30.2 C
Hamburg
Donnerstag, August 13, 2020
Start Kultur Literatur Ali Şeker: YAZILAR DA İNSANLAR GİBİ GÖÇER Mİ?

Ali Şeker: YAZILAR DA İNSANLAR GİBİ GÖÇER Mİ?

Eğer, karanlıkları çözen bir bilinç gelişirse,
Bazen bir resim bile bir düşünceye dönüşebilir…

Ucu açık çok tartışma kaldıran bir konu başlığı, “ Yazılar da insanlar gibi göçer mi? Konu başlığından anlaşıldığı üzere, insan deneyimi yani canlı varlık olmadan, yazının binlerce yıl öncesinden günümüze gelmesinin, nesilden nesile aktarılmasının olanağı mümkün değildir. İnsanlığın evrimleşme devirleriyle paralel gelişen, insanın ihtiyaç yetmezliği ya da farklı tamamlayıcı icatlar olmadan yazı kavramının binlerce yıl yaşaması mümkün olabilir miydi, acaba? Çok seçenekli bir varlıkla, yazı kavramı yani bu iki canlı varlığı birbirlerinden bağımsız düşünmek olası mı? Yazı, bizim ülkemiz için insan neslinin ortalama ömrün yetmişli-seksenli yıllara tekabül eden bir ömür varsayımıyla, başka bir nesil ile birlikte kendini hep geleceğe taşıyan var eden bir uygarlık ve iletişim aracıdır. Her halükarda insanlığın var oluşundan bu yana, bir neslin bir başka nesle, bilgi aktarma, not alma- arşiv yoluyla kulak ve jestler yardımıyla dilin anlatımını mümkün kılan tek araçtır. Ve insanla birlikte yaşar, göçme işini şimdilik bir kenara koyalım. Yazının göçmesi ya da yok olması, ancak insanlığın aç gözlülüğü, savaş – yıkım, doğanın talanıyla, kendi sonunu hazırlamasıyla mümkün olur. Bugün itibariyle böyle bir öngörüde bulunmak, çok gerçekçi bir yaklaşım değildir. Yazılar da insanlar gibi göçer mi? İnsanlık ve yazı birbirinin zıddı olarak değil de, birbirini tamamlayan iki canlı varlık birlikteliğinin birer tamamlayıcılarıdır. Yazı, insanlık tarihi boyunca, ihtiyaçtan dolayı, birbirleriyle daha rahat iletişim kurma olanağını sağladı. İnsanlar, yazı sayesinde yeni icatlar bularak, günlük yaşamlarını daha da kolaylaştırmaya başladılar. Yine kimi tarihçilere göre, yazı tamamen ekonomik ihtiyaçların karşılanması endişesiyle, icadın daha da geliştirildiği düşüncesi ağır basar. Yazı, insan neslinin yaşama yeni adım atan, genç nesliyle değişerek dönüşerek yoluna insanlarla birlikte, çoklu ihtiyaçlara cevap olur. İnsan ve yazıdan biri olmadan diğerinin olması ihtimal dahilinde pek görülmüyor. Tabiidir ki, insanlar da göçer, insanoğlunun yeniden üreyen – üreten “ yaşam sürekliliğini” devir alan yeni nesli ile binlerce yıllık yazı birlikte yaşarlar. İnsanlığın evrimleşmesiyle birlikte, yazının doğuşu farklı uygarlıkların düşünme süreçleriyle kendini hep yenilemiştir ileriye doğru… Her kavram için harf yerine bir sembol belirlemiştir. Resmin ihtiyaçlara yetersiz kaldığı durumlarda şekil yazısını geliştirmişlerdir. Şekil yazısının yetersiz kaldığı durumda ise alfabe yazısı geliştirmiştir, kendi geniş ufkuyla. Yazının kalıcılaşmasına paralel olarak, sanat – edebiyat, yazılı – sözlü – görsel sanat, yaşambilim, mimari ve teknik alan da…

göc

Yazıyla birlikte yaşayan bir nesil göçmeden önce; sanat – edebiyat ve bilim insanları ya da kişiler kalıcı eserler ortaya koymuşlardır. Bu normal bir insanın yaşam süresine denk düşen bir zaman dilimidir. İnsanlar da, yazılan yazılar gibi kendi döneminde kalıcı izler bırakarak göçmüşlerdir. Yani kısaca bu şahsiyetlerin isimleri yazının icadıyla nesiller boyu hep yaşamaya devam etmiştir. Bu sürekli değişen evrende… Yazılar da biz insanlar gibi göçüyor olsaydı, şimdi ben bu dosya konusuna, konu başlığı olan bu değerlendirme ve zihinsel düşünme süreçlerini yazıyor olamazdım. Yazı serüvenin var oluşundan bu yana, her ihtiyaç bir başka ihtiyaca gereksinim duymuş, bu bazen bir resim, bazen bir işaret, bazen de bir ses olarak toplum ve uygarlıkların gelişimine paralel, bir ihtiyaca cevap olmuştur. Tarihçilerin net olmamakla birlikte, günümüzden en az 5500 sene önce topluluk ve uygarlıkların her yetmezlik karşısında yeni bir icatla geliştirdikleri yazı türü harf alfabesi, günümüzde nesilden nesile aktarılan en önemli icattır. İnsanlık tarihi var olduğu sürece, yazı etkinlikleri kendini hep yenileyerek yoluna devam etmiştir, insanoğlunun deneyimleriyle… Yazı olmasaydı, tarihten günümüze kadar gelen bütün genel bilgiler de olmazdı. Yani geleceği, gelecek kuşaklarla belirleme gibi bir zorunluluğu da var diyebiliriz, yazının. Öznesi, insanlık var oldukça yazı insanlarla birlikte gelişerek var olacaktır. Resim, sembol ve ağaç dallarına atılan çiziklerle kendini, M.Ö. 3200’lü yıllardan bu yana, bir canlı varlık olarak insanlık süreciyle birlikte bizimle yaşıyor. Temeli bilinmeyen zamanlardan günümüze atılmış, temel bir yapı taşıdır yazı. Sesten sese aksedilen gözle görülebilen ve bazen de elle dokunabildiğimiz işaretlerin şekillenmesidir. Yazı, insanların duygularını, düşüncelerini, söylemek istediklerini, konuşmadan farklı olarak aktarabilmesi için belirli semboller ve sembol sistemlerinden oluşan bir ifade şeklidir. İnsan olgusu ve yazı kavramını birbirinden bağımsızmış gibi, algılayıp yorumlamak mümkün değildir. Daha açık bir tabirle, “ yazı” insanlık için oldukça önemli bir icattır, hatta en önemli icatlarından biridir diyebiliriz. Çoğu ünlü düşünür ve tarihçi, bilim, teknik ve yaşambilim’in ilerlemesinde en etkili olan icatların yazı ve tekerlek olduğunu savunur. Yazının tek bir mucidi bulunmamaktadır. Yazı evrimleşmeyle birlikte insan topluluğunun ortak gelişimidir. Yazı, binlerce yıllık uzun bir yolculuğun sonucunda ortaya konmuş ve günümüzdeki şeklini almıştır. İnsanlar var oluş gereği bir yetmezlik karşısında, bilgi becerisi ve emeğiyle bir ihtiyaca karşılık, farklı bir icatla yaşama kapı aralamışlardır. Şöyle derinlemesine konu başlığına baktığımızda, binlerce çağrışım zihnimizde canlanıveriyor. Yazı, bazen mecazen bir cevap ya da bir resim, bazen de bir ses veya şekillerle zihnimizde bilinmeyen zamanlarda temeli atılmış, üç öğünlük zaruri bir ihtiyaç gibi bizimle beraber yaşıyor. Yazı, insanla birlikte var olduğuna göre, çok çeşitli farklı pencerelerden bu değerlendirme yazısına bakmakta fayda var. Her ne kadar yazıyla birlikte, bir fiil insanlık tarihi yaşıyorsa da, bir nesil biyolojik olarak da göçüyor. Ardılı olan bir başka nesil ise insanoğlunun bitmez tükenmez hırsına karşılık, yeni ihtiyaçlara cevap olmak adına, bilişim çağında yine yazıyla birlikte yaşıyor… Her gün yaşlısı genci cebindeki bir akıllı telefona onca bildirim yazını yazabiliyor kâğıt, kalem ya da mürekkebe gereksinim duymadan. Yani kısacası, yazı insan nesli var olduğu sürece, insan olgularıyla beraber göçmez. Yerkürenin gece ve gündüzünde hep beraber gözetlendiğimiz bu evrende… İnsan eliyle yazının ne kadar acımasız güce bir eriştiğinin, yalnızca çok korkutucu bir boyutuydu, şu an bu dünyada yaşanan açlık ve savaşlar. Toplumsal yaşamın en önemli gereklerinden biri de kuşkusuz yazıdır, iletişim sağlamanın başlıca araçlarından biridir. Dolayısıyla yazının göçmesi veya yok olması demek, bir cümle insanlığın topyekûn ölmesi anlamına çıkar. Bu da ayakları yere basan gerçekçi bir yaklaşım değildir. Yazı ve tekerlek yontma taş devrinden bu yana insanlığın, sosyal, siyasal, kültürel, anlamda geliştirdiği enstrümantal çoğulcu bir sestir. Her geçen gün gelişerek ve de dönüşerek bilim çağının da en ilkleri, olmazsa olmazları arasında bir kitle gereksinim aracı olarak yerini almıştır. Bu enler arasında yer alan ilk icatlar, yerini gelecek nesillere, onların öncüleri olacak kuşaklara da bir bilgi aktarma hafızasıdırlar. Duygu ve düşüncelerimizi, birbirimize konuşmaktan farklı olarak aktarabildiğimiz yegâne bir araçtır yazı. Ve dolayısıyla dildir… Konu başlığımız yazı ve insanlara ilişkin bir konu başlığı, dolayısıyla yazı kavramını biraz da olsa, tarihsel planına bakmamızda yarar var. Ki insanlarla birlikte gelişen ve seslerden oluşup, harflere dökülen bu canlı varlığı daha iyi anlamız için bizlere farklı verilerin ipuçlarını verecektir. Her ne kadar bir nesil göçüyorsa da, başka bir nesil yeni ihtiyaçlara cevap olmak için, bilişim çağında yazı ile birlikte yaşıyor. Yani şu an bile, yazı bizimle birlikte yaşıyor. İnsan biyolojik olarak göçüyorsa da…

Ali Şeker

- Advertisment -

Most Popular

Aydın’da sezonun ilk kuru inciri borsaya geldi

Türkiye'nin yanı sıra dünya genelinde de kuru incirin en önemli üretim merkezi konumundaki Aydın'da, sezonun ilk ürünü borsaya geldi. Aydın Ticaret Borsasında düzenlenen ilk ürün...

EU-Wettbewerbshüter genehmigen deutsche Beihilfen für Flughäfen und Schienengüterverkehr

Die Europäische Kommission hat zwei deutsche Beihilferegelungen genehmigt, mit denen Deutschland seine Flughäfen in der Coronakrise unterstützen und Innovationen im Schienengüterverkehr fördern will. „In...

Schneider Electric’ten „Dijital Otel Çözümleri“ eğitimi

Schneider Electric'in Learning Series kapsamında düzenlediği "Dijital Otel Çözümleri ve Otellerde EcoStruxure Mimarisi" online seminerinde EcoXpertlere ve son kullanıcılarına otel segment çözümleri hakkında eğitim verildi. Schneider Electric'ten yapılan...

Ayvalık’ta „Plastik Aşklar“ tiyatro oyunu sahnelendi

Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde "Plastik Aşklar" isimli tiyatro oyunu sahnelendi. Ayvalık Açıkhava Tiyatrosu'nda sergilenen oyunda tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, aynı zamanda yönetmen ve yapımcı Oya...
%d Bloggern gefällt das: