ALMANYALILAR

To Be or Not to Be – Olmak ya da Olmamak

To Be or Not to Be – Olmak ya da Olmamak

Savaş filmlerini komedi ile ele almak her anne veya babayiğidin harcı değil. Hele bir de komedi yanı zayıf kalırsa vay halinize. Hem eleştirmenler, hem de izleyiciler sizi yerin dibine sokup çıkartabilirler. Bu filmin başına gelenler bu iddianın ispatından başka bir şey değil. Sen kalk kırk bir yıl sonra aynı adlı filmin yeni türevini çek, bu kadar da başarısız ol. Bence bu anlamda sinema tarihinde incelenmesi gereken, nerede ne gibi yanlışlar yapıldı diye dersler çıkartılması gereken bir örnek. Benim genel kanım sululuğun ve dansların haddinden fazla olması, şakaların yerli yerine oturmuş olmaması, ciddi olunması gerken anların çok zayıf olması, bir de zaman unsurunun hemen hiç gözönünde tutulmaması sıralanabilir. Savaş yıllarında izleyiciye çok komik gelebilen şeyler, soğuk savaş yıllarında çok soğuk gelebilir.

Bronski Tiyatrosu son dünya savaşının başlamasından hemen önce Varşova’da gösteriler sunmaya devam etmektedir. Frederick Bronski (Mel Brooks) ve Anna Bronski (Anne Bancroft) müzikli temsiller sunmakta, tiyatronun bayrağını o şartlar altında olunsa da yüksekte tutmaya devam etmektedirler. Özellikle Bronski’nin Hitler’i taklidi ne denli başarılı olunsa da kısa bir süre sonra dışarıdan gelen baskılar sonucu engellenip yasaklanır. Hitler’le bu denli dalga geçirmesi fincancı katırlarını ürkütmüştür.

2.jpg

Sanatçı bu, sanatını, tiyatrosunu icra etmeden durabilir mi? Alternatif olarak sahneye William Shakespeare’in Hamlet oyunu konur. Hamlet rolünde ise oldukça kötü bir Shakespeare oyuncusu denilebilecek Frederick Bronski oynayacaktır. Her akşam tiyatroya gelen Polonya ordusunda teğmen olan Andre Sobinski (Tim Matheson) gösterileri kaçırmaz. Subay Anna Bronski hayranıdır. Aslında ciddi ciddi gönlünü ünlü oyuncuya kaptırmıştır. Kadına kur yapmak için elinden geleni yapar, mektup, haber veya çiçekler yollar. Hangi kadın kendisine bu kadar ısrar edebilen üniformalı birini reddedebilir? Sonra ona gizlice haber yollar. Kocası sahnede filme adını veren “to be or not to be” repliğini söylediği anda gösterideki izleyicilerin arasında salondan çıkıp kadının odasında kendisiyle buluşabilecektir.

Askerin izleyicilere rahatsızlık vermesi Bronski’nin dikkatini çeker. Aslında kendisi izleyicilerden daha fazla rahatsızlık duymuştur. Adamın davranışını kendisine ve sanatına yapılmış bir hakaret olarak yorumlar. Kadının kocasını bu kadar kolay şekilde boynuzlamasına gülmemizin istenmesi tuhafınıza gitmesin de ne etsin. Hem yahu bunun neresi komik? İnsanın eşini aldatmasının neresi komik ben anlayamadım? Ben mi tutucuyum, millet mi kendini aşmış, artık böyle şeyler mi olağanlaştı, diye sormadan edemedim.

Bence Bronskilerin imdadına tam da bu anlamda Polonya’nın Almanlarca işgal edilmesi yani savaşın patlak vermesi yetişir. Havacı pilot teğmen göreve gider, tiyatro kapanır, bizimkilerin evine Gestapo el koyar, kendileri sokağa atılır. Filmin gerisi de başından sonuna olduğu gibi öncekinin basit hatta yer yer oldukça ucuz bir tekrarından başka bir şey değildir. İlkini seyeredenlerin bu versiyorunu o kadar da eğlenceli bulmamaları anlaşılır bir şey. Kimselere haksızlık filan yapıldığına ben de inanmıyorum.

1983 yılı yapımı To Be or Not to Be – Olmak ya da Olmamak filmini Alan Johnson yönetmiş. Ernst Lubitsch‘in dahası Melchior Lengyel’in eserinden sinemaya uyarlanan filmin senaristleri Thomas Meehan ve Ronny Graham. Bazı oyuncular Estelle Reiner, Zale Kessler, Jack Riley, Lewis J. Stadlen, George Gaynes, George Wyner, José Ferrer, Charles Durning, vs.   

21.06.2019

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: