16.1 C
Hamburg
Montag, Juni 21, 2021
StartHomeInto the White - Beyazlar İçinde

Into the White – Beyazlar İçinde

Havacı pilotların askerlerin en şerefsizleri ve alçakları olduğunu bir başka filmde anlatmıştım. Bilmedikleri, tanımadıkları binlerce insanın üzerine bombalar fırlatmak nasıl bir askeri mantıkdır ve haklı görülebilir bilmiyorum. Film Nazileri insan gibi göstermiş diye yakınanlar olmuş. Bence asıl yakınılması gereken havacı pilotları insan gibi göstermeleri. Filme konu olan bir vaka gerçekten de yaşanmış. Havacı pilotlar cenazelerinde imamın bile olmaması gereken türden insanlar olarak ortak hafızamıza geçmişlerken gelelim filme.

Norveç hava sahasındayız. Ne işi var Alman ve İngiliz uçaklarının oralarda? Sormak, eleştirmek, deştikçe deşmek günümüz insanına abes gelen tavırlar. Hazırlopçu bunlar, yapılsın, pişirilsin önümüze getirilsin bizler de izleyip hazmedelim. Büyük bir ihtimalle hammadde gereksinimi. Savaş ne ile yürütülür, silahlar ile, silahlar neden yapılır? Cephe gerisi eksik, lojistik desteği olmayan bir savaşın akibeti nedir? Herkes az çok bilir.

İngilizler Almanlara, Almanlar İngilizlere ateş açarlar. 27 Nisan 1940 Norveç‘in Grotli köyü civarında karla kaplı tepelerinde film başlar. Zamanın modern avcı uçakları havada birbirlerine ateş etmektedirler. Önce yerde bir Alman uçağını görürüz. Dört kişilik mürettabattan biri ölmüş, biri kolundan vurulmuş, diğer ikisi sapa sağlam düşen bir uçaktan kurtulmuşlardır. Dirseğinden vurulan askeri tedavi eden arkadaşı onu daha öncede vurulmuştun, ölmeyeceksin gibi laflarla teskin ederken, diğeri çevreyi kolaçan edip hangi istikamette yol alacaklarını saptamaktadır. Yaralı asker komutanını işaret edip neden çatışmaya girdiğini, geri dönmesi gerekliliğine uymadığını sorsa da yanındaki bunu düşünmenin yararı olmadığını, unutmasını tavsiye eder. Ortadan birden bire kaybolan Teğmen Horst Schopis (Florian Lukas) aniden bir çukura düşmüştür. İkili çekip onu düştüğü çukurdan kurtarırlar.

Yola koyulmaya hazırlanırlarken Çavuş Wolfgang Strunk (Stig Henrik Hoff), Onbaşı Josef Schwartz‘a (David Kross) yanından ayırt etmediği, altı saat beklemeden sonra Hitler‘in bizzat imzaladığı kitabını verir. Yanlarına gelen Schopis ellerinde ne olup olmadığını sorar. Yiyecek içecek ne varsa yanlarına alıp istikamet kıyıya doğru yürümek ve ordularını bulup yeniden savaşa katılmaktır. Bir süre ilerledikten sonra tipiye yakalanırlar. Bir barınak kazıp geceyi orada geçirirler. Ertesi sabah da erzakların bulunduğu yiyecek çantasını yitirirler.

Şarlo‘nun Altına Hücum filmindeki gibi dağ başında ıssız bir kulübeye denk gelirler. Kısa bir süre sonra çatıştıkları ve düşürdükleri İngiliz uçaklarından bir tanesinden iki asker damlar. Onlar da ölmeyip hayatta kalmışlardır. Yüzbaşı Charles P. Davenport (Lachlan Nieboer) ve havacı er Robert Smith (Rupert Grint). Garip ilişkilere sahne oluruz. Önce Almanlar İngilizleri esir alırlar, sonra da İngilizler Almanları. Açlık ve soğuk, yaralı Schwartz, subayların az çok birbirlerine benzer aristokrat kafa yapıları yani kısaca koşullar hayatta kalanları birbirlerine yakınlaştır. Düşmanlıkları zamanla zayıflar, vatanlarına ihanet anlamına gelecek gizli dostlukları oluşmaya başlar. Filmi beğenmeyenler olsa bile bence savaşın anlamsızlığını, çarpışanların insanlar olduğunu anlatması ve bunu az çok yansıtması bakımından olumlanmalı diye düşünüyorum.

2012 yılı yapımı Into the White – Beyazlar İçinde filmini Petter Næss yönetmiş. Senaryo yazarları Ole Meldgaard, Dave Mango ve yine yönetmen Petter Næss. Oyuncuların bazıları Kim Haugen, Knut Joner, Morten Faldaas, Sondre Krogtoft Larsen.

24.04.2019

Anzeigen

-Advertisment -spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img
spot_img

Most Popular