ALMANYALILAR

75. Yılında Auschwitz

2

ALMANYALILAR – Günlerdir Alman basınında Auschwitz kampının Sovyet Kızıl Ordusu tarafından faşistlerden kurtarılmasının yıldönümü olayı işleniyor. Tabii Sovyet vurgusundan çok kampta yaşanan insanlık dışı uygulamalar ve faşizmin haklı olarak lanetlenmesi bu kutlamalarda ve anma etkinliklerinde daha bir ön planda. Ama nedir bu olayın aslı gelin birlikte bakalım: Bilindiği üzere1940 yılında ilk kurulan kamp sayılan Auschwitz I´de yaklaşık 70.000 Polonyalı entelektüel ve Sovyet savaş esiri hayatını kaybetti, burada ayrıca tüm kampların yönetim merkezi bulunuyordu. 1941 sonlarında toplama kampı Auschwitz I´de ilk denemeleri yapılan Zyklon B adı verilen zehirli gazla 1942 yazında gaz odasında ölümler başlatıldı. Önce Sovyet esirler ve çalışamayan tutuklular öldürüldüler. Kısa süre sonra da anne ve çocuklar ve diğer çalışamayacak kişiler kampa getirildiklerinde hemen ayıklanarak gaz odalarına gönderilmeye başlandı. Auschwitz II adlı ikinci kamp Auschwitz-Birkenau çalışma ve tam anlamıyla imha kampı olarak düzenlenmişti. Burada 6 gaz odası ile 4 ölü yakma tesisi vardı. Bu kampta yüzbinlerce tutuklu, akla hayale gelemeyecek kadar zor koşullar altında çalışmaya zorlanmış, işkenceye tabii tutulmuş, bilerek soğukta bırakılmış, açlığa terkedilmiş, hastalıkları tedavi edilmediği gibi tıbbi deneylerde kullanılmış ve sonunda da gaz odasında öldürülmüşlerdi. Kurbanlar kampa genellikle, hayvan taşımakta kullanılan vagonlardan oluşan trenlerle getiriliyor, Auschwitz Garı’na gelince doğrudan kampa götürülüyorlardı. 1944 yılında peronlar kampın içine kadar uzatılır. Bazen tamamı doğrudan gaz odalarına gönderiliyor, bazen de hasta, zayıf, yaşlı ve çalışamayacak durumda olanların ayıklanması süreci yaşanıyordu.

Auschwitz-Birkenau’da altı binada gaz odası vardı. Ancak bunların hepsini aynı anda kullanmak mümkün olmamıştı. 1943 yılının ilk yarısında, gaz odalarının alt kısmında dört yakma kısmı devreye sokuldu. İnşaatta dört ayrı firma çalışmış, yakma fırınları J. A. Topf und Söhne firması tarafından imal edilmiş, montajı yapılmış, tamir ve bakımı üstlenilmişti. Bunlara ek olarak yine Auschwitz III Monowitz diye bir başka toplama kampı daha vardı. Giriş kapısının üstünde “çalışmak özgürleştirir” yazan Auschwitz toplama kampı 14 Haziran 1940’ta açıldı. Açık kaldığı yıllar boyunca Nazi vahşetinin ve Yahudi soykırımının sembolü oldu. Alman işgali altındaki Avrupa’nın her yerinden toplanan, Yahudiler başta olmak üzere Çingeneler, Polonyalılar, Yugoslavlar, eşcinseller, çeşitli etnik, dini ve ulusal gruplara ait insanlar, Sovyet savaş esirleri, komünistler, sosyal demokratlar yük vagonlarında günlerce aç, susuz süren bir yolculuktan sonra Auschwitz ve hemen yakınındaki Birkenau ve Monowitz kamplarına getirildiler.

1

17 Ocak ve 23 Ocak 1945 arasında 60.000 kişi kamptan çıkartılarak batıya doğru tehcire zorlandılar. Bu yürüyüşe katılamayan güçsüz ya da hasta 7.500 tutuklu kamplarda ya da çevresinde kaldı. 300’den fazlası vurularak öldürüldü. Kızıl Ordu’nun hızlı ilerlemesi planlanmış bir imha hareketini önledi. 27 Ocak 1945’te General Pawel Kurotschkin komutasındaki Sovyet 60. Ordusu Ukrayna Cephesi Birlikleri öğleden önce Auschwitz III Monowitz kampına geldiler. Orada bırakılmış yaklaşık 600 ila 850 tutukludan 200’ü tıbbi yardıma rağmen takip eden günlerde güçsüzlükten hayatlarını kaybettiler. Birlikler, 27 Ocak öğleden sonra ana kamp Auschwitz I ve Auschwitz-Birkenau kamplarına girdiler. Birkenau’da 4.000’i kadın olmak üzere 5.800 güçsüz ve hasta tutuklu geride bırakılmıştı. Dezenfekte edilen barakalarda, enfeksiyonlu, kötü beslenmiş ve travmalı tutuklulara bakım yapıldı. Birkaç gün sonra dünya kamuoyu bu hunharca eylem konusunda bilgilendirildi. Kamplarda, SS’in geride bıraktığı bir milyondan fazla giysi, yaklaşık 45.000 çift ayakkabı ve 7 ton insan saçı bulundu.

Önceki gün Polonya’da Naziler tarafından yaklaşık bir milyon Yahudi’nin öldürüldüğü Auschwitz toplama kampının dönemin Sovyetler Birliği’ne bağlı Kızıl Ordu tarafından kurtarılmasının 75. yıldönümünde uluslararası katılımlı bir anma töreni düzenlendi. Törene kamptan sağ kurtulan ve bugün hâlâ hayatta olan 200 kişinin yanı sıra 60 ülkenin ve uluslararası organizasyonların temsilcileri katıldı. Törende ev sahibi olarak ilk konuşmayı yapan Polonya Başkanı Andrej Duda tarihin tekrarlanmaması için yaşanan dehşetin akıllarda tutulması gerektiğini belirterek Auschwitz’de yaşananlarla ilgili gerçekleri korumanın ve geçmişi anmanın, bu mekânda biten insanlıkla ilgili mesajların ve uyarıların geleceğe taşınmasının ortak sorumluluk olduğunu ifade etti. Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier de antisemitizme karşı kararlı bir şekilde mücadele edilmesini isteyerek Auschwitz’den sadece geçmiş olarak bahsedilmemesi gerektiğini, buna bir sorumluluk olarak bakılması gerektiğini söyledi. Kudüs’te de 50’ye yakın devlet ve hükümet başkanı, soykırım kurbanları ile onların yakınları Auschwitz toplam kampının kurtarılmasının 75’inci yıldönümü vesilesiyle düzenlenen törende bir araya geldi.

27 Ocak 1945’de öğleden sonra kampı ele geçiren birliğin başında Anatoly Shapiro vardı. Auschwitz’in kapılarını açan Kızıl Ordu komutanı olarak bilinen Anatoly Shapiro Ukraynalı bir Yahudi ve tabur komutanıydı. Binbaşı Shapiro ölmeden kısa bir süre önce 2005 yılında kampa girişlerini New York Daily News gazetesine şöyle anlatmıştı: “Korkunç görünüyorlardı. Sadece kemik, sadece iskelet. Onlara Rus Ordusu’nun onları özgürlüğüne kavuşturduğunu söylediğimizde, tepki dahi vermediler çünkü kafalarını çevirip konuşacak durumda dahi değillerdi. Ayakkabıları ya da botları yoktu. Ayakları eski kumaşlara sarılmıştı. Ocak ayıydı ve kar eriyordu. Nasıl hayatta kaldıklarını hayal dahi edemiyorum. Yaklaştığım ilk barakaların üzerinde kadınlar için olduğu yazıyordu. İçeri girdik ve korkunç bir manzara ile karşılaştık. Çıplak ölü kadınlar girişte yerde yatıyordu. Giysileri hala hayatta olanlar tarafından çıkarılmıştı. Etrafta kan ve insan dışkısı vardı. Öyle bir koku vardı ki, orada beş dakika bile durmanız mümkün değildi. Askerlerim dayanamadı ve bana gitmemiz için yalvardılar. Ama tamamlamamız gereken bir görev vardı.

KZ Auschwitz, Einfahrt

Son barakada, sadece iki çocuk hayattaydı ve bağırmaya başladılar: ‘Biz Yahudi değiliz, biz Yahudi değiliz.’ Alınıp gaz odalarına götürüleceklerinden korkuyorlardı. Sağlık görevlilerimiz onları yıkamak ve beslemek için barakalardan çıkardı. Hemen mutfakları açtık ve hafif yiyecekler pişirmeye başladık. Ama yemeği yiyen bazı insanlar öldü çünkü mideleri normal şekilde çalışamıyordu. Hepimiz çok öfkeliydik – Almanlara duyulan öfke muazzamdı ve askerler hepsini öldürmek istiyordu. Ama Almanların tamamının faşist olmadığını ve Nazilerin işlediği korkunç (suçlardan) hepsinin sorumlu olmadığını anlatmamız gerekiyordu. 18 Ocak’ta Almanlar bulabildikleri herkesi toplamış – istihbarat birimlerimiz 10 bin kişi olduğunu tahmin ediyor – ve aç, çıplak bir şekilde başka bir kampa yürütmüşler. Hiçbiri kurtulamamış, hepsi yolda ölmüş. O fırınları ve ölüm makinelerini gördüm. Rüzgârda savrulan külleri gördüm. Eğer bir sonraki nesil için bir mesaj vereceksem, benim neslime olanların tekrarlanmasına izin vermemeleri.”

Yalnızca Auschwitz’te gaz odalarında ya da açlık, hastalık ve aşırı çalışma nedeniyle 1,5 milyon kişinin öldüğü düşünülüyor. 1939-1945 yılları arasında süren, tarihin en büyük ve kanlı savaşında siviller dahil yaklaşık 70 milyon insan hayatını kaybetti. Sovyetler Birliği ise 27 milyon olduğu tahmin edilen can kaybı ile savaşın acı yüzünü en ağır hisseden taraf oldu. İkinci Dünya Savaşı’nın en şiddetli çarpışmaları Sovyet ve Nazi ordularının karşı karşıya geldiği Doğu Cephesi’nde yaşandı. 1941-1943 arasında büyük yenilgiler, geri çekilmeler oldu, Temmuz 1942-Şubat 1943 arasındaki Stalingrad muharebelerinin kazanılmasıyla yenilgiler silsilesi durdurulduğu gibi, 1943 Temmuzundan itibaren 16 ay içinde, Kızıl Ordu sürekli Batı’ya ilerleyerek Nazi ordularını sürekli geri püskürttü. Kızıl Ordu Baltık Denizi’nden, Vorşova ve Budapeşte hattıyla, Yugoslavya’daki Drava nehrine çizilen 1000 milden geniş bir yaydan başlayarak sürekli Batı’ya ilerleyerek Almanya’ya geldi ve 21 Nisan 1945’te Berlin’e girdi. Kızıl Ordu, 9 Mayıs 1945 tarihinde Nazi Almanyasını mutlak yenilgiye uğratarak, Avrupa ve dünyayı Nazizm tehlikesinden kurtardı.

Kaynaklar: Wikipedia, Ajanslar, Alınteri, YouTube

28.01.2019

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaptanın Seyir Defteri:

Hamburg’da Yeni Medya: Almanyalılar

Herkese Merhabalar,

tam bir aydır bu sayfalarda günde altı paylaşımla sizlerle birlikteyiz. Ee üç dört günde bir sayfalarında bir şeyler paylaşarak gazetecilik yaptığını iddia edenlerin olduğu bir diyarda bu da bir çaba. Bilen var, bilmeyen var, tanıyan, tanımayan var. Nereden çıktı, neden, hangi ihtiyaçlar yüzünden böyle bir işe giriştik ve benzeri nice soruların yanıtını arada bir ihtiyaç duyuldukça veya ayda bir defa olmak üzere bendenizden duyacak, işitecek dahası okuyacaksınız. Hamburg’da gazeteci mi yok bir de sen çıktın diyenlere yanıtımız var ama… Yanıtını sizler daha iyi biliyorsunuz. Onca insanın emeğini görmezden gelmek nankörlük olur. Ama biz kaliteli habercilik, gazeteciliğin ana ilkeleri konusunda takıntılıyız. Demek ki beğenmemişiz, bize yetmemiş, boşluk ve ihtiyaç hissetmişiz ki bu zor yola çıkmayı daha uygun bulmuşuz. Başka bir izahı da olamaz zaten.

Delinin biri kuyuya bir taş atar, herkes oraya bakar misali çıktık yola. Ciwan, Zine, Aliye, Habip, Ali, Uluer ve bir de bendeniz her geçen gün büyüyerek şimdilik böyle yol alıyoruz. Hamburglular henüz tanımıyorlar bizleri. Zamanla bizleri okudukça, anladıkça yanımızda yakınımızda olacaklarına inancımız tam. Kâbemiz haber bizim, bu mantıkla yola çıktık. Okuru bilgilendirmek, olaylardan, gelişmelerden haberdar etmek, elde edilen bilgileri aktarmak, paylaşmak. Bunu herkes farklı bir amaç ve niyetle yapar. Kimi iktidara takmıştır kafayı, kimi illâ da bir yerlere veya birilerine yaranmayı hedefler. Dedikodu, kıskançlık, dar çıkarlar bize uzak ve yabancılar. Orada öylece kalabilirler.

Hamburg’da gazetecilik öğrenmek isteyen bu mesleğe meraklı olan, ilgilenen samimi liseli gençler almanyalilar@gmx.de adresinden Aliye Hanım’a resmi başvurularını gönderebilirler. İçlerinden seçilecek olanlarla bizzat ilgileneceğimin sözünü buradan ebeveynlere ve velilere veriyorum. Genç, dinamik ve yazmaya, habere, yeni türden gazeteciliğe kafayı takmışlarla yola devam etmeyi planlıyoruz. Almanyalılar’la Hamburg’un da, göçmen medyasının da, yerel medyanın da daha bir zenginleşeceğine inanıyoruz. Zira dünyaya, habere, olaylara, olgulara, insana bakışımız farklı. Biz kendimizi hem demokrat, hem çoğulcu, hem de özgürlükçü olarak niteliyoruz. Oysa medya kuruluşları kâr yapmak, kazanmak için vardırlar. Aman ha kimsenin ayağına basmayayım, herkesle iyi geçineyim ana dertleridirler. Ya da katı propaganda sayfaları olmayı bir türlü aşamazlar. Biz öyle bakmıyoruz, haber değeri olan her şey bizim için haberdir. Politik kanat kaygımızın olmadığının da altını çizelim bu arada.

Henüz çok yeniyiz, birçok eksiğimiz söz konusu. Ama bu meslekten geliyoruz, hem kendimize hem de okura olan inancımız tam. Özgüven, birikim, kararlılık, uzun soluklu olmak, çalışkan ve yaratıcı olmayı da eklemeliyiz, tüm bunlar ve dahası donandığımız doğal giysilerimiz. Adımızdan da anlaşılacağı gibi Almanyalılar hedef kitlemiz. Bundan sadece Almancıları anlamak saçma, Almanya üzerinde yaşayan her insanı kastediyoruz biz. Göçmenleri, yerlileri, komşuları, bizlerle dayanışma içerisinde olan, ilgilenen yakınlık gösteren herkesi. Hem dünya köy oldu ya siz daha orada mısınız? Almanyalılar’ı şimdiye kadar bu kısa süre içerisinde dünyanın 154 ülkesinden okudular daha da okuyorlar.

Yazar, çizer ve sanatçı dostlara da yola çıkarken çağrı yaptık. Duyan duydu, ilgilenen ilgileniyor. Zamanla daha geniş çevrelerin de duyacağı belli. “Seyir Defteri” köşesinde bana katlanacaksınız, ayrıca Almanyalılar’ın mutfağında neler olup bitiyor, neler pişiyor bunları da bizzat bendenizden okuyacaksınız. Bu vesileyle bu ilk yazımda siz sevgili okurlarımızı sevgiyle selamlıyor, bizi izlemeye devam etmenizi tavsiye ediyorum.

Süleyman Deveci

12.02.2019

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden /  Ändern )

Google Foto

Du kommentierst mit Deinem Google-Konto. Abmelden /  Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden /  Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden /  Ändern )

Verbinde mit %s

%d Bloggern gefällt das: