30.2 C
Hamburg
Donnerstag, August 13, 2020
Start Kultur Literatur Ali Şeker: SERZENİŞ

Ali Şeker: SERZENİŞ

İnsanca yaşamanın kıstası ne?
Çoğunluk psikolojisi mi, azınlık psikolojisi mi? Topyekûn bir halk olarak sürüleşmek mi?
Tek tornadan çıkmış kimlik ve inançlar mı? Veyahut egemen olmak mı? Bir kara parçasına, bilmem kaç yüz bin metre kare derinliğe, karasularına…
Sınırları önceden çizilmiş korunaklı duvarlar mı, coğrafyalar mı?
Dünyada egemen olan 193 ülke mi, Vatikan mı, üç yüz tane resmi dil mi? Yoksa adı bile tarih kitaplarında olmayan 3.600 dil ve 2.500 inanç mı? Yoksa birlikte yaşamanın kıstası, üç tane semavi din mi? Altı buçuk milyar insanın birlikte yaşama iradesi ne, ne olmalıdır? Koskocaman evrende insanlık âleminin birlikte, bir arada yaşama iradesi tek kimlik, tek inanç mı olmalıdır? Doğada her canlı bir diğer canlının yaşaması için, yaşam mücadelesi verir ve yaşamını ona göre idame eder. Bilişim çağında biz insanlar bunu yapabilir miyiz? Doğayı, ekolojik dengeyi korumak adına, yaşamın sürekliğini pekiştirmek adına, gelecek kuşaklara bu mirası ve onlarca uygarlığı bırakabilir miyiz? Dünyadaki yeraltı yerüstü zenginlik kaynaklarını halklarıyla paylaşmayan, bir üst akıl mı? Emperyal bir akıl mı? Birlikte yaşamanın iradesi ve kıstası ne olmalı?

serzenisTürkiye’de, ulus devlet olma anlayışı ve gereği olarak rotasına devam ediyor her şeyi tek-tipleştirip kendi içerisinde eriterek, kesintisiz… Kimliği farklı ama aynı inancı paylaştığı vatandaşlarının bile, kimlik ve statü hak talebini asimilasyon ve entegrasyon politikalarıyla görmezden gelip yıllara yaymıştır yok sayarak. Ve yaşadığımız bu ülkede, eğer kimliğin ve inancın bir başka aidiyeti ve ulusu temsil ediyorsa; sen bir bölücüsün, sen aykırı düşünen bir insansın falanca örgüttensin diyerek terörize etmek birincil görevi olmuş iktidarların… Yıllar içerisinde, yıllara yayılan kirli bir savaş, imha-inkâr, katliam – mahpusluk, faili belli cinayetler ve cezasızlık hukuku almış başını tam gaz… Artık askerler Kürdistan’da kara sahasına inmiş, nüfusu yüz binleri aşan ilçelere “ Sur’a, Cizre’ye, Silopi’ye, İdil’e, Nusaybin’e” kara harekâtı, topluma meşru gösterilerek operasyon yapması kaçınılmaz bir gerekçeymiş gibi sunulmuştur. Fırat’ın batısına basını, medyası, Anadolu Ajansıyla… İktidarlara göre, tam olan reel bir olguyu, bir elmayı, bir nesneyi, bir kara parçasını, bir düşünceyi her an ortadan ikiye bölebilirsin. Onun için muktedir olan bir bakış açısı, seni, sizi, kimliğinizi ve de iradenizi aşağılayabilir. Bilmem hangi kafatasçı partinin genel başkanı ve taifesi, beni, seni, sizi, bizi, Kürdü, Türkü, Ermeni’yi, Alevi’yi, Sünni’yi, Süryani’yi, Hıristiyan’ı yok sayabilir, kibrini farklı kimlikler ve de inançlar üzerine kusabilir beyzade. Pekiyi… Kimlik ve inanç boyutuyla çoğunluk, yanı muktedir akıl, ulus devlet paradigmasıyla, toplumun, halkların, inançların temel sorunlarını çözme iradesi gösteremiyorsa ki gösteremiyor o halde buradan aklıselim bir çıkış yolu bulabilir mi? İşte Ortadoğu, Suriye, Irak, Afganistan, Güney Afrika gerçekliği, Asya ülkelerinin gerçekliği oralarda da tek kimlik, tek inanç dayatma ve diktası… Ve ikinci dünya savaşı yıkıntıları üzerine inşa edilen ulus devletlerin bazı Avrupa ülkelerindeki çöküşü… Peki, çözüm ne olmalı? Yaşadığı ülke ve coğrafyalarda hak talebi olan kimliklerin, inançların yaşadığı ülke iktidarları tarafından yok sayıldığı bir yüzyıl gerçekliği. Çoğunluk mekanizması “demokrasi” egemenler tarafından bir hak talebi olarak isteniyorsa; kendi anayasalarında açık ve seçik anlaşılır bir dille kimlik ve inançların „eşitlik – özgürlük“ taleplerini kendi anayasalarında güvenceye kavuşturmaları gerekiyor. Yaşadığımız coğrafyalarda farklı kimlik, farklı inançlarla birlikte, bir arada yaşamasını başarabiliriz diye düşünüyorum…

..

Türkiye’de, Kürt sorununun çözümsüzlüğü her alanda kendisini hissettiriyor capcanlı Türkiye’deki toplumun her eylemini, her davranışını, insani ve vicdani olan her hareketi hukuksuzluk prangalarıyla adeta sımsıkı güvenlik konseptiyle zincirlemiş, nefes alamıyoruz toplum olarak. Bir yanda da üniversitelerin, bilim yuvalarının sadece öğrenci mezun eden kurumlara dönüşmesi, iş sahası alanını daraltıp, her bir bireyin başına “elleri silahlı” insanlarla donatan, güvenliği bir “Türk – Suni – İslam” sektörü haline getiren bir devlet aklıyla karşı karşıyayız. Eğer bu daire içerisinde, bu düzlemden bir çıkış yolunu bulamazsak, hepimizin bu karanlık labirentte kaybolması olasıdır…

ALİ ŞEKER

 

 

- Advertisment -

Most Popular

Aydın’da sezonun ilk kuru inciri borsaya geldi

Türkiye'nin yanı sıra dünya genelinde de kuru incirin en önemli üretim merkezi konumundaki Aydın'da, sezonun ilk ürünü borsaya geldi. Aydın Ticaret Borsasında düzenlenen ilk ürün...

EU-Wettbewerbshüter genehmigen deutsche Beihilfen für Flughäfen und Schienengüterverkehr

Die Europäische Kommission hat zwei deutsche Beihilferegelungen genehmigt, mit denen Deutschland seine Flughäfen in der Coronakrise unterstützen und Innovationen im Schienengüterverkehr fördern will. „In...

Schneider Electric’ten „Dijital Otel Çözümleri“ eğitimi

Schneider Electric'in Learning Series kapsamında düzenlediği "Dijital Otel Çözümleri ve Otellerde EcoStruxure Mimarisi" online seminerinde EcoXpertlere ve son kullanıcılarına otel segment çözümleri hakkında eğitim verildi. Schneider Electric'ten yapılan...

Ayvalık’ta „Plastik Aşklar“ tiyatro oyunu sahnelendi

Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde "Plastik Aşklar" isimli tiyatro oyunu sahnelendi. Ayvalık Açıkhava Tiyatrosu'nda sergilenen oyunda tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu, aynı zamanda yönetmen ve yapımcı Oya...
%d Bloggern gefällt das: