu filmi yapan Stanley Kübrick ise sinemanın altın yeteneklerinden biri. Romanı okumayan ben edebiyatçıyım diyemez, bu filmi izlemeyen ben sinema yazarıyım diyemez. Çünkü bunlar klasiklerdir, yani insanlığın kolektif bilincine, kalbine ve aklına hitap ederler. Beğenirsin beğenmezsin ayrı bir konu.

Film edebiyat bilimcisi Prof. Humbert Humbert (James Mason) adlı bir adamın Clare Quilty (Peter Sellers) diye sarhoş ve gamsız birini öldürmesiyle başlar. Sonrasında da geriye dört yıl öncesine gideriz. Fransız Prof. Humbert ABD’nin New Hampshire eyaletinin Ramsdale kasabasında sakin bir yaz geçirmek için uçakla şehre gelir. Kendi dilinden şiirleri İngilizceye çevirmiş, çeviriler tutulmuş ve tatil sonrası ders vermek için başka bir şehirdeki üniversiteye davet edilmiştir. Arkadaşlarının verdiği kalınacak adreslerden birine taksi ile gelir. Kiralık bir yer aramaktadır.  

Charlotte Haze (Shelley Winters) kiralık odasını yılışık ve laubali bir yakınlıkla adama gösterirken profun rahatsızlığı yüzünden okunmaktadır. Kadın anlatır da anlatır. Kasabadaki kendisinin de dahil olduğu edebiyat grubundan ve kitap birliğinden bahseder. Pencereden görünen manzarayı, yazı masasını, kitaplarını koyabileceği rafları adama gösterir. Kadın geçen sefer gelen TV yazarı Clare Quilty’den bahseder. Hani şu filmin başında kahramanımızın öldürdüğü adamdan. Kadın adama banyo ve tuvaleti, sonra da kendi yatak odasını gösterir. Sonra lafı adamın karısına getirir. Profesör eşinden bir yıl önce Paris’te boşanmıştır. Sonra da dul kadın yedi yıl önce ölen kocasından bahseder. Kadının hal ve tavırları adamı oracıkta yemeye hazır biri gibidir.  

Kadın mutfağı da göstermek isterken profesör bir an önce kaçıp kurtulmak ister gibidir. Bana numaranızı verirseniz eğer düşünüp sizi ararım, gibi laflar eder. Gitmeden bahçeyi de görmelisiniz diye adamın koluna yapışıp onu dışarı çıkartır. Bahçede Lolita adlı (Sue Lyon) genç bir kız mayosunu giymiş, güneşlenerek kitap okumaktadır. Profesör kızı görünce mayışır. Deminden beri gitmek için çırpınan adam odayı kiralamaya razı olur. Gerzek kadın da adamın fikrini kızını değil de bahçeyi gördükten sonra değiştirdiğini zanneder. Sonrasında kiracı adam ev sahibesi kadınla evlenir. Dolores’in kısaltılmışı olan Lolita’nın yakınında olur ve ona tutkulu bir aşk ile bağlanır. Böylelikle sonunda kendisini katil yapacak yola kendiliğinden girmiş olur. Uçkur belası insanın başına neler açabilire iyi bir örnektir. Gerisi bence usta işi bir uyarlamadan başka bir şey değildir. Unutulmaz sinema klasiklerinden biridir.

1962 yılı Lolita filmini Stanley Kubrick yazıp yönetmiş. Yazar Vladimir Nabokov hem romanın yazarı hem de senaryoya katkı sunmuş. Diğer senarist James B. Harris. Bazı oyuncular Gary Cockrell, Jerry Stovin, Diana Decker, Lois Maxwell, Cec Linder, Bill Greene, Shirley Douglas, Marianne Stone, Marion Mathie, Maxine Holden, vs.

25.05.2019

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular